zaman tüneli

(bkz: nefsini ilah edinmek)
devamını gör...

yetkili kalmadı
devamını gör...

aşıksın, hayransın, çok doğru kişi olduğuna şahit oluyorsun, ona hem saygı duyuyor hem hürmet gösteriyor hem de yüceltiyorsun. sen biliyorsun kendini, kıymetli olduğunu. ben çok kıymetliyim sana da çok kıymet veriyorum diyorsun elini öperek...

elini öpmek sadece, alnına koymak değil. ha tabi bu duyguları hisseden insan bayramda seyranda alnına da rahatça koyar tabi.

bazı şeyler şükür meselesi dostlar.
devamını gör...

sonu cılık culukla biten ne varsa
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

boykottandır
filistinli çalışanları ekmeğinden ettiniz
şimdi böyşe tatsız tuzsuz kola için tabi
devamını gör...

fare kanı ve böcek oranı tutmamış mı
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

tüm olumsuz şartlarına rağmen seviyorsam seni, işte bu yüzden...
devamını gör...

gölleri seviyorum
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

avuç avuç şeker içmek zaten ne kadar güzel olabilir ki
devamını gör...

aşağıdsn genç yetenek olarak ben yetişiyorum
devamını gör...

güzel bir şarkı.
devamını gör...

herkesin entryler arasında hızla dolaşıp, benim mesleğim yazılmış mı dediğine yemin edebilirim. öyle bir başlık.
devamını gör...

açılın ben ateistim. ve inandığım tanrı sayısı 0. yazıyla da sıfır.
devamını gör...

50 yaş üstü dayılar ve teyzelerdir.
devamını gör...

analitik zekaya dokunmayan öğretmen grupları olabilir.
yapay zekanın gelişmesiyle birlikte artık bu tarz meslek gruplarının "faydasız" olduğunu düşünüyorum.
örneğin coğrafya ve tarih öğretmenleri.
çocuklara verdikleri bilgiler tamamen ezber üzerine.
bunlar video ders şeklinde de alsa, 1-2 tekrarla oturtulacak bilgiler olduğu fikrindeyim.
türkçe dersinde mesela o öyle olursa sıfat, bu böyle ek alırsa şu olur vs gibi problem çözme yeteneği kazandırılıyor.
tarihte fatih istanbul'u almasaydı diyen tarih öğretmeni gördünüz mü? yok çünkü öyle bir şey*

imamlar da var.
ezanlar zaten otomatik sistem.
kimse namazları kim kıldıracak salaklığına girmesin.
kitap imam kıldırsın demiyor, birisi önderlik etsin diyor. e o kadar müslüman var ülkede, herhalde bir tane namazına göre tüm duaları bilen biri vardır ya kıldırıversin.
yani sırf şunun için 80.000 imama maaş, lojman, elektrik/su faturaları falan gibi haklar sağlıyoruz.
ortalama 80bin maaş alsalar, yılda 76.800.000.000 tl giderleri var.
evet 76 milyar.
1.650.000.000 dolara yakın para yapıyor.
paranın büyüklüğünü size çok halk dilinde anlatayım.
bugün cebimde şu parayla beşiktaş, fenerbahçe, galatasaray, trabzonspor kulüplerine gidip dördünü birden çok rahat satın alabiliyorsunuz.*

atm memurları konusuna katılıyor ve arttırıyorum:
ülkedeki memurlara bir "konuya hakimiyet testi" yapılmalı.
birimler, uzmanlık alanları, personelin bilmesi gerekenler aşağı yukarı belli. objektif bir testle, sınavdan 80 alamayanı ertesi sabah tazminatsız falan şutlayacaksın.
birebir şahit olduğum bir olayı anlatayım:
bir belediyeden, bir bakanlığa resmi yazı yazılıyor.
personel oturuyor (müdürlüğünün yazı işlerinde çalışıyor) yazıyı yazıyor.
yazının son imzası xxxxx xxxxx (belediye başkanı a.) (burayı genel sekreter imzalayacak)
hiyerarşi şu:
personel
şef
müdür
daire başkanı
genel sekreter yardımcısı
genel sekreter (belediye başkanı adına imzalayabilir)

genel sekreter yardımcısının odasındayız, önce bir güldü söylendi adam... ne oldu dedik, bakar mısın dedi.
baktım, elimle ağzımı kapatıp oouuu dedim*
yazıyı paraflayıp/imzalayanlar sıralı liste:
personel
şef
müdür
daire başkanı
yazının sonu "rica ederim" ile bitiyor...

belediye başkanı olsam, bu 4 arkadaş ertesi sabaj benim belediyemde çalışamaz. bu kadar basit alt/üst kuralını bilmeyen memur olamaz abi kabulü söz konusu bile değil.
ama işte, bu insanlar her ay 3 haneli maaşı cebine atıyor.
ben de aynı paraya nasıl daha verimli olurum, nasıl daha iyi hizmet sağlarız diye kendimi paralıyorum.
mal ben.
devamını gör...

dün öğle sularında biten situationship’ten sonra dedim ki pes etmiycem. ruh eşimi bulucam ve onu bulana kadar cool karakterler biriktiricem hayatımda.
neyse, ellerimde 2 dolu kıyafet poşeti, 1 büyük çanta bir de el çantamla o evden çıktım, sinirli veya mutsuz değilim. hayal kırıklıkları var üzerimde. 500 metre falan yürüdükten sonra arabama fırlattım her şeyi. oturdum dating app’ten birine cevap verdim, numaramı verdim. buluşalım dedik. bana bir restaurant önerdi, bir saatlik işi olduğunu ama hızlı davrancağını söyleyip kapattı.

ben direkt önerilen yere gittim, sigaram 3 tane kalmış uyuz oluyorum kendime bazen. 1 saatte yetmez o. tekrar kalktım en yakın otomat arabayla 15 dk. iyi diyorum zamanda geçiyor böylelikle. sigara aldım. kendi şehrime dönmeden benzinde almam lazım. benzinlik 15 dk. gidiyorum onu da hallettim, tamam. bu sefer orda belki kart geçmiyordur para çekeyim en iyisi diyorum. 15 dk’da öyle gidiyorum. bi uyuzum kendime bilmiyorum ama bir yandan da halledilecek ne çok işim varmış, hepsi de halloluyor diye rahatlama geliyor. aklım situationship’in söylediklerine ve tavırlarına kayıyor ama uğraşamam şuan senle diyip öteliyorum o düşünceleri.

restaurant’a döndüm, tekrar park ettim. tekrar aynı masaya ve sandalyeye oturdum. bir kaç telefon görüşmesi çıkardım aradan. aklım situationshitteki pain’e kayıyor…

ulan yazık onca enerjime, zamanıma, onca hatana rağmen sana olan yumuşak karnıma…

date’i yarım saat bekliyorum. görüntülü konuşurken traşsızdı. markete gidip geliyorum hemen diyip o da iki işini halletmiş anlaşılan… geldi adam gayet şık, 1.85 falan, aslan burcu maalesef ama o meşhur ego yoktu. sadece yerinde özgüven vardı ki benim de gözlerim mavi olsa bende o şekilde bir özgüvene sahip olurdum.

çok rahat, hiç kasıntı değil, hoşsohbet birisiymiş. soda limonla sohbet artık bir buçuk saat aktıktan sonra yemekte yiyelim dedi. rüzgardan etkilenmeyeceğimiz başka bir masaya geçtik. benim canımın sıkkın olduğunu da sezdi. seni eğlendirmek için ne yapmamız lazım diye sordu. * gülümsedim. ee? lunapark diyorum. ciddi misin diyor, gülüyoruz. evet dedim. tamam anlaştık dedi.
hayat yorucu insanlar olmadan nasılda akıyor ya. orada tam üç saatim geçmiş fark etmedim bile… wc gidiyorum arkadaşta orada beni beklerken mekanın sahibiyle laflıyor. hesabı yarı yarıya paylaştırmıyor. teşekkür ettim, dışarı çıktık. nasıl yapalım dedi bende sen önden git takip ediyim dedim. iki araba gitmeyelim park bulamayız. seni tekrardan arabana getiririm diyor.

bakın arkadaşlar ben dört aydır böyle ince düşüncelerle karşılaşmadım tamam mı. biraz daha konuşsa pain’e paragraf paragraf sövücem. bana niye iyi davranmadın lan!!!

neyse iki arabayla gidiliyor. bak yavaş sür falan diyorum hahahahah trafik canavarı olduğumu sezdirmiyorum. tamam diyor. lambada yan yana duruyoruz o bir şeyler söylüyor ben bişeyler. hayatımda böyle yan arabaya laf atmışlığım olmadı dhdjjdjdjd ne biçim eğleniyorum varya. o gazlıyor ben gazlıyorum, bi’ ben öndeyim bi’ o. araya iki araba girdi onu kaybedicem sandım, beyefendi adam hemen yan şeride geçiyor onu göriyim diye. bende arkasına duruyorum. kırk beş dakika falan sürüyor yol, park arıyoruz… çıkmaz sokakla karşılaştık sonuna kadar gitti döndü, ben dönmedim, geri vitese taktım o şekilde caddeye çıkıp döndürcem arabayı. bu arkadaşta ben geri geri giderken üstüme sürüyor arabayı. uuuuuffff ne biçim sexy bir an yaşanıyor varyaaa. acaba o da aynı şekilde mi hissetmiştir? tam gaz geri gidiyorum o ise tam gaz üzerime geliyor. tiktok videolarından beter şöyle bir araba an’ı yaşayacağımın hayali vardı, gerçekleşti dün. hemde hiç planlanmadan. gelişigüzel. inanamıyorum o an ki şansıma.

centilmen şahıs önce bana park buluyor. kendisi 1 mahalle dolanıp geliyor. lunaparkta yürü, yürü, yürü rollercoaster buluyoruz. en büyüğüne binicez ne biçim heyecanlıyımmmmm.

kişisel eşyalarını senin çantana atıyım yaa diyerek koyuyor. rahatlığa bak sanki sevgiliyiz. o rollercoaster neler yarattı içimde anlatamam. çığlık çığlığa indim. başım dönüyordu. şu adrenaline ihtiyacım varmış. ruhuma iyi geldi. sonra gezdik, gezdik, gezdik, pamukşeker alıyım sana dedi yo sağol dedim. çokta romantizm yaşamayalım istedim niye bilmiyorum. mutluydum. pain’le böyle şeyler asla yaşayamazmışız onu fark ettim.
sarıldık, varınca yaz dedi.

bu cool karakter kalır arkadaşlar ben size diyim. ona da bi nick bulacak gibiyiz.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
sensiz kışları yazdım
senli baharları
her satırda seni yazdım aslında herkes anladı sevdiğimi
herkes anladı seni sevdiğimi
herkes anladı seni çok sevdiğimi
yalnız sana anlatamadım ne kadar sevdiğimi
çoğu anlattım belki
sonsuzu anlatmaya kelimeler yetmedi..
devamını gör...

hastalara şifa, dertlere deva...
sağlığınıza

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

güney azerbaycan takımı tractor fc, namı diğer tractor sazi, göktürkçe orhun yazıtları temalı forması ile yine gönülleri fethetti.
işte o forma.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...
daha fazla yükle

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim