zaman tüneli
de da ayıramayan hatun
ayırdığı bacak sonrası çıkan canlıdan da hayır gelmez. dikkat etmek lazım bence.
hehe
hehe
devamını gör...
namaz kılan erkek çekiciliği
yogacı kızlar kadar çekicidir elbet.
namaste=namaz
namaste=namaz
devamını gör...
korkmasaydın ne yapardın?
yükseklik korkum var. olmasaydı muhtemelen yarasa uçuşu denen bir olay var. izleyip imrenirim. onu yapardım. ya da paraşütle atlayış.
devamını gör...
namaz kılan erkek çekiciliği
valla gerekirse kıldırırım da. ama nadiren cumaya gitmekten başka bir bok yemiyorum evet.
devamını gör...
korkmasaydın ne yapardın?
gelecekten pek korkmam da, yapmak istediğim hiç bir şey yok. doğanın bir parçasıyım.
devamını gör...
askerdeyken aldatılmak
bir arkadaş izne geldiğinde sözlüsünün evlendiğini bizden öğrenmişti.
tabi biz bildiğini düşünüyorduk. rengi epey değişip hemen uzaklaştı kayboldu gözden.
içinde nasıl bir yıkım olmuştur allah bilir.
tabi biz bildiğini düşünüyorduk. rengi epey değişip hemen uzaklaştı kayboldu gözden.
içinde nasıl bir yıkım olmuştur allah bilir.
devamını gör...
dizi müziği lobisi
eskiden evdeki teyzeler dizi izlerken, reklama geçince kısın şunun sesini derdim. ama şimdi dizilerde o kadar yüksek sesli ve gürültülü müzik denen gıygıy çalıyor ki, reklamlarda kafam rahatlıyor neredeyse.
saniye susmuyor, kim demişse müzikle yönetin diziyi diye, içine ettiler.
saniye susmuyor, kim demişse müzikle yönetin diziyi diye, içine ettiler.
devamını gör...
erkeği adam edip başkasına kaptırmak
nadirdir. adam olmaları..
velev ki öyle. onu siz etmemişsinizdir.
velev ki öyle. onu siz etmemişsinizdir.
devamını gör...
kimyanın determinizm ile özgür irade arasındaki yeri
bir kimyasal sistemin başına gelenler, çoğu zaman ondan önce gelenlerin sonucudur. sıcaklık değişir, denge yer değiştirir. basınç değişir, sistem cevap verir. bir katalizör reaksiyonun yolunu değiştirir. moleküller, içinde bulundukları koşullardan bağımsız hareket eden küçük iradeler değildir.
insana gelince mesele garipleşiyor.
çünkü beynimizde gerçekleşen her kararın, her duygunun, her dürtünün fiziksel bir karşılığı olduğunu biliyoruz. iyonların hareketi, membran potansiyelleri, nörotransmitterler, hormonlar, elektriksel sinyaller... bunların hepsi bir önceki durumdan etkileniyor. o halde verdiğim karar gerçekten “benim” kararım mı, yoksa fiziksel bir nedensellik zincirinin henüz farkına varamadığım son halkası mı?
buradaki asıl yanılgının, determinizm ile öngörülebilirliği birbirine karıştırmak olduğunu düşünüyorum.
bir sistemin deterministik olması, o sistemi pratikte öngörebileceğimiz anlamına gelmiyor. milyarlarca değişkenin birbirini etkilediği karmaşık bir sistemi denklemlerle ifade edemememiz, sistemin nedensellikten kurtulduğunu göstermez. kelebek etkisi, kaos, istatistiksel mekanik gibi kavramlar da bize tam olarak bunu hatırlatıyor: düzenin altında inanılmaz bir karmaşıklık olabilir.
fakat buradan “özgür irade yoktur” sonucuna atlamak da bana fazla kolay geliyor.
çünkü bir şeyi oluşturan parçaların davranışlarını bilmek, ortaya çıkan bütünün davranışını bütünüyle açıklayabileceğimiz anlamına gelmiyor. tek bir su molekülüne bakarak ıslaklığı bulamayız. tek bir nörona bakarak bir düşünceyi de bulamayız. bazı özellikler, sistem yeterince karmaşıklaştığında ortaya çıkar.
belki özgür irade de nedenselliğin olmadığı bir boşlukta ortaya çıkmıyordur.
belki tam tersine, nedenselliğin kendisi üzerinden ortaya çıkıyordur.
“kararımı ben mi verdim, yoksa beynimdeki kimyasal süreçler mi verdi?” sorusu bu yüzden bana biraz yanlış kurulmuş geliyor. çünkü o kimyasal süreçler zaten “ben” dediğimiz şeyin dışında gerçekleşen bir mekanizma değil.
belki özgür iradenin karşıtı kimya değil; özgür iradeyi, nedensellikten tamamen bağımsız olma zorunluluğuyla tanımlamamızdır.
sonuçta bir insanın atomlardan oluşması, onun kararlarının anlamsız olduğu anlamına gelmiyor. belki anlam dediğimiz şey de zaten atomların belli bir düzende bir araya gelmesinden sonra ortaya çıkan şeylerden biri.
insana gelince mesele garipleşiyor.
çünkü beynimizde gerçekleşen her kararın, her duygunun, her dürtünün fiziksel bir karşılığı olduğunu biliyoruz. iyonların hareketi, membran potansiyelleri, nörotransmitterler, hormonlar, elektriksel sinyaller... bunların hepsi bir önceki durumdan etkileniyor. o halde verdiğim karar gerçekten “benim” kararım mı, yoksa fiziksel bir nedensellik zincirinin henüz farkına varamadığım son halkası mı?
buradaki asıl yanılgının, determinizm ile öngörülebilirliği birbirine karıştırmak olduğunu düşünüyorum.
bir sistemin deterministik olması, o sistemi pratikte öngörebileceğimiz anlamına gelmiyor. milyarlarca değişkenin birbirini etkilediği karmaşık bir sistemi denklemlerle ifade edemememiz, sistemin nedensellikten kurtulduğunu göstermez. kelebek etkisi, kaos, istatistiksel mekanik gibi kavramlar da bize tam olarak bunu hatırlatıyor: düzenin altında inanılmaz bir karmaşıklık olabilir.
fakat buradan “özgür irade yoktur” sonucuna atlamak da bana fazla kolay geliyor.
çünkü bir şeyi oluşturan parçaların davranışlarını bilmek, ortaya çıkan bütünün davranışını bütünüyle açıklayabileceğimiz anlamına gelmiyor. tek bir su molekülüne bakarak ıslaklığı bulamayız. tek bir nörona bakarak bir düşünceyi de bulamayız. bazı özellikler, sistem yeterince karmaşıklaştığında ortaya çıkar.
belki özgür irade de nedenselliğin olmadığı bir boşlukta ortaya çıkmıyordur.
belki tam tersine, nedenselliğin kendisi üzerinden ortaya çıkıyordur.
“kararımı ben mi verdim, yoksa beynimdeki kimyasal süreçler mi verdi?” sorusu bu yüzden bana biraz yanlış kurulmuş geliyor. çünkü o kimyasal süreçler zaten “ben” dediğimiz şeyin dışında gerçekleşen bir mekanizma değil.
belki özgür iradenin karşıtı kimya değil; özgür iradeyi, nedensellikten tamamen bağımsız olma zorunluluğuyla tanımlamamızdır.
sonuçta bir insanın atomlardan oluşması, onun kararlarının anlamsız olduğu anlamına gelmiyor. belki anlam dediğimiz şey de zaten atomların belli bir düzende bir araya gelmesinden sonra ortaya çıkan şeylerden biri.
devamını gör...
namaz kılan erkek çekiciliği
bilgi çağında çaresiz kalan islamcı'nın poposunu kurtarmak amacıyla açtığı başlık ::))
başlığı açmasından, popoyu kurtaramadığını anlayoruz...islamcı zor zamanlardan geçiyor...
başlığı açmasından, popoyu kurtaramadığını anlayoruz...islamcı zor zamanlardan geçiyor...
devamını gör...
hız cezası
düzenli olarak yerim.
tebligat geldiğinde ulan inş 180 le giderken yememişimdir derim. işim yollarda napayım.
evt.
tebligat geldiğinde ulan inş 180 le giderken yememişimdir derim. işim yollarda napayım.
evt.
devamını gör...
korkmasaydın ne yapardın?
devamını gör...
erkeği adam edip başkasına kaptırmak
deneyebilirler
tom ve zendaya bir gün galada mı yoksa halıda mı bir yerde yürüyorlar. muhabirler tom'a karını elinden almaya çalışıyorlar galiba orada diyor. o da denesinler diyor. seni çok iyi anlıyorum tom. işte bu özgüven. bizim erkeğimizi kimse kapamaz. biz zaten bırakmış olduğumuz için alabilirler.
tom ve zendaya bir gün galada mı yoksa halıda mı bir yerde yürüyorlar. muhabirler tom'a karını elinden almaya çalışıyorlar galiba orada diyor. o da denesinler diyor. seni çok iyi anlıyorum tom. işte bu özgüven. bizim erkeğimizi kimse kapamaz. biz zaten bırakmış olduğumuz için alabilirler.
devamını gör...
korkmasaydın ne yapardın?
anket !! ;;))
devamını gör...
korkmasaydın ne yapardın?
başlıktaki soru işaretini kaldırırdım.
devamını gör...
korkmasaydın ne yapardın?
seri katil olurdum
devamını gör...
geceye bir şarkı bırak
bu gecede sagolarız. iyi geceler.
devamını gör...
erkeği adam edip başkasına kaptırmak
ilmek ilmek işlediğin jelatini başkasının açması olayı.
devamını gör...
adana duygusallığı
çok şehir gezdim ama adana'da doğdum büyüdüm.
adana ve doğusu duygusallıktan ziyade samimiyet ve cana yakınlık konusunda batıya göre daha üstün.
edit: karadeniz'den de üstün.
duygusallık olarak hiç düşünmedim. biraz düşünmem lazım.
adana ve doğusu duygusallıktan ziyade samimiyet ve cana yakınlık konusunda batıya göre daha üstün.
edit: karadeniz'den de üstün.
duygusallık olarak hiç düşünmedim. biraz düşünmem lazım.
devamını gör...
