abd'deki bir şehir, karanlık çöktükten sonra ortaya çıkan yaratıklarla savaşır. kasaba sakinleri hayatta kalma savaşı verir.
öne çıkanlar | diğer yorumlar
başlık "kıyıyavurandünya" tarafından 24.04.2022 19:49 tarihinde açılmıştır.
1.

lost un yapımcılarından jeff pinker ve jack benderin aralarında olduğu yeni bilim kurgu korku gerilim dizisi. ılk sezonu 10 bölüm olarak yayınlandı.
dizi çıkışı asla bulunamayan gizemli ve ulaşılmaz bir kasabada geciyor. wayward pines, under the dome izliyor gibi izlenim bırakıyor. neticede konusu farklılaşıyor tabi. gizemli olaylar, garip yaratıklar ve olayın kayıp koloniye mi bağlanacagı derken bayagı bir kafa karıştırıyor. bu tarz dizileri sevenler icin tek seferde oturup tüm sezonu izleyebilecegi bir dizi diyebilirim.
devamını gör...
2.
harold perrineau'nun başrolde olduğu gerilim, gizem, dram konulu dizi. konu gayet güzel, sürükleyici bir atmosferi var. ilk dakikalardan itibaren içine çekiyor dizi. ilk sezonda yaratıkların nerden geldikleri ya da o yerleşim yerinde ne kadar zamandır böyle bir şey yaşandığı hakkında bir şey görmedik. 2. sezon herhalde gelir.
devamını gör...
3.
1.sezon
konu olarak zombi, gizemli kasaba, şehre yeni gelen yabancı gibi klişelerden beslense de özgün formunu korumayı başaran bir dizi. yine 5 bölümde anlatılacak olayları 10 bölüme yayma kurnazlığına başvurulmasını bu dizide de görüyoruz. ateşli lezbiyen öpücüğü ve anlamsız siyah- beyaz evliliği ile sjw saçmalıklarına selam çakılması geleneğini burada da sürdürmüş yapımcılar. sanırım yeni nesil abd kaynaklı film sektörü fonlarının kontrolü tamamen bu woke culture lobisinin elinde. müzikler için ayrı bir parantez açmak lazım yalnız. dizinin tüm atmosferini ustaca yansıtan müzik yönetmenine saygılarımı gönderiyorum.
konu olarak zombi, gizemli kasaba, şehre yeni gelen yabancı gibi klişelerden beslense de özgün formunu korumayı başaran bir dizi. yine 5 bölümde anlatılacak olayları 10 bölüme yayma kurnazlığına başvurulmasını bu dizide de görüyoruz. ateşli lezbiyen öpücüğü ve anlamsız siyah- beyaz evliliği ile sjw saçmalıklarına selam çakılması geleneğini burada da sürdürmüş yapımcılar. sanırım yeni nesil abd kaynaklı film sektörü fonlarının kontrolü tamamen bu woke culture lobisinin elinde. müzikler için ayrı bir parantez açmak lazım yalnız. dizinin tüm atmosferini ustaca yansıtan müzik yönetmenine saygılarımı gönderiyorum.
devamını gör...
4.
korku ve bilimkurgu temalı 2 sezonluk dizi. şuan 1.sezonu bitirmeme 2 bölüm kadar kalmışken buraya da fikirlerimi yazmadan devam etmek istemedim.
daha önce hakkında fikirlerimi paylaştığım bir diziye benzettim genel hatlarını. (bkz: under the dome). yani yine bir yerde kısılıp kalan insanlar var. hatta bazı yabancı izleyiciler (bkz: lost) dizisi ile de bir benzerlik yakaladıklarını söylemişler.
bence net izlenir. vakit geçirmek için uygun. hatta oturun eşiniz dostunuzla izleyin bir gece vakti. çoluk çocuk varsa uyuduklarından emin olun.
imdb puanı 7.7 iken, benim puanım 7 olur bu diziye. konusu ilgimi çektiği için 2.sezona devam edeceğimi düşünüyorum. fikirlerimi değiştirirsem güncellerim burayı.
daha önce hakkında fikirlerimi paylaştığım bir diziye benzettim genel hatlarını. (bkz: under the dome). yani yine bir yerde kısılıp kalan insanlar var. hatta bazı yabancı izleyiciler (bkz: lost) dizisi ile de bir benzerlik yakaladıklarını söylemişler.
bence net izlenir. vakit geçirmek için uygun. hatta oturun eşiniz dostunuzla izleyin bir gece vakti. çoluk çocuk varsa uyuduklarından emin olun.
imdb puanı 7.7 iken, benim puanım 7 olur bu diziye. konusu ilgimi çektiği için 2.sezona devam edeceğimi düşünüyorum. fikirlerimi değiştirirsem güncellerim burayı.
devamını gör...
5.
2022 (bkz: tv+) yapımı bir amerikan dizisi. dizide bir çok başrolümüz var diyebiliriz ama en çok üstünde durulur göze carpanları harold perrineau, eion bailey, hannah cheramy, catalina sandino moreno,simon webster. dizi 3 sezondan oluşmakta ve her sezonda 10 bölüm bulunmakta.
konusuna gelirsek eğer abd'de bir kasabaya nasıl olduğunu bilmeden gelen insanlar var. ve bu insanlar kasabadaki tuhaf olaya alışmak zorunda. hava kararınca çıkan canavarlar. bu canavarlar aynı insana benzeyen ama zombi gibi de olmayan, onları savunmasız buldukları anda da iç organlarını yiyen türde. zaman geçtikçe bulunan koruma yöntemleri, birbiri ile anlaşarak yaşamaya çalışan her meslekten her ırktan insan topluluğu. bir gün kasabaya gelen bir aile ile olayların artması ve yavaş yavaş neyin neden olduğunu çözmeye çalıştığımız bilim kurgu dizisi.
ben henüz 3.sezona geçtim. ama ilk 2 sezon itibariyle dark sonrası beni içine çeken, merak ettiren, soluksuz izlettiren bir bilim kurgu dizisi olmamıştı. bu sebeple iki günde 2 sezonu bitirdim. tek zor yanı sürekli durağan diyaloglar olabiliyor bazen. insanı yoran türde diyaloglara sahip. ama her bölümde de yeni teoriler oluşturmaya sebep oluyor insanın kafasında. 3.sezona aşırı bir beklenti ile başladım bittiğinde buraya tam anlamıyla spoiler dolu yorumlarla doldurup güncelleyecegim. ama bilim kurgu seviyorsanız dark ve lost havasında muhteşem bir dizi. muhakkak şans verin. izleyeceklere şimdiden keyifli izlemeler.
konusuna gelirsek eğer abd'de bir kasabaya nasıl olduğunu bilmeden gelen insanlar var. ve bu insanlar kasabadaki tuhaf olaya alışmak zorunda. hava kararınca çıkan canavarlar. bu canavarlar aynı insana benzeyen ama zombi gibi de olmayan, onları savunmasız buldukları anda da iç organlarını yiyen türde. zaman geçtikçe bulunan koruma yöntemleri, birbiri ile anlaşarak yaşamaya çalışan her meslekten her ırktan insan topluluğu. bir gün kasabaya gelen bir aile ile olayların artması ve yavaş yavaş neyin neden olduğunu çözmeye çalıştığımız bilim kurgu dizisi.
ben henüz 3.sezona geçtim. ama ilk 2 sezon itibariyle dark sonrası beni içine çeken, merak ettiren, soluksuz izlettiren bir bilim kurgu dizisi olmamıştı. bu sebeple iki günde 2 sezonu bitirdim. tek zor yanı sürekli durağan diyaloglar olabiliyor bazen. insanı yoran türde diyaloglara sahip. ama her bölümde de yeni teoriler oluşturmaya sebep oluyor insanın kafasında. 3.sezona aşırı bir beklenti ile başladım bittiğinde buraya tam anlamıyla spoiler dolu yorumlarla doldurup güncelleyecegim. ama bilim kurgu seviyorsanız dark ve lost havasında muhteşem bir dizi. muhakkak şans verin. izleyeceklere şimdiden keyifli izlemeler.
devamını gör...
6.
hakkında bu kadar az entry girilmesi üzücü. tiktok'ta karşıma çıkan postlar sonrası 3. sezonu izlemeye devam ettim ve daha sezonun ilk bölümünün sonunda sevdiğim bir karakter, kenarda masum masum yemek servisi yapmaktan başka işi yokmuş gibi görünen bir kadın... vahşi gece gelenlerin maskarası halinde çığlıklar attırılarak öldürüldü. boyd izlerken hem de. aman aman nerelere geldik ya.
devamını gör...
7.
değeri bilinmemiş, daha doğrusu yeni yeni değeri bilinmeye başlayan dizi. the lost’u sevenlerin mutlaka göz atması gereken sürükleyici bir dizi.
olay çıkışı olmayan bir kasabada geçiyor. nerede olurlarsa olsunlar olağan yollarında giden insanlar yol üzerinde yolu kapatan bir kütük ve tepede gezen kargaları gördükleri zaman belalarını buldukları bir kasabaya gidiyorlar. yahu bu kargaların insanlardan çektiği nedir? siyahlar diye tüm uğursuzluklar bu zavallı hayvancağızlara yükleniyor. bu ırkçılık değil de nedir?*)
bu kasabanın birkç önemli özelliği var:
1- tüm yollar paris’e yani kasabaya çıkıyor.
2- akşam hava kararınca saklanmanız gerekiyor. çünkü akşam saatleri kasabanın diğer canavar üyelerinin cirit attığı ve insanları öldürdüğü saatler oluyor.
3- kasabanın etrafında totemler , solucan delikleri, garip işaretler bulunuyor.
ana karakter boyd, kasabayı bir arada tutmaya çalışan şerifimiz. müthiş bir karakter. cesur biraz da deli. karakter sayısı fazla ve hepsi de şahsına münhasır kişiler. boyd harici baskın bir karakter yok aslında dizide. hepsinin gün içinde yaşadıkları anormallikleri izliyoruz.
sürekli teori ürettikten sonra nihayet son sezonunda kasabanın tuhaflığının nedeni ile ilgili ipucu bulabiliyoruz. ama asıl olayı artık gelecek sezonda göreceğiz.
ışıklandırma, dizinin karamsarlığına uygun seçilmiş. izlemesi keyifli, dizinin atmosferi sizi olayın olduğu kasabaya çekiyor. heyecanı bitmeden devam ediyor, bu nedenle soluksuz sıkılmadan izleyeceğimiz bir dizi çıkıyor ortaya.
olay çıkışı olmayan bir kasabada geçiyor. nerede olurlarsa olsunlar olağan yollarında giden insanlar yol üzerinde yolu kapatan bir kütük ve tepede gezen kargaları gördükleri zaman belalarını buldukları bir kasabaya gidiyorlar. yahu bu kargaların insanlardan çektiği nedir? siyahlar diye tüm uğursuzluklar bu zavallı hayvancağızlara yükleniyor. bu ırkçılık değil de nedir?*)
bu kasabanın birkç önemli özelliği var:
1- tüm yollar paris’e yani kasabaya çıkıyor.
2- akşam hava kararınca saklanmanız gerekiyor. çünkü akşam saatleri kasabanın diğer canavar üyelerinin cirit attığı ve insanları öldürdüğü saatler oluyor.
3- kasabanın etrafında totemler , solucan delikleri, garip işaretler bulunuyor.
ana karakter boyd, kasabayı bir arada tutmaya çalışan şerifimiz. müthiş bir karakter. cesur biraz da deli. karakter sayısı fazla ve hepsi de şahsına münhasır kişiler. boyd harici baskın bir karakter yok aslında dizide. hepsinin gün içinde yaşadıkları anormallikleri izliyoruz.
sürekli teori ürettikten sonra nihayet son sezonunda kasabanın tuhaflığının nedeni ile ilgili ipucu bulabiliyoruz. ama asıl olayı artık gelecek sezonda göreceğiz.
ışıklandırma, dizinin karamsarlığına uygun seçilmiş. izlemesi keyifli, dizinin atmosferi sizi olayın olduğu kasabaya çekiyor. heyecanı bitmeden devam ediyor, bu nedenle soluksuz sıkılmadan izleyeceğimiz bir dizi çıkıyor ortaya.
devamını gör...
8.
her bölüm 10 tane soru işareti bırakıyor
3-4 tanesini lütuf ediyor da açıklıyor.
burdan yönetmene
senariste sesleniyorum
bakkkk
bakkkkk
lost gibi sonu rüyaymış
bilmem neymiş
sakın
bak sakın
stüdyonuzu yakarım.
3-4 tanesini lütuf ediyor da açıklıyor.
burdan yönetmene
senariste sesleniyorum
bakkkk
bakkkkk
lost gibi sonu rüyaymış
bilmem neymiş
sakın
bak sakın
stüdyonuzu yakarım.
devamını gör...
9.
from dizisinin kasvetli atmosferi ve altındaki gizem beni gerçekten çok etkiledi. dizide sadece hayatta kalma mücadelesi değil, insanın kendini güvende tutma hissi ve bilinmez karşısındaki çaresizliği de çok iyi işleniyor. özellikle kendi geçmişlerinden kaçarak yeni benlikler yaratmaya çalışan insanların aynı yerde toplanması ve çaresizliklerinden bir topluluk oluşturmaları bence dizinin en güçlü taraflarından biri. evet, bazı yerlerde temposu düşüp sıktığı oldu ama yarattığı hava ve sürekli diken üstünde hissettirmesi bunu unutturmayı başarıyor. şu an 4. sezona yeni başladım. umarım finali iyi olur, iyi bağlanır. yarım kalmış gibi hissettirmez.
devamını gör...
10.
tam üç sene önce yazmışım bu başlığa. from dizisi yeni sezonuyla birlikte kendini izletmeye devam ediyor. 4.sezona başlamadan önce, bağlamı hatırlayabilmek için 3.sezonu tekrar izledim. sadece türkçe dublajını başarılı bulmuyorum. özellikle şu küçük velet thomas'ı seslendiren arkadaş. bu işi bırak. yoksa tokat atacağım.
devamını gör...
11.
yarattığı her beş soru işaretinden üçünü kendinin de nasıl hikaye edeceğini henüz bilmediği, insanı ''nolur bir yere bağlan'' diye çıldırtan ama sürükleyiciliği de burada olan dizi. dördüncü sezonuyla şu sıra yayında ve hatta bitmek üzere de olabilir. hayatımdaki soru işaretlerinden dördüncü sezonu izleyecek kafayı henüz toplayamadım.
devamını gör...
12.
beşinci ve son sezonu çekilen, mistik dizi. aradığımız tüm cevaplar birinci bölümde saklıymış diyor senaristler. hayatta açıp izleyemem. hafızama güvenmek istiyorum burada. şimdi ne yazsam, ne teori üretsem spoiler olur. o mağaraların gerçek hayatta nasıl üretildiğini gördüm. sırf dizi için sıfırdan koloni evini inşa etmeleri, yapılış sürecinin gösterilmesi çok hoşuma gitmişti.
dört gözle yeni sezonu bekliyorum.
dört gözle yeni sezonu bekliyorum.
devamını gör...
13.
izlemediysen okuma güzel kardeşim spoiler uyarısı değil bu, vasiyet. oturdum, bütün sezonları bitirdim, her şeyi birbirine bağladım ve sonunda şu sonuca vardım. bu kasaba, çok çok eskiden yapılmış bir anlaşmanın hala yürürlükte olduğu, korkudan ve acıdan beslenen, iki kadim varlığın satranç tahtası olan lanetli bir yer.
çok eskiden bu kasabada yaşayan insanlar ölümsüzlük diye bir teklif almış. teklifi yapan da o sarı takım elbiseli dalyarak, hani kırmızı gözlü, sesi radyodan gelen, dördüncü sezonda sophia kılığına girip herkesin arasına sızan moruk. lan dur ben neden bu kadar detaya girdim. ahanda bu lavuk işte;

karşılığında ne istemiş? çocuklarınızı kurban edin. neredeyse herkes kabul etmiş. çocuklarını kesmişler, karşılığında canavar olmuşlar. gece dolaşan şu gülümseyen, yavaş yavaş yürüyen, ama bir anda boğazını koparan şeyler. bunlara işte;

ölümsüzler. ölseler bile birinin karnında yeniden doğabiliyorlar. ikinci sezonda mı ne şu yukarıda fotoğrafı olan iti öldürmüşlerdi ya, sezon 3'te fadime bacı onu doğurdu. evet doğurdu amk. kasaba ölen canavarını insan bedeni üzerinden yeniliyor.
ama bir çift zamanında bu sarı moruğu reddetmiş. kızımızı vermiyoruz lan demişler. kızları yine de ölmüş. ve o andan itibaren lanetlenmişler. ölmüşler, yeniden doğmuşlar, yine bu kasabaya düşmüşler, yine unutmuşlar, yine denemişler, yine başarısız olmuşlar. yine ölmüşler, yine doğmuşlar... peki kim bu sikko döngüde olan? şu anki halleri tabitha ve jade. yani şu abiyle ablamız;

tabitha miranda'nın, jade de christopher'ın reenkarnasyonu. en eski hallerinde o kurban edilen çocuklardan birinin anne babasıymışlar. o yüzden sürekli geri çağrılıyorlar. her seferinde unutup tekrar deniyorlar. şu anki hayatta tabitha jim'le evliydi (jim de sezon 3 finalinde sarı herif tarafından boğazı yırtılarak öldürüldü). jade de kendi halinde takılıyor ama aralarında o eski bağ hala duruyor. birbirlerine bakarken ulan biz eskiden karı-kocaydık hissi yaşıyor.
victor ise (sözlükte biri var ona benzetiyorum, ama victor o haliyle bile çok daha zeki, neyse) miranda'nın, yani eski tabitha'nın oğlu. ama jade onun babası değil. babası henry. christopher yani şimdiki jade o dönem sadece vizyon gören, kuklayla konuşan, herkesi deli eden adammış. ruhen bağlılar ama biyolojik olarak baba-oğul değiller.

peki siktiğimin köyünde diğer herkes ne? boyd, fadime bacı (iğrenç oyunculuk), kenny, donna, ellis, kristi ve diğerleri… onlar yem. çocukların çığlıklarını duydukları için ve hayatlarında bir kırılma noktasındayken (emeklilik, boşanma eşiği, travma, hayatım bitti anı) oraya çekiliyorlar. o dalyarak sarı kıyafetli moruğun makinesi korku, umut, umutsuzluk ve acıyla çalışıyor. sadece tabitha ile jade olsa makine durur. o yüzden sürekli taze insan lazım. ölünce de ruhları tamamen gitmiyor. bazen hayalet olarak görünüyorlar ama kendileri hayalet değil. canlı, gerçek, acı çeken insanlar.
ha unutuyordum, beyaz şortlu çocuk vardı. şu ne sikim tam olarak bilmiyorum.

ama sarılı moruk abinin karşısındaki bi varlık. yardımcı olmaya çalışır gibi bi hali var. finalde sarılı abiye bu sefer kaybedeceksin, onlarda kemikler var diyor. yani iyi tarafta. ama dediğim gibi ne sikim olduğu belirsiz, açıklamadılar. belki kurban edilen çocuklardan biri, belki başka bir şey (bu yüzden yazıya başlarken iki kadim varlığın oyunu dedim, buda sarılı gibi kadim varlık olabilir.) bilmiyorum.
son sezonda işler iyice çığırından çıktı. ağcı söktüler, kemikleri aldılar, talismanların hepsini sarı herif topladı, fadime bacı canavarlaştı, elgin öldü, marielle öldü, gündüz bir anda gece oldu. kasaba şu an korumasız. ve beşinci sezon final sezon olacakmış. yani ya döngü kırılacak ya da herkes sikilecek.
velhasıl, insanların kendi çocuklarını kurban ettiği eski bir anlaşmanın hala yürürlükte olduğu, reenkarnasyonla beslenen, korkudan enerji üreten, iki kadim varlığın satranç tahtası olan, herkesin a*ına koyan bi cehennem. tabitha ve jade o cehennemin en eski mahkumları. diğerleri de onların etrafında dönen taze et.
ve ben bu diziyi izlerken her bölümde biraz daha derinlere indikçe, her yeni sır ortaya çıktıkça, her ulan daha ne kadar saçmalayacaklar dedikçe ruhumdan bir parça daha koptu, örselendi... diziyi çözmeye çalıştıkça dizi beni çözdü.
çok eskiden bu kasabada yaşayan insanlar ölümsüzlük diye bir teklif almış. teklifi yapan da o sarı takım elbiseli dalyarak, hani kırmızı gözlü, sesi radyodan gelen, dördüncü sezonda sophia kılığına girip herkesin arasına sızan moruk. lan dur ben neden bu kadar detaya girdim. ahanda bu lavuk işte;

karşılığında ne istemiş? çocuklarınızı kurban edin. neredeyse herkes kabul etmiş. çocuklarını kesmişler, karşılığında canavar olmuşlar. gece dolaşan şu gülümseyen, yavaş yavaş yürüyen, ama bir anda boğazını koparan şeyler. bunlara işte;

ölümsüzler. ölseler bile birinin karnında yeniden doğabiliyorlar. ikinci sezonda mı ne şu yukarıda fotoğrafı olan iti öldürmüşlerdi ya, sezon 3'te fadime bacı onu doğurdu. evet doğurdu amk. kasaba ölen canavarını insan bedeni üzerinden yeniliyor.
ama bir çift zamanında bu sarı moruğu reddetmiş. kızımızı vermiyoruz lan demişler. kızları yine de ölmüş. ve o andan itibaren lanetlenmişler. ölmüşler, yeniden doğmuşlar, yine bu kasabaya düşmüşler, yine unutmuşlar, yine denemişler, yine başarısız olmuşlar. yine ölmüşler, yine doğmuşlar... peki kim bu sikko döngüde olan? şu anki halleri tabitha ve jade. yani şu abiyle ablamız;

tabitha miranda'nın, jade de christopher'ın reenkarnasyonu. en eski hallerinde o kurban edilen çocuklardan birinin anne babasıymışlar. o yüzden sürekli geri çağrılıyorlar. her seferinde unutup tekrar deniyorlar. şu anki hayatta tabitha jim'le evliydi (jim de sezon 3 finalinde sarı herif tarafından boğazı yırtılarak öldürüldü). jade de kendi halinde takılıyor ama aralarında o eski bağ hala duruyor. birbirlerine bakarken ulan biz eskiden karı-kocaydık hissi yaşıyor.
victor ise (sözlükte biri var ona benzetiyorum, ama victor o haliyle bile çok daha zeki, neyse) miranda'nın, yani eski tabitha'nın oğlu. ama jade onun babası değil. babası henry. christopher yani şimdiki jade o dönem sadece vizyon gören, kuklayla konuşan, herkesi deli eden adammış. ruhen bağlılar ama biyolojik olarak baba-oğul değiller.

peki siktiğimin köyünde diğer herkes ne? boyd, fadime bacı (iğrenç oyunculuk), kenny, donna, ellis, kristi ve diğerleri… onlar yem. çocukların çığlıklarını duydukları için ve hayatlarında bir kırılma noktasındayken (emeklilik, boşanma eşiği, travma, hayatım bitti anı) oraya çekiliyorlar. o dalyarak sarı kıyafetli moruğun makinesi korku, umut, umutsuzluk ve acıyla çalışıyor. sadece tabitha ile jade olsa makine durur. o yüzden sürekli taze insan lazım. ölünce de ruhları tamamen gitmiyor. bazen hayalet olarak görünüyorlar ama kendileri hayalet değil. canlı, gerçek, acı çeken insanlar.
ha unutuyordum, beyaz şortlu çocuk vardı. şu ne sikim tam olarak bilmiyorum.

ama sarılı moruk abinin karşısındaki bi varlık. yardımcı olmaya çalışır gibi bi hali var. finalde sarılı abiye bu sefer kaybedeceksin, onlarda kemikler var diyor. yani iyi tarafta. ama dediğim gibi ne sikim olduğu belirsiz, açıklamadılar. belki kurban edilen çocuklardan biri, belki başka bir şey (bu yüzden yazıya başlarken iki kadim varlığın oyunu dedim, buda sarılı gibi kadim varlık olabilir.) bilmiyorum.
son sezonda işler iyice çığırından çıktı. ağcı söktüler, kemikleri aldılar, talismanların hepsini sarı herif topladı, fadime bacı canavarlaştı, elgin öldü, marielle öldü, gündüz bir anda gece oldu. kasaba şu an korumasız. ve beşinci sezon final sezon olacakmış. yani ya döngü kırılacak ya da herkes sikilecek.
velhasıl, insanların kendi çocuklarını kurban ettiği eski bir anlaşmanın hala yürürlükte olduğu, reenkarnasyonla beslenen, korkudan enerji üreten, iki kadim varlığın satranç tahtası olan, herkesin a*ına koyan bi cehennem. tabitha ve jade o cehennemin en eski mahkumları. diğerleri de onların etrafında dönen taze et.
ve ben bu diziyi izlerken her bölümde biraz daha derinlere indikçe, her yeni sır ortaya çıktıkça, her ulan daha ne kadar saçmalayacaklar dedikçe ruhumdan bir parça daha koptu, örselendi... diziyi çözmeye çalıştıkça dizi beni çözdü.
devamını gör...
14.
yaprak gibi dizi müdürüm afedersin.
devamını gör...
