zaman tüneli
eppur si muove (yazar)
doğumgününüz kutlu olsun efenim. nice nice yaşlara.
devamını gör...
yazarların sahip olduğu prensipler
'diş ipi' ile temizlenmeden yatmam. ı-ıhh
devamını gör...
sevgilisi ağlıyor diye 300 km yapan adam
yazıda mantık hataları gördüğümde içeriğin anlattığı duyguya giremiyorum malesef. şimdi bu sevgili eş şehir içinde mi çalışıyor şehir dışında mı? zira 300 km mesafe, otomobil kullanımı bağlamında genellikle şehir içi değil, uzun yol veya şehirler arası yol olarak kabul edilir. bu mesafe uzaklıktayken bir saat içinde eğer ışınlanma icat edilmesiyse kapıyı çalması pek mümkün görünmüyor. çünkü 300 kilometre, ortalama hıza bağlı olarak 2,5 ila 5 saat arasında sürer.
bilemiyorum altan, belki insan sevince yaşadıklarını abartma meylinde oluyordur. ama bu adam bana inandırıcı gelmiyor.
bilemiyorum altan, belki insan sevince yaşadıklarını abartma meylinde oluyordur. ama bu adam bana inandırıcı gelmiyor.
devamını gör...
26 nisan 2026 galatasaray fenerbahçe maçı
tribünden tanıdığım ne kadar yamyam varsa alanda karşılaştım. fenasal bir deplasman tribünüyle geliyoruz.
devamını gör...
bir insana yapılabilecek en büyük kötülük
ghosting
devamını gör...
sözlükteki varlığınızı birkaç kelime ile tanımlayın
yani var gibi ama olmasa da olur. kerem alışık gibi düşün.
devamını gör...
ocak başından ırak
incir ağac-ı ül ocak
devamını gör...
sözlükteki varlığınızı birkaç kelime ile tanımlayın
varlık aynasında suretim...
devamını gör...
eppur si muove (yazar)
doğum gününüz kutlu olsun sevgili eppur si muove .. yeni yaşınız size ilhamın hiç eksilmediği, yazdıkça çoğaldığınız, içinizden geçenleri filtresiz ama dengeli anlatabildiğiniz bir yıl getirsin. nice yazılara, güzel cümlelere, sevgiler..
devamını gör...
sert güç
buradaki felsefi hamle üzerinde durmaya değer, çünkü en çok gücendirme ihtimali olan hamle budur. karp aslında pasifizmin bir lüks mal olduğunu savunuyor. pasifizm güvenlik tarafından üretilir, tersi değil. uzun barış, kendi konforunu ahlaki ilerleme sanan ve sonra da savunmaya niyetinin olmadığı bir düzen hakkında dünyanın geri kalanına ders vermeye kalkışan bir nesil yarattı.
4. teze gömülü suçlama budur: sert güç olmadan yumuşak güç, diplomasi değildir, sadece tiyatrodur. evrensel değerlerin retoriği, onu uygulama kapasitesinden koparıldığında, bu daha insani bir dünya değil, daha sinik bir dünya üretir. çünkü rakipler sözlerin hiçbir şey tarafından desteklenmediğini çabucak öğrenir.
bu çerçeveyi kabul ederseniz, hemen birkaç şey peşinden gelir. çatışma bir kopuş olarak değil, normale dönüşü temsil eder. ittifaklar paylaşılan değerler etrafında değil, ki bu tek kutuplu anın ideolojik kurgusuydu, paylaşılan kapasiteler, paylaşılan düşmanlar ve paylaşılan sanayi tabanları etrafında yeniden şekillenir.
yani dünya sona ermiyor. yalnızca fabrika ayarlarına geri dönüyor.
kaynak
birleşmiş milletler'in ve vatikan semt muhtarlığının günümüzdeki söylemlerinin, bm güvenlik konseyi ve genel kurul kararlarının neden hiç önemsenmediğinin tek bir yanıtı var: sözde düzenlerini uygulayacak bir yaptırım gücüne sahip değiller. dünyanın herhangi bir ülkesinde sokakta oynayan beş tane çocuk, dünya geneli hakkında kendince kurallar belirlese ve bunlara uymayanlara yargı dağıtmaya başlasa komik gelirdi insanlara. çocukların böyle şeylerle ilgilenmesi iyidir bu arada.
ama o çocukların yaptırım gücünden zerre fazlasına sahip olmayan bağğzı yetişkinlerin o çocuklarla aynı zihniyete sahip olması pek iyi değil.
devamını gör...
psikoterapi alıp iyileşememek
sosyal medya ve reklamlarda psikoterapinin amacı dışında tanıtılarak insanların manipüle edilmesi bunun nedenidir denebilir ki sonra psikoterapi alanlar da genelde aldım ama işe yaramadı diyor
devamını gör...
bir insana yapılabilecek en büyük kötülük
bir insana yapılabilecek en büyük kötülük, ona doğrudan zarar vermekten çok, iç dengesini bozmaktır. çünkü böylesi bir yara bazen görünmez ama en kalıcı olanı da odur. birinin ayarlarıyla oynamak, onun gerçeklik algısını eğip bükmek, kendine duyduğu güveni yavaş yavaş aşındırmak vs… işte asıl tahribat burada başlar. insan, dışarıdan gelen darbeleri bir şekilde karşılar ama kendi zihninden şüphe etmeye başladığında tutunacak yeri kalmaz.
böyle bir müdahale, bir kırılma yaratır. o kırılma zamanla kabuk bağlar gibi olur, kişi kendini toparladığını sanır. gülmeye başlar, hayatına devam eder, belki geçti der hatta. ama o eski bütünlük geri gelmez. içeride bir yerde, hep küçük bir arıza kalır. bir cümlede, bir bakışta, bir sessizlikte tetiklenen bir şey… adını koyamaz belki ama hisseder.
en zor olanı da budur zaten.. dışarıdan bakıldığında her şey yolunda görünür. oysa içeride, bir zamanlar hiç sorgulanmadan çalışan bir sistem artık temkinlidir, kuşkuludur, yorgundur. insan kendine bile tam güvenemez hale gelir. acaba ben mi abartıyorum diye düşünür, yoksa gerçekten bir şeyler yanlış mı falan.. işte bu ikilik, en derin yorgunluğu yaratır.
ve evet, sonra sonra insan iyileşir. hayat devam eder, yeni anlamlar kurulur. ama o ilk haline dönmez. dönemez. çünkü bir kez sarsılan zemin, aynı sağlamlık hissini vermez artık. bu bir eksiklikten çok, bir izdir belki. ama ne olursa olsun, o iz oradadır. silinmez.. sadece onunla yaşamayı öğrenirsin.
böyle bir müdahale, bir kırılma yaratır. o kırılma zamanla kabuk bağlar gibi olur, kişi kendini toparladığını sanır. gülmeye başlar, hayatına devam eder, belki geçti der hatta. ama o eski bütünlük geri gelmez. içeride bir yerde, hep küçük bir arıza kalır. bir cümlede, bir bakışta, bir sessizlikte tetiklenen bir şey… adını koyamaz belki ama hisseder.
en zor olanı da budur zaten.. dışarıdan bakıldığında her şey yolunda görünür. oysa içeride, bir zamanlar hiç sorgulanmadan çalışan bir sistem artık temkinlidir, kuşkuludur, yorgundur. insan kendine bile tam güvenemez hale gelir. acaba ben mi abartıyorum diye düşünür, yoksa gerçekten bir şeyler yanlış mı falan.. işte bu ikilik, en derin yorgunluğu yaratır.
ve evet, sonra sonra insan iyileşir. hayat devam eder, yeni anlamlar kurulur. ama o ilk haline dönmez. dönemez. çünkü bir kez sarsılan zemin, aynı sağlamlık hissini vermez artık. bu bir eksiklikten çok, bir izdir belki. ama ne olursa olsun, o iz oradadır. silinmez.. sadece onunla yaşamayı öğrenirsin.
devamını gör...
sözlükteki varlığınızı birkaç kelime ile tanımlayın
sözlüğe en çok katkıda bulunan yazarlardan biriyim. (objektif)
devamını gör...
kendin hakkında bir entry bırak
maalesef bende ertelemek diye bir şey yok. bu huyumdan nefret ediyorum. bir şeyleri son güne kadar erteleyebilen insanlara da çok özeniyorum.
eğer bir işim varsa ve onu yapmadıysam, o iş hallolana kadar devamlı iki seçenek arasında kalıyorum.
yemek ye ya da o işi hallet.
kahve iç ya da o işi hallet.
uyu ya da o işi hallet.
nefes al ya da o işi hal...
ben olmak çok zor demiş miydim?
eğer bir işim varsa ve onu yapmadıysam, o iş hallolana kadar devamlı iki seçenek arasında kalıyorum.
yemek ye ya da o işi hallet.
kahve iç ya da o işi hallet.
uyu ya da o işi hallet.
nefes al ya da o işi hal...
ben olmak çok zor demiş miydim?
devamını gör...
26 nisan 2026 galatasaray fenerbahçe maçı
heyecanlı ve endişe verici maç
devamını gör...
ocak başından ırak
(bkz: evlerden ırak)
devamını gör...
sözlükteki varlığınızı birkaç kelime ile tanımlayın
herkes bana hayran
devamını gör...
yaş aldıkça anlamsızlaşan şeyler
laf anlatmak
devamını gör...
insanı mutlu eden ucuz şeyler
reels
devamını gör...
