zaman tüneli
sehpadaki midi klavye (yazar)
kadın olmadığı kesin. zaten millet ufaktan anlayınca yanlamayı ve meriçliği kesti. trol desen tam trol değil. daha çok kafa dağıtma amaçlı yazıyor ama mürekkep yalamışlığı var. ihl sözlük'te kurucu olduğu için herkesin yaltaklandığı ve saçma sapan yazılar yazan (bkz: uvey) vardı. tarzı daha çok onu andırıyor. sıkılınca gideceğini tahmin ediyorum.
devamını gör...
metalcilerin aphex twin'i koruyup kollaması
bol distorşınlı gitarlar, çığlık çığlığa vokaller ve dakikada 240 bpm davulun sunduğu o tahribat artık insana yetmez... insan daha kaotik, daha mekanik, daha matematiği bozuk bir şey arar...
işte tam da o noktada bir şekilde aphex twin'in come to daddy albümüne denk gelirsin. ilk dinleyişte ''bu ne lan!'' diye bağırmazsan olmaz o iş... ama o arkadaki ritmik dehşet bi şekilde bilinçaltına işler...
sonra bir bakmışsın ki cannibal corpse arayan adam richad d james'in ventolin parçasında huzur bulmaya başlamış, davul sevdasından kendini stüdyolara vermiş insan druqs albümündeki matkap davulu analiz ediyor... ameliyat eldiveniyle gitar çalan progresifçi çocuklar ''adam sinüs dalgasıyla şarkı yazmış...'' diye takdir toplamaya çalışıyor...
birisi "oğlum bu da elektronik işte" dediği an refleks olarak "ama aphex twin farklı..." cümlesi çıkar ağızdan. artık aphex twin de onlardan birisi olmuştur, konu aphex twin olunca metalcinin tür takıntısı bir anda ortadan kalkar; adam resmen onursal metalci ilan edilmiştir.
her metalci bir gün aphex twin'i koyuacak, kollayacak, savunacak... hatta ''tool insan üstü müzik yapıyo herkes anlamaz...'' tartışmasının yerini bir saatliğine de olsa ''aphex twin acaba sosyopat mı yoksa dahi mi?'' tartışması alacak...
işte tam da o noktada bir şekilde aphex twin'in come to daddy albümüne denk gelirsin. ilk dinleyişte ''bu ne lan!'' diye bağırmazsan olmaz o iş... ama o arkadaki ritmik dehşet bi şekilde bilinçaltına işler...
sonra bir bakmışsın ki cannibal corpse arayan adam richad d james'in ventolin parçasında huzur bulmaya başlamış, davul sevdasından kendini stüdyolara vermiş insan druqs albümündeki matkap davulu analiz ediyor... ameliyat eldiveniyle gitar çalan progresifçi çocuklar ''adam sinüs dalgasıyla şarkı yazmış...'' diye takdir toplamaya çalışıyor...
birisi "oğlum bu da elektronik işte" dediği an refleks olarak "ama aphex twin farklı..." cümlesi çıkar ağızdan. artık aphex twin de onlardan birisi olmuştur, konu aphex twin olunca metalcinin tür takıntısı bir anda ortadan kalkar; adam resmen onursal metalci ilan edilmiştir.
her metalci bir gün aphex twin'i koyuacak, kollayacak, savunacak... hatta ''tool insan üstü müzik yapıyo herkes anlamaz...'' tartışmasının yerini bir saatliğine de olsa ''aphex twin acaba sosyopat mı yoksa dahi mi?'' tartışması alacak...
devamını gör...
sağlıklı beslenme terörü
benim tanıdığım köylü sayısı, şehirli sayısını geçti. kaşarı bilmem ne abladan alıyoruz, sütü bilmem kimden, mehmet’in fasulyesi iyidir diye diye mevsimleri sayıyorum.
devamını gör...
sehpadaki midi klavye (yazar)
bir cümlelik şeyi gılgamış destanı gibi yazıyor, okunmuyor...
devamını gör...
sehpadaki midi klavye (yazar)
açtığı başlıklar, yaptığı tespit ve benzetmeler çok ilginç. tam boş zamanlarda okunası.
devamını gör...
çerçeve yasa
oylayacaklar bugün...çok büyük oyla geçecek hem de.
devamını gör...
çerçeve yasa
genel veya özel af ancak tbmm’nin 5/3’ünün onayıyla çıkarılabilir, kanun ile af çıkartılamaz. bu yönüyle bu kanun şekli olarak dahi anayasaya aykırıdır.
neyi tartışıyoruz?
neyi tartışıyoruz?
devamını gör...
çerçeve yasa
devamını gör...
seksten sonra namaz kılmak
erdim şükür gördüm şükürşeklindeki duyguları ifaden bir durum bence.
devamını gör...
duşta röportaj veren yeşilçam yönetmenine dönüşmek
kısa bir serinleme duşumun vazgeçilmez parçası... yıllar önce izleyip ''ben de bunun gibi bir şey yapıcam.'' deyip hiçbir zaman yapamadığım o filmin röportajını veriyorum.
önce filmi yıllaaaar yıllar önce çekmek istediğimi ama yapımcıların vizyonuma hazır olmadığını belirtiyorum. bunu belirtmezsem olmaz, bu verilecek röportajın zorunlu cümlesi... hemen ardından gelen saçma sapan, anlamsız ama izleyicilerin anlam yüklediği o şeyi cevaplıyorum... ''filmin 42. dakikasında kadraja giren adamın bir çorabı neden yırtık? burada ne anlatmak istediniz?''
içimden bir ses ''o adamın çorabı gün içinde yırtılmış, hiçbir şey anlatmak istemedim öyle spontane gelişen bi olay bu...'' demek istiyor ama yapmıyorum, derin bir nefes alıp kameraya o mistik, bilge bakışı atıyorum: ''orada sağ ayağındaki o yırtık... aslında sistemin birey üzerinde açtığı o tamir edilemez deşiktir. adam yürüyor ama topuğu toprağa değiyor, anlıyor musun? burjuva ahlakının dikiş tutmazlığıdır o yırtık. izleyici orada kendi hayatındaki yırtıkları görecek.''
sırf röportajı devam ettirmek için saçımı bir kere daha şampuanlıyorum bu arada.
sonrasında yüzümü kızartan ve beni utandıran o soru geliyor...
''filmdeki bazı şarkılar direkt olarak müzik gruplarından çalıntı izlenimi veriyor. bir esinlenme mi söz konusu yoksa direkt çaldınız mı? müzik gruplarının bundan haberi var mı?''
işte o an yine yüzüme hiçbir şey bilmeyen bilge gülümsemesini yerleşiriyorum... ''çalmak veya çalıntı demek kadar sığ, kadar estetikten uzak bir yaklaşım olamaz. biz buna sinema dilinde sesler arası metinsellik'veya auditory collage diyoruz.'' diyerek konuyu kapatıyorum ve duştan çıkıyorum.
önce filmi yıllaaaar yıllar önce çekmek istediğimi ama yapımcıların vizyonuma hazır olmadığını belirtiyorum. bunu belirtmezsem olmaz, bu verilecek röportajın zorunlu cümlesi... hemen ardından gelen saçma sapan, anlamsız ama izleyicilerin anlam yüklediği o şeyi cevaplıyorum... ''filmin 42. dakikasında kadraja giren adamın bir çorabı neden yırtık? burada ne anlatmak istediniz?''
içimden bir ses ''o adamın çorabı gün içinde yırtılmış, hiçbir şey anlatmak istemedim öyle spontane gelişen bi olay bu...'' demek istiyor ama yapmıyorum, derin bir nefes alıp kameraya o mistik, bilge bakışı atıyorum: ''orada sağ ayağındaki o yırtık... aslında sistemin birey üzerinde açtığı o tamir edilemez deşiktir. adam yürüyor ama topuğu toprağa değiyor, anlıyor musun? burjuva ahlakının dikiş tutmazlığıdır o yırtık. izleyici orada kendi hayatındaki yırtıkları görecek.''
sırf röportajı devam ettirmek için saçımı bir kere daha şampuanlıyorum bu arada.
sonrasında yüzümü kızartan ve beni utandıran o soru geliyor...
''filmdeki bazı şarkılar direkt olarak müzik gruplarından çalıntı izlenimi veriyor. bir esinlenme mi söz konusu yoksa direkt çaldınız mı? müzik gruplarının bundan haberi var mı?''
işte o an yine yüzüme hiçbir şey bilmeyen bilge gülümsemesini yerleşiriyorum... ''çalmak veya çalıntı demek kadar sığ, kadar estetikten uzak bir yaklaşım olamaz. biz buna sinema dilinde sesler arası metinsellik'veya auditory collage diyoruz.'' diyerek konuyu kapatıyorum ve duştan çıkıyorum.
devamını gör...
evinde klima olmayan insan
evine klima ustası girmemiş insandır, duyduğuma göre klima ustaları çok fenamış puhaha...
devamını gör...
en çok tatil yapan meslekler
vekilime kaymak lazım ....
devamını gör...
bennu gerede'nin kullandığı vibratörün fiyatı
bir sözlük erkeği olarak beni ilgilendirmez puhaha...
devamını gör...
taş plaj vs kum plaj
kum her zaman iyidir, taşlı plaja denize girmesi bir dert çıkması bir dert. taş plaj şekilden şekile sokar adamı haraket ederken..
devamını gör...
bennu gerede'nin kullandığı vibratörün fiyatı
şöyle birşey sanırım.https://media.normalsozluk.com/up/2026/08/06/mdpbisuhqbypbmwx.jpg
devamını gör...
taş plaj vs kum plaj
çor çocuk varsa silke silke kum plaj.
bekarlar toplanıp gidildiyse, iyide yüzme biliyorsanız... cumburlopppp kayadan ağrı....
bekarlar toplanıp gidildiyse, iyide yüzme biliyorsanız... cumburlopppp kayadan ağrı....
devamını gör...
taş plaj vs kum plaj
taşların ayağa batması ve havluyu sererek üstüne oturayım desen de rahatsız ettiğinden kum plaj benim için.taş plajdan ayrılırken temizlenmek biraz daha iyi olabilse de kumdan vazgeçemem gibi.
devamını gör...
en çok tatil yapan meslekler
patron yalakaları. bu kişiler çalışırken bile tatildeler.
devamını gör...

