zaman tüneli
keşke uludağ'dan buraya gelse denilen yazarlar
uludağ neresi kayak merkezinden mi bahsediliyor.
devamını gör...
husamettin kokorecsever'in olmadığı bir sözlükte yazmak
adam komünistlerin kadir mısıroğlusuydu umarım geberip gitmiştir tükettiği oksijen bile haram namussuzun.
devamını gör...
babalık
1980lerde doğan birisi olarak şu anlarda baskın olan baba neslinin içinde olduğumu düşünüyorum. bununla beraber bir çok sebepten ötürü bu konuda başarısız olduğumuzu da görmeden edemiyorum. zira yaşdaşlarım arasında boşanmalar çok, boşanmayan da hayatından bezmiş halde. çocukların hali de ortada.
doğal olarak sosyolog tarafım soruyor "yav ne oldu da böyle oldu" diye. hissettiğim şey bizim neslin çocukluk ve ergenlik konusunda ne yapacağını öğrenebilmesi ama düzgün bir yetişkinlik ve ebeveynlik konusunda boşluğa düşmesi oluyor. ne yapacağımızı bilemeyince de ergen ya da çocuk tepkileri veriyoruz. buna genel iletişimsizlik, sorun çözme konusunda şiddeti kullanmaya eğilim, problem olan şeyleri yok saymak gibi şeyler örnek verilebilir.
bunun sebebi bizim "yetişkin bir erkek ve bir baba nasıl olunur" gibi kritik sorulardaki yanıtsızığımız. düzeltilebilir mi bilmiyorum ama bir şeyi düzeltebilmek için en başta onun bozuk olduğunu kabul etmek gerekir. bunun bir çok sebebi var, bazıları da onların elinde değildi tabii. kendilerinin genç olduğu zamanların türkiye'si darbeler ve sağ-sol çatışmasının gündeme damgasını vurduğu zamanlardı. ptsd yaşamak için çaba göstermenize gerek yoktu, okula giderken tak diye yanınızdaki arkadaşınızı kurşunlayabiliyorlardı. dahası o dönemin algısında erkek alkol alırdı, zampara olabilirdi, şiddet uygulayabilirdi - aile arasında olurdu böyle şeyler. dönem türk filmlerini izlemeniz aslında yeterli olur o dönemin "errrrkek" modeli için.
lakin biz böyle olamadık. olamadık zira kendilerinin yetişkin ve bir baba olduğu 1980lerle beraber türkiye (ve dünya) hızlı bir ekonomik dönüşüme girdi. sovyetlerin yıkıldığı ve tam da buraya karşı yapılan askeri harcamaların kısılmasıyla yaşanan bir para bolluğu dünyayı sarmıştı. işler beklemiyordu, babalar hep işteydi. üstelik kültürel kodlamalarda da kadın ev işi ve çocuk bakmakla mükellefken erkek "evin direği" idi ama tek istenen şey eve ekmek getirmesi, para getirmesiydi. babalarımızın da işine geliyordu bu - çocuk yazılıdan zayıf mı almış, "anne halleder". sevgilisi mi var, "anneyle konuşulur"du. zira kendisi üzerine düşeni yapmış, eve eli boş gelmemişti. bir de bununla mı uğraşacaktı.
biz böyle bir ortamda büyüdük ama bizim için problem şuydu, bizim baba olduğumuz 2010larda artık o zenginlik yoktu. dahası kadınların da iş hayatına entegre olmasıyla beraber evdeki sorumlulukların niteliği de değişiyordu artık. yani eve ne o kadar para atabiliyorduk, ne de bu tek başına yetiyordu. erkek birden bire hem evde, hem aile içinde görevler alması beklenen birisi haline geldi. tamam gelsindi de, neyi nasıl yapacaktık? biz bunu böyle görmemiştik, babamız bizim hayatımızda bu kadar yer almamıştı. burada muhtelif çözümler üretilmedi değil. kimi çocuğuyla arkadaş olmaya çalıştı - olamadı, zira olmazdı o iş. çünkü otorite boşluğu arkadaşlıkla doldurulamazdı. çocuk henüz "çocuk"ken aradığı şey bir arkadaş değildi, sınır koyacak bir varlıktı. kimi yok saydı - eski sorumluluk dengesini korumaya çalıştı - o da olmadı zira hem eş hem de çocuk tek görevi para kazanmak olan birisinden fazlasını istiyordu - parayı artık kadın da kazanabiliyordu çünkü. evde birisi vardı ama yoktu, para geliyordu ama ev boşalmıştı aslında. bazıları da yeni erkeklik kitabı yazmaya çalıştı, terapiye gitti ama o da tek başına yetmedi. adorno'nun dediği gibi "yanlış yaşam doğru yaşanamıyor"du.
belki de bu yüzden - çözüm arayıp bulamadığımız için değil, çözümün kendisinin henüz yazılmadığı için - biz 80'lerin çocukları, 2010'ların babaları, hâlâ kapıda duruyoruz. nefes alıyoruz. içeri girmeyi bilmiyoruz. benim umudum şimdinin çocuklarının bunu görüp, bu çıkmaza karşı kendilerinin yokluktan — nasıl olmamaları gerektiğini bilerek - kendilerince bir babalık icat etmeleri.
doğal olarak sosyolog tarafım soruyor "yav ne oldu da böyle oldu" diye. hissettiğim şey bizim neslin çocukluk ve ergenlik konusunda ne yapacağını öğrenebilmesi ama düzgün bir yetişkinlik ve ebeveynlik konusunda boşluğa düşmesi oluyor. ne yapacağımızı bilemeyince de ergen ya da çocuk tepkileri veriyoruz. buna genel iletişimsizlik, sorun çözme konusunda şiddeti kullanmaya eğilim, problem olan şeyleri yok saymak gibi şeyler örnek verilebilir.
bunun sebebi bizim "yetişkin bir erkek ve bir baba nasıl olunur" gibi kritik sorulardaki yanıtsızığımız. düzeltilebilir mi bilmiyorum ama bir şeyi düzeltebilmek için en başta onun bozuk olduğunu kabul etmek gerekir. bunun bir çok sebebi var, bazıları da onların elinde değildi tabii. kendilerinin genç olduğu zamanların türkiye'si darbeler ve sağ-sol çatışmasının gündeme damgasını vurduğu zamanlardı. ptsd yaşamak için çaba göstermenize gerek yoktu, okula giderken tak diye yanınızdaki arkadaşınızı kurşunlayabiliyorlardı. dahası o dönemin algısında erkek alkol alırdı, zampara olabilirdi, şiddet uygulayabilirdi - aile arasında olurdu böyle şeyler. dönem türk filmlerini izlemeniz aslında yeterli olur o dönemin "errrrkek" modeli için.
lakin biz böyle olamadık. olamadık zira kendilerinin yetişkin ve bir baba olduğu 1980lerle beraber türkiye (ve dünya) hızlı bir ekonomik dönüşüme girdi. sovyetlerin yıkıldığı ve tam da buraya karşı yapılan askeri harcamaların kısılmasıyla yaşanan bir para bolluğu dünyayı sarmıştı. işler beklemiyordu, babalar hep işteydi. üstelik kültürel kodlamalarda da kadın ev işi ve çocuk bakmakla mükellefken erkek "evin direği" idi ama tek istenen şey eve ekmek getirmesi, para getirmesiydi. babalarımızın da işine geliyordu bu - çocuk yazılıdan zayıf mı almış, "anne halleder". sevgilisi mi var, "anneyle konuşulur"du. zira kendisi üzerine düşeni yapmış, eve eli boş gelmemişti. bir de bununla mı uğraşacaktı.
biz böyle bir ortamda büyüdük ama bizim için problem şuydu, bizim baba olduğumuz 2010larda artık o zenginlik yoktu. dahası kadınların da iş hayatına entegre olmasıyla beraber evdeki sorumlulukların niteliği de değişiyordu artık. yani eve ne o kadar para atabiliyorduk, ne de bu tek başına yetiyordu. erkek birden bire hem evde, hem aile içinde görevler alması beklenen birisi haline geldi. tamam gelsindi de, neyi nasıl yapacaktık? biz bunu böyle görmemiştik, babamız bizim hayatımızda bu kadar yer almamıştı. burada muhtelif çözümler üretilmedi değil. kimi çocuğuyla arkadaş olmaya çalıştı - olamadı, zira olmazdı o iş. çünkü otorite boşluğu arkadaşlıkla doldurulamazdı. çocuk henüz "çocuk"ken aradığı şey bir arkadaş değildi, sınır koyacak bir varlıktı. kimi yok saydı - eski sorumluluk dengesini korumaya çalıştı - o da olmadı zira hem eş hem de çocuk tek görevi para kazanmak olan birisinden fazlasını istiyordu - parayı artık kadın da kazanabiliyordu çünkü. evde birisi vardı ama yoktu, para geliyordu ama ev boşalmıştı aslında. bazıları da yeni erkeklik kitabı yazmaya çalıştı, terapiye gitti ama o da tek başına yetmedi. adorno'nun dediği gibi "yanlış yaşam doğru yaşanamıyor"du.
belki de bu yüzden - çözüm arayıp bulamadığımız için değil, çözümün kendisinin henüz yazılmadığı için - biz 80'lerin çocukları, 2010'ların babaları, hâlâ kapıda duruyoruz. nefes alıyoruz. içeri girmeyi bilmiyoruz. benim umudum şimdinin çocuklarının bunu görüp, bu çıkmaza karşı kendilerinin yokluktan — nasıl olmamaları gerektiğini bilerek - kendilerince bir babalık icat etmeleri.
devamını gör...
max dowman
16 yaşındaki max dowman, premier league şampiyonluğu kazanan tarihteki en genç oyuncu oldu.
devamını gör...
defne samyeli
(bkz: anasına bak anasını al)
devamını gör...
keşke uludağ'dan buraya gelse denilen yazarlar
bütün uludağ buraya gelecekse şimdiye kadar gelenler buraya niye kaçtı? listeye bakıyorum, yarısı zaten burada, yarısı trol, bir veya ikisi de resmi deli.
esas listenin yarısı uludağ’dan ebediyen gitse orada fazladan 100 tane yazar olurdu.
esas listenin yarısı uludağ’dan ebediyen gitse orada fazladan 100 tane yazar olurdu.
devamını gör...
20 mayıs 2026 malatya depremi
geçmiş olsun. depremin büyüğünü de küçüğünü de sevmem. beden sağlığımız kadar ruh sağlığımız da önemli. umarım bu ülkede ölmeden önce akıl sağlığımızı kaybetmeden can vermiş oluruz.
devamını gör...
keşke uludağ'dan buraya gelse denilen yazarlar
kale3112 ve bu koyden olsam ne olcak.
zaten burada olduğu için yazmıyorum diğer yazarları.
zaten burada olduğu için yazmıyorum diğer yazarları.
devamını gör...
babanın ölmesi
büyüdüğün, yalnızlaştığın, çaresizleştiğin, güçlendiğin, hissizleştiğin andır zannımca.
devamını gör...
keşke uludağ'dan buraya gelse denilen yazarlar
claudiascloud
raegan ridley
katatespizartmasi
bik bik
iremga ve mokv (buradalardı ama silik yediler geri gelsinler)
ismet gurbuz birader
aykolik
mel mel gibson
007
kale3112
gocu
ssilvermist ve ctrlx
bkono
sarapci koala
ee ff ee
gerisi çöp zaten onlar gelmesin ya da burada olanları gitse de olur.
raegan ridley
katatespizartmasi
bik bik
iremga ve mokv (buradalardı ama silik yediler geri gelsinler)
ismet gurbuz birader
aykolik
mel mel gibson
007
kale3112
gocu
ssilvermist ve ctrlx
bkono
sarapci koala
ee ff ee
gerisi çöp zaten onlar gelmesin ya da burada olanları gitse de olur.
devamını gör...
nazar duası okurken sürekli esneyen teyze
şov kadın. yalandan esnerken sonu hep gerçeğe dönüyor. bizimkisi bir üfürük hikayesi.
devamını gör...
babanın ölmesi
cahil cahil konuşmayın, insanın hiç babası ölür mü???
devamını gör...
sözlük yazarlarının bayram tatili planları
kurban kescem sözlük, 55 tane büyükbaş sattım
devamını gör...
20 mayıs 2026 malatya depremi
malatya ve çevresinde yaşayan ve hisseden herkese geçmiş olsun.
devamını gör...
güne bir alıntı bırak
yasalar, doğayı taklit etmemeli, onu geliştirmelidir. insanlar başkalarını yönetmek için hukuku icat etti. yasalar, kim olduğumuzu ve nasıl yaşayacağımızı belirliyor. biz yasalara ya uyarız ya da ihlal ederiz....ceza, intikamdır. özellikle zarar vermeyi amaçlayan cezalar suçu önlemiyor. yasalar kimin için intikam alıyor? masumlar adına mı? masumlar mı kanun yapıyor?
devamını gör...
franchise markası kurmak
asıl para bunda ama agresif büyüme yanılgısı, kalite kontrol, yatırımcı seçiciliği, lokasyon gibi çok önemli zincirleme konular var. bunlar güzel yapılırsa kendi kendini büyüten, milletin parası ile para kazandıran bir sistem yaratabilirsiniz ama bence belli bir seviyeye gelince exit (şatış) yapıp çıkmak lazım. özellikle gıda sektörü adamın ömründen çalar, tatil matil olmaz.
devamını gör...
vegas (yazar)
bu sapık neden hala kalbimiz seninle olmuyor çok merak ediyorum.
uludağdan geldiler diye haksız yere iremga ve mokv’yi sildiler ama bu vegas nickli uludağ sözlüğün baş sapığı true’yu hala silmediler.
uludağdan geldiler diye haksız yere iremga ve mokv’yi sildiler ama bu vegas nickli uludağ sözlüğün baş sapığı true’yu hala silmediler.
devamını gör...
uludağ sözlük
son bir haftadır tamamen acınası bir haldedir. haksız yere insanların yetkilerini aldılar insanları küstürdüler. şimdi troller cirit atıyor. bir de son üç gündür bir babayiğit açık bulmuş tematikle başlık düşürüyor sözlük acınası bir halde.
yalnız silik yedikten sonra bazılarının gerçek yüzünü öğrendik o iyi oldu. onlara da söylüyorum adamsanız yüzüme konuşun. arkamdan laf konuşup iftira atmayın.
yalnız silik yedikten sonra bazılarının gerçek yüzünü öğrendik o iyi oldu. onlara da söylüyorum adamsanız yüzüme konuşun. arkamdan laf konuşup iftira atmayın.
devamını gör...
