zaman tüneli

saçma bulduğum trol önermesi.

erkek mizahi %90 oranında vajina, kalça, meme üzerine kuruludur. yalansa yalan deyin şimdi. illaki altında cinsel bir şeyler yatar. cinsel göndermesi olur, bel altı ya da doğruca kara mizah üzerine kuruludur.
güldürür eğlendirir ama incelikten yoksundur.

bence mizahtan anlayan kadınlar bunu çok daha iyi yapıyor. inanmayan poine'nin girilerini okusun en basitinden.
devamını gör...

bugün gördüğüm bir söz.
beni biraz duvara baktırdı, yetmedi; boğdu boğdu duvara falan attı. öyle bir farkındalık yaşadım.
hatta şöyle ağız dolusu bi' "lan" tepkisi verdim.

yaşanmış şeylerin etkisiyle insan bir yerden sonra baş edebilmeyi öğreniyor da yaşanamamışların ihtimalleri her hâlükarda ağır geliyor. çünkü büyük bir bilinmezlik hâkim. belki ihtimallerdeki kadar güzel ya da iyimser olmayacak aslında ama, bilmiyoruz ki.. büyük bir giz olduğu için insan pek tabii mücadelesini verdiği şeylerden daha mümkün gibi görüyor.

bence bu durumun en başında da gerçekleştirilememiş potansiyel geliyor. "şöyle şöyle olsaydı ben de böyle böyle yapardım, çok iyi yerlere gelirdim" gibi düşüncelerde, sanki o 'şöyle şöyle' kısmının çok iyi gerçekleşeceğine dair bir kesinlik varmış gibi düşünülür.

amma velâkin bunlardan tamamen ayrışan bir durum var ki o da, gerçekten mümkünlerin kıyısından dönmek.
elde olmayan sebeplerden dolayı gidişatı güzel olabilecek şeylerin tam tersine dönmesine şahit olmak. müdahâle edilmeyecek durumlar ya da etse bile değişmeyecek mevzular olabilir.*

velhâsılıkelâm yaşanmışlık elle tutulabiliyor da yaşanamamışlık insanı yavaş yavaş yiyip bitiriyor..
devamını gör...

daha tehlikeli şeyler var, mesela yengecilik adı altında başkalarının karılarına sulanmak gibi. abisi hanımını kardeşi diye emanet edip gidiyor mesela, ama bu abisinin karısına hallenecek kadar iğrenç bir varlık. müge anlı'da çok böyle yengeci yavşak görüyoruz mesela. ailem hiç güvende değil işte. yengeciler büyük tehlike.

yengeci olacağına lgbti ol daha iyi. en azından ne olduğun belli olur. abisinin, amcasının hanımına sulanan yavşak olmaktansa git dötüne vurdur en azından.
devamını gör...

ooof onu da siz yapın bir zahmet
devamını gör...

espri yapana denk geldim fakat kesinlikle komedyenlik olmuyor...
devamını gör...

sonbahar yaklaşırken gün ışığı süresi kısalmaya başlıyor. bu durum da ister istemez serotonin seviyelerini ve ruh halini doğrudan etkiliyor. mevsimsel geçiş melankolisi biyolojik bir tetikleyici ve nörokimyasal bir gerçeklik.
devamını gör...

kapiş mi kaldı ya shahshahhfjsjfjsjf. ruhsar da izliyonuz mu hala? yalnız ruhsar gibi kadın bulmak lazım bak konudan bağımsız değil hayatta kalma çelişkisi budur. düşünsene, ölmüşsün ama hala erkeğin için öbür tarafın tüm kurallarını yırtıp yine geliyorsun, adamın götünü kurtarıyorsun, adam ne diyor sana, ruhuspu. ulan mahzar ulan mahzar, yatacak yerin yok.
devamını gör...


sonra macar doğumlu yahudi istatikçi abraham wald karşı çıkmış. uçağın burun bölgesi, motorları ve orta gövdesi yani kurşun izi olmayan yerlerin zırhlanması gerektiğini söylemiş.


yani yine bir yahudi olaya elini atmış...
devamını gör...

yalnızca yazın bitişi değil, o yaz içinde yaşanılan veya yaşanılamayan anların da geri getirilemez oluşu, yani keşke ile başlayan pişmanlıklar eylül'de yoğun hale gelir. bu duygu tesadüf değil. psikolojik yönü kadar edebi yönü de fazla. birçok şair ve yazar eylül ayını hüzünlü bir eşik olarak işlemiştir. onlara göre, sonbaharın gelişi, ölümün ve faniliğin en yumuşak ve en keskin hatırlatıcısı olarak görülür.
devamını gör...

en başta yeni defter ve kitap kokusu:
taze kağıt ve mürekkep karışımı, hatta el değmemiş ve hiçbir sayfası yazılı olmayan defterin kokusu daha hissedilir.

silgi ve kalemtraş kokusu :
hafif keskin kauçuk ve talaş kokusu hissedilir.

plastik kalem, çanta kokusu :
yeni okul çantası, kalemlik, cetvelin de dahil olduğu fabrikasyon koku.

boya kokusu:
kuru boya ve pastel boya kokuları da bu senfoninin ayrılmaz parçaları.
devamını gör...

cem yılmaz'ın geçirdiği rahatsızlık ile ilgili ismi geçen atardamar tıkanıklığı sorununa verilmiş ilginç benzetme. kalbin ön duvarını besleyen ana damardaki tıkanıklık. ölümcül olan, ana arteri aniden tıkayan bir pıhtı senaryosu ile örtüşüyor.
devamını gör...

"survivorship bias" olarak bilinen fenomen dir.
üsse dönen savaş uçaklarının nerelerden yaralandığı incelenerek yapılacakların tartışıldığı bir örnekte ortaya konmuştur. uçak vurulma yerleri istatistiğine bakın:
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

2.dünya savaşı dönemi'nde, donanma seferden geri dönen uçakların nereden vurulduklarının istatistiğini çıkarmış ve ortaya bu görüntü çıkmış. ilk başta bu kurşun delikleri olan yani uçakların en çok hasar alan bölgelerini zırhlamayı düşünmüşler.
sonra macar doğumlu yahudi istatikçi abraham wald karşı çıkmış. uçağın burun bölgesi, motorları ve orta gövdesi yani kurşun izi olmayan yerlerin zırhlanması gerektiğini söylemiş.

neden acaba... düşünelim bunu. neden vurulmamış yerleri zırhlamalıyız?

çünkü vurma izi olmayan yerlerden vurulan uçaklar düşmüş. bu nedenle üsse dönemedikleri için istatistiğe girememişler. kapiş?
devamını gör...

evlilik programı izler ve başkalarının karılarına, yani yengelerine, onları puanlamak adı altında sulanır.
devamını gör...

" tabancasız dolaşan subaya pantolonunu evde unutmuş gözüyle bakılırmış."
(tv'de emekli bir askerin enteresan bir sözüydü)

bu tür sözler genelde eski kuşak subaylardan geliyor. çünkü onların zamanında asker- sivil ayrımı, disiplin kültürü ve sembollere bağlılık bugüne göre daha katıydı. günümüzde bu algı yumuşamış olsa da, o kuşağın zihniyetinde hâlâ güçlü bir iz bırakmış bir gelenek.
devamını gör...

dido klasik
dido trio
dido frambuaz
dido gold
dido nut
dido süt reçeli tadında / şeker ilavesiz

şu kadar modeli olmasına rağmen, klasikten şaşmayacağım bir gofret türüdür.
devamını gör...

tamam bıraktım
devamını gör...

anadolu’da güzel kadına ve 5 dingilli kamyonlara müştereken verilen isim.
devamını gör...

huzur mu?

morgdaymış gibi hissettiriyor, ölmüş gibi.
nuri bilge ceylan filmindeymiş gibi, hiç bitmeyecekmiş gibi.
devamını gör...

yaya olmak farkı daha da belirgin duruma getiriyor. mesela kule binaların ( çukurova, mahfesığmaz, turgut özal bulvarı) yanından yaya olarak geçtiğinizde onlarla bir temas sağlayamıyorsunuz, yalnızca yanından geçiyorsunuz. ama sümer seyhan, barajyolu ve özellikle de sümer mahallesi gibi mıntıkalarda yürüyüş hızınız muhtemelen kendiliğinden yavaşlamıştır. göz, eski cumbalara, kapı tokmaklarına, boyası dökülmüş duvarlara takılır. bu da kentsel tasarımda olağan bir gerçek. yüksek katlı, otoparklı, geniş bulvarlı bölgeler arabaya göre kurgulanmış, yani yayayı içine almaz. oysa dar sokak, alçak bina, ara geçitlerden oluşan eski dokular tam aksine yayanın gözüne ve hızına göre ayarlanmıştır. modern kuleler genel olarak küresel bir şablonu kopyalıyor. hangi şehirde bulunursanız aynı cam - beton estetiği görüyorsunuz, o yüzden adana'ya özgü bir kimlik hissi vermiyor. ama seyhan ve sümer mahallesi gibi ara mahallelerde sokak ölçeği, yayaya, sohbete, mahalle hissine izin veriyor. kule binaların otopark - asansör - daire döngüsünde kaybolan his tamamen budur.
devamını gör...

trivium'un klip haline getirdiği yeni şarkıdır. buyursunlar;



şahsen ben beğenmedim, kendi çizgilerinden biraz uzaklaşmışlar gibi geldi. özellikle davuldaki alex rudinger hamlesiyle biraz daha sertleşebilirler diye beklerken, çok soft bir şarkı olarak geldi.
devamını gör...
daha fazla yükle

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim