zaman tüneli
ismail kartal'ı istifası
kendini takımın patronu sanan bir dallamanın demeç verirken şu kıymetli adam hakkında arkasından sallamalarına şahit oldu bu kulaklar. yahu sen kimsin lan, ha kimsin yavşak? maçı 1-1 kurtarmış adam, bir de diyor ki halkımız ismail kartal'a sahip çıksın, ulan sen kendin adama sahip çıkmıyorsun, halk neden sahip çıksın hıyarto!?
devamını gör...
nickaltına tank girme kampanyası
sanırım darbe oldu müslüman.
devamını gör...
hasta olduğunu sosyal medyada paylaşmak
tam üzerine gelmiş başlık. biraz önce grip başlangıcı yaşadığımı tüm takipcilerime duyurmuştum. geçmiş olsun mesajları yağıyor.
biraz iyi geldi
biraz iyi geldi
devamını gör...
hasta olduğunu sosyal medyada paylaşmak
yersiz ve gereksizdir.
bir dönem neredeyse akım hâline gelmişti serumlu kol fotoğrafı paylaşmak. bu kısmı buna katılmadan atlatabilen herkesi tebrik ediyorum. pek tabii kendimi de.
bir dönem neredeyse akım hâline gelmişti serumlu kol fotoğrafı paylaşmak. bu kısmı buna katılmadan atlatabilen herkesi tebrik ediyorum. pek tabii kendimi de.
devamını gör...
ismail kartal'ı istifası
çok şükür kurtulduk. dilerim aykut kocaman'ı takımın başına getirmezler..
devamını gör...
radyo frekansları
tahta bir masada, zeytinli tepelerden esen rüzgarın bilgeliği altında radyo dinlemek için manuel kanal aramak sürprizlere açık olmaktadır.
fakir avlumu şenlendiren radyo kanalı “joy fm” oldu. izmir joy fm frekansı 97.7 imiş.

kaset çalarım var ama kasetlerim öldü. bu radyo beni de gömer diye düşününce canım sıkılmıyor değil…
fakir avlumu şenlendiren radyo kanalı “joy fm” oldu. izmir joy fm frekansı 97.7 imiş.

kaset çalarım var ama kasetlerim öldü. bu radyo beni de gömer diye düşününce canım sıkılmıyor değil…
devamını gör...
sözlükte ascıı karakter girişine izin verilmesi
önünü alamayacağınız sonuçlar doğuracak sıkıntılı durum. bu karakterler ile herşey çizilir
(๑人๑)
(๑人๑)
devamını gör...
türk sanat müziği
zeki müren ve bülent ersoy gibi popüler yıldızların, klasik üslubun daha köklü temsilcilerini halka tanıtmayı kendilerine misyon edinmemiş olduklarından dolayı kendilerine öfkeliyim... türk sanat müziği denilince insanların akıllarına en başta bu iki popüler şarkıcının gelmesine de öyle...
kişisel hırslarının yönlendirmesi yüzünden ve kendi markalarına/isimlerine verdikleri önem yüzünden, sanat güneşi ve diva gibi abartı ünvanlarla halkın gönlünde yer etmeyi tsm'nin gerçeklerinin üzerinde bir değer olarak görmüşlerdir...
elbette bu, bunu hiç yapmadılar anlamına gelmiyor, klasik icra tavrının en önemli temsilcilerinin adını hiç ağızlarına almadıklarına dair bir kanıtımız yok. lakin bu gibi şeylere rastlamak da pek kolay değil.. yani kendilerine böyle bir sorumluluk yüklediklerini söylemek biraz güç.
söz konusu türk sanat müziği olunca genelde piyasayı popüler işler belirlemiş. klasik ekolün kıymeti ise daha çok kendi çevrelerinde bilinmiş....
mesela bekir sıdkı sezgin'in çok saygı gördüğüne dair ciddi tanıklıklar var. ama bu daha ziyade klasik icra camiası içinde kalmış. yani şöyle bir paradoks var aslında. sezgin gibi isimler alanın ustası olarak görülmüş ama geniş kitleler nezdinde müren gibi pop figürleri kadar görünür olmamışlar. bu da aslında dönem medya yapısı ile de ilgili biraz. o popüler ünvanlar sanat tarihindeki hiyerarşiyle birebir aynı şeyler olmasa bile, halkta oluşturulmaya çalışılan kanaatler büyük bir ayıbı da beraberinde getirmiştir... insanları da iyinin, doğrunun, güzelin ayırdına varabilecek bilgi ve zevkten yoksun kılacak hale getirmiştir... yani, halka pompalanan isimlerin o sanatı temsilen en önemli kişilermiş gibi basında gösterilmeleri telafisi mümkün olmayan yanılgıları da beraberinde getirmiştir.
bu açıdan bugün tsm dediğimiz vakit, lütfen gözlerinizin önüne gelen görüntüyü unutun sevgili kardeşlerim. bu tsm değil, tsm'nin dejenere olmuş, arabeskle harmanlanmış bir tuhaf versiyonudur sadece...
kişisel hırslarının yönlendirmesi yüzünden ve kendi markalarına/isimlerine verdikleri önem yüzünden, sanat güneşi ve diva gibi abartı ünvanlarla halkın gönlünde yer etmeyi tsm'nin gerçeklerinin üzerinde bir değer olarak görmüşlerdir...
elbette bu, bunu hiç yapmadılar anlamına gelmiyor, klasik icra tavrının en önemli temsilcilerinin adını hiç ağızlarına almadıklarına dair bir kanıtımız yok. lakin bu gibi şeylere rastlamak da pek kolay değil.. yani kendilerine böyle bir sorumluluk yüklediklerini söylemek biraz güç.
söz konusu türk sanat müziği olunca genelde piyasayı popüler işler belirlemiş. klasik ekolün kıymeti ise daha çok kendi çevrelerinde bilinmiş....
mesela bekir sıdkı sezgin'in çok saygı gördüğüne dair ciddi tanıklıklar var. ama bu daha ziyade klasik icra camiası içinde kalmış. yani şöyle bir paradoks var aslında. sezgin gibi isimler alanın ustası olarak görülmüş ama geniş kitleler nezdinde müren gibi pop figürleri kadar görünür olmamışlar. bu da aslında dönem medya yapısı ile de ilgili biraz. o popüler ünvanlar sanat tarihindeki hiyerarşiyle birebir aynı şeyler olmasa bile, halkta oluşturulmaya çalışılan kanaatler büyük bir ayıbı da beraberinde getirmiştir... insanları da iyinin, doğrunun, güzelin ayırdına varabilecek bilgi ve zevkten yoksun kılacak hale getirmiştir... yani, halka pompalanan isimlerin o sanatı temsilen en önemli kişilermiş gibi basında gösterilmeleri telafisi mümkün olmayan yanılgıları da beraberinde getirmiştir.
bu açıdan bugün tsm dediğimiz vakit, lütfen gözlerinizin önüne gelen görüntüyü unutun sevgili kardeşlerim. bu tsm değil, tsm'nin dejenere olmuş, arabeskle harmanlanmış bir tuhaf versiyonudur sadece...
devamını gör...
çok uzun yazınca çok anlamlı olmuyor
e yeni nesil...dinci mi kinci mi ne haltsa o nesil..."türkiye ' nin geleceği" nesil ;;))... bu nesil bu sözlüklere " kitap okumanın ne kadar gereksiz bişey olduğunu " yazıyor !!;;))...
almanya'da da " fransızca öğrenen alman gençleri" sınıfları, internet sayfaları rekor kırıyor !!
alman şehir kütüphaneleri, yaşları 25' in altında 2025- 26 arasindaki üyeler konusunda rekor kırıyor!!
ama tabii ki de "türkiye şahlanıyor !!" ...;;)))
ıyi şahlanmalar, dileyelim size...
almanya'da da " fransızca öğrenen alman gençleri" sınıfları, internet sayfaları rekor kırıyor !!
alman şehir kütüphaneleri, yaşları 25' in altında 2025- 26 arasindaki üyeler konusunda rekor kırıyor!!
ama tabii ki de "türkiye şahlanıyor !!" ...;;)))
ıyi şahlanmalar, dileyelim size...
devamını gör...
kuryenet
kartım, bulunduğum şehirde olmasına rağmen 8 gündür kartımı teslim etmemeyi görev bilinci saymış kuryedir. varlığına gelirsek felsefedeki ontoloji sorunlarına taş çıkarır. ahmet kaya'nın koçero şarkısındaki bir bilinmez gibidir bu şirket. var mı yok mu belli değil. ingilizceki grapefruit gibidir. grape diye geçer adı; ama ortada üzüm yoktur. her yere şikayet ettim bu şirketi. sürekli aynı mesajı attılar. başardıkları tek şey "bana en kısa zamanda" diye başlayan başka bir mesaj atmayın ricamı kabul etmeleriydi. bir daha bana bu tür bir mesaj atmadılar. bu, beni birkaç gün daha götürür. kartımı şubeye yönlendirdim. umarım gelir.
ps: tasavvufla ilgilenip nefs tezkiyesi yapan arkadaşların hayatlarında mutlaka bir kere deneyimlemesi gereken vak'adır kuryenet...
ps: tasavvufla ilgilenip nefs tezkiyesi yapan arkadaşların hayatlarında mutlaka bir kere deneyimlemesi gereken vak'adır kuryenet...
devamını gör...
sözlükte uzun yazı yazınca okunmama sorunsalı
yazanın kendi vicdanını rahatlatma yöntemi. internette millet upuzun bültenleri tek solukta bitiriyor, saatlerce süren videoları gözünü kırpmadan izliyor. derdimiz metnin boyuyla değil aslında; o uzunluğu taşıyacak bir ağırlığı, bir derdi var mı yok mu ona bakıyoruz.
arama motorunun iki saniyede önümüze döktüğü ham bilgiyi alt alta kırk satır dizince mecra kütüphaneye dönmüyor. insanı ekranda tutan şey kuru veri değil, o bilginin arkasından konuşan ses, okurla kurulan o canlı temas.
bir entry fav ya da artı oy almıyorsa büyük ihtimalle okunmamıştır, bu kadar basit. kimse ruhsuz bir metne dakikalarını harcamak istemiyor. uzun yazmak tek başına bir şey anlatmaya yetmediği gibi sıkıcı olma hakkı da tanımıyor. bağ kuramayan her satır akıp gidiyor, faturayı metnin boyuna kesip kenara çekiliyoruz.
(bkz: uzun yazınca derin yazdığını sanmak)
arama motorunun iki saniyede önümüze döktüğü ham bilgiyi alt alta kırk satır dizince mecra kütüphaneye dönmüyor. insanı ekranda tutan şey kuru veri değil, o bilginin arkasından konuşan ses, okurla kurulan o canlı temas.
bir entry fav ya da artı oy almıyorsa büyük ihtimalle okunmamıştır, bu kadar basit. kimse ruhsuz bir metne dakikalarını harcamak istemiyor. uzun yazmak tek başına bir şey anlatmaya yetmediği gibi sıkıcı olma hakkı da tanımıyor. bağ kuramayan her satır akıp gidiyor, faturayı metnin boyuna kesip kenara çekiliyoruz.
(bkz: uzun yazınca derin yazdığını sanmak)
devamını gör...
charlesdemeiturc (yazar)
( ͜•人 ͜•) sever bir yazar. kim sevmez ki gerçi. ehe
devamını gör...
yazarların çaldığı enstrüman
devamını gör...
nickaltına tank girme kampanyası
dışarıda tank görüyorum faruk kutlama mı var
devamını gör...
adolf hitler'in klimayı sürekli 11 dereceye sabitlettirmesi
kurt musun it misin dedirten tarihsel gerçek. o zamanlar klima derken ev soğutma sistemleri var. değişik kaynaklar nazi almanya'sı führerinin cihazın sürekli olarak 11 santigrat derecede sabitlenmiş olmasını istediğini belirtiyor. hitler'in ortak yaşam alanlarında böylesine serinliği tercih etmesi, çevresindekileri de oldukça zorlarmış. öyle ki kurmay toplantılarına katılan subaylar burunları kızarmış şekilde odadan çıkarmış. stenograflar için de elektrikli ısıtıcılar getirilirmiş. neden bu kadar soğuk odaları tercih ettiğini soranlara da sıcağın kendisinde baş ağrısı yaptığını söylüyormuş.
devamını gör...
nickaltına tank girme kampanyası
tankın ucunun kime dönük olduğu çok önemli.
devamını gör...
üç kilo verdikten sonra heyecanlanıp beş kilo almak
haziran başı gibi 109 kiloya çıktım. ekmeği kes, makarnayı kes, biraz da çerezi kes, meyveyi azalt, yaz vakti dondurmayı sıfıra yakına indir, deniz ürünü kızartmalarını azaltıp, tereyağında çevrilmiş-sebzeli versiyonlarını yemeye başladım, mayoneze vesaire elveda; diyerek başladım.
biraz biraz düşmeye başladım, bu da insana cesaret veriyor..
sabah kahvaltım şuydu:
- domates
- hıyar
- bir parça peynir
- bir yumurta..
bunun üzerine çok az bir öğle yemeği ve yoğurtla akşamı rahat buldum. hatta akşam için yemek de yaptırmadım. idare ederim, geçer hesabından. umarım bu 5 kiloyu koruyabilirim,
biraz biraz düşmeye başladım, bu da insana cesaret veriyor..
sabah kahvaltım şuydu:
- domates
- hıyar
- bir parça peynir
- bir yumurta..
bunun üzerine çok az bir öğle yemeği ve yoğurtla akşamı rahat buldum. hatta akşam için yemek de yaptırmadım. idare ederim, geçer hesabından. umarım bu 5 kiloyu koruyabilirim,
devamını gör...
yazarların çaldığı enstrüman
bu sözlükteki yazarlar "anket" enstrumanını çok güzel çalarlar....;;)) hatta başka bir entruman çalamazlar, bile diyebiliriz.
bu sözlüğün %95' i anket/ form başlığıdır. sözlükteki yazarlar kümesi boş değildir, ancak sözlük yazarları boş olduklarından ve o %95 ciddiye alınmayacağından normal sözlük "boş" bir sözlüktür !!;;))
"anket" enstrumanı bu sözlüğün ana enstrumanıdır !!
bu sözlüğün %95' i anket/ form başlığıdır. sözlükteki yazarlar kümesi boş değildir, ancak sözlük yazarları boş olduklarından ve o %95 ciddiye alınmayacağından normal sözlük "boş" bir sözlüktür !!;;))
"anket" enstrumanı bu sözlüğün ana enstrumanıdır !!
devamını gör...
konuşursam bazı yazarların başının belaya gireceği gerçeği
hesaplayamadıklarınızı hesaplayan biri olduğunu gösterir.
yazarların kirli çamaşırlarını, suç kapsamına girecek hareketlerini dile getirirsem, yani konuşursam çok kötü şeyler olur, söylemidir.
vallahi de gayretullah'a dokundunuz...
biz serdengeçtileriz. bekleriz lakin unutmayız.
yazarların kirli çamaşırlarını, suç kapsamına girecek hareketlerini dile getirirsem, yani konuşursam çok kötü şeyler olur, söylemidir.
vallahi de gayretullah'a dokundunuz...
biz serdengeçtileriz. bekleriz lakin unutmayız.
devamını gör...