zaman tüneli
güne iyi başlatan şarkılar
sting "shape of my heart"
devamını gör...
melankoli
sudur:
odasında oturmus kadın. karsısında karanlık bir tablo var. tepesinde gri bulutlar var. kafasından karanlık dusunceler geciyor. karanlık şeyler yazıyor kadın.
camdan kucuk bir köşeden güneş giriyor. kadına vuruyor. belki bu yüzden üşümüyordur kadın.
odasında oturmus kadın. karsısında karanlık bir tablo var. tepesinde gri bulutlar var. kafasından karanlık dusunceler geciyor. karanlık şeyler yazıyor kadın.
camdan kucuk bir köşeden güneş giriyor. kadına vuruyor. belki bu yüzden üşümüyordur kadın.
devamını gör...
israil
7 ekim 2023 katliamı yaşandığı sırada ülkede yaklaşık olarak 110.000 yabancı göçmen işçi bulunuyordu. bunların büyük kısmı erkekti ve sadece inşaat ve tarım sektörlerinde çalışıyorlardı. kadın olanlar ise yaşlı bakım işlerinde... katliam sonrasında ülkelerine dönenlerle beraber sayı 100 binin altına düşmüştü ancak son bir yıl içerisinde bu sefer 150.000'e yaklaştı ve çoğu taylandlı, vietnamlı ve hintlilerden oluşuyor. hatta neredeyse tamamı.
ramallah'taki filistin yönetimine bağlı olan araplar ve gazzeliler bundan sonra çalışma izni alamayacaklar. hiçbirisi... bu yüzden göçmen işçi sayısının 2030'ların başında 500.000'e yaklaşacağı tahmin ediliyor. diğer hizmet sektörlerinde de çalışacaklar. stratejik ve hayati öneme sahip altyapı sistemlerinden uzak alanlarda. artık marketlerde reyon görevlisi ve kasiyer olarak çalışıyor taylandlılar. hintliler daha çok inşaat işçisi. 2025 yılında iş kazasında ölen iki işçi de dil yetersizliği ve anlaşmazlıktan dolayı hayatlarını kaybeden hintlilerdi.
2030'larda en büyük dert elektrik enerjisi olacak. toplam elektrik tüketiminin neredeyse %5'i deniz suyunu arıtma amaçlı kullanılıyor. nvidia 2030'ların başında geleceğin silikon vadisi olacak olan galil (celile) bölgesinde, hayfa limanına birkaç km uzaklıkta faaliyetlerine başlayacak. galil bölgesine 2040 yılına kadar tahminen 500.000 kişinin teşvik ile yerleştirilmesi de planlanıyor. bunların bir kısmı yabancı expatlar olacak. son hintli yahudi göçmenler de aynı bölgede yaşamaya başlayacaklar. lübnan'daki hizbullah'ın bu yüzden temizlenmesi lazım. golan tepeleri de güvenli halde kalmalı.
negev bölgesine de 15 yılda 1 milyona yakın insanın yerleşmesi teşvik edilecek. burası da yüksek teknoloji ve siber güvenlik şirketleri merkezi haline gelecek. gazze ve hamas meseleleri de bununla ilgili biraz da.
ülkenin her yıl elektrik üretimini %2.8 arttırması gerektiği hesaplanmıştı. bu oran %3.5 olarak değiştirildi. kıbrıs ve yunanistan ile iş birliğinin en önemli amaçlarından biri de artacak olan enerji talebininin bir kısmını avrupa üzerinden karşılamak. muhtemelen suudi arabistan'dan da enerji ithal edilecek.
***
somut ve güncel örneği: israel ve türkiye, doksanlarda terörle mücadele eden, askeri ve sivil kayıplar veren ve ciddi kaos yaşayan, dışarıdan yüksek sayıda beklenmedik göç alan, insani ve ekonomik standartlarda neredeyse aynı olan iki ülkeydi. hatta bu durum iki binlerin ilk on yılına kadar aşağı yukarı böyleydi. ancak bu iki ülkeden türkiye olanı, son on beş yılda eline geçen tüm sermayeyi ve olanakları yandaşları semirtmek ve parayı betona gömmekle harcadı. bir yandan da kendini desteklemeyenleri bastırdı. geldiği nokta ortada. diğer ülke israel ise doksanlar kaosundan, iki binlerin başındaki intifada teröründen, 2006 lübnan savaşından, 2008-2009 gazze savaşından dersler çıkardı. o tarihte başbakan netanyahu oldu. dünyada bir kriz vardı ama aynı zamanda teknoloji de eskisine kıyasla hızla gelişiyordu. israel türkiye'ye kıyasla farklı bir yol çizdi. parayı saçma şeylere ve kişilere harcamadı, yapılan hatalar dahil tüm yaşananlardan dersler çıkardı ve düşmanlarını bu şekilde beklemeye başladı. elindeki tüm imkanları karınca gibi çalışarak kullandı ve şu anki tablo ortada.
bir taraf, türkiye, her görüşten kişisiyle somut karşılığı olmayan boş bir özgüvenle kendini övüp yüceltiyor ve düşman gördüğü (aynı zamanda fevkalade kıskandığı) israel'i değersizleştirmeye, itibarsızlaştırmaya çalışıyor. peki diğer taraf ne yapıyor? ne bildiyse onu yapıyor, çalışmaya devam.
6 ekim 2024
ramallah'taki filistin yönetimine bağlı olan araplar ve gazzeliler bundan sonra çalışma izni alamayacaklar. hiçbirisi... bu yüzden göçmen işçi sayısının 2030'ların başında 500.000'e yaklaşacağı tahmin ediliyor. diğer hizmet sektörlerinde de çalışacaklar. stratejik ve hayati öneme sahip altyapı sistemlerinden uzak alanlarda. artık marketlerde reyon görevlisi ve kasiyer olarak çalışıyor taylandlılar. hintliler daha çok inşaat işçisi. 2025 yılında iş kazasında ölen iki işçi de dil yetersizliği ve anlaşmazlıktan dolayı hayatlarını kaybeden hintlilerdi.
2030'larda en büyük dert elektrik enerjisi olacak. toplam elektrik tüketiminin neredeyse %5'i deniz suyunu arıtma amaçlı kullanılıyor. nvidia 2030'ların başında geleceğin silikon vadisi olacak olan galil (celile) bölgesinde, hayfa limanına birkaç km uzaklıkta faaliyetlerine başlayacak. galil bölgesine 2040 yılına kadar tahminen 500.000 kişinin teşvik ile yerleştirilmesi de planlanıyor. bunların bir kısmı yabancı expatlar olacak. son hintli yahudi göçmenler de aynı bölgede yaşamaya başlayacaklar. lübnan'daki hizbullah'ın bu yüzden temizlenmesi lazım. golan tepeleri de güvenli halde kalmalı.
negev bölgesine de 15 yılda 1 milyona yakın insanın yerleşmesi teşvik edilecek. burası da yüksek teknoloji ve siber güvenlik şirketleri merkezi haline gelecek. gazze ve hamas meseleleri de bununla ilgili biraz da.
ülkenin her yıl elektrik üretimini %2.8 arttırması gerektiği hesaplanmıştı. bu oran %3.5 olarak değiştirildi. kıbrıs ve yunanistan ile iş birliğinin en önemli amaçlarından biri de artacak olan enerji talebininin bir kısmını avrupa üzerinden karşılamak. muhtemelen suudi arabistan'dan da enerji ithal edilecek.
***
somut ve güncel örneği: israel ve türkiye, doksanlarda terörle mücadele eden, askeri ve sivil kayıplar veren ve ciddi kaos yaşayan, dışarıdan yüksek sayıda beklenmedik göç alan, insani ve ekonomik standartlarda neredeyse aynı olan iki ülkeydi. hatta bu durum iki binlerin ilk on yılına kadar aşağı yukarı böyleydi. ancak bu iki ülkeden türkiye olanı, son on beş yılda eline geçen tüm sermayeyi ve olanakları yandaşları semirtmek ve parayı betona gömmekle harcadı. bir yandan da kendini desteklemeyenleri bastırdı. geldiği nokta ortada. diğer ülke israel ise doksanlar kaosundan, iki binlerin başındaki intifada teröründen, 2006 lübnan savaşından, 2008-2009 gazze savaşından dersler çıkardı. o tarihte başbakan netanyahu oldu. dünyada bir kriz vardı ama aynı zamanda teknoloji de eskisine kıyasla hızla gelişiyordu. israel türkiye'ye kıyasla farklı bir yol çizdi. parayı saçma şeylere ve kişilere harcamadı, yapılan hatalar dahil tüm yaşananlardan dersler çıkardı ve düşmanlarını bu şekilde beklemeye başladı. elindeki tüm imkanları karınca gibi çalışarak kullandı ve şu anki tablo ortada.
bir taraf, türkiye, her görüşten kişisiyle somut karşılığı olmayan boş bir özgüvenle kendini övüp yüceltiyor ve düşman gördüğü (aynı zamanda fevkalade kıskandığı) israel'i değersizleştirmeye, itibarsızlaştırmaya çalışıyor. peki diğer taraf ne yapıyor? ne bildiyse onu yapıyor, çalışmaya devam.
6 ekim 2024
devamını gör...
üstteki yazarın ne sevdiğini kapak fotoğrafından tahmin et
"vatan sevgisi, millet sevgisi, tam bağımsızlık, millî egemenlik, cumhuriyet, halk iradesi, çağdaşlaşma, akılcılık, bilimcilik, gerçekçilik, laiklik, eğitim, öğretmenlik, gençlik, çocuklar, kadınların toplumsal hayata katılması, hukuk devleti, eşit yurttaşlık, çalışkanlık, üretim, sanat, kültür, türk dili, türk tarihi, kitap okuma, araştırma, düşünce özgürlüğü, yenilikçilik, devrimcilik, disiplin, askerlik, barış, yurtta sulh cihanda sulh anlayışı, halkçılık, devletçilik, milliyetçilik, cumhuriyetçilik, inkılapçılık ve modern türkiye ülküsü." şeklinde kısaca sıralanabilir sanırım. en azından her türkiye cumhuriyeti vatandaşı için böyle olmalı diye düşünüyorum.
devamını gör...
hüzün
bana iyi gelmeyen.
bunalıma giriyorum olm ben.
hayata kusuyorum.
benim trajedilerimden bile mizah cıkartıp rum kadınları gibi gule oynaya atlatmam lazım.
neşeli şeyleri seviyorum;)
bunalıma giriyorum olm ben.
hayata kusuyorum.
benim trajedilerimden bile mizah cıkartıp rum kadınları gibi gule oynaya atlatmam lazım.
neşeli şeyleri seviyorum;)
devamını gör...
üstteki yazarın ne sevdiğini kapak fotoğrafından tahmin et
benim üstümde bir yazar olsaydı, ne sevdiğini tahmin etmek pek de zor olmazdı.
devamını gör...
üstteki yazarın ne sevdiğini kapak fotoğrafından tahmin et
yazamıyorum, utandım.
devamını gör...
günaydın sözlük
günaydın sevgili arkadaşlar.
hedeflerin tuttuğu bir gün olsun.
hedeflerin tuttuğu bir gün olsun.
devamını gör...
günaydın sözlük
günaydın sözlük!
bir süre ulaşılmaz olan bir sözlüktün, şimdi normal sözlük.
güzel gün olsun, başkası zor.
bir süre ulaşılmaz olan bir sözlüktün, şimdi normal sözlük.
güzel gün olsun, başkası zor.
devamını gör...
yıldırım bayezid'i anlayamamak
onu en iyi hacivat ile karagöz anladı, onlar da yanlış anlaşıldı ve anlaşamadılar.
"göz kesik kelle görmeyince, gönül ortaçağın tam olarak ne olduğunu anlayamazmış" - anonim
"göz kesik kelle görmeyince, gönül ortaçağın tam olarak ne olduğunu anlayamazmış" - anonim
devamını gör...
güne iyi başlatan şarkılar
devamını gör...
şu an hangi şehirdesin sorusu
milas
devamını gör...
günaydın sözlük
günaydın kıvrak hareketlerle rakip ceza sahasına ilerleyen hücum gücü yüksek dostlarım…
devamını gör...
günaydın sözlük
mutluluğun peşine düştüğümüz ve yakaladığımız bir gün olsun dileklerimizle, günaydın herkese.
devamını gör...
günaydın sözlük
günaydın herkese.
devamını gör...
hayırcıların karıları kızları evetçilere helaldir
hamas'ın 7 ekim'de erkeklere, kadınlara hatta çocuklara karşı uyguladığı sadistçe cinsel şiddet, meselenin tarih ya da toprakla değil, salt nefret ve şeytanlıkla ilgili olduğunu gösteriyor.
daily mail
"ancak faşist bir rejimde bu kadarına bile izin verilmez. faşizmde şiddet amaçtır." #3195501
***
hamas'ı ve iran molla rejimini destekleyen ruh hastası zombiler, islamcı teröristlerin uyguladıkları şiddeti, özellikle de cinsel vahşeti tamamen inkar ediyorlar. bunlara inanmadıkları için değil, yaşananların gerçek olduğunu çok iyi biliyorlar, zaten aynısını hatta fazlasını uygulamak istediklerini de bizzat kendileri belirtiyorlar.
soykırımın 10. ve son aşaması yaşananları inkar etmektir ve aslında bu da şiddetin bir parçasıdır. fiziksel değil psikolojik bir şiddettir ve karşı tarafı yıkıma uğratabilir. özellikle cinsel vahşeti inkar etmeleri bu yüzdendir.
türkiye'de kadınlara, özellikle de seküler kentli kadınlara yönelik nefret söylemleri, apartheid düzeyinde yapılan ayrımcılık; gülşen'in hapse girmesi, eda ece'nin neredeyse ölümle tehdit edilmesi, nihal yalçın ve merve dizdar gibi ödül alan sanatçıların rejim militanı tamer karadağlı tarafından alenen aşağılanması, kadınların giyim kuşamına kafayı takmalar ve benzerlerine şahit olduk.
bunun önü alınmazsa nelere sebep olacağını 7 ekim 2023 katliamında, suriye'de alevilere, hristiyanlara ve dürzilere yapılan soykırımda, iran'da sadece birkaç günde on binlerce insanın soykırımla katledilmesinde ve sonrasında gördük.
(bkz: suçun önlenmesi/@çürümüş şeyler var danimarka krallığında)
(bkz: hayırcıların karıları kızları evetçilere helaldir/@çürümüş şeyler var danimarka krallığında)
devamını gör...
güne iyi başlatan şarkılar
devamını gör...
yıldırım bayezid'i anlayamamak
bence yıldırım bizzat moğollar'ı anlayamamıştı ve torununu dahil moğollar'ın altında bir konuma sürüklemişti.. hem de neden? 5 yıl sonra geberecek olan timur için..
başarılı bir komutan mıydı? evet..
başarılı bir devlet adamı mıydı? hayır.
osmanlı yine dua etsin de, yıldırım'a "rağmen" varlığını sürdürebildi. moğol ordusu savaş meydanında dağıttığı yeniçerileri takip etmeye başladığında bizanslı denizciler para için ülkelerinin menfaatlerine ihanet edip askerleri rumeli'ye geçirmeselerdi osmanlı ordusu bütünüyle imha olurdu.
aslında o savaşta anlaşılması gereken iki karakter vardır:
1. ihtiyat kuvvetleri komutanı çelebi mehmet (o zaman için şehzade mehmet).. babasının esir düştüğünü uzaktan görünce arkasını dönüp, savaş meydanından kaçmıştır.. bunu yapmasının nedeni de; olan olmuş, bari eldeki orduyu bozmayalım düşüncesidir. bu kararı, hocalarının telkiniyle almış olsa da 16 yaşındaydı..
2. yıldırım'ın öldürdüğü sırp kralı lazar'ı kızı olivera despina, aynı zamanda yıldırım'ın kendisiyle birlikte esir düşen karısıydı ve bu kadının kardeşi prens stefan, muhtemelen akrabalık bağları nedeniyle değil, timur batıya gelirse başlarına neler geleceğini tahmin ettiği için, savaş meydanını en son terk eden askerdir. yıldırım'ın oğulları bile gittiğinde stefan savaşa devam etmiştir. bana kalırsa stefan timur'u, bayezid'den daha fazla anlayabilmiş.
peki timur nasıl biri? hoca sadeddin, savaştan 150 yıl kadar sonra münşeât ve mükâtabât-ı sultâniye (sultanların resmi yazışmaları ve mektupları) adlı eserinde bu mektupların metinlerine yer vermiş.
timur'un taleplerini içeren ilk mektubuna karşı bayezid'in cevabı: ey ihtiyar köpek, tekfurdan daha şiddetli kâfirsin. mektubunda bizi korkutmak ve hile ile kandırmak istemişsin. osmanlı sultanlarını, acem padişahlarına benzetme...bu mektup eline geçtikten sonra savaş meydanına her kim ki gelmeyip kaçarsa, onun eşi üç talakla kendisinden boş olsun...”
timur'un bu ifadelere cevabı: sen kendini allah yolunda cihad eden, bizi ise haksız yere kan döken bir kâfir ve beni yeni yetme bir savaşçı saymışsın. bil ki, ben kırk yıla yakın bir süredir nefsimi cihada adamışım. bizimle anlaşma yoluna döner, özür dileyen bir ifade ile cevap verirsen, aramızda dostluk ve sevgi olur. böylece frenk kâfirine fırsat vermemiş olur, biz de, sivas’tan çekilerek geri döneriz. bizim niyetimiz ve meylimiz sizi
zayıf düşürerek meşgul etmek, böylece kefere dinine yardım etmek değildir. bizi ve askerimizi kâfir, dinsiz, sapık itikatlı mezhep sahibi ve çirkin âdetleri bulunmakla itham etme. bizim askerimiz babadan ataya müslüman ve müslüman çocuklarıdır. niçin hidâyete layık olmasınlar? kaldı ki, osmanlı’nın askerleri çoğunlukla kâfirlerden devşirme olduğu açıktır. eğer samimi selâmınızla beraber iyi ifadeler içeren mektubunuz gelirse, her iki taraf arasında yumuşama ve sevgi peyda olur. aksi halde kılıç ortaya çıkınca, kaleme yer kalmaz ve’s-selâm".
bayezid'in cevabı şöyle başlar: zamanın cihan sultanı olan timur-i köregen... benim gördüğüm kadarıyla konuşmanın üslubunu dahi timur belirlemiş, bunu fark ettikten sonra da devam eden mektuplarda, ilk mektuptaki yoklama ifadelerinin aksine gayet buyurgan bir biçimde pat pat taleplerini sıralamış, aba altından sopa göstermiş.
bu arada timur yalan söylemektedir ve her mektubunda taleplerini bir miktar daha arttırmaktadır, onu da söyleyeyim. ama üslup farkı dahi, bana kalırsa sadece yıldırım'ın müthiş gerginliğini ve timur'un rahatlığını göstermiyor, sultanları yönlendiren bürokrat kesiminin kalite farkını da ortaya koyuyor.
fakat bir husus çok dikkatimi çekiyor.. timur'un mektubundaki "eğer samimi selâmınızla beraber iyi ifadeler içeren mektubunuz gelirse, her iki taraf arasında yumuşama ve sevgi peyda olur" ifadesi.. günümüzde de trump sürekli olarak farklı farklı kişiler için "onu seviyorum, bence harika biri" falan gibi ifadeler kullanıyor veya tam tersine "onu sevmiyorum" vesaire diyor. diplomaside iki devlet başkanı birbiri için böyle flörtöz ifadeler kullanmaz ve bu, mektupları tekrar okuduğum bugüne kadar bana garip geliyordu. ama gördüğüm kadarıyla hem bu ifadelerle hem de din, tanrı'nın isteğini yerine getirme gibi propaganda unsurlarını kullanma isteği nedeniyle trump'la paralellik kurulması gereken kişi timur gibi uç bir örnekmiş.
başarılı bir komutan mıydı? evet..
başarılı bir devlet adamı mıydı? hayır.
osmanlı yine dua etsin de, yıldırım'a "rağmen" varlığını sürdürebildi. moğol ordusu savaş meydanında dağıttığı yeniçerileri takip etmeye başladığında bizanslı denizciler para için ülkelerinin menfaatlerine ihanet edip askerleri rumeli'ye geçirmeselerdi osmanlı ordusu bütünüyle imha olurdu.
aslında o savaşta anlaşılması gereken iki karakter vardır:
1. ihtiyat kuvvetleri komutanı çelebi mehmet (o zaman için şehzade mehmet).. babasının esir düştüğünü uzaktan görünce arkasını dönüp, savaş meydanından kaçmıştır.. bunu yapmasının nedeni de; olan olmuş, bari eldeki orduyu bozmayalım düşüncesidir. bu kararı, hocalarının telkiniyle almış olsa da 16 yaşındaydı..
2. yıldırım'ın öldürdüğü sırp kralı lazar'ı kızı olivera despina, aynı zamanda yıldırım'ın kendisiyle birlikte esir düşen karısıydı ve bu kadının kardeşi prens stefan, muhtemelen akrabalık bağları nedeniyle değil, timur batıya gelirse başlarına neler geleceğini tahmin ettiği için, savaş meydanını en son terk eden askerdir. yıldırım'ın oğulları bile gittiğinde stefan savaşa devam etmiştir. bana kalırsa stefan timur'u, bayezid'den daha fazla anlayabilmiş.
peki timur nasıl biri? hoca sadeddin, savaştan 150 yıl kadar sonra münşeât ve mükâtabât-ı sultâniye (sultanların resmi yazışmaları ve mektupları) adlı eserinde bu mektupların metinlerine yer vermiş.
timur'un taleplerini içeren ilk mektubuna karşı bayezid'in cevabı: ey ihtiyar köpek, tekfurdan daha şiddetli kâfirsin. mektubunda bizi korkutmak ve hile ile kandırmak istemişsin. osmanlı sultanlarını, acem padişahlarına benzetme...bu mektup eline geçtikten sonra savaş meydanına her kim ki gelmeyip kaçarsa, onun eşi üç talakla kendisinden boş olsun...”
timur'un bu ifadelere cevabı: sen kendini allah yolunda cihad eden, bizi ise haksız yere kan döken bir kâfir ve beni yeni yetme bir savaşçı saymışsın. bil ki, ben kırk yıla yakın bir süredir nefsimi cihada adamışım. bizimle anlaşma yoluna döner, özür dileyen bir ifade ile cevap verirsen, aramızda dostluk ve sevgi olur. böylece frenk kâfirine fırsat vermemiş olur, biz de, sivas’tan çekilerek geri döneriz. bizim niyetimiz ve meylimiz sizi
zayıf düşürerek meşgul etmek, böylece kefere dinine yardım etmek değildir. bizi ve askerimizi kâfir, dinsiz, sapık itikatlı mezhep sahibi ve çirkin âdetleri bulunmakla itham etme. bizim askerimiz babadan ataya müslüman ve müslüman çocuklarıdır. niçin hidâyete layık olmasınlar? kaldı ki, osmanlı’nın askerleri çoğunlukla kâfirlerden devşirme olduğu açıktır. eğer samimi selâmınızla beraber iyi ifadeler içeren mektubunuz gelirse, her iki taraf arasında yumuşama ve sevgi peyda olur. aksi halde kılıç ortaya çıkınca, kaleme yer kalmaz ve’s-selâm".
bayezid'in cevabı şöyle başlar: zamanın cihan sultanı olan timur-i köregen... benim gördüğüm kadarıyla konuşmanın üslubunu dahi timur belirlemiş, bunu fark ettikten sonra da devam eden mektuplarda, ilk mektuptaki yoklama ifadelerinin aksine gayet buyurgan bir biçimde pat pat taleplerini sıralamış, aba altından sopa göstermiş.
bu arada timur yalan söylemektedir ve her mektubunda taleplerini bir miktar daha arttırmaktadır, onu da söyleyeyim. ama üslup farkı dahi, bana kalırsa sadece yıldırım'ın müthiş gerginliğini ve timur'un rahatlığını göstermiyor, sultanları yönlendiren bürokrat kesiminin kalite farkını da ortaya koyuyor.
fakat bir husus çok dikkatimi çekiyor.. timur'un mektubundaki "eğer samimi selâmınızla beraber iyi ifadeler içeren mektubunuz gelirse, her iki taraf arasında yumuşama ve sevgi peyda olur" ifadesi.. günümüzde de trump sürekli olarak farklı farklı kişiler için "onu seviyorum, bence harika biri" falan gibi ifadeler kullanıyor veya tam tersine "onu sevmiyorum" vesaire diyor. diplomaside iki devlet başkanı birbiri için böyle flörtöz ifadeler kullanmaz ve bu, mektupları tekrar okuduğum bugüne kadar bana garip geliyordu. ama gördüğüm kadarıyla hem bu ifadelerle hem de din, tanrı'nın isteğini yerine getirme gibi propaganda unsurlarını kullanma isteği nedeniyle trump'la paralellik kurulması gereken kişi timur gibi uç bir örnekmiş.
devamını gör...
masumiyet müzesi
sadece şu:
-kemal: ne düşünüyorsun?
-füsun: ayçiçek tarlalarını..
-kemal: ne düşünüyorsun?
-füsun: ayçiçek tarlalarını..
devamını gör...
