zaman tüneli

sınavın girdiği arkadaşlara geçmiş olsun, nasılsa torpilliler yerinizi çoktan doldurmuştu, ewed.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

başarısız olduk diye üzülen, hayatının merkezine koyan insanlara söylenmesi gereken söz.
memur olamadıysaniz ne olmuş yani?
kocaya gidersiniz veya zincir market kasiyerligi, kuryelik vb bir sürü iş imkanı var
devamını gör...

bu kadının rock tarihine yaptığı muameleyi zamanında ne grunge efsaneleri anlayabildi ne de bu efsaneleri dinleyen ekose gömlekli ter kokulu abiler...

olayı hala kurt cobain'in karısı sığlığında değerlendiren müzik tarihçilerini pistten alalım lütfen... kadın tam olarak 90'lı yılların ortasında grunge denen o erkek egemen, sürekli depresif, ekose gömlekli ve kirli sakallı kitleyi tek bir çığlığıyla darmadağın etti... hepsini tokatladı, dövdü, hepsine deodorant sıkarak peşinde sürükledi.

sahnede gitar kırıp dünyadan nefret ediyorum diye ağlayan tipler varken bu kadın sahneye tülleri yırtık gelinlikle çıkıp, ayağını amfinin üstüne koyup, gözündeki akmış maskarayla tüm müzik endüstrisinin suratına tükürdü...o dönemin en sert adamları bile courtney ablamın yanında stajyer kalır stajyer...

live through this albümünü açın dinleyin, vokaldeki o çığlıklar, detone olmaktan korkmayan çiğ öfke.. çiğ öfke yazınca aklıma çiğ köfte geldi, bu entry sonrası gidip yiyeceğim... courtney ablamın detone sesi bile dönemin rockstarlarını tokatlar...

kurt cobain, billy corgan, james moreland, eric erlandson ve hatta edward norton... kimse kontrol edemedi, hizaya getiremedi, sindiremedi... bugün bile adı geçince birilerinin rahatsız olması tam olarak bu yüzden... kraliçe dedikoduyu değil, doğrudan tarihi yazdı...

teke tek kavgada herkesi döver.
devamını gör...

karşımda güzel bir manzara, yanımda single malt bir viski ve tercihen maduro bir puro var ise arka planda çalacak muhtemel parçalardan biridir.

johnny cash'in yazmadığı ama sanki hayatı boyunca bu parçayı söylemek için yaşamış gibi duran şarkı. kökeni eski bir gospel'a dayanıyor. şarkıyla özdeşleşen claude ely'nin, henüz 12 yaşındayken tüberkülozla mücadele ettiği dönemde söylemeye başladığı anlatılır. ama johnny cash'in yorumunda iş biraz değişiyor. çünkü bunu söyleyen adam artık genç değil. hasta, yorgun ve hayatının sonuna oldukça yaklaşmış durumda. o güçlü, tok johnny cash sesinden geriye daha çatlak, daha zor nefes alan bir ses kalmış. ve garip şekilde şarkıya en çok da bu yakışıyor. çünkü “ain't no grave” aslında “ben ölmeyeceğim” demiyor; “öleceğim, ama mezar beni tutamayacak” diyor. aradaki fark bayağı büyük.

cash hayatının son döneminde bu kayıtlar üzerinde çalışırken sağlığı giderek kötüleşiyor. 2003'te, 35 yıllık eşi june carter cash'i kaybediyor. kendisi de june'dan yalnızca birkaç ay sonra hayatını kaybediyor. o yüzden parçayı dinlerken insan ister istemez şunu düşünüyor: karşımızda ölüm hakkında fikir yürüten bir adam yok. ölümün geldiğini gayet iyi bilen bir adam var. ama korkudan bağırmak yerine mezarın karşısına geçip, “tamam, bedenimi alırsın. ama hikayeyi burada bitiremezsin” diyor. belki parçanın en güzel tarafı da bu. ölümle kavga etmiyor, ölümsüz olduğunu iddia etmiyor. sadece ölümün son söz olduğuna inanmıyor.

ve sonra johnny cash gerçekten ölüyor. “ain't no grave” ise ölümünden yıllar sonra yayınlanıyor. plağı açıyorsun, mezarın tutamayacağını söyleyen o yaşlı adamın sesi yeniden odanın içine doluyor. insan da ister istemez hafifçe gülümsüyor.

ışıklar içinde uyu cash...
devamını gör...

herkes zıçmış anlaşılan.
devamını gör...

sokak hayvanlarını beslerken bile bunun videosunu nette paylaşan insanların olması, bunu bir şova, bir gösterişe dönüştürmesi gerçekten onların adına utanmamı sağlamıştır.
ne diyelim sana? çok iyisin, temiz kalpli ve yardımsever birisin, allah senden razı olsun, gerçekten çok merhametlisin, senin gibisi bir daha gelmez bu dünyaya, sen olmasaydın o hayvan acından ölürdü, sen bu dünyaya gönderilmiş en yüce varlıksın, hızır yoldaşın olsun, allah yaaarrr ve yardımcın olsun mu diyelim? ne diyelim?
devamını gör...

çok ilginç denen aslında hiç de ilginç olmayan siyasete ilgimi yitirmekle gurur duydum bi kez daha. konuşulan şeylere bak..
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

devamını gör...

hayır fanatiği değilim, müzik teorisi şeyinden olarak konuşuyorum.
devamını gör...

bunu bizzat tecrübe etmiş biri olarak söylüyorum, ortamdaki bütün kasvet ve elitist müzik hegemonyası o an çöküyor arkadaşlar... gerçekten çöküyor...

hayal edin benimle. sigur ros'un herhangi bir mıy mıy albümü açılmış, jonsi'nin insanı depresyona sokan sıkıcı sesini dinlerken arkasında gitarları keman gibi gıy gıylatan bir şarkı çalıyor... herkes bacak bacak üstüne atmış, varoluşsal sancılardan, sinemanın çöküşünden, izlanda'nın underground olmayı bile underground olarak yaşayan kimsenin bilmediği gruplarından konuşuyoruz... yok efendim deneysel kısa filmler falan...

sonra içeri manifest dinleyen arkadaş giriyor... üstünde ne bir kasvet var ne de dünya yükü taşıyormuş gibi bükülmüş bir omurga. içeri girmesiyle birlikte ortamın aurası saniyeler içinde değişiyor...

dünyanın en derin acılarını ben çekiyorum havası bir anda bıçak gibi kesiliyor arkadaşlar... 20 dakikadır duvarı izleyen izlanda sevdalısı kişilerin bakışlarındaki odak kayboluyor...herkes yavaş yavaş ayaklarıyla manifest şarkılarına ritim tutmaya başlıyor... en komiği de ne biliyor musunuz? bu manifest dinleyen arkadaş odaya girdikten 10 dakika sonra, o az önce popüler müzik eleştirisi tiradı atan kitle olarak çaktırmadan spotify'da gizli oturum açıp grubun diskografisini taramaya başlıyoruz... hep birlikte manifest dinliyoruz...

bir insanın ortama girişiyle odadaki toplam kasvet seviyesini %80 azaltıp milleti gizli gizli dans ettirme potansiyeli... gerçekten büyük kamu hizmeti... hepimizin ihtiyacı var a beybiler.
devamını gör...

kızın aklındaki soru: kızartma neyi, ewed?
devamını gör...

bir mehmet şef sözü, üzerinize mi alındınız yoksa, ewed?
devamını gör...

sorun şu, biz barıştan bahsetmiyoruz. asilere bırakın bu işi diyoruz. barış barış barış diye sağırlar diyaloğu yapan karşı taraf. biz zaten kendi ülkemizde ve yakın çevremizde bir güvenlik şemsiyesi inşa edebildik. bunlar da 2014-2017 döneminde varlarını yoklarını koyup bir isyan hareketine kalkıştılar ve bir b.k beceremediler, hem de en bunalımlı ve en çok ambargo gördüğümüz dönemde. biz, “tepenize füze atmak için harcayacağımız parayla ülkemizi kalkındıralım, siz de ölmek istemiyorsanız gelin, geleceğinize bir yatırım yapın” diyoruz. yoksa ordumuzda bir yorgunluk, halkımızda bir yılgınlık yok. zaten 40 senedir bunlarla uğraşıyoruz, arkalarında destek bulacaklarına inanıyorlarsa ki, hiç sanmıyorum, istediklerini denesinler. ama ben diyorum ki, esat’ı gönderip ypg’yi tasfiye etmişiz.. yani daha ne diyeyim..

bir de terminolojide anlaşalım, kendilerini iki eşit ve egemen güç olarak gördükleri sürece bir şey konuşmaya ihtiyacımız yok ki.. belediye başkanlarına gelince.. kürtler general de oluyor, belediye başkanı da, memur da, cep telefonu satıcısı da.. her normal vatandaş gibi.. onlar kürt oldukları için değil, başka şüphelerle göz altına aldı ve aynı şüphelerle hepimiz aynı akıbete uğrarız.
devamını gör...

gizli servis ajanları. bir anda hepsi yok olsa :

- herkes imana gelebilir.
- toplu intiharlar yaşanabilir.
- dünya savaşı çıkabilir.
- olası uzaylılara nükleer saldırı düzenlenebilir.
- aşık olduğum ve bana aşık olan kadınların hepsi bir anda var olabilir..
devamını gör...

(bkz: sözlük yengesi).
devamını gör...

(bkz: sözlük yengeleri)
devamını gör...

kopça'nın hiç mi suçu yok?
devamını gör...

bakınız: doksanlar yoncimik projesi
devamını gör...
daha fazla yükle

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim