zaman tüneli
bir anda yok olursa kaos yaratacak şeyler
internet.
devamını gör...
manifest'in aslında gizli bir post-punk projesi olması
kezban-rock ve meriç-pop karışımı kitlelere müzik dizayn eden yerli gruplar eskiden de vardı. yerli trendler de yenileniyor ve bir şeyler değişmiş gibi geliyordur insanlara . pop müzik hala pop müziktir. eski pop trendleri ile bugünün popunu kıyaslayın ve başına-sonuna bir şeyler ekleyin ama popun hala pop olduğunu unutmayın. kendinizi kandırmayın. devrimci burjuva ve miras yedileri beatles ve pink floyd gibi gruplara yol verdi. (kimileri düşmandı ve hatta hala düşmanlar)
uzun lafın kısası post-punk dediğin : dizayn edilmiş (topluma uygunluğu kontrol edilip onaylanmış) punk aromasına sahip pop müziğindir.
sorsan: marksizm'in günecellenmesi gerekiyordu diyen burjuva solcuları gibi rock camiası da punk çağa ayak uydurmalıydı der.
ya punk is dead deriz ya da punx not dead deriz. post-punk diye bir şey saçmalamayız ama..
uzun lafın kısası post-punk dediğin : dizayn edilmiş (topluma uygunluğu kontrol edilip onaylanmış) punk aromasına sahip pop müziğindir.
sorsan: marksizm'in günecellenmesi gerekiyordu diyen burjuva solcuları gibi rock camiası da punk çağa ayak uydurmalıydı der.
ya punk is dead deriz ya da punx not dead deriz. post-punk diye bir şey saçmalamayız ama..
devamını gör...
manifest'in grunge'ın soundgarden'ı olması
bu başlığı açan yazara saygı duyuyorum; ancak meseleyi farklı bir yerden değerlendirdiğimi belirtmek istiyorum. sanat eğitimi almış biri olarak benim itirazım, genç kadınların nasıl giyindiğinden çok daha başka bir noktada duruyor.
sanat yalnızca bireysel ifade değildir; aynı zamanda belirli ölçüde bireysel ve toplumsal bilinç de gerektirir çünkü geniş kitlelere hitap etmeye başladığınızda, ister istemez bir temsil alanının içine girersiniz. toplum, özellikle gençler, benimsediği ve hayranlık duyduğu sanatçıların yalnızca müziğini değil; görünüşünü, tavrını, davranış biçimlerini ve yaşam tarzını da taklit edebilir.
bir sanatçı kendine ait bir estetik yaratıyor, bunu kendi iradesiyle ortaya koyuyor ve sahnede kendi kimliğini temsil ediyorsa buna hiçbir itirazım yok. tam tersine, bireysel ifade özgürlüğünün sonuna kadar arkasındayım.
benim manifest grubuyla ilgili eleştirim tam olarak burada başlıyor.
manifest, henüz kariyerlerinin ve hayatlarının oldukça erken döneminde medyanın son derece sert ve acımasız dünyasının içine giren genç kadınlardan oluşuyor. seslerinin güzel olması, yetenekli olmaları ya da başarılı olabilecekleri konusunda bir itirazım yok. benim sorguladığım şey, grubun sanatçı kimliğinin nasıl inşa edildiği çünkü sahnede yaratılan imajın çok büyük bir kısmının müzikal kimlikten ziyade cinsel çekicilik üzerinden kurulduğunu düşünüyorum. kıyafetlerden koreografiye, kamera kullanımından bedenin sahnede konumlandırılışına kadar yoğun bir cinsellik vurgusu var.
üstelik benim için asıl önemli soru şu:
bu imaj gerçekten bu genç kadınların kendi seçimi mi?
eğer bir kadın kendi bedenini, sahne kimliğini ve cinselliğini kendi iradesiyle sanatının bir parçası hâline getiriyorsa buna söyleyecek hiçbir şeyim yok. madonna, jennifer lopez ya da miley cyrus gibi isimlerin sahne kimlikleri son derece cesurdur fakat bu kadınların yıllar içerisinde geliştirdikleri belirgin, bireysel sanatçı kimlikleri var. bu estetik onların kariyerlerinin ve kişisel tercihlerinin bir parçası. dolayısıyla mesele cinsellik değil; özne olmakla nesne hâline getirilmek arasındaki fark.
aynı nedenle miley cyrus, demi lovato ve selena gomez gibi çok genç yaşlarda ünlenen isimlerin kariyerlerine bakmak da anlamlı. disney dönemlerinde bu sanatçılar, yetişkinliklerinde benimsedikleri sahne kimliklerinden çok farklı biçimlerde sunuldular. miley cyrus ilerleyen yaşlarında daha sert ve cüretkâr bir estetik seçti. bu değişimi kendi yetişkin kimliği içerisinde yaptı. selena gomez ve demi lovato ise farklı yönlere gittiler. üçü de kendi sanatçı kimliklerini zaman içerisinde yeniden tanımladı.
benim savunduğum ayrım tam olarak bu:
bireysel tercih başka şeydir; genç bir grup kadının sektör tarafından belirli bir kalıba sokularak pazarlanması başka şey.
manifest üyelerinin kendi başlarına bırakılsalardı aynı kıyafetleri, aynı koreografileri ve aynı sahne kimliğini seçip seçmeyeceklerini bilmiyoruz. ben şahsen bundan emin değilim. zaten grubun çevresindeki hukuki tartışmalar ve yönetim biçimine ilişkin kamuoyuna yansıyan meseleler de bu soruların sorulmasını daha önemli hâle getiriyor çünkü eğlence sektörü romantize edilecek bir alan değil. özellikle genç kadınlar söz konusu olduğunda bedenin ticarileştirilmesi, sanatçının kendi iradesiyle yaptığı seçimlerle şirketlerin ve yapımcıların pazarlama stratejileri arasındaki sınırı bulanıklaştırabilir.
ben tam olarak bu noktayı eleştiriyorum.
“toplumun normlarını yıkıyorlar” demek tek başına benim için yeterli bir açıklama değil. her norm ihlali özgürleşme anlamına gelmez. bazen normlara meydan okumak gerçekten özgürleştiricidir; bazen de yalnızca başka bir pazarlama stratejisinin parçasıdır. bu ikisini birbirinden ayırmak gerekir.
üstelik mesele kesinlikle mini etek, açık kıyafet ya da kadın bedeninin görünürlüğü değil. ben son derece modern bir ailede büyüdüm; günlük hayatımda mini etek ve mini elbise giymek benim için son derece sıradan. dolayısıyla benim itirazım kadınların nasıl giyinmesi gerektiğine ilişkin ahlakçı bir yerden gelmiyor.
tam tersine:
sorun kıyafet değil. sorun, bu genç kadınların nasıl lanse edildiği.
bir kadının kendi isteğiyle seksi görünmesiyle, bir sektörün onun bedenini satış stratejisinin merkezine yerleştirmesi aynı şey değildir.
ben gerçek sanatın merkezinde sanatçının yeteneğinin, özgünlüğünün ve üretiminin bulunması gerektiğini düşünüyorum. elton john’u, elvis presley’i, michael jackson’ı ya da günümüzde adele’i düşündüğümüzde, onları hatırlamamızı sağlayan temel şey bedenlerinin pazarlanması değil; sesleri, müzikleri, sahne karakterleri ve yarattıkları sanatsal dünyadır.
ben manifest grubunda da bunu görmek isterim.
şu an onları güçlü ve özgün bir sanatçı grubu olarak değerlendiremiyorum. bu, üyelerinin yeteneksiz olduğunu düşündüğüm anlamına gelmiyor. tam tersine, bireysel olarak güzel sesleri ve ciddi potansiyelleri olabilir. benim eleştirim kızlara değil; onları hangi estetik içerisinde, hangi pazarlama diliyle ve hangi sektör mantığıyla seyirciye sunulduğuna. umarım bundan sonra onları gerçekten koruyan, sanatçı kimliklerini geliştirmelerine izin veren ve bedenlerinden önce yeteneklerini öne çıkaran insanlarla çalışırlar. yine umarım şarkılarını söyler, kendi tarzlarını kendileri yaratır ve yıllar sonra dönüp baktıklarında gençliklerinin başkalarının ticari kararları içerisinde kullanıldığını düşünmezler çünkü benim için mesele hiçbir zaman “neden açık giyiniyorlar?” olmadı.
mesele hep şuydu:
bunu gerçekten onlar mı seçiyor, yoksa onlar adına sektör mü seçiyor? - ve bence tartışılması gereken asıl soru da bu.
sanat yalnızca bireysel ifade değildir; aynı zamanda belirli ölçüde bireysel ve toplumsal bilinç de gerektirir çünkü geniş kitlelere hitap etmeye başladığınızda, ister istemez bir temsil alanının içine girersiniz. toplum, özellikle gençler, benimsediği ve hayranlık duyduğu sanatçıların yalnızca müziğini değil; görünüşünü, tavrını, davranış biçimlerini ve yaşam tarzını da taklit edebilir.
bir sanatçı kendine ait bir estetik yaratıyor, bunu kendi iradesiyle ortaya koyuyor ve sahnede kendi kimliğini temsil ediyorsa buna hiçbir itirazım yok. tam tersine, bireysel ifade özgürlüğünün sonuna kadar arkasındayım.
benim manifest grubuyla ilgili eleştirim tam olarak burada başlıyor.
manifest, henüz kariyerlerinin ve hayatlarının oldukça erken döneminde medyanın son derece sert ve acımasız dünyasının içine giren genç kadınlardan oluşuyor. seslerinin güzel olması, yetenekli olmaları ya da başarılı olabilecekleri konusunda bir itirazım yok. benim sorguladığım şey, grubun sanatçı kimliğinin nasıl inşa edildiği çünkü sahnede yaratılan imajın çok büyük bir kısmının müzikal kimlikten ziyade cinsel çekicilik üzerinden kurulduğunu düşünüyorum. kıyafetlerden koreografiye, kamera kullanımından bedenin sahnede konumlandırılışına kadar yoğun bir cinsellik vurgusu var.
üstelik benim için asıl önemli soru şu:
bu imaj gerçekten bu genç kadınların kendi seçimi mi?
eğer bir kadın kendi bedenini, sahne kimliğini ve cinselliğini kendi iradesiyle sanatının bir parçası hâline getiriyorsa buna söyleyecek hiçbir şeyim yok. madonna, jennifer lopez ya da miley cyrus gibi isimlerin sahne kimlikleri son derece cesurdur fakat bu kadınların yıllar içerisinde geliştirdikleri belirgin, bireysel sanatçı kimlikleri var. bu estetik onların kariyerlerinin ve kişisel tercihlerinin bir parçası. dolayısıyla mesele cinsellik değil; özne olmakla nesne hâline getirilmek arasındaki fark.
aynı nedenle miley cyrus, demi lovato ve selena gomez gibi çok genç yaşlarda ünlenen isimlerin kariyerlerine bakmak da anlamlı. disney dönemlerinde bu sanatçılar, yetişkinliklerinde benimsedikleri sahne kimliklerinden çok farklı biçimlerde sunuldular. miley cyrus ilerleyen yaşlarında daha sert ve cüretkâr bir estetik seçti. bu değişimi kendi yetişkin kimliği içerisinde yaptı. selena gomez ve demi lovato ise farklı yönlere gittiler. üçü de kendi sanatçı kimliklerini zaman içerisinde yeniden tanımladı.
benim savunduğum ayrım tam olarak bu:
bireysel tercih başka şeydir; genç bir grup kadının sektör tarafından belirli bir kalıba sokularak pazarlanması başka şey.
manifest üyelerinin kendi başlarına bırakılsalardı aynı kıyafetleri, aynı koreografileri ve aynı sahne kimliğini seçip seçmeyeceklerini bilmiyoruz. ben şahsen bundan emin değilim. zaten grubun çevresindeki hukuki tartışmalar ve yönetim biçimine ilişkin kamuoyuna yansıyan meseleler de bu soruların sorulmasını daha önemli hâle getiriyor çünkü eğlence sektörü romantize edilecek bir alan değil. özellikle genç kadınlar söz konusu olduğunda bedenin ticarileştirilmesi, sanatçının kendi iradesiyle yaptığı seçimlerle şirketlerin ve yapımcıların pazarlama stratejileri arasındaki sınırı bulanıklaştırabilir.
ben tam olarak bu noktayı eleştiriyorum.
“toplumun normlarını yıkıyorlar” demek tek başına benim için yeterli bir açıklama değil. her norm ihlali özgürleşme anlamına gelmez. bazen normlara meydan okumak gerçekten özgürleştiricidir; bazen de yalnızca başka bir pazarlama stratejisinin parçasıdır. bu ikisini birbirinden ayırmak gerekir.
üstelik mesele kesinlikle mini etek, açık kıyafet ya da kadın bedeninin görünürlüğü değil. ben son derece modern bir ailede büyüdüm; günlük hayatımda mini etek ve mini elbise giymek benim için son derece sıradan. dolayısıyla benim itirazım kadınların nasıl giyinmesi gerektiğine ilişkin ahlakçı bir yerden gelmiyor.
tam tersine:
sorun kıyafet değil. sorun, bu genç kadınların nasıl lanse edildiği.
bir kadının kendi isteğiyle seksi görünmesiyle, bir sektörün onun bedenini satış stratejisinin merkezine yerleştirmesi aynı şey değildir.
ben gerçek sanatın merkezinde sanatçının yeteneğinin, özgünlüğünün ve üretiminin bulunması gerektiğini düşünüyorum. elton john’u, elvis presley’i, michael jackson’ı ya da günümüzde adele’i düşündüğümüzde, onları hatırlamamızı sağlayan temel şey bedenlerinin pazarlanması değil; sesleri, müzikleri, sahne karakterleri ve yarattıkları sanatsal dünyadır.
ben manifest grubunda da bunu görmek isterim.
şu an onları güçlü ve özgün bir sanatçı grubu olarak değerlendiremiyorum. bu, üyelerinin yeteneksiz olduğunu düşündüğüm anlamına gelmiyor. tam tersine, bireysel olarak güzel sesleri ve ciddi potansiyelleri olabilir. benim eleştirim kızlara değil; onları hangi estetik içerisinde, hangi pazarlama diliyle ve hangi sektör mantığıyla seyirciye sunulduğuna. umarım bundan sonra onları gerçekten koruyan, sanatçı kimliklerini geliştirmelerine izin veren ve bedenlerinden önce yeteneklerini öne çıkaran insanlarla çalışırlar. yine umarım şarkılarını söyler, kendi tarzlarını kendileri yaratır ve yıllar sonra dönüp baktıklarında gençliklerinin başkalarının ticari kararları içerisinde kullanıldığını düşünmezler çünkü benim için mesele hiçbir zaman “neden açık giyiniyorlar?” olmadı.
mesele hep şuydu:
bunu gerçekten onlar mı seçiyor, yoksa onlar adına sektör mü seçiyor? - ve bence tartışılması gereken asıl soru da bu.
devamını gör...
selahattin demirtaş'ın 5 eylül 2026 tarihli mesajı
1- teröriste terörist deyince terör ortadan kalkmıyor. zaten sosyalist literatürde terör bir araçtır. bunu mandela da kullandı. hatta lenin, başarı gelip devlet ele geçirilse bile bunun bir müddet devlet terörü şeklinde devam etmesini söyler.
2- sizin onu ciddiye almamanız devletin ve istihbaratın da almadığını göstermiyor. devletin en şahin döneminde bile mehmet ağar, doğan güreş gibi sert askeri ve mülki erkanın gelip ovada siyaset yapsınlar tarzı söylemleri vardı.
3- asli konumuzdan sapmadan demirtaş'ın dediğine dönecek olursak, selahattin demirtaş burada ''barışın güvenlikçi bir tasviye projesine indirgenmesine'' itiraz ediyor.
4- yine demirtaş ''siz barış ve kardeşlikten söz ediyorsunuz ama halkın iradesiyle seçilen bir belediye başkanı 7 sene hapis yattı'' diyor. sakın hendek mendek demeyin, mavi çarşı'yı yakan adam dışarıda ve il il dolaşıp konuşmalar yapıyor. dolayısıyla devletin affettiği katillere kafayı çevirip, makbul olmayan kürtçülere küfür etmek sizi milliyetçi ve vatansever yapmaz. yapsa yapsa gazi üniversitesi yapı bölümü ülkücü reisi filan yapar. hangi adamın kötü olduğunu devletin mi size söylemesi gerekiyor ?
2- sizin onu ciddiye almamanız devletin ve istihbaratın da almadığını göstermiyor. devletin en şahin döneminde bile mehmet ağar, doğan güreş gibi sert askeri ve mülki erkanın gelip ovada siyaset yapsınlar tarzı söylemleri vardı.
3- asli konumuzdan sapmadan demirtaş'ın dediğine dönecek olursak, selahattin demirtaş burada ''barışın güvenlikçi bir tasviye projesine indirgenmesine'' itiraz ediyor.
4- yine demirtaş ''siz barış ve kardeşlikten söz ediyorsunuz ama halkın iradesiyle seçilen bir belediye başkanı 7 sene hapis yattı'' diyor. sakın hendek mendek demeyin, mavi çarşı'yı yakan adam dışarıda ve il il dolaşıp konuşmalar yapıyor. dolayısıyla devletin affettiği katillere kafayı çevirip, makbul olmayan kürtçülere küfür etmek sizi milliyetçi ve vatansever yapmaz. yapsa yapsa gazi üniversitesi yapı bölümü ülkücü reisi filan yapar. hangi adamın kötü olduğunu devletin mi size söylemesi gerekiyor ?
devamını gör...
manifest'in aslında gizli bir post-punk projesi olması
olayın hala ''6 tane kız dans ederek pop yapıyo...'' yüzeyselliğiyle değerlendirilmesi bile başlı başına ne kadar başarılı olduklarının göstergesi...
synthlerin arkasına saklanan o karanlık, tekrarlayan soğuk bas yürüyüşlerini duymuyo musunuz ya? kızlar bildiğin joy division ile bauhaus ruhunu alıp karıştırıp post punk'ı türkiye sınırları içerisine getirmişler ama yakalanmamak için üstüne simli pop maskesi takmışlar...
şarkı sözlerindeki oyyyyylamalı hipnotik tekrarlar bi pop nakaratı değil abi... ''oradan bi ooo çek...'' dedikleri zaman ian curtis'in varoluşsal krizini anlatmasının farklı bi yolu, siz dans ediyorsunuz ama kızlar bildiğin çığlık atıyo...
80'lerin sıkıcı bodrum katlarındaki o soğuk, mekanik davul makinelerinin tıpkısı değil mi davulları? hiç mi dikkat etmediniz dinlerken? hele o sahne duruşuna, vokallere ne diyeceksiniz? o mesafeli, cool ama bir yandan da her an sinir krizi geçirecek gibi söyleyen kızlarımız hiç mi size robert smith'i hatırlatmadı?
yıllardır türkiye'de post-punk bi elin parmağını geçmiyo, darkwave yok denecek kadar az diye ağladık durduk ama bizim bu topluluğa yapılmış en büyük trol manifest abi... hatırlayın robert smith makyajını silip synth-pop maskesini taktığı an memleketindeki bütün kasvetli müziği eline geçirmemiş miydi? bizim kızlar da aynısını yapıyo işte... simli simli hem de...
synthlerin arkasına saklanan o karanlık, tekrarlayan soğuk bas yürüyüşlerini duymuyo musunuz ya? kızlar bildiğin joy division ile bauhaus ruhunu alıp karıştırıp post punk'ı türkiye sınırları içerisine getirmişler ama yakalanmamak için üstüne simli pop maskesi takmışlar...
şarkı sözlerindeki oyyyyylamalı hipnotik tekrarlar bi pop nakaratı değil abi... ''oradan bi ooo çek...'' dedikleri zaman ian curtis'in varoluşsal krizini anlatmasının farklı bi yolu, siz dans ediyorsunuz ama kızlar bildiğin çığlık atıyo...
80'lerin sıkıcı bodrum katlarındaki o soğuk, mekanik davul makinelerinin tıpkısı değil mi davulları? hiç mi dikkat etmediniz dinlerken? hele o sahne duruşuna, vokallere ne diyeceksiniz? o mesafeli, cool ama bir yandan da her an sinir krizi geçirecek gibi söyleyen kızlarımız hiç mi size robert smith'i hatırlatmadı?
yıllardır türkiye'de post-punk bi elin parmağını geçmiyo, darkwave yok denecek kadar az diye ağladık durduk ama bizim bu topluluğa yapılmış en büyük trol manifest abi... hatırlayın robert smith makyajını silip synth-pop maskesini taktığı an memleketindeki bütün kasvetli müziği eline geçirmemiş miydi? bizim kızlar da aynısını yapıyo işte... simli simli hem de...
devamını gör...
mfm threesome
istatistiksel olarak sonu vahşi bir cinayetle bitmesi en muhtemel ilişki türüdür.. neden:
- üçlü ilişkilerde esas olan, bireylerden birinin izlemeyi ya da izlenmeyi istemesidir.
burası cepte mi? tamam.
- buna bir de, katılımcıların birinin narsizm geçmişini yani “konunun ortasında” kendisini anlık olarak değersiz, itilmiş hissedildiği bir durumu ekleyin. çalışmalar “bu durum her zaman olur” demiyor, “olduğu anda” mabadınızda 58 bıçak darbesini bulursunuz, diyor.
bunun dışında, normal ilişkinin köküne kıran mı girdi bile demiyorum, “bu konuları diline dolayanların çoğunun diline vurduğunu düşünüyorum” diyorum.
- üçlü ilişkilerde esas olan, bireylerden birinin izlemeyi ya da izlenmeyi istemesidir.
burası cepte mi? tamam.
- buna bir de, katılımcıların birinin narsizm geçmişini yani “konunun ortasında” kendisini anlık olarak değersiz, itilmiş hissedildiği bir durumu ekleyin. çalışmalar “bu durum her zaman olur” demiyor, “olduğu anda” mabadınızda 58 bıçak darbesini bulursunuz, diyor.
bunun dışında, normal ilişkinin köküne kıran mı girdi bile demiyorum, “bu konuları diline dolayanların çoğunun diline vurduğunu düşünüyorum” diyorum.
devamını gör...
truva savaşının uzun sürmesi
her ne kadar baş tanrı zeus'un taraf tutmaması söz konusu olsa da 10 yıl süren troya kuşatmasının işgalle bitiği bilinmektedir.
ancak neden uzun sürdü sorusu doğru bilinmiyor olabilir.
yeni nesiller; alfalar, betalar, deltalar yanıt ister:
"neden"
"öbür tanrılar ne yaptı"
"instaya telegrama baktınız mı"
"zeus'un sosyal medya adresi ne".
truva savaşı'nda yer alan bazı tanrılar:
yunan tarafında:
athena; 124
poseidon; 12
hera; 124
hephaestus; 1
hermes; 12
thetis. 14
truva tarafında:
aphrodite; 124
apollo; 124
ares; 124
leto. 14
yanıt: troyalıları* tutan tanrılara göre akha'lıları tutanlar daha kudretli idi. yine de taraflardan birinin diğerine üstün gelmesi dokuz yıl sürmüştür.
bunda zeus'un "insanları savaştırarak azaltma" stratejisinin de rolü vardır. tamam mı yeni nesiller...
ancak neden uzun sürdü sorusu doğru bilinmiyor olabilir.
yeni nesiller; alfalar, betalar, deltalar yanıt ister:
"neden"
"öbür tanrılar ne yaptı"
"instaya telegrama baktınız mı"
"zeus'un sosyal medya adresi ne".
truva savaşı'nda yer alan bazı tanrılar:
yunan tarafında:
athena; 124
poseidon; 12
hera; 124
hephaestus; 1
hermes; 12
thetis. 14
truva tarafında:
aphrodite; 124
apollo; 124
ares; 124
leto. 14
yanıt: troyalıları* tutan tanrılara göre akha'lıları tutanlar daha kudretli idi. yine de taraflardan birinin diğerine üstün gelmesi dokuz yıl sürmüştür.
bunda zeus'un "insanları savaştırarak azaltma" stratejisinin de rolü vardır. tamam mı yeni nesiller...
devamını gör...
sevgilisinin sütyenini tek elle açamayan erkek
desteğe ihtiyacı vardır.
devamını gör...
sözlüğün en güzel dişli kadın yazarı
o da ope... bence tabii.
devamını gör...
sözlüğün en iyi yazarı olmanın yaşattığı zorluklar
beklentinin çok yüksek olmasi. her entryde üst düzey performans beklentisinin yazar üzerinde yarattığı yoğun stress ve kaygılarla bozulan sağlık.
devamını gör...
hayatsız yazarları dışarı çıkarma etkinliği
kimse hayatsız değildir. burada 3 temel sorun ortaya çıkıyor:
1. dışarıda özgürce eğlenebilecek alan kaldı mı? ( artık her yer insan dolu. trafikten- insan kalabalığından bir yerde kahve bile içemiyorsunuz)
2. hiçbir şeyi düşünmeden eğlenebilecek bütçe var mı? ( çünkü 1 gün eğlenmek için ayın sonuna kadar kendinizi kısıtlamanız gerekecekse ne anlamı var?)
3. böylesine içtenlikle anılar biriktirebileceğiniz gerçek ve samimi insanlarınız var mı?
3 seçeneğe de evet diyebilen herkes dışarıda hatta yurt dışında tatillerde zaten. geriye kalanlarda mecburiyetten evinde. bunu dramatize etmeye veya kişisel vizyonsuzluğa dönüştürmeye gerek yok. herkesin maddi bütçesi yüksek olsaydı, eğlence sektörü zaten patlardı. eğlenmek zevk meselesidir. para olduğu sürece, herkes kendisine hitap eden aktiviteyi bulur.
bu yüzden olayları çarpıtmaya gerek yok.
1. dışarıda özgürce eğlenebilecek alan kaldı mı? ( artık her yer insan dolu. trafikten- insan kalabalığından bir yerde kahve bile içemiyorsunuz)
2. hiçbir şeyi düşünmeden eğlenebilecek bütçe var mı? ( çünkü 1 gün eğlenmek için ayın sonuna kadar kendinizi kısıtlamanız gerekecekse ne anlamı var?)
3. böylesine içtenlikle anılar biriktirebileceğiniz gerçek ve samimi insanlarınız var mı?
3 seçeneğe de evet diyebilen herkes dışarıda hatta yurt dışında tatillerde zaten. geriye kalanlarda mecburiyetten evinde. bunu dramatize etmeye veya kişisel vizyonsuzluğa dönüştürmeye gerek yok. herkesin maddi bütçesi yüksek olsaydı, eğlence sektörü zaten patlardı. eğlenmek zevk meselesidir. para olduğu sürece, herkes kendisine hitap eden aktiviteyi bulur.
bu yüzden olayları çarpıtmaya gerek yok.
devamını gör...
daha iyisi bulunana kadar en iyisi bu demek
sen istiyor duj, verecek 100 dolar, ewed.
devamını gör...
mfm threesome
gavatlığın kısaltılmış haliymiş özetle
devamını gör...
mfm threesome
kadının ilgi odağı olduğu, bir kadının aynı anda iki erkekle seviştiği cinsel aktivite. oldukça zevkli ve eğlenceli bir aktivitedir.
devamını gör...
bu gidişat sorun olacak bu yara benim sonum olacak diyen kız
yarası olan ve gocunan kızdır, ewed.
devamını gör...
selahattin demirtaş'ın 5 eylül 2026 tarihli mesajı
küçük ikarus'un bile umrumda olmayan mesaj mı sms mi ne çükümse artık.
apoyla bunun arasındaki ilişki için analiz kasmanıza gerek yok. onların arasındaki ilişki ağa maraba ilişkisidir. apo sus der susar konuş der konuşur. aksini yaparsa tüm yoldaşlarını ajan deyip öldürttüğü gibi onun da işini görür.
yok işte biri silahlıymış biri demokratikmiş analizlerinize sokayım sizin. ikisi de aynı bok.
barış barış diye ağlayanlar da bunun abisinin dağda askerimize kurşun sıkan bir oe olduğunu biliyordur umarım.
apoyla bunun arasındaki ilişki için analiz kasmanıza gerek yok. onların arasındaki ilişki ağa maraba ilişkisidir. apo sus der susar konuş der konuşur. aksini yaparsa tüm yoldaşlarını ajan deyip öldürttüğü gibi onun da işini görür.
yok işte biri silahlıymış biri demokratikmiş analizlerinize sokayım sizin. ikisi de aynı bok.
barış barış diye ağlayanlar da bunun abisinin dağda askerimize kurşun sıkan bir oe olduğunu biliyordur umarım.
devamını gör...



