zaman tüneli
terme belediye meclisi üyesi rümeysa eker'in sosyal medya paylaşımı
"doğrudur, anneni pazarlıyoruz. maalesef kürtajı unuttuğumuz için sen doğdun. pişmanım." diye cevap verilmemiş olmasına şaşırdığım söylemdir.
devamını gör...
yazarların kendilerini teselli etmek için kullandığı cümleler
böyleli gibi.
kadın yazarlar ne yazarsa yazsın beğenilmesi
kadın yazarlar ne yazarsa yazsın beğenilmesi
devamını gör...
arzulanan hayat ile yaşanan hayat arasındaki mesafe
7 milyon dolar.
devamını gör...
yazarların mezun olduğu üniversite ve bölüm
ankara tıp.
devamını gör...
normal sözlüksüz hayat
4 yıl sonra baktım da gayet normal devam ediyomuş.
devamını gör...
cumhuriyet halk partisi
hayatım boyunca her seçimde oy vermek gibi bir mallık yaptığım parti. bildiğin akpye oy vermişiz aslında.
devamını gör...
yazarların mezun olduğu üniversite ve bölüm
mimar sinan güzel kızlar fakültesi.
devamını gör...
terme belediye meclisi üyesi rümeysa eker'in sosyal medya paylaşımı
samsun'da akp'li terme belediye meclisi üyesi rümeysa eker'in sosyal medya hesabından yaptığı, paylaşım. kendisi bayağı pezevenk tanımış anlaşılan diye devam etmek lazım .
www.odatv.com/guncel/samsun...
www.odatv.com/guncel/samsun...
devamını gör...
yazarların kendilerini teselli etmek için kullandığı cümleler
amaaan koy g*te diyorum ben kendi kendime.
devamını gör...
spor tarihinin en iyisi
lionel messi.
ülkesine tüm sporlar içerisindeki en büyük kupayı kazandırdı. bunu da ronaldo 2016 benzeri neredeyse figüran oldu diyeceğimiz şekilde yapmadı.
messi her yönden domine etti turnuvayı: gol, asist, gol katkısı, dripling, kilit pas, mvp, motm her şeyiyle domine ederek kazandı kupayı.
ülkesine tüm sporlar içerisindeki en büyük kupayı kazandırdı. bunu da ronaldo 2016 benzeri neredeyse figüran oldu diyeceğimiz şekilde yapmadı.
messi her yönden domine etti turnuvayı: gol, asist, gol katkısı, dripling, kilit pas, mvp, motm her şeyiyle domine ederek kazandı kupayı.
devamını gör...
türkiye'de yasama organının temel sorunu
yasama yerine yalama yapmasıdır.
devamını gör...
yazarların mezun olduğu üniversite ve bölüm
adıyaman kahta myo- laborant ve veteriner sağlık
bilecik şeyh edebali üniversitesi - çocuk gelişimi + formasyon
anadolu üniversitesi - tıbbi dökümantasyon ve sekreterlik 2. sınıf.
şimdiki aklım olsa ön lisans okumadan evvel ortaöğretim ile atanır ön lisans ile de maaş arttırırdım. cahillik işte.
bilecik şeyh edebali üniversitesi - çocuk gelişimi + formasyon
anadolu üniversitesi - tıbbi dökümantasyon ve sekreterlik 2. sınıf.
şimdiki aklım olsa ön lisans okumadan evvel ortaöğretim ile atanır ön lisans ile de maaş arttırırdım. cahillik işte.
devamını gör...
güne geceye ana bir kısa öykü bırak
kül ve fotoğraf
evin misafir odasındaki eski masanın üzerinden albüm düşerken içinden bir fotoğraf çıktı ve sobanın tam bitişiğine geldi.
hakkı, “hadi uyan, durağa geldik,” dedi.
otobüsten indiklerinde saat akşam dokuz civarıydı.
“gel,” dedi, “bir bira içelim.”
içeri girdiler. sigara dumanından göz gözü görmüyordu. özellikle kenar bir masayı seçtiler. paraları ancak ikişer biraya yetiyordu.
sobanın bitişiğine düşen fotoğraf yavaşça sararmaya başladı.
“iki bira,” dedi hakkı.
biralar soğuk ama suluydu. ilk yudumu içer içmez içlerindeki sıkıntı geçti.
birbirlerini sekiz aydır falan tanıyorlardı. ama hissettiklerini anlamaları bir ay önce falan olmuş olmalıydı.
bu ilişki nereye varacak, ikisi de bilmiyordu. ama hakkı açılmaya karar vermişti.
o gün vardiyadan çıktıklarında hakkı:
“hadi bir şeyler içmeye gidelim,” dedi.
nasıl karşılanacağını bilmeden ona duygularını söyleyecekti. ona karşı bir şeyler hissettiğini ve bu duygunun gerçek olduğunu biliyordu. ama konuşmaya korkuyordu. o yüzden bu zamana kadar kendini engellemişti.
o sırada barda üzerlerinde gezinen bakışları hissetti. ürperdi. gözlerdeki sorgulamayı fark etti. gayriihtiyari sandalyede geriye çekildi. kafalar önlerine döndü. biraz sonra hoyrat kahkahalar tüm barı doldurdu.
önce fotoğrafın sobaya yakın tarafı ısınmaya başladı. sağda hakkı, ortada çocuklar, en uçta karısı vardı.
hakkı ailesinin zoruyla on beş yıl önce evlenmişti. “yaşın geçiyor, konu komşu niye evlenmiyor diye dedikodu çıkarır,” baskısıyla bu evliliği yapmıştı.
onun saçını eliyle düzeltişini gördü. içi eridi.
karısıyla ilk çocukları olduğunda artık boşanamayacağını fark etmişti. yaşadığı tek duygu çaresizlikti.
ikinci biralar masaya geldiğinde onun gözlerinin içine baktı. tırnaklarının etini yiyordu. hakkı'nın ne söyleyeceğini anlamıştı. hakkı onun gözlerinde utangaç bir bakış gördü.
fotoğraf sıcaklığın etkisiyle tamamen sararmaya, sonra da kıvrılmaya başladı.
hakkı, etleri yenmekten paramparça olmuş eli tuttu.
“seni seviyorum,” dedi. “artık saklamayacağım.”
karşısındaki ses şefkatle:
“ben de,” dedi.
ikisi için de birilerine karşı böyle duygular hissetmek mucize gibi geliyordu. birbirlerine bakıp sevgiyle gülümsediler. bunca acımasızlığın, bunca kötülüğün içinde sanki aşk onlarla birlikte kendini yeniden hatırlamıştı.
saatler saatleri kovaladı. coşkuyla konuşuyorlardı. biri bitirmeden diğeri başlıyordu. zaman önemsizdi, hiçti. barın kapanma vakti geldiğinde saatin farkında bile değillerdi.
dışarı çıktılar. gece yarısı o soğuk sokakta el ele yürüdüler. soğuktan mı, aşktan mı bilinmez, ikisinin de yanakları kızarmıştı. bir kuytuda ilk öpüşmenin heyecanını tattılar. birdiler. hiçbir şeyin önemi yoktu. korku yerini güvene bıraktı. o tek, yalnız yol ikisine çıkmıştı.
sıcaktan tamamen içine doğru kapanan fotoğrafta önce hakkı'nın yüzü kayboldu, sonra karısının, sonra da çocuklarının. ve en son sağ uçtan yanmaya başladı. alev tüm eve yayıldı.
hakkı onu kendine doğru çekti ve gözlerine uzun uzun baktı. saçlarını okşadı.
“seni seviyorum be ahmet,” dedi.
ahmet, hakkı'nın elini tuttu. sıcacıktılar.
yangın önce evi kül etti. sonra tüm mahalleyi. sonra koca bir ülkeyi.
bazen bir kıvılcım yeter.
evin misafir odasındaki eski masanın üzerinden albüm düşerken içinden bir fotoğraf çıktı ve sobanın tam bitişiğine geldi.
hakkı, “hadi uyan, durağa geldik,” dedi.
otobüsten indiklerinde saat akşam dokuz civarıydı.
“gel,” dedi, “bir bira içelim.”
içeri girdiler. sigara dumanından göz gözü görmüyordu. özellikle kenar bir masayı seçtiler. paraları ancak ikişer biraya yetiyordu.
sobanın bitişiğine düşen fotoğraf yavaşça sararmaya başladı.
“iki bira,” dedi hakkı.
biralar soğuk ama suluydu. ilk yudumu içer içmez içlerindeki sıkıntı geçti.
birbirlerini sekiz aydır falan tanıyorlardı. ama hissettiklerini anlamaları bir ay önce falan olmuş olmalıydı.
bu ilişki nereye varacak, ikisi de bilmiyordu. ama hakkı açılmaya karar vermişti.
o gün vardiyadan çıktıklarında hakkı:
“hadi bir şeyler içmeye gidelim,” dedi.
nasıl karşılanacağını bilmeden ona duygularını söyleyecekti. ona karşı bir şeyler hissettiğini ve bu duygunun gerçek olduğunu biliyordu. ama konuşmaya korkuyordu. o yüzden bu zamana kadar kendini engellemişti.
o sırada barda üzerlerinde gezinen bakışları hissetti. ürperdi. gözlerdeki sorgulamayı fark etti. gayriihtiyari sandalyede geriye çekildi. kafalar önlerine döndü. biraz sonra hoyrat kahkahalar tüm barı doldurdu.
önce fotoğrafın sobaya yakın tarafı ısınmaya başladı. sağda hakkı, ortada çocuklar, en uçta karısı vardı.
hakkı ailesinin zoruyla on beş yıl önce evlenmişti. “yaşın geçiyor, konu komşu niye evlenmiyor diye dedikodu çıkarır,” baskısıyla bu evliliği yapmıştı.
onun saçını eliyle düzeltişini gördü. içi eridi.
karısıyla ilk çocukları olduğunda artık boşanamayacağını fark etmişti. yaşadığı tek duygu çaresizlikti.
ikinci biralar masaya geldiğinde onun gözlerinin içine baktı. tırnaklarının etini yiyordu. hakkı'nın ne söyleyeceğini anlamıştı. hakkı onun gözlerinde utangaç bir bakış gördü.
fotoğraf sıcaklığın etkisiyle tamamen sararmaya, sonra da kıvrılmaya başladı.
hakkı, etleri yenmekten paramparça olmuş eli tuttu.
“seni seviyorum,” dedi. “artık saklamayacağım.”
karşısındaki ses şefkatle:
“ben de,” dedi.
ikisi için de birilerine karşı böyle duygular hissetmek mucize gibi geliyordu. birbirlerine bakıp sevgiyle gülümsediler. bunca acımasızlığın, bunca kötülüğün içinde sanki aşk onlarla birlikte kendini yeniden hatırlamıştı.
saatler saatleri kovaladı. coşkuyla konuşuyorlardı. biri bitirmeden diğeri başlıyordu. zaman önemsizdi, hiçti. barın kapanma vakti geldiğinde saatin farkında bile değillerdi.
dışarı çıktılar. gece yarısı o soğuk sokakta el ele yürüdüler. soğuktan mı, aşktan mı bilinmez, ikisinin de yanakları kızarmıştı. bir kuytuda ilk öpüşmenin heyecanını tattılar. birdiler. hiçbir şeyin önemi yoktu. korku yerini güvene bıraktı. o tek, yalnız yol ikisine çıkmıştı.
sıcaktan tamamen içine doğru kapanan fotoğrafta önce hakkı'nın yüzü kayboldu, sonra karısının, sonra da çocuklarının. ve en son sağ uçtan yanmaya başladı. alev tüm eve yayıldı.
hakkı onu kendine doğru çekti ve gözlerine uzun uzun baktı. saçlarını okşadı.
“seni seviyorum be ahmet,” dedi.
ahmet, hakkı'nın elini tuttu. sıcacıktılar.
yangın önce evi kül etti. sonra tüm mahalleyi. sonra koca bir ülkeyi.
bazen bir kıvılcım yeter.
devamını gör...
cumhuriyet halk partisi
eskiden türk ordusu göreve derlerdi.
şimdi level atlamışlar özgür özel, nato'yu göreve çağırıyor. nato'nun üye ülkelerin yargı ve siyaset işlerine ''gerektiğinde müdahale'' yetkisi olduğunu mu sanıyor?
(bkz: https://www.newsweek.com/tu...).
(bkz: https://haber.sol.org.tr/ha...).
mavi bavula 1 milyon! chp'li belediye başkanları anlatıyorlar. özgür özel sıkıştı bütün tuşlara basıyor.
çekirdek, kola izliyoruz eğlenceli.
şimdi level atlamışlar özgür özel, nato'yu göreve çağırıyor. nato'nun üye ülkelerin yargı ve siyaset işlerine ''gerektiğinde müdahale'' yetkisi olduğunu mu sanıyor?
(bkz: https://www.newsweek.com/tu...).
(bkz: https://haber.sol.org.tr/ha...).
mavi bavula 1 milyon! chp'li belediye başkanları anlatıyorlar. özgür özel sıkıştı bütün tuşlara basıyor.
çekirdek, kola izliyoruz eğlenceli.
devamını gör...
key and peele
her skeci yaran müthüş ikili. bazı skeçleri durduk yere aklıma geliyor kendi kendime deli gibi gülüyorum hatta.
soundoff, turbulence, do not press the button ve şu arkadaş favorim:
soundoff, turbulence, do not press the button ve şu arkadaş favorim:
devamını gör...
diyelim ki o bunu okuyor
aslında seni tamamen affetmedim. sadece dost kontenjanından birini daha çıkarıp bir başkasını denemeye ne gücüm ne sabrım var.
devamını gör...
diyelim ki o bunu okuyor
beraber yanalım.*
devamını gör...
arzulanan hayat ile yaşanan hayat arasındaki mesafe
mevcut benlik ile ideal benlik arasındaki fark ne kadar açılırsa, arzulanan hayat ile yaşanan hayat arasındaki mesafe de o kadar artar. sonuç olarak kendinizi psikiyatri sırası beklerken bulursunuz. anksiyete mi, depresyon mu orasını doktorunuz bilir artık.
devamını gör...
normal sözlüksüz hayat
valla sarmıyordu. oyunlar forumlar derken bir açık ve açlık vardı ruhumda. doyuran yer burası oldu.
devamını gör...
diyelim ki o bunu okuyor
beraber mahvolalım
devamını gör...