zaman tüneli
yaradılış teorisi
kutsal kitapların merkezinde yer alan düşüncedir. doğadaki tüm canlıların bir gelişme ve evrimleşme sonucu olduğuna savunan evrim teorisine karşın her şeyin bir anda "ol" lafı ile gerçekleştiğini savunur. zırvadır
devamını gör...
insanı mutlu eden ucuz şeyler
gülümsemek, selamlaşma..
devamını gör...
kişinin büyüdüğünü fark ettiği anlar
uyuyakaldığında üstünü örtecek birinin olmaması.
zalımsın yalnızlık, yaşasın anneler.
zalımsın yalnızlık, yaşasın anneler.
devamını gör...
geceye bir şarkı bırak
devamını gör...
sözlükteki varlığınızı birkaç kelime ile tanımlayın
şutlanınca bana gelin ve "beni gerçekten seven sensin, ben aptal değilim" deyin.
ben aptalım. swh.
edit: hep bana demiyorum yav, paylaşıyorum ama...
ben aptalım. swh.
edit: hep bana demiyorum yav, paylaşıyorum ama...
devamını gör...
birini çok sevmek
her şeyin çoğu bünyeye zarar.
devamını gör...
sözlükteki varlığınızı birkaç kelime ile tanımlayın
kendi halindeyim.
devamını gör...
yaş aldıkça anlamsızlaşan şeyler
zaman geçtikçe bazı şeylerin içi yavaş yavaş boşalıyor. eskiden uğruna heyecan duyduğum, beni diri tutan ne varsa, şimdi uzaktan baktığımda biraz fazla gürültülü, biraz fazla aceleci geliyor. değişim mesela… bir zamanlar benim için neredeyse bir yaşam biçimiydi. aynı yerde uzun süre kalmak içimi daraltırdı. kök salmak değil, sürekli yer değiştirmek, yeniden başlamak bana daha anlamlı gelirdi. her yeni şehirde, her yeni başlangıçta kendimi yeniden kurabileceğime inanırdım. bu fikre aşıktım.
ama insan zamanla fark ediyor ki sürekli değişmek de bir tür kaçışmış. kendinden, yüzleşmekten, derinleşmekten kaçış. şimdi geriye dönüp bakınca, o hareketliliğin içinde eksik kalan bir şey olduğunu görüyorum. hep yüzeyde kalmışım sanki. şimdi ise ilk defa yerimde durmanın, aynı toprakta kalmanın, yavaş yavaş olgunlaşmanın ne demek olduğunu merak ediyorum. belki de asıl cesaret, gitmekte değil kalmaktadır.
artık yeni insanlar tanıma hevesim eskisi gibi değil. yeni dostluklar kurmak, yeni mücadelelere girmek, kendimi yeniden anlatmak… bunlar yorucu geliyor. eskiden heyecan veren şeyler şimdi biraz gereksiz bir çaba gibi. hırslarım törpülendi. kazanmak, ispat etmek, öne çıkmak… bunların hiçbiri eskisi kadar önemli değil artık. daha sakin, daha derin, daha kendi halinde bir hayat istiyorum.
yine de değişime tamamen sırtımı dönmüş değilim. sadece yönü değişti. kendim için değil belki ama çocuklarım için hala istiyorum o hareketi, o keşfi, o yenilenmeyi. onlar denesin, düşsün, kalksın, başka hayatlara dokunsun. benim bir zamanlar aradığım şeyi onlar bulsun belki. ben ise burada kalıp kök salayım, onların döneceği bir yer olayım.
ama insan zamanla fark ediyor ki sürekli değişmek de bir tür kaçışmış. kendinden, yüzleşmekten, derinleşmekten kaçış. şimdi geriye dönüp bakınca, o hareketliliğin içinde eksik kalan bir şey olduğunu görüyorum. hep yüzeyde kalmışım sanki. şimdi ise ilk defa yerimde durmanın, aynı toprakta kalmanın, yavaş yavaş olgunlaşmanın ne demek olduğunu merak ediyorum. belki de asıl cesaret, gitmekte değil kalmaktadır.
artık yeni insanlar tanıma hevesim eskisi gibi değil. yeni dostluklar kurmak, yeni mücadelelere girmek, kendimi yeniden anlatmak… bunlar yorucu geliyor. eskiden heyecan veren şeyler şimdi biraz gereksiz bir çaba gibi. hırslarım törpülendi. kazanmak, ispat etmek, öne çıkmak… bunların hiçbiri eskisi kadar önemli değil artık. daha sakin, daha derin, daha kendi halinde bir hayat istiyorum.
yine de değişime tamamen sırtımı dönmüş değilim. sadece yönü değişti. kendim için değil belki ama çocuklarım için hala istiyorum o hareketi, o keşfi, o yenilenmeyi. onlar denesin, düşsün, kalksın, başka hayatlara dokunsun. benim bir zamanlar aradığım şeyi onlar bulsun belki. ben ise burada kalıp kök salayım, onların döneceği bir yer olayım.
devamını gör...
yazarların sahip olduğu prensipler
prensip olarak lüzumsuz insanlarla muhattap olmam.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının şiirleri
bazı yolculukların
rotası baştan bellidir
bazılarınınsa kaderi
ne çıkarsa bahtımadır
bizim yolumuz ezelden çiziliydi
belki zorlu, belki engebeliydi
el ele vermeli, güvenmeliydi
ıska geçtik denize çıkan yolları
bozkır ortasında kavruldu ellerimiz
rotası baştan bellidir
bazılarınınsa kaderi
ne çıkarsa bahtımadır
bizim yolumuz ezelden çiziliydi
belki zorlu, belki engebeliydi
el ele vermeli, güvenmeliydi
ıska geçtik denize çıkan yolları
bozkır ortasında kavruldu ellerimiz
devamını gör...
sözlükteki varlığınızı birkaç kelime ile tanımlayın
birilerine fena batıyorum. *
devamını gör...
bir kadını kaybetmenin en kısa yolu
ctrl+shift+delete.
devamını gör...
sözlükteki varlığınızı birkaç kelime ile tanımlayın
ekşi bir meyve gibiyim.
devamını gör...
kıyıda otururken aniden gelen dalgadan payını almak
kıyıda oturuyorum.. dizlerime kadar sokulmuş bir geçmiş, ayak bileklerimde tuzlu bir hatıra gibi. deniz sakin görünmeyi iyi beceriyor, ben de öyle. içimden geçenleri kimse bilmiyor-belki ben bile tam bilmiyorum. geçti mi gerçekten her şey, diye soruyorum kendime, ama cevap vermiyorum. çünkü bazı sorular, cevaplanınca anlamını yitiriyor.
bir dalga ansızın yükseliyor. ne zaman hazırlıklı oldum ki zaten..? ıslanıyorum. gülümser gibi yapıyorum. içimde bir yer, hala mücadele etmeyi seviyor galiba. bu da geçer ya diyorum, ama iç sesim alaycı.. ne geçti ki..?
sanki hayatımın kıyısında oturmuşum, çalkantılı, dalgalı bir suyun karşısında değil, bizzat içinde olduğumu yeni fark ediyorum. sıradan telaşlar, günlük küçük koşuşturmalar… hepsi birer köpük gibi gelip geçiyor. ama bazı dalgalar var ki, insanın içindeki kıyıları değiştiriyor. ben de değiştim. sessizce. kimse fark etmeden.
gökyüzüne bakıyorum. ufuk çizgisi, hala orada, ulaşılmaz ama vazgeçilmez. umut dediğimiz şey belki de bu. ulaşamayacağımı bilsem de gözümü ayırmamak.. yarınlar, hep biraz uzak, biraz belirsiz. ama yine de içimde ince bir sevinç kıpırdıyor, yaşadığımı hatırlatan türden.
bir devrim mi gerekir insanın kendi içinde diye geçiriyorum aklımdan. belki de en büyük devrim, hiçbir şey yapmadan oturabilmek, kaçmadan kalabilmektir. herkes bir yerlere yetişmeye çalışırken, benim burada durmam… bu da bir başkaldırı sayılmaz mı?
bir başka dalga geliyor. bu sefer kaçmıyorum. ıslanmayı kabul ediyorum. karamsarlıkla umut arasında ince bir çizgideyim ama artık biliyorum, o çizgi de bana ait. ve ben, bu kıyıda, kendi içimde çoğalan denizi dinlemeyi öğreniyorum.
bir dalga ansızın yükseliyor. ne zaman hazırlıklı oldum ki zaten..? ıslanıyorum. gülümser gibi yapıyorum. içimde bir yer, hala mücadele etmeyi seviyor galiba. bu da geçer ya diyorum, ama iç sesim alaycı.. ne geçti ki..?
sanki hayatımın kıyısında oturmuşum, çalkantılı, dalgalı bir suyun karşısında değil, bizzat içinde olduğumu yeni fark ediyorum. sıradan telaşlar, günlük küçük koşuşturmalar… hepsi birer köpük gibi gelip geçiyor. ama bazı dalgalar var ki, insanın içindeki kıyıları değiştiriyor. ben de değiştim. sessizce. kimse fark etmeden.
gökyüzüne bakıyorum. ufuk çizgisi, hala orada, ulaşılmaz ama vazgeçilmez. umut dediğimiz şey belki de bu. ulaşamayacağımı bilsem de gözümü ayırmamak.. yarınlar, hep biraz uzak, biraz belirsiz. ama yine de içimde ince bir sevinç kıpırdıyor, yaşadığımı hatırlatan türden.
bir devrim mi gerekir insanın kendi içinde diye geçiriyorum aklımdan. belki de en büyük devrim, hiçbir şey yapmadan oturabilmek, kaçmadan kalabilmektir. herkes bir yerlere yetişmeye çalışırken, benim burada durmam… bu da bir başkaldırı sayılmaz mı?
bir başka dalga geliyor. bu sefer kaçmıyorum. ıslanmayı kabul ediyorum. karamsarlıkla umut arasında ince bir çizgideyim ama artık biliyorum, o çizgi de bana ait. ve ben, bu kıyıda, kendi içimde çoğalan denizi dinlemeyi öğreniyorum.
devamını gör...
bir kadını kaybetmenin en kısa yolu
aldatmak bazılarını kaybettirir, saygının kaybolması hepsini.
devamını gör...
sözlükteki varlığınızı birkaç kelime ile tanımlayın
varlığım, normal sözlük varlığına armağan olsun.
devamını gör...



