zaman tüneli
bir insana yapılabilecek en büyük kötülük
bir insana yapılabilecek en büyük kötülük, ona doğrudan zarar vermekten çok, iç dengesini bozmaktır. çünkü böylesi bir yara bazen görünmez ama en kalıcı olanı da odur. birinin ayarlarıyla oynamak, onun gerçeklik algısını eğip bükmek, kendine duyduğu güveni yavaş yavaş aşındırmak vs… işte asıl tahribat burada başlar. insan, dışarıdan gelen darbeleri bir şekilde karşılar ama kendi zihninden şüphe etmeye başladığında tutunacak yeri kalmaz.
böyle bir müdahale, bir kırılma yaratır. o kırılma zamanla kabuk bağlar gibi olur, kişi kendini toparladığını sanır. gülmeye başlar, hayatına devam eder, belki geçti der hatta. ama o eski bütünlük geri gelmez. içeride bir yerde, hep küçük bir arıza kalır. bir cümlede, bir bakışta, bir sessizlikte tetiklenen bir şey… adını koyamaz belki ama hisseder.
en zor olanı da budur zaten.. dışarıdan bakıldığında her şey yolunda görünür. oysa içeride, bir zamanlar hiç sorgulanmadan çalışan bir sistem artık temkinlidir, kuşkuludur, yorgundur. insan kendine bile tam güvenemez hale gelir. acaba ben mi abartıyorum diye düşünür, yoksa gerçekten bir şeyler yanlış mı falan.. işte bu ikilik, en derin yorgunluğu yaratır.
ve evet, sonra sonra insan iyileşir. hayat devam eder, yeni anlamlar kurulur. ama o ilk haline dönmez. dönemez. çünkü bir kez sarsılan zemin, aynı sağlamlık hissini vermez artık. bu bir eksiklikten çok, bir izdir belki. ama ne olursa olsun, o iz oradadır. silinmez.. sadece onunla yaşamayı öğrenirsin.
böyle bir müdahale, bir kırılma yaratır. o kırılma zamanla kabuk bağlar gibi olur, kişi kendini toparladığını sanır. gülmeye başlar, hayatına devam eder, belki geçti der hatta. ama o eski bütünlük geri gelmez. içeride bir yerde, hep küçük bir arıza kalır. bir cümlede, bir bakışta, bir sessizlikte tetiklenen bir şey… adını koyamaz belki ama hisseder.
en zor olanı da budur zaten.. dışarıdan bakıldığında her şey yolunda görünür. oysa içeride, bir zamanlar hiç sorgulanmadan çalışan bir sistem artık temkinlidir, kuşkuludur, yorgundur. insan kendine bile tam güvenemez hale gelir. acaba ben mi abartıyorum diye düşünür, yoksa gerçekten bir şeyler yanlış mı falan.. işte bu ikilik, en derin yorgunluğu yaratır.
ve evet, sonra sonra insan iyileşir. hayat devam eder, yeni anlamlar kurulur. ama o ilk haline dönmez. dönemez. çünkü bir kez sarsılan zemin, aynı sağlamlık hissini vermez artık. bu bir eksiklikten çok, bir izdir belki. ama ne olursa olsun, o iz oradadır. silinmez.. sadece onunla yaşamayı öğrenirsin.
devamını gör...
sözlükteki varlığınızı birkaç kelime ile tanımlayın
sözlüğe en çok katkıda bulunan yazarlardan biriyim. (objektif)
devamını gör...
kendin hakkında bir entry bırak
maalesef bende ertelemek diye bir şey yok. bu huyumdan nefret ediyorum. bir şeyleri son güne kadar erteleyebilen insanlara da çok özeniyorum.
eğer bir işim varsa ve onu yapmadıysam, o iş hallolana kadar devamlı iki seçenek arasında kalıyorum.
yemek ye ya da o işi hallet.
kahve iç ya da o işi hallet.
uyu ya da o işi hallet.
nefes al ya da o işi hal...
ben olmak çok zor demiş miydim?
eğer bir işim varsa ve onu yapmadıysam, o iş hallolana kadar devamlı iki seçenek arasında kalıyorum.
yemek ye ya da o işi hallet.
kahve iç ya da o işi hallet.
uyu ya da o işi hallet.
nefes al ya da o işi hal...
ben olmak çok zor demiş miydim?
devamını gör...
26 nisan 2026 galatasaray fenerbahçe maçı
heyecanlı ve endişe verici maç
devamını gör...
ocak başından ırak
(bkz: evlerden ırak)
devamını gör...
sözlükteki varlığınızı birkaç kelime ile tanımlayın
herkes bana hayran
devamını gör...
yaş aldıkça anlamsızlaşan şeyler
laf anlatmak
devamını gör...
insanı mutlu eden ucuz şeyler
reels
devamını gör...
yaradılış teorisi
kutsal kitapların merkezinde yer alan düşüncedir. doğadaki tüm canlıların bir gelişme ve evrimleşme sonucu olduğuna savunan evrim teorisine karşın her şeyin bir anda "ol" lafı ile gerçekleştiğini savunur. zırvadır
devamını gör...
insanı mutlu eden ucuz şeyler
gülümsemek, selamlaşma..
devamını gör...
kişinin büyüdüğünü fark ettiği anlar
uyuyakaldığında üstünü örtecek birinin olmaması.
zalımsın yalnızlık, yaşasın anneler.
zalımsın yalnızlık, yaşasın anneler.
devamını gör...
geceye bir şarkı bırak
devamını gör...
sözlükteki varlığınızı birkaç kelime ile tanımlayın
şutlanınca bana gelin ve "beni gerçekten seven sensin, ben aptal değilim" deyin.
ben aptalım. swh.
edit: hep bana demiyorum yav, paylaşıyorum ama...
ben aptalım. swh.
edit: hep bana demiyorum yav, paylaşıyorum ama...
devamını gör...
birini çok sevmek
her şeyin çoğu bünyeye zarar.
devamını gör...
sözlükteki varlığınızı birkaç kelime ile tanımlayın
kendi halindeyim.
devamını gör...
yaş aldıkça anlamsızlaşan şeyler
zaman geçtikçe bazı şeylerin içi yavaş yavaş boşalıyor. eskiden uğruna heyecan duyduğum, beni diri tutan ne varsa, şimdi uzaktan baktığımda biraz fazla gürültülü, biraz fazla aceleci geliyor. değişim mesela… bir zamanlar benim için neredeyse bir yaşam biçimiydi. aynı yerde uzun süre kalmak içimi daraltırdı. kök salmak değil, sürekli yer değiştirmek, yeniden başlamak bana daha anlamlı gelirdi. her yeni şehirde, her yeni başlangıçta kendimi yeniden kurabileceğime inanırdım. bu fikre aşıktım.
ama insan zamanla fark ediyor ki sürekli değişmek de bir tür kaçışmış. kendinden, yüzleşmekten, derinleşmekten kaçış. şimdi geriye dönüp bakınca, o hareketliliğin içinde eksik kalan bir şey olduğunu görüyorum. hep yüzeyde kalmışım sanki. şimdi ise ilk defa yerimde durmanın, aynı toprakta kalmanın, yavaş yavaş olgunlaşmanın ne demek olduğunu merak ediyorum. belki de asıl cesaret, gitmekte değil kalmaktadır.
artık yeni insanlar tanıma hevesim eskisi gibi değil. yeni dostluklar kurmak, yeni mücadelelere girmek, kendimi yeniden anlatmak… bunlar yorucu geliyor. eskiden heyecan veren şeyler şimdi biraz gereksiz bir çaba gibi. hırslarım törpülendi. kazanmak, ispat etmek, öne çıkmak… bunların hiçbiri eskisi kadar önemli değil artık. daha sakin, daha derin, daha kendi halinde bir hayat istiyorum.
yine de değişime tamamen sırtımı dönmüş değilim. sadece yönü değişti. kendim için değil belki ama çocuklarım için hala istiyorum o hareketi, o keşfi, o yenilenmeyi. onlar denesin, düşsün, kalksın, başka hayatlara dokunsun. benim bir zamanlar aradığım şeyi onlar bulsun belki. ben ise burada kalıp kök salayım, onların döneceği bir yer olayım.
ama insan zamanla fark ediyor ki sürekli değişmek de bir tür kaçışmış. kendinden, yüzleşmekten, derinleşmekten kaçış. şimdi geriye dönüp bakınca, o hareketliliğin içinde eksik kalan bir şey olduğunu görüyorum. hep yüzeyde kalmışım sanki. şimdi ise ilk defa yerimde durmanın, aynı toprakta kalmanın, yavaş yavaş olgunlaşmanın ne demek olduğunu merak ediyorum. belki de asıl cesaret, gitmekte değil kalmaktadır.
artık yeni insanlar tanıma hevesim eskisi gibi değil. yeni dostluklar kurmak, yeni mücadelelere girmek, kendimi yeniden anlatmak… bunlar yorucu geliyor. eskiden heyecan veren şeyler şimdi biraz gereksiz bir çaba gibi. hırslarım törpülendi. kazanmak, ispat etmek, öne çıkmak… bunların hiçbiri eskisi kadar önemli değil artık. daha sakin, daha derin, daha kendi halinde bir hayat istiyorum.
yine de değişime tamamen sırtımı dönmüş değilim. sadece yönü değişti. kendim için değil belki ama çocuklarım için hala istiyorum o hareketi, o keşfi, o yenilenmeyi. onlar denesin, düşsün, kalksın, başka hayatlara dokunsun. benim bir zamanlar aradığım şeyi onlar bulsun belki. ben ise burada kalıp kök salayım, onların döneceği bir yer olayım.
devamını gör...
yazarların sahip olduğu prensipler
prensip olarak lüzumsuz insanlarla muhattap olmam.
devamını gör...


