zaman tüneli

bozuktur.
devamını gör...

iç anadoluluyum. iç anadolu ağzında türkçe ve imla hataları olduğu için konuşmada istanbul ağzını tercih ederim.
"gidirem", "bilirem" gibi formlar kulağa sıcak gelir, ninelerin ve dedelerin sesi gelir aklıma. ama yazıya döküldüğünde bir şeyler kayar.
istanbul ağzı prestij meselesi değil benim için, sadece standart türkçeye daha yakın olduğu için tercihim.
anadolu ağzının tarihi bir derinliği olduğunu biliyorum. türkçenin eski formlarını koruduğunu da. ama insan bazen köküyle değil, doğrusuyla konuşmak istiyor.
ikisi ayrı şey sonuçta. ağzın nereden geldiği ayrı, doğru yazmanın gerekliliği ayrı.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

beyan ile kanıt aramadan soruşturma açılır ifade falan alınır kimse direk hapse girmez. bi bitmediniz.
devamını gör...

afrika'nın bıçkın delikanlısı ile karşılaşmamış bir zargana beyanıdır.
babamın mesleğinden dolayı çocukluğumun yazları ormanlarda geçti. bir gün bir gelinciğe taş attım diye babamdan bir sopa yedim hala tadı damağımdadır.
anlatırım belki bir ara detayını.
o sopanın ana fikri: vahşi hayvana sataşılmaz.
adamın her an zötünü kesebilir.
bu garibim porsuklar ise bildiğim kadarıyla zararlı böcekleri yer ve minik kökleri falan kemirir.
toprağı kazar ve hava almasını sağlar.
yani o zarganadan çok daha faydalıdır.
umarım bir gün bir boz ayı o kuru zötünü koparır da gelir aklı başına.
devamını gör...

yanlış önerme.

kadınlar zannedildiği kadar masum ve narin canlılar değiller. onlar da bizim gibi insanlar. onlar da birine iftira atabilir, birinin hayatını karartabilirler. sanki çocukmuşlar gibi bir hukuki yaklaşımı saçma buluyorum.
devamını gör...

kadının beyanı ciddiye alınmalı, soruşturma başlatılmalı, mağdur korunmalı, buna itiraz eden yoktur.

tabi birde bunun hukuki gerçeği de var :
beyan başlangıç noktasıdır. tek başına mahkumiyet için yeterli değildir ve
olmamalıdır da.

gelelim zurnanın zırt dediği yere :
yanlış beyan mümkün mü? mümkün.
intikam amaçlı suçlama var mı? örneklerine rastlandı.
masum insanlar mahvolabiliyor mu? hem de nasıl mahvoluyorlar.

özet:
kadın beyanı esastır - soruşturma için doğru.
kadın beyanı yeterlidir - mahkumiyet için yanlış.

sonuç :
adalet ikisi arasındaki o hassas dengededir.
devamını gör...

aman, kendini asmış yüz kiloluk bir zenci,

üstelik gece inmiş, ses gelmiyor kümesten;,
ben olsam utanırım, bu ne biçim öğrenci?

hem dersini bilmiyor, hem de şişman herkesten
iyi nişan alırdı kendini asan zenci,

bira içmez ağlardı, babası değirmenci,

sizden iyi olmasın, boşanmada birinci

çok canım sıkılıyor,
kuş vuralım istersen
ülkü tamer

dünya uzerinde var olabilecek tek siir budur. güzel olan tek şiir var, o da konuşma siiridir
devamını gör...

şu hayatımda izlediğim en rahatsız edici film. srpski film bunun yanında melek kalıyor. bu kadar az biliniyor olması toplum ruh sağlığı açısından iyi. kimseye önermiyorum.
devamını gör...

tam bir o... c...'luğu. sizi gidi ahlaksız vatan haini doğa düşmanı nefret yüklü cahil aşağılıklar sizi.
devamını gör...

st nedense can sıkacak kadar scooby doo denen saçma çizgi filme benziyor.
eminim tek benzeten ben değilimdir.
lost bambaşka bir dizidir.
got ise çok bambaşkadır.her ikisi de dizi tarihine meydan okuyan özellikleri olan oyun kuran dizilerdir.
diğerleri için:
(bkz: breaking bad)
oz
the wire
ama st bence ilk 500'e girmemeli.
gene ilk 500 dışı kalması gereken diğer bir dizi için:
(bkz: prison break)
devamını gör...

türkçe bunu tek cümlede söylemiş.
psikoloji kitapları da buna_sorumluluktan kaçış_ demiş.
atasözleri her zaman daha özlü.
devamını gör...

adını yazmışlar gökyüzüne!
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

ben hayatta pek cok trajediyasadım onemli.
ama beni en cok zorlayan, en hassas oldugum konulardan biri
erkek erkek olmasından oturu sana dokunmaya hakkı var zannediyor sen istemesen de.
bu konularda erkek tiksintisi geliyor bana bi anda.
devamını gör...

bir türk atasözü. şu anlama gelir;

beğeniler ve aşk mantık dinlemez. bir insanın neyi veya kimi seveceği hiç belli olmaz; bazen çok değerli bir şeye, bazen de hiç değmeyecek kötü bir duruma/kişiye meyledebilir.

bu birçok kişinin başına gelmiştir. bazen çok değersiz birini çok özel zannedebiliriz. kendimizi buna inandırabiliriz. aşkın gözü kördür.
devamını gör...

kullanıcı adları birer roman gibidir: " kurbanda billurlar benim diye bağıran enişte, yanmahalledearuzalafatankel, mümü psikoloji" ... her ismin arkasında bir hayat vardır.
konuları sıradan, derinliği sınırsızdır. muz ortasından varoluş krizine, puding reklamından ankara felsefesine uzanır.
beğeni sıfır olabilir. önemli değildir. doğru insan okur, o bile yeter.
türkçenin en saf haliyle yaşadığı yerdir. akademi değil, sokaktır. ama sokağın en düşünen köşesidir.
devamını gör...

hepsinin ayrı hastasıyım ve çok severim. çünkü ben de trakyalıyım.
sadece çok uyuz olduğum bir özellikleri var, dışarıdan gelen ve bir şekilde trakyaya yerleşen kim varsa mal mülk sahibi eder kendisi de uzaktan bakar.
yıllardır "sen bu herifin doğduğu yere gitsen limon sattırırlar mı sana? su sattırırlar mı?" sorularına aynı cevabı aldığım için olsa gerek bu uyuz olma durumu.
genel anlamda mesela karadenizlilere değil ama lazlara uyuz olurum. çünkü anlaşamıyoruz kendileriyle. kafa meselesi, uymuyor bir türlü.
ancak dışarıdan gelenlere su bile sattırmamalarının has-ta-sı-yım!
oyle trabzon, rize falan da değil, düzce'de bir iş yapacak oldum, burnumdan getirdiler.
bak kızamadım bile. çünkü o refleksin aynısının tıpkısı bende de var.
işte trakya insanında bu olmadığı sürece "ühh elin herifi burada adam oldu bea" cümlesini böyle giderse çok kurar.
burada trakyalıyım diyenler aldı mı mesajı?
alır alır...
tanim: edirne, tekirdağ, kırklareli ve yarım çanakkale ile çeyrek istanbul doğumlular.

edit: yazdık yanlış beaa
edit2: bir de yaptım ekleme.
devamını gör...

atalarımızdan bize bir hayat dersi.

bir insanın derdi veya kaybı, başkasının umurunda olmaz. başkaları sizin sorunlarınızı çözerken kaygısız ve keyifli davranabilir; bu yüzden kendi işinizi kendiniz görmelisiniz.
devamını gör...

(devrim, sana giden yoldu aslında)
16 yaşındaydık...
kimimiz afişe çıkardı geceleri,
kimimiz yazıya.
ben yazmayı severdim duvarlara;
emperyalizme hayır'dı!
kahrolsun patron ağa devleti,
yaşasındı partizan!
kahrolsundu faşizm....!

bir gece seni gördüm pencerende,
ne yazacağımı unuttum.
gelecek devrimde idi!

ama,
sen umuttun...

her gece o duvara;
‘'seni seviyorum'' yazmak gelirdi içimden!
racona ters düşerdi,
ben kahrolurdum,
bir bekçinin düdüğü yırtardı geceyi...

yeşil parkama gömülüp,
varoşumun, duman çökmüş karanlığında, kaybolurdum...

her gece o duvara;
seni seviyorum yazamadığım için,
bir polis panzeri ezerdi kalbimi,
coplar inerdi beynime,
her vuruşta seviyorum,
her vuruşta seni..
her vuruşta seni..
oysa...

oysa,
çakaralmaz bir kırıkkaleydi,
benim sevdam!
menzili kısa,
ve üreğimde patlamayan bir ağırlıktı...

devrim sana giden yoldu!
ne genç kaldım, ne devrim oldu,
militan kalbim, artık çok yoruldu....

(alıntıdır)
devamını gör...

iki farklı ailenin aynı evde, bağımsızlıklarını koruyarak huzur içinde yaşaması imkansızdır

manasına gelen bir türk atasözü.
devamını gör...
daha fazla yükle

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim