zaman tüneli
nick vermeden bir yazara seslen
bu başlığın efsane tanımını hatırlamadan olmaz : #3440960
oy oy oy
diğer yazarların önünde o kadar çok diz çökmüşsün ki neredeyse sözlüğün yarısından fazlasıyla seksting ve daha fazlasını yaptığını bilmesem ben bile senin mükemmel olduğuna inanacağım.
oy oy oy
diğer yazarların önünde o kadar çok diz çökmüşsün ki neredeyse sözlüğün yarısından fazlasıyla seksting ve daha fazlasını yaptığını bilmesem ben bile senin mükemmel olduğuna inanacağım.
devamını gör...
uzun marlboro
beni sigara içtiğim dönemlerde öksürük krizlerine sokan bir sigaraydı. tek bir dal uzun marlboro 'yu sonuna kadar içemedim. uzun marlboro içenlerden sigara bile otlanmazdım, o yüzden.
devamını gör...
havacılık kurallarının kanla yazılması
öyledir, cockpitteki bütün aletler, bütün check- list' ler, uçakların kapıları, kilitleri, kanatları koltukları, herşeyin arkasındaki şey ---> kan' dır !!
devamını gör...
impotans
özelikle andropoz ile özdeşleştirilen ancak obezite, yüksek miktarda alkol tüketimi, sigara, stress vb gibi tetikleyici başka sebeplerinin de bulunduğu tıbbi bir durum hastalıktır. kalıcı veya geçici olabilir. üroloji uzmanlarının alanlarından biridir.
devamını gör...
kendinle barışık olmak
öz sevgidir;)
en cok burası uygun bana da iste hepinizi dusunuyorum.
en cok burası uygun bana da iste hepinizi dusunuyorum.
devamını gör...
üstünlük kompleksi vs aşağılık kompleksi
peki iki kompleksi de aynı bunyede barındırmak?
butun kompleksleri yapmaya ant icmektir;)
butun kompleksleri yapmaya ant icmektir;)
devamını gör...
nick vermeden bir yazara seslen
siğilli ve hpvli dıbırını saran taytla verdiğin pozları beğenecek kadar düşmüş 31'ciler gittiği için sözlüğü terk ettin galiba. favorim sendin gitme dilruba !
devamını gör...
kasten adam güldürmek
devamını gör...
kasten adam güldürmek
nur topu gibi katalog suç.
devamını gör...
uludağ sözlük
fena ortam var akiyor.
devamını gör...
köylüleri niçin öldürmeliyiz
çünkü köylüleri ne sandıkta, ne ticarette, ne sosyal alanda yenemiyoruz. biz aşağılık kompleksli insanlarız ve kendimizin de 2 nesil önce köylü olduğunu unutmuşuz. babamız istanbula çalışmaya göçtü diye kendimizi kentli sanıyoruz. 1+1 daireye 30.000 lira kira ödeyip, köydeki bahçeli geniş evinde oturan çiftçiye tepeden bakmaya çalışıyoruz.
eee bu kadar karın ağrımız varken öldürmekten başka ne yapabiliriz.
eee bu kadar karın ağrımız varken öldürmekten başka ne yapabiliriz.
devamını gör...
jigolo olmak isterken dolandırılan erkekler
işte biskolata erkeklerinden 5 dk. önce doğmuş olan o muhteşem erkekler.
forum.donanimhaber.com/2003...
forum.donanimhaber.com/2003...
devamını gör...
köylüleri niçin öldürmeliyiz
“köylüleri niçin öldürmeliyiz ?
çünkü onlar ağırkanlı adamlardır.
değişen bir dünyaya karşı
kerpiç duvarlar gibi katı
çakır dikenleri gibi susuz
kayıtsızca direnerek yaşarlar.
aptal, kaba ve kurnazdırlar.
inanarak ve kolayca yalan söylerler.
paraları olsa da
yoksul görünmek gibi bir hünerleri vardır.
herşeyi hafife alır ve herkese söverler.
yağmuru, rüzgarı ve güneşi
birgün olsun ekinleri akıllarına gelmeden
düşünemezler...
ve birbirlerinin sınırlarını sürerek
topraklarını
büyütmeye çalışırlar.
köylüleri niçin öldürmeliyiz?
çünkü onlar karılarını döverler
seslerinin tonu yumuşak değildir
dışarıda ezildikçe içeride zulüm kesilirler.
gazete okumaz ve haksızlığa
ancak kendileri uğrarsa karşı çıkarlar.
karşılığı olmadan kimseye yardım etmezler.
adım başı pınar olsa da köylerinde
temiz giyinmez ve her zaman
bir karış sakalla gezerler.
çocuklarını iyi yetiştirmezler
evlerinde kitap, müzik ve resim yoktur.
birgün olsun dişlerini fırçalamaz
ve şapkalarını ancak yatarken çıkarırlar.
köylüleri niçin öldürmeliyiz?
çünkü onlar yanlış partilere oy verirler
kendilerinden olanlarla alay edip
tuhaf bir şekilde başkalarına inanırlar.
devlet; tapu dairesi, banka borcu ve hastanedir
devletten korkar ve en çok ona hile yaparlar.
yiğittirler askerde subay dövecek kadar
ama bir memur karşısında -bu da tuhaftır-
ezim ezim ezilirler.
enflasyon denince buğday ve gübre fiyatlarını bilirler.
onbir ay gökyüzünden bereket beklerler,
dindardırlar ahret korkusu içinde
ama bir kadının topuklarından
memelerini görecek kadar bıçkındırlar
harmanı kaldırdıktan sonra yılda bir kez
şehre giderler!...
köylüleri niçin öldürmeliyiz?
çünkü onlar köpekleri boğuşunca kavga ederler
birbirlerinin evlerine ancak
ölümlerde ve düğünlerde giderler.
şarkı söylemekten ve kederlenmekten utanırlar
gülmek ayıp eğlenmek zayıflıktır
ancak rakı içtiklerinde duygulanır ve ağlarlar.
binlerce yılın kabuğu altında
yürekleri bir gaz lambası kadar kalmıştır.
aldanmak korkusu içinde
sürekli birbirlerini aldatırlar.
bir yere birlikte gitmeleri gerekirse
karılarından en az on adım önde yürürler
ve bir erkeklik işareti olarak
onları herkesin ortasında azarlarlar.
köylüleri niçin öldürmeliyiz?
çünkü onlar otobüslerde ayakkabılarını çıkarırlar
ayak ve ağız kokuları içinde kurulup koltuklara
herkesi bunalta bunalta, yüksek perdeden
kızlarının talihsizliğini ve hayırsız oğullarını anlatır,
yoksulluktan kıvrandıkları halde, şükür içinde
bunun, tanrının bir lütfu olduğuna inanırlar.
ve önemsiz bir şeyden söz eder gibi, her fırsatta
gizli bir övünçle, uzak şehirdeki
zengin akrabalarından söz ederler.
kibardırlar lokantada yemek yemeyi bilecek kadar
ama sokağa çıkar çıkmaz hünküre hünküre
yollara tükürürler...
ve sonra şaşarak temizliğine ve düzenine
şehirde yaşamanın iyiliğinden konuşurlar.
köylüleri niçin öldürmeliyiz?
çünkü onlar ilk akışamdan uyurlar.
yarı gecelerde yıldızlara bakarak
başka dünyaları düşünmek gibi tutkuları yoktur.
gökyüzünü, baharda yağmur yağarsa
ve yaz güneşlerini, ekinlerini yeşertirse severler.
hayal güçleri kıttır ve hiçbir yeniliğe
-bu, verimi yüksek bir tohum bile olsa-
sonuçlarını görmeden inanmazlar.
dünyanın gelişimine katkıları yoktur.
mülk düşkünüdürler amansız derecede
bir ülkenin geleceği
küçücük topraklarının ipoteği altındadır
ve bir kaya parçası gibi dururlar su geçirmeden,
zamanın derin ırmakları önünde...
köylüleri söyleyin nasil
nasil kurtaralim?”
çünkü onlar ağırkanlı adamlardır.
değişen bir dünyaya karşı
kerpiç duvarlar gibi katı
çakır dikenleri gibi susuz
kayıtsızca direnerek yaşarlar.
aptal, kaba ve kurnazdırlar.
inanarak ve kolayca yalan söylerler.
paraları olsa da
yoksul görünmek gibi bir hünerleri vardır.
herşeyi hafife alır ve herkese söverler.
yağmuru, rüzgarı ve güneşi
birgün olsun ekinleri akıllarına gelmeden
düşünemezler...
ve birbirlerinin sınırlarını sürerek
topraklarını
büyütmeye çalışırlar.
köylüleri niçin öldürmeliyiz?
çünkü onlar karılarını döverler
seslerinin tonu yumuşak değildir
dışarıda ezildikçe içeride zulüm kesilirler.
gazete okumaz ve haksızlığa
ancak kendileri uğrarsa karşı çıkarlar.
karşılığı olmadan kimseye yardım etmezler.
adım başı pınar olsa da köylerinde
temiz giyinmez ve her zaman
bir karış sakalla gezerler.
çocuklarını iyi yetiştirmezler
evlerinde kitap, müzik ve resim yoktur.
birgün olsun dişlerini fırçalamaz
ve şapkalarını ancak yatarken çıkarırlar.
köylüleri niçin öldürmeliyiz?
çünkü onlar yanlış partilere oy verirler
kendilerinden olanlarla alay edip
tuhaf bir şekilde başkalarına inanırlar.
devlet; tapu dairesi, banka borcu ve hastanedir
devletten korkar ve en çok ona hile yaparlar.
yiğittirler askerde subay dövecek kadar
ama bir memur karşısında -bu da tuhaftır-
ezim ezim ezilirler.
enflasyon denince buğday ve gübre fiyatlarını bilirler.
onbir ay gökyüzünden bereket beklerler,
dindardırlar ahret korkusu içinde
ama bir kadının topuklarından
memelerini görecek kadar bıçkındırlar
harmanı kaldırdıktan sonra yılda bir kez
şehre giderler!...
köylüleri niçin öldürmeliyiz?
çünkü onlar köpekleri boğuşunca kavga ederler
birbirlerinin evlerine ancak
ölümlerde ve düğünlerde giderler.
şarkı söylemekten ve kederlenmekten utanırlar
gülmek ayıp eğlenmek zayıflıktır
ancak rakı içtiklerinde duygulanır ve ağlarlar.
binlerce yılın kabuğu altında
yürekleri bir gaz lambası kadar kalmıştır.
aldanmak korkusu içinde
sürekli birbirlerini aldatırlar.
bir yere birlikte gitmeleri gerekirse
karılarından en az on adım önde yürürler
ve bir erkeklik işareti olarak
onları herkesin ortasında azarlarlar.
köylüleri niçin öldürmeliyiz?
çünkü onlar otobüslerde ayakkabılarını çıkarırlar
ayak ve ağız kokuları içinde kurulup koltuklara
herkesi bunalta bunalta, yüksek perdeden
kızlarının talihsizliğini ve hayırsız oğullarını anlatır,
yoksulluktan kıvrandıkları halde, şükür içinde
bunun, tanrının bir lütfu olduğuna inanırlar.
ve önemsiz bir şeyden söz eder gibi, her fırsatta
gizli bir övünçle, uzak şehirdeki
zengin akrabalarından söz ederler.
kibardırlar lokantada yemek yemeyi bilecek kadar
ama sokağa çıkar çıkmaz hünküre hünküre
yollara tükürürler...
ve sonra şaşarak temizliğine ve düzenine
şehirde yaşamanın iyiliğinden konuşurlar.
köylüleri niçin öldürmeliyiz?
çünkü onlar ilk akışamdan uyurlar.
yarı gecelerde yıldızlara bakarak
başka dünyaları düşünmek gibi tutkuları yoktur.
gökyüzünü, baharda yağmur yağarsa
ve yaz güneşlerini, ekinlerini yeşertirse severler.
hayal güçleri kıttır ve hiçbir yeniliğe
-bu, verimi yüksek bir tohum bile olsa-
sonuçlarını görmeden inanmazlar.
dünyanın gelişimine katkıları yoktur.
mülk düşkünüdürler amansız derecede
bir ülkenin geleceği
küçücük topraklarının ipoteği altındadır
ve bir kaya parçası gibi dururlar su geçirmeden,
zamanın derin ırmakları önünde...
köylüleri söyleyin nasil
nasil kurtaralim?”
devamını gör...
köylüleri küçük görmek
nejat işler'in de oynadığı evcilik filminde harika işlenmiş konudur.
devamını gör...
impotans
süngüsü düşük erkek. allah vermesin.
devamını gör...
yoldaş sözlüğü bırakmış olabilir mi
yoldaş çıkarıp masaya koydu.
adam planlamış. üst alt tüm politikaları belirlemiş. aksiyon için planlanan zamanı bekliyor.
madem satmayacak sözlüğü bari beni moderarör yap la
sözlüğünen gereksiz ve boş adamıyım. yani tam moderqtör olacak adamım.
bence beni değerlendir. benden faydalan.
adam planlamış. üst alt tüm politikaları belirlemiş. aksiyon için planlanan zamanı bekliyor.
madem satmayacak sözlüğü bari beni moderarör yap la
sözlüğünen gereksiz ve boş adamıyım. yani tam moderqtör olacak adamım.
bence beni değerlendir. benden faydalan.
devamını gör...
yoldaş sözlüğü bırakmış olabilir mi
(bkz: herkesin her konuda fikrinin olması)
yoldaş arkadaşımız 3 seneyi aşkın bir süredir, tek bir moderasyon hamlesi yapmamıştır.
moderasyon, gönüllülük esasına dayalı olan, sirkülasyonların olduğu 7 kişilik bir ekip tarafından kolektif bir akılla yürütülen tamamen benden bağımsız bir mekanizma(ydı), son 1 aya kadar.
bu sistemde ne tek yönetimden ne yandaşçılıktan ne de koruma kollamadan bahsedemezsin.
teknik olarak bunun önünü tıkamıştım çünkü.
sözlük ve çöküş tarafına gelince, öncelikle buradan kurulduğu günden beri hiçbir ticari beklentim olmadı, halen de yok.
bir hobi ve iyi bir şeyler yapma motivasyonumdur burası.
ha! bu sözlük artık bitsin, ben de köşeden izleyeyim demek değil. yaz aylarında zaten interaktif alanlar (sözlük, forum vb.) en dip dönemlerini yaşarlar, burası da her yaz olduğu gibi bunun da etkisini yaşıyor.
son olarak ;
benim için de normal sözlük serüveni yeni başlıyor.
eylül ayı itibarıyla insanların kapıda sıra olacağı, kulüpleri, radyosu, kütüphanesi, organizasyonlarıyla tamamen oturmuş ve saat gibi işleyen bir yapıdan söz ediyorum.
ekram imamson mod on : heyecanımız yüksek, gençliğimiz var.
aziz yıldırım mod on : rahat olun pavam da vav.
benjo sizleri seviyor.
yoldaş arkadaşımız 3 seneyi aşkın bir süredir, tek bir moderasyon hamlesi yapmamıştır.
moderasyon, gönüllülük esasına dayalı olan, sirkülasyonların olduğu 7 kişilik bir ekip tarafından kolektif bir akılla yürütülen tamamen benden bağımsız bir mekanizma(ydı), son 1 aya kadar.
bu sistemde ne tek yönetimden ne yandaşçılıktan ne de koruma kollamadan bahsedemezsin.
teknik olarak bunun önünü tıkamıştım çünkü.
sözlük ve çöküş tarafına gelince, öncelikle buradan kurulduğu günden beri hiçbir ticari beklentim olmadı, halen de yok.
bir hobi ve iyi bir şeyler yapma motivasyonumdur burası.
ha! bu sözlük artık bitsin, ben de köşeden izleyeyim demek değil. yaz aylarında zaten interaktif alanlar (sözlük, forum vb.) en dip dönemlerini yaşarlar, burası da her yaz olduğu gibi bunun da etkisini yaşıyor.
son olarak ;
benim için de normal sözlük serüveni yeni başlıyor.
eylül ayı itibarıyla insanların kapıda sıra olacağı, kulüpleri, radyosu, kütüphanesi, organizasyonlarıyla tamamen oturmuş ve saat gibi işleyen bir yapıdan söz ediyorum.
ekram imamson mod on : heyecanımız yüksek, gençliğimiz var.
aziz yıldırım mod on : rahat olun pavam da vav.
benjo sizleri seviyor.
devamını gör...


