zaman tüneli

-1969 yılında içkiyi ve kadınları bırakmaya karar verdim. bu hayatımın en kötü 20 dakikasıydı.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

ama arkası da nasıl keyifli, nasıl güzeldir o devam yanlışlarının*
devamını gör...

eski sevgiliye yapışmadıktan sonra sıkıntı olmayan modeldir bence.
devamını gör...

kadınlarda erkeksi duran davranışlara dikkat etmedim.
sadece beni iten davranışları/alışkanlıkları var ama o da bana kalsın.
erkekte gayimsi (kadınsı denmez çok ayıp) davranışların başında net olarak anneci olmak gelir.
annesinin prensesidir çünkü o.
kopamaz annesinin kekinden*

ailenizden kopun* çocuklar, o işi 20li yaşlarda halledin yoksa karşı cinste çekim gücünüz çok azalır.
devamını gör...

bu çıkarım yanlıştır.

kötü niyetli ve psikolojik açıdan sorunlu insanlar( klinik vakalar dışında) bilinçli olarak empati yapmazlar. empati sorumluluk almayı ve karşı tarafı düşünerek hareket etmeyi zorunlu kılar. bu zorunluluktan muaf olmak isteyen herkes, her koşulda kendisini öncelik olarak tutar.

bir narsiste "empati" derseniz güler.
kendi çıkarı için herkesi satan birine "empati" derseniz güler.
hırsıza, dolandırıcıya, uğursuza, tecavüzcüye ve nicelerine "empati" derseniz gülerler...

empati yapmayanlar aptal olsaydı, dünyanın çocuğunun zeka geriliği teşhisinin olması gerekirdi. suç oranlarına ve kurulu düzene baktığımız zaman gayet anlaşılıyor ki "empati yapmamak bir seçim."

"empati yapamıyor" değil, "empati yapmıyorlar."
devamını gör...

hata yapmak farklı şey yanlış yapmak farklı şey.
bu tamamen hüsnü kuruntu. bana hata yapıldı diye hemen insan silmem ben. vefa nedir bilirim. istemli bir şekilde yanlış yapılmaya devam ediliyorsa tamam dur orda ben enayi değilim der yoluma giderim.
devamını gör...

kötü olabilirler, saf olabilirler, dalgın, deneyimsiz, mağdur, eksik vs vs vs vs.. her şey olabilirler.
belki ruhsal olarak çökük, birkaç teşhise sahip her şey işte.
aptal da olabilirler pek tabii.
her insan biraz öyle değil mi?

inanılmaz derecede duyarlı, empati sahibi kişi ol, yine de empati kurmakta zayıf olduğun zamanları fari edeceksin. her şeyi hissedip algilayabilseydin, ne gelişim denilen şey olurdu, ne hata, ne de farkındalık.

bir şeyi evvelinde yapamadığının göstergesidir o hani hep kutsadığımız "farkındalık" ve evet bence de gerçekten en mühim olan şeydir farkındalık.

istiyoruz ki kusursuz olsun insanlar. keşke ama o zaman hayat sıkıcı olmaz mıydı?
ve hani narsist kişiler diyoruz ya, empatiden yoksun olan kişilermiş onlar da. yani fazla yoksun diyelim çünkü bir miktar narsistiz insanlar olarak her birimiz,
heh o çöpe attığımız narsist kişi de zamanında ebeveyni, osu busu tarafından zulme uğramayı, kurban olmayı çok mu istemişti ki. ne bileyim..

tabii ki kendimizi koruyacağız, bu cok baska bir sey ama otekileştirince insanları o zaman elde hep sıfır kalıyor. küstürmeden de yapabiliriz, kışkırtmadan da ne bileyim.

tabii sitem etmek de haktır ay alayımız hakliyız tabii de, yani empati sahibi olduğumuzu düşünüyorsak empati sahibi olmayan kişiler için de sitem ederken daha empatik yaklaşabiliriz tercihen.
devamını gör...

ilk defa geçen gün izledim o kadar kötü ki çok iyi
devamını gör...

sevgili çaylak moderatörüne seslenmek isterim.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

karşılama mesajında aynen böyle diyor demesine ama eyleme de geçmiyor.
devamını gör...

çoğuyla görüşüyorum.
yani görüşüyorum dediğim de instada falan yılda 3-5 kere hal hatır sormalı, doğum günü kutlamalı görüşme.
bir yerde denk gelirsek de sarılırız hepsiyle.
ben çok az kadınla kötü ayrıldım ya 15-20 falandır hani beni kötü bilen.
geri kalanıyla aram iyi çünkü zaten niye kötü olsun?
insan gibi sevdik, insan gibi ayrıldık.
devamını gör...

yanılmıyorsam iran'a ziyareti var, tüm hazırlıklar tamam, iran tarafında da tüm hazırlıklar tamam, karşılama komitesi, tören kıtası falan. neyse yeltsin'in uçağı iniyor, bekliyorlar...10 dk, 20 dk, yarım saat inen yok. danışmanları çıkıp açıklama yapıyor; sayın yeltsin rahatsızlandı, dönmemiz gerek...gelene kadar içmiş, merdivenlerden inemez demişler. uçak basıp geri gitmiş.
devamını gör...

yemekten önce parmağınızı yalayıp tuza bandirip yiyin. sonra bir bardak su içerek başlayın.
yemek aralarında da su için.
spora gerek kalmadan sindiriminiz hizlanacak ve kilo vermeye başlayacaksınız.

bu arada spor kilo vermek için değil sağlık için yapılır. sağlığınızı koruyarak kilo vermek daha önemli. akabinde yürüyüş ve hafif tempolu koşu yeterli bence.
devamını gör...

bunu sayısız kez başarmış ve yine aynı süreçte olan biri olarak size söyleyebileceğim tek şey bu konunun tamamen irade ve istikrar meselesi olduğudur.

"yemeyeceğim" diyerek gerçekten yememeniz ve dünyanın tüm güzel nimetlerine yüz çevirmeniz gerekiyor. iyi fizik için, hayatınız boyunca yağlı, şekerli ve atıştırmalık sayılabilecek tüm yiyeceklerden feragatta bulunmak zorundasınız. bunun inanın başka hiçbir yolu yok.

size bunları yıllardır kilosunu koruyan biri olarak söylüyorum. en ufak değişiklikte hemen ipleri eline alan ve eski formuna hızla geri dönen biri olarak özetleyebilirim ki: istediğiniz her şeyi yiyerek kilonuzu koruyamazsınız. düzenli sporun bile kurtaramayacağı bir şeydir bol karbonhidratlı beslenme alışkanlığı. sosyal medyada gördüğünüz "tatlı yerim, pizza sipariş ederim, hamburger yaparım" videoları tamamen yalan. bunlarla beslenerek yağlanmama ve kilo almama şansınız yok.

öncelikle manipülasyonlardan arının. iyi vücut, temiz beslenme demektir. yağlı olan , şekerli olan, atıştırmalık sayılan her şeyden feragat edeceksiniz. hem bunları yiyeyim hem fit kalayım diye bir husus maalesef gerçek değil. keşke olsa da, hayatımızı sporla geçirmesek. hepimiz her gün pizza- hamburger yediğimiz veya canımız sıkıldığında cips açtığımız ama hiç kilo almadığımız bir hayat isteriz. sosyal medya bunu satsa da, anatomik olarak böyle bir gerçeklik yok. olsaydı, obezite diye bir rahatsızlık olmazdı.

kendi adıma iradesi çok keskin biriyim. fiziğimi, yemeklerden daha çok sevdiğim için bedenimin ölçüsünü büyütebilecek hiçbir şeyi tüketmiyorum. arada tabi tüketebilirsiniz ( ama gerçekten arada) onu da sporla eksiye çekersiniz. yani yediğinizi kas gücü kullanarak yakmanız gerekiyor. aksi, vücudunuzda birikir ve yine tartı rakamı büyür.


bu işin tek kuralı: çelik gibi irade+ bitmeyen istikrar.

unutmayın kilo vermek sadece başlangıç. verilen kiloyu korumak ömürlük bir beslenme düzenlemesi anlamına gelir çünkü kiloyu verince yine ölçüsüz ve bol karbonhidratlı beslenirseniz, kilo alımı yeniden başlar ve bu döngü böyle sürer gider. sürekli kilo veremeyen ve bundan şikayet eden insanların temel hatası yedikleri besinleri ve içtikleri içecekleri kontrol etmemeleri ve bol karbonhidratlı her şeyi tüketmeye devam etmeleridir. misal: yoğurtlu kızartma yiyerek kilo koruyamazsınız veyahut düzenli içki içen biriyseniz kilonuzun yükselmemesini beklemek gerçekten hayalperestliktir. bu yüzden kilo koruma "daimi besin düzenlemesi ve bu düzenlemeye uymayı" gerektirir.

diyetisyenlere bu konuda kesinlikle aldanmayın. insanlara sundukları "haftalık kaçamak" mantığı tamamen işlevsizdir. düzenli yaptığınız her kaçamak yani diğer adıyla "kilo aldıracak besin- içecek tüketimi" sporla vücudunuzda haftalık olarak sıfırlayamadığınızda, ay sonunda size kilo olur.

diyetisyenler aralarda kaçamak yapmanıza izin veriyorlar çünkü kendilerinin müşteri portföyüne ihtiyaçları var. kaçamak yaparak kilo almazsanız, kendilerine müşteri çıkmaz.

diyetisyenler benim gibi sürece hakim insanları bu yüzden sevmezler ve eleştirirler. "sürekli kontrollü olmanın" kötü bir şey olduğunu iddia edenleri dahi var. şaşılacak şey! kilo almamak için kötü beslenmeyi seçmemek ne zamandır zararlı oldu?

bazı şeyleri derin düşünmek gerekiyor. bu konuda pazar büyük!
azmederseniz, verirsiniz. aylık büyük paralara, diyet listelerine gerek yok.

fakat-

eğer kronik rahatsızlıklarınız varsa veya sağlık sorununuz varsa, kesinlikle uzmanla çalışmalısınız. kendi kendisine kilo vermeye calısan, standart bir bireyseniz besin düzenlemesiyle ( yağlı - tatlı - atıştırmalık şeyleri yemeyerek) bu süreci gayet götürürsünüz. bu arada sporsuz diyet bir hiçtir. spor da yapmanız gerekir. spor salonuna gitmenize gerek yok. her aksam yürüseniz bile yeterlidir. fakat burada asıl odak: "ay spor yaptım acıktım" diyerek yeniden yememektir.

sizi hayatta ve sağlıklı tutacak kadar porsiyonla ve iyi besinlerle( et- balık - tavuk- sebze- meyve) beslenmeniz yeterlidir. ay bunların kalorisi azdır diyerek 4-5 tabak yemekte yemeyin. sağlıklı besinlerde porsiyon büyüdüğünde kilo aldırır. burada önemli olan iştah kontrolü + porsiyon bilgisi + irade ve istikrardır.
devamını gör...

yarasın koçuma....
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

(bkz: ikiz dingiller)
devamını gör...

normal ahlak sözlük b tipi cezaevi burası galiba yakında cadı diye yakarsınız milleti bi de
p.s: anlık olarak görüştüğüm bi exim yok
devamını gör...

özellikle 3. bölümü romantizm klübü tarzı oyunların tadında olan film. herkesin gönlü olsun hem jacoba yürüyeyim hem edward hayatımın aşkı olsun. bellanın salak salak hareketleri ve bencilce seçimleri sinir bozucu olsa da sevdiğim bir seriydi. team edwardcıyım her zaman için
devamını gör...

gevsektir
devamını gör...

komünist liderler ve felsefecilerin tümü alkol karşıtı. ülkedeki komünist ve sosyalist partilerin alkol tüketiminin yasaklanması için girişimde bulunmasını bekliyoruz.

marx ve friedrich engels:
alkolizmi, kapitalizmin ağır çalışma koşulları altında ezilen işçi sınıfının çaresiz bir kaçış yolu ve ahlaki çöküşü olarak gördü.
sınıf mücadelesine engel: aşırı içki tüketiminin işçilerin devrimci uyanışını, örgütlenmesini ve sınıf bilinci kazanmasını engellediğini savundular.
vladimir lenin
kesinlikle alkole karşıydı:
alkolü işçi sınıfını uyuşturan, gerileten ve kapitalizmin devamını sağlayan bir "zehir" olarak nitelendirdi. çarlık rusyası'nın bütçe gelirlerini alkol tekelinden (votka satışından) sağlamasını ahlaksızlık olarak görüyordu ve devrimden sonra bu geliri reddetti. prohibisyon (yasak): iktidara gelir gelmez çarlık döneminde başlayan içki yasağını devam ettirdi ve kaçak içki (samogon) üretimiyle çok sert mücadele etti.
leon troçki:
alkolü, rus işçi sınıfının kültürel geri kalmışlığının ve aile içi şiddetin en büyük sorumlularından biri olarak gördü. işçilerin alkolden uzaklaşması için sinema, tiyatro, kütüphaneler ve spor kulüpleri gibi alternatif kültürel alanların yaratılması gerektiğini savundu. stalin'in daha sonra devlet bütçesini dengelemek için votka tekelini geri getirmesini, devrimci ahlaktan ödün vermek olarak sertçe eleştirdi.
devamını gör...

söyle söyleyebilirsen:

bu tarlaya bir şinik, kekere mekere ekmişler.
bu tarlaya da bir şinik kekere mekere ekmişler.
bu tarlaya ekilen bir şinik kekere mekereye boz ala boz başlı pis porsuk dadanmış,
bu tarlaya ekilen bir şinik kekere mekereye de boz ala boz başlı pis porsuk dadanmış,
o tarlaya ekilen bir şinik kekere mekereye dadanan boz ala boz başlı pis porsuk,...
diğer tarlaya ekilen bir şinik kekere mekereye dadanan boz ala boz başlı pis porsuk'a demiş ki,
sen ne zamandan beri bu tarlaya ekilen bir şinik kekere mekereye dadanan boz ala boz başlı pis porsuksun?
o da ona cevaben!
sen ne zaman o tarlaya ekilen bir şinik kekere mekereye dadanan boz ala boz başlı pis porsuk san,
bende o zamandan beri bu tarlaya ekilen bir şinik kekere mekereye dadanan boz ala boz başlı pis porsuğum demiş.
devamını gör...
daha fazla yükle

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim