zaman tüneli
yazarların itiraf köşesi
annemden nefret ediyorum sözlük.
devamını gör...
erkekten anlayan kadınların kel erkekleri tercih etmesi
onlar "anlıyan" kadınlardır.
comment kısmı:te allah'ım ya, erkekliği niye saça kıla indirgiyorsunuz. bu mudur yani, siz erkekler bu kadar mısınız. bunu bize yapıyorsunuz da kendinize niye yapıyorsunuz.
comment kısmı:te allah'ım ya, erkekliği niye saça kıla indirgiyorsunuz. bu mudur yani, siz erkekler bu kadar mısınız. bunu bize yapıyorsunuz da kendinize niye yapıyorsunuz.
devamını gör...
unai emery
(bkz: uefai emerin)
devamını gör...
şu an dinlenen şarkıdan bir cümle
"but you didn't know i was already broken"
devamını gör...
muharrem ince
pasifize edilmeseydi bu süreçler başka olurdu sanırım.
devamını gör...
şu an dinlenen şarkıdan bir cümle
sefa olamadım ama zulüm de değilim,
şifa olamadım ama zehir de değilim;
bu alemde bir günahkâr ben de değilim,
kaderin düğümünü çözemiyorum
şarkının her satırına tik attım.
devamını gör...
hüsran hepsi
+ bütün siyasi partilerin hepsi hüsrandır.
- saadet partisi hariç de lan!
(nickimizin hakkını vermeyelim mi, kendimize de muhalifiz) *
- saadet partisi hariç de lan!
(nickimizin hakkını vermeyelim mi, kendimize de muhalifiz) *
devamını gör...
mozilla firefox
vazgeçemediğim redirector ve ublock origin eklentilerini mobilde de kullanma imkanı vermesi sayesinde kendisine olan aşkım hep eko modda, sürekli belli bir noktada, 7/24 açık.
ublock'un dom elementlerini kaldırmaya yarayan özelliğini çok kullanıyorum. sürekli vakit geçirdiğim sitelerde kullanmadığım ve görmek istemediğim bileşenleri kaldırmama yardım ediyor. redirector da keza benzer amaçla tercih etmediğim endpointleri başka bir yere bağlamama imkan sağlıyor.
ublock'un dom elementlerini kaldırmaya yarayan özelliğini çok kullanıyorum. sürekli vakit geçirdiğim sitelerde kullanmadığım ve görmek istemediğim bileşenleri kaldırmama yardım ediyor. redirector da keza benzer amaçla tercih etmediğim endpointleri başka bir yere bağlamama imkan sağlıyor.
devamını gör...
merkez bankası
merkez bankası şu an pavyonda tüm mahsul parasını konsomatrise basan haymanalı dayı gibi dolar yakıyor
devamını gör...
erkekten anlayan kadınların kel erkekleri tercih etmesi
sadece östrojen seviyesi %90 ustu kadinlarda gorulen durum. bakmayin sagda solda zart zurt edenlere.
devamını gör...
hüsran hepsi
bir şanışer şaheseri.
çok zormuş dostum yaşamak
bu yüzden, kınamamak gerekmiş hiçbir vazgeçişi
baksana, meğer dünya öldürmüş onca insanı
biz anlamamışız, adına "intihar" demişiz
kimimiz ihtişam, kimimiz ihtiras, kimimiz iktidar delisi
oysa yalnızca doğmak ve ölmek gerçekmiş
küçük bir ihtimal gerisi
çok zormuş dostum yaşamak
bu yüzden, kınamamak gerekmiş hiçbir vazgeçişi
baksana, meğer dünya öldürmüş onca insanı
biz anlamamışız, adına "intihar" demişiz
kimimiz ihtişam, kimimiz ihtiras, kimimiz iktidar delisi
oysa yalnızca doğmak ve ölmek gerçekmiş
küçük bir ihtimal gerisi
devamını gör...
girişi güzel olan şarkılar
tarkan- ölürüm sana.
devamını gör...
girişi güzel olan şarkılar
hande yener - acı veriyor
elektro gitar çok iyi.
elektro gitar çok iyi.
devamını gör...
dik âlâ
" söz gecikir gecikmez ölecektim.. "
kısa bir süre önce hayatını kaybeden 1965 doğumlu türk şair elif sofya imzalı 102 sayfalık eser olup 2014 yılında yayınlanmıştır.
elif sofya'yı pençe (kitap) ve hayhuy (kitap) adlı eserleriyle tanımıştım, beklenmedik ölümü tüm sevenlerini olduğu gibi beni de üzdü, inanmak zordu ama hayat buydu.
şimdi ise kitabımıza geçelim;
bu kitabı ikinci okuyuşum oldu bu,
şairin hayatını kaybettiğini öğrendikten sonra okumuştum ilk, bugün yeniden okumak istedim.
elif sofya hayatı kendine özgü bir şiirsel yaklaşım ile yansıtıyor bize, kendine özgü bir algılama söz konusu olduğu için üslubu da kendine özgü oluyor nihâyetinde,
bu kitabındaki şiirlerinde de kendine özgü bir şiir lisânının olduğunu bir kez daha hatırlatıyor.
huzursuzluğu, ayrılığı, giderek yabancılaşmayı, bağların koptuğu zamanlarda hissedilen yıkımı, ansızın gelen çıldırma hissini, doğayı, yaşamın vahşi olduğu zamanları kendine özgü bir şiir ile bizlere sunuyor ve dik âlâ mefhumunu şiirle hissettirmeyi amaçlamış izlenimi veriyor bazı şiirleri.
ölümü, artık adsız olmayı, gidişi, ruhsal soğukluğu, yabancılaşmayı, göğsünde bir taş, boğazında bir yumru ile yaşamanın acısını derinden hissettiren şiirler olduğunu kendi adıma söylemem mümkün olacaktır.
okurken seçtiğim bazı dizeleri bırakarak burada bir son veriyorum.
huzurla uyu elif sofya...

çizmelerini çekmiş
koşuyor ayrılığın atları.
akışını altüst ettiğim sular
ağzından gözlerine
buzdan bir çizgi ilerliyor
sen kör oluyorsun
gece mor...
ne zor şimdi birdenbire hıçkırmak.
ne zor şimdi içinizin açılması
açıklanması,
göğsünüzdeki o büyük taşın.
aslında biz hızla ölüyoruz
senin gibi, senin kadar ölüyoruz.
bir fil sürüsü kadar vakur yürüyen
tek sen varmışsın.
parmak izlerimizden tanıyoruz birbirimizi.
bana biraz yabancı
giderek uzak bana sevgilim.
ona
bana bir ağaç vermesi söylenmişti düşünde.
alnında derinleşen yarayı
yanılgılardan çıkan yangınlara bıraktım
hiçbir suya seslenmedi sesin.
uyuduğum düş
seni unutmuş görünüyordu.
söz gecikir gecikmez ölecektim..
ad verilmemiş çocuklar anlar sadece
çoktan bıraktım adımı.
kısa bir süre önce hayatını kaybeden 1965 doğumlu türk şair elif sofya imzalı 102 sayfalık eser olup 2014 yılında yayınlanmıştır.
elif sofya'yı pençe (kitap) ve hayhuy (kitap) adlı eserleriyle tanımıştım, beklenmedik ölümü tüm sevenlerini olduğu gibi beni de üzdü, inanmak zordu ama hayat buydu.
şimdi ise kitabımıza geçelim;
bu kitabı ikinci okuyuşum oldu bu,
şairin hayatını kaybettiğini öğrendikten sonra okumuştum ilk, bugün yeniden okumak istedim.
elif sofya hayatı kendine özgü bir şiirsel yaklaşım ile yansıtıyor bize, kendine özgü bir algılama söz konusu olduğu için üslubu da kendine özgü oluyor nihâyetinde,
bu kitabındaki şiirlerinde de kendine özgü bir şiir lisânının olduğunu bir kez daha hatırlatıyor.
huzursuzluğu, ayrılığı, giderek yabancılaşmayı, bağların koptuğu zamanlarda hissedilen yıkımı, ansızın gelen çıldırma hissini, doğayı, yaşamın vahşi olduğu zamanları kendine özgü bir şiir ile bizlere sunuyor ve dik âlâ mefhumunu şiirle hissettirmeyi amaçlamış izlenimi veriyor bazı şiirleri.
ölümü, artık adsız olmayı, gidişi, ruhsal soğukluğu, yabancılaşmayı, göğsünde bir taş, boğazında bir yumru ile yaşamanın acısını derinden hissettiren şiirler olduğunu kendi adıma söylemem mümkün olacaktır.
okurken seçtiğim bazı dizeleri bırakarak burada bir son veriyorum.
huzurla uyu elif sofya...

çizmelerini çekmiş
koşuyor ayrılığın atları.
akışını altüst ettiğim sular
ağzından gözlerine
buzdan bir çizgi ilerliyor
sen kör oluyorsun
gece mor...
ne zor şimdi birdenbire hıçkırmak.
ne zor şimdi içinizin açılması
açıklanması,
göğsünüzdeki o büyük taşın.
aslında biz hızla ölüyoruz
senin gibi, senin kadar ölüyoruz.
bir fil sürüsü kadar vakur yürüyen
tek sen varmışsın.
parmak izlerimizden tanıyoruz birbirimizi.
bana biraz yabancı
giderek uzak bana sevgilim.
ona
bana bir ağaç vermesi söylenmişti düşünde.
alnında derinleşen yarayı
yanılgılardan çıkan yangınlara bıraktım
hiçbir suya seslenmedi sesin.
uyuduğum düş
seni unutmuş görünüyordu.
söz gecikir gecikmez ölecektim..
ad verilmemiş çocuklar anlar sadece
çoktan bıraktım adımı.
devamını gör...
from
devamını gör...



