zaman tüneli
leyla ile mecnun replikleri
neaamiç?
devamını gör...
sözlük bir aile ise eko bu ailenin deli dayısıdır
uzun zamandır bu kadar doğru bir çıkarım duymamıştım..
devamını gör...
tükenmez kalemin tükenmesi
günümüzdeki reklam kampanyalarını hatırlatıyor bana. sınırsız konuşma diye tarife satarlar mesela, altında minnacık harflerle aslında sınırlı olduğunu yazarlar. sonra bir bakmışsın, tükenmez kalemin tükendiği gibi sınırsız tarifen bitmiş.
devamını gör...
kızkaçıran
ilkokul 5teyken elimde patlayan zamane eğlengeçi. ne korkmuştum lan. akşama kadar kulağım çınlamıştı. koyup da fitili ateşlenmek için yer ararken elimde ne kadar tutmuşsam ısıdan patlayıvermişti. allahtan bi hasar vermedi şükür. mantar tabancası gibi tehlikeli gelmezdi oysa.
devamını gör...
tereyağlı simit
her zaman yenecek bir şey değil ama yeneceği zaman en güzeli ankarada yenir bence
devamını gör...
insan öleceğini bile bile nasıl yaşar
e n'aapsındı?!...
devamını gör...
kızkaçıran
çıkardığı sese bayılırdım. torpil gibi türevlerinden de daha az tehlikeli gibiydi. bayram harçlıklarıyla en çok satın aldığımız ürün grubundaydı kendisi. hey gidi günler.
devamını gör...
abdullah öcalan a villa yetmiyormuş
dünya üzerinde bir numaralı teröristine ada tahsis eden tek devlet bize aittir.
ama soracak olursak “dewlet aklı sen karışma”
ama soracak olursak “dewlet aklı sen karışma”
devamını gör...
tereyağlı simit
böyle gereksiz ağır bir şey yok ya. az önce yedim valla hâlâ ağzıma tereyağı tadı geliyor. resmen susamlı sıcak milföy. öggggh.
devamını gör...
yazarların hayattan beklentileri
kendi adıma hicbir beklentim yok. her şeyi tattım iyisiyle kötüsüyle. zaman dolduruyorum artık. kardeşim ve annem için guzel bir hayat bekliyorum sadece. tek beklentim bu
devamını gör...
abdullah öcalan a villa yetmiyormuş
cehennemin dibinde devasa bir arazide istediği kadar yaşayabilir. beklemesine hiç gerek yok.
devamını gör...
sözlük bir aile ise eko bu ailenin deli dayısıdır
var mı itirazı olan?
devamını gör...
insan öleceğini bile bile nasıl yaşar
insan zaten öleceğini bile bile yaşar. ölüm insanın bildiği bir varlıktır. ancak bi meta olarak ön plana alıp yaşamını buna göre şekillendirmez.
varoluşçu psikolojiye göre insan aslında ölümü bilir, bununla birlikte kendi varlığını önemseyip ön plana koyar. yani ölüm yaşamı değersizleştirmez aksine kısıtlı olmanın bilinciyle yaşamı daha değerli bi hale getirir. nasıl olsa öleceğim deyip amaçlarından vazgeçmez, öleceğim ve kısıtlı bi zamanda neler yapabilirim diyerek anlam arar.
yani ölüm insan için entelektüel bir bilgi ve kaygıdır.
öleceğiz, ölünecek. bu yüzden sevin, sevilin, sevişin. teşekkürler.
varoluşçu psikolojiye göre insan aslında ölümü bilir, bununla birlikte kendi varlığını önemseyip ön plana koyar. yani ölüm yaşamı değersizleştirmez aksine kısıtlı olmanın bilinciyle yaşamı daha değerli bi hale getirir. nasıl olsa öleceğim deyip amaçlarından vazgeçmez, öleceğim ve kısıtlı bi zamanda neler yapabilirim diyerek anlam arar.
yani ölüm insan için entelektüel bir bilgi ve kaygıdır.
öleceğiz, ölünecek. bu yüzden sevin, sevilin, sevişin. teşekkürler.
devamını gör...
ateşin evcilleştirilmesi
ateşin de insanı evcilleştirmesi;
ateşte pişen et ile elde edinilen kalori ve protein miktarı artmış, çiğ eti sindirmek için uzun süre 20'lik dişlemiz ile çiğnemek zorunda kalmamış, 20'lik dişler ve çene kasları atıl kalıp beynimizin hacim olarak genişlemesine yer açılmıştır.
ateşte pişen et ile elde edinilen kalori ve protein miktarı artmış, çiğ eti sindirmek için uzun süre 20'lik dişlemiz ile çiğnemek zorunda kalmamış, 20'lik dişler ve çene kasları atıl kalıp beynimizin hacim olarak genişlemesine yer açılmıştır.
devamını gör...
bombacı mülayim
her devrin filmi olan korkusuz korkak’ta yer alan efsanevi karakterin ismi. ne zaman canım sıkılsa açıp izlerim.
mülayim abimizin, sabah kendisine selam veren adamı usulünce selamlayışından sonra “bu herifi de hiç sevmem” deyişi bana göre filmin en favori anıdır.
mülayim abimizin, sabah kendisine selam veren adamı usulünce selamlayışından sonra “bu herifi de hiç sevmem” deyişi bana göre filmin en favori anıdır.
devamını gör...
lucifer'in kişisel bilgilerinin paylaşılması suçu
o değil de panelcilik buraya kadar gelmiş mi ?
eylül meylül gün geçtikçe boka batıyoruz. sanırım bir dönemler ekşi sözlüğün boydan boya soruşturma yediği gibi burası da yiyecek. siyasi entryleri silin gençler.
eylül meylül gün geçtikçe boka batıyoruz. sanırım bir dönemler ekşi sözlüğün boydan boya soruşturma yediği gibi burası da yiyecek. siyasi entryleri silin gençler.
devamını gör...
kızkaçıran
yıllar yılı şu zımbırtıya kim “kızkaçıran” demiş acaba.
hani bunu kızlara atıp onları kaçırmıyorduk ki, tam aksine biz kaçıyorduk bizi yakalamasınlar diye.
hani bunu kızlara atıp onları kaçırmıyorduk ki, tam aksine biz kaçıyorduk bizi yakalamasınlar diye.
devamını gör...
insan öleceğini bile bile nasıl yaşar
iki şekilde yaşar.
birinci seçenekte, insan öleceğini matematiksel bir değer olarak bilir sadece. 2+2’nin dört ettiğini ezbere bilmesi gibi. öleceği bir realitedir. onu kabul eder ve haricinde kendisine ölümü konduramaz. aklına dahi gelmez çoğu zaman. yakıştırmaz, yakıştıramaz. hep gençtir, daha vakit vardır. sonunu düşünmez, ölümün soğuk yüzüyle karşı karşıya kalana kadar da ölüm sözünden dahi kaçar.
insanın öleceğini bilerek yaşaması, bu düşünceden gafil olmaması ise haddini bilerek yaşamasıdır. eski insanlar bu sebeple mezarlıkları şehir dışına yapmazmış. ölümü sürekli hatırlamak, farkında olmak, bir gün bu diyardan göçeceğini unutmadan yaşamak için. öyle olunca, küçük dağları ben yarattım edasına girmiyormuş insan. sevdiklerinin ve onlarla geçirdikleri zamanın kıymetini daha iyi biliyormuş. yine biliyormuş ki, uyandığı her yeni gün, aldığı her yeni nefes; yeni bir fırsat, bahşedilmiş bir zaman.
ölümü sindirmiş bir ruh, dünyadaki hiçbir metaya ‘bu benim’ gözüyle bakmaz. çünkü bilir ki, aslında kendisi bile kendisine ait değildir.
birinci seçenekte, insan öleceğini matematiksel bir değer olarak bilir sadece. 2+2’nin dört ettiğini ezbere bilmesi gibi. öleceği bir realitedir. onu kabul eder ve haricinde kendisine ölümü konduramaz. aklına dahi gelmez çoğu zaman. yakıştırmaz, yakıştıramaz. hep gençtir, daha vakit vardır. sonunu düşünmez, ölümün soğuk yüzüyle karşı karşıya kalana kadar da ölüm sözünden dahi kaçar.
insanın öleceğini bilerek yaşaması, bu düşünceden gafil olmaması ise haddini bilerek yaşamasıdır. eski insanlar bu sebeple mezarlıkları şehir dışına yapmazmış. ölümü sürekli hatırlamak, farkında olmak, bir gün bu diyardan göçeceğini unutmadan yaşamak için. öyle olunca, küçük dağları ben yarattım edasına girmiyormuş insan. sevdiklerinin ve onlarla geçirdikleri zamanın kıymetini daha iyi biliyormuş. yine biliyormuş ki, uyandığı her yeni gün, aldığı her yeni nefes; yeni bir fırsat, bahşedilmiş bir zaman.
ölümü sindirmiş bir ruh, dünyadaki hiçbir metaya ‘bu benim’ gözüyle bakmaz. çünkü bilir ki, aslında kendisi bile kendisine ait değildir.
devamını gör...
normal sözlük'teki ılık ve samimi aile ortamı
samimi olması neyse de ılık olması sorundur.
şaka bir yana burası benim “apartman grubum” yahut “mahalle kıraathanem” :)
aranızdaki en genç kişi benim zaten, 20’lerinin baharında genç bir erkeğim. burada kendimi benden 10-15 yaş büyük ancak kafa yapısı ve hayat tarzı olarak bana benzeyen insanlarla kaynaşırken görüyorum.
oğlum böyle insanları üniversitede bulamıyoruz lan, valla bak!
sınıftaki en yaşlı kişilerden birisi olmasam da ortalamaya göre yaşlı kalıyorum, alttan alınan derslere girmeye korkuyorum lan :d
onun haricinde güzel bir ortam, samimi ve aile gibi.
ailede de her şey olur zaten.
gerçi burası “sülale gibi” :)
şaka bir yana burası benim “apartman grubum” yahut “mahalle kıraathanem” :)
aranızdaki en genç kişi benim zaten, 20’lerinin baharında genç bir erkeğim. burada kendimi benden 10-15 yaş büyük ancak kafa yapısı ve hayat tarzı olarak bana benzeyen insanlarla kaynaşırken görüyorum.
oğlum böyle insanları üniversitede bulamıyoruz lan, valla bak!
sınıftaki en yaşlı kişilerden birisi olmasam da ortalamaya göre yaşlı kalıyorum, alttan alınan derslere girmeye korkuyorum lan :d
onun haricinde güzel bir ortam, samimi ve aile gibi.
ailede de her şey olur zaten.
gerçi burası “sülale gibi” :)
devamını gör...
ateşin evcilleştirilmesi
evrimsel biyolojide, temel sosyal dönüşüm becerilerinden biridir.
tahıl, hayvan evcilleştirmeden çok bin yıllar önce doğada rastlayıp yakıcı olan ateşi (volkanlar, orman yangınları, meteor yatakları) elini yakmadan alıp götürmeyi sonra parça tahtalarla besleyip sürdürmeyi başarmak ai programcılığından bile öte bir beceriydi.
hemen her yerde farklı topluluklarca bu başarıldı ve insan değişmeyecek bir dönüşüme uğradı; "ateş ile tüm diğer canlıları ürkütme kudreti".
işte şimdi tanrıya sıra gelmişti. kudret ve hükmetme, nöral ağlarda "analoji" işlevi nedeniyle tanrımızı da akla getirmişti. böylece "soyutlama" da başladı.
yani ateş sadece araç değildi, yeni yaşam tarzının başlatıcısı idi: anlam arayan canlılık.
tahıl, hayvan evcilleştirmeden çok bin yıllar önce doğada rastlayıp yakıcı olan ateşi (volkanlar, orman yangınları, meteor yatakları) elini yakmadan alıp götürmeyi sonra parça tahtalarla besleyip sürdürmeyi başarmak ai programcılığından bile öte bir beceriydi.
hemen her yerde farklı topluluklarca bu başarıldı ve insan değişmeyecek bir dönüşüme uğradı; "ateş ile tüm diğer canlıları ürkütme kudreti".
işte şimdi tanrıya sıra gelmişti. kudret ve hükmetme, nöral ağlarda "analoji" işlevi nedeniyle tanrımızı da akla getirmişti. böylece "soyutlama" da başladı.
yani ateş sadece araç değildi, yeni yaşam tarzının başlatıcısı idi: anlam arayan canlılık.
devamını gör...