zaman tüneli
sözlük yazarlarının söylemek istedikleri
mnye ne plaho, mnye prasto ne harasho.
devamını gör...
çarşı grubu
bölücü eşeksevicilerle beraber olup sürecin karşısında duran bursaspor ve taraftarına hep bir ağızdan küfür eden, tiner çekmekten beyni erimiş güruhtur..
tarih bunu da yazdı..
tarih bunu da yazdı..
devamını gör...
kedilere özgü gariplikler
beni en tekinsiz hissettiren şey görebildiklerine verdikleri anlık tepkilerdir.
kediler insan gözünün göremediği şeyleri görebilirler. ansızın boşlukla oynamaya başladıklarını, boşluğa pati attıklarını, anlamsızca odalar arası koştuklarını, boşluğa mırladıklarını veya hırladıklarını hatta gözlerini bir noktaya dikip orayı uzunca izlediklerini görürsünüz.
bunlar boşuna değil. sizin göremediğiniz ama onların gördüğü bir şeye tepki veriyorlar. bununla sıklıkla karşılaşmak insanı bir tık garip hissettiriyor.
"şuan neye bakıyor?" "burada şu an ne var?" diye düşünmeden edemiyorsunuz.
kediler insan gözünün göremediği şeyleri görebilirler. ansızın boşlukla oynamaya başladıklarını, boşluğa pati attıklarını, anlamsızca odalar arası koştuklarını, boşluğa mırladıklarını veya hırladıklarını hatta gözlerini bir noktaya dikip orayı uzunca izlediklerini görürsünüz.
bunlar boşuna değil. sizin göremediğiniz ama onların gördüğü bir şeye tepki veriyorlar. bununla sıklıkla karşılaşmak insanı bir tık garip hissettiriyor.
"şuan neye bakıyor?" "burada şu an ne var?" diye düşünmeden edemiyorsunuz.
devamını gör...
kahve falı bakabilen yazarlar
bakmayı bilmediğimi beyan edip ve bakmayı reddettiğim için prenses erkek ilan edilmiştim kısa bir süre önce..
hani insan sanıyor ki off çok sıkıcısın, erilsin falan denir en fazla “bana ne ulan kahvenin telvesinden” diyince..
prenses erkek olmak için nefes almanız yetiyor arkadaşlar.
(bkz: nefes alsın yeter)
gün geçmiyor ki şok olmayalım..gerçekten manyak manyak işler..
hani insan sanıyor ki off çok sıkıcısın, erilsin falan denir en fazla “bana ne ulan kahvenin telvesinden” diyince..
prenses erkek olmak için nefes almanız yetiyor arkadaşlar.
(bkz: nefes alsın yeter)
gün geçmiyor ki şok olmayalım..gerçekten manyak manyak işler..
devamını gör...
güçlü kadınların ortak özelliği
kendimden biliyorum bir kere bu biraz insana doğumuyla gelen bir özellik. doğuştan size verilen "öz" ile alakalı. insan kendi çocukluk döneminde maalesef ki kendisini tanıyamıyor. aileniz tarafından daima uslu, sakin, sorunsuz ve uyumlu olmaya motive ediliyorsunuz. bu açıdan karakteriniz baskılanarak, kontrol altında tutuluyor. yine de bu evrede istediğiniz şeyler konusunda ne kadar istikrarlı olduğunuz ve kendi kendinize dahi olsa, istediğiniz şeylerden ne kadar vazgeçmediğiniz önem arz ediyor. yapısı güçlü çocuklar sindirilse dahi( belirli bir seviyeye kadar) tamamen bastırılamıyor.
hatırlarım ailem benimle ilgili hep "istediğini mutlaka yapıyor, durdurma şansınız yok" diye söylenir dururdu. gerçekten de beni engelleyemezlerdi. kafama bir şeyi takıyorsam, mutlaka onu yapardım. kurallar koymaları, cezalar vermeleri.. otoriter davranmaları hiçbir şeyi değiştirmezdi. çocukluğumda az çok herkes benim güçlü bir karakter olduğumu anlamıştı. beni sökemiyorlardı çünkü. büyüdükçe sivrildim. inanılmaz uç noktalarda hemde. aslında var olan karakterim bütünüyle açığa çıktı.
bence insanın kendisini gerçekten tanıdığı yaş 30 ve sonrası. insan kendisinde fark ettiği şeylere öylesine şaşırıyor ki.. aslında düşündüğümden daha keskin olduğumu öğrendim mesela. özgürlüğüme aşırı düşkün olduğumu ve bunu tehdit eden herhangi bir konumda kalmaktan hoşlanmadığımı - buna iş bile dahil. -
aslında bu başlıkta yazan arkadaşların söyledikleri çoğu şeyler doğru. hepsini kendimde de az çok taşıyorum.
muntazam bir iş bitiricilik,
her sorunu kendi kendine çözme,
dertlerini ailen dahil kimseye anlatmama,
ağzı sıkılık,
herkesin derdine çare olabilme kapasitesi,
çoklu düşünme ve her olasılığı hesaplama,
hızlı harekete geçme,
görev insanı olma( öz disiplin ve sorumluluk açısından),
her şeye karar verebilmek,
üst problem çözme ve problem çıkarabilme yetisi,
cesur ve gözü kara olmak..
daha say say bitmez... bu yüzden yine aynı yere geleceğim: bu insanın özüyle alakalı. içinizde varsa vardır. evet, hayatta sizi güçlü bir insan haline getirebilir ama o noktada sizi deneyimler şekillendirir. göstereceğiniz toleransa veya iyi niyetin boyutuna yediğiniz darbelerle ayar çekmeyi öğrenirsiniz. kötü zamanlar sebebiyle güçlü olmayı öğrenmekle, zaten güçlü bir karaktere sahip olmak arasında potansiyel farkı var. günlük hayatta çok fark ediyor. özellikle özgüven hususunda.
yine de güçlü bir kadınla olmak her erkeğin harcı değil çünkü kadının gelişmiş potansiyelini ego meselesi haline getiriyorlar ve kadını kontrol edip, yöneterek kendi güçlerini kanıtlama eğilimine giriyorlar. kadının kendi kendisine yetebilme durumunu kişisel yetersizlik gibi algılayan çok erkek var.
entelektüel, bilgi birikimi derin ve gerçekten zeki erkekler bununla gurur duyup, bununla övünüyorlar. normalde güçlü ve zeki bir kadınla olmak müthiş bir partnershipliktir çünkü. aksini düşünen erkekle genelde iletişim sarpa sarıyor. sonucunda ya ilişki bitiyor ya da boşanılıyor.
hatırlarım ailem benimle ilgili hep "istediğini mutlaka yapıyor, durdurma şansınız yok" diye söylenir dururdu. gerçekten de beni engelleyemezlerdi. kafama bir şeyi takıyorsam, mutlaka onu yapardım. kurallar koymaları, cezalar vermeleri.. otoriter davranmaları hiçbir şeyi değiştirmezdi. çocukluğumda az çok herkes benim güçlü bir karakter olduğumu anlamıştı. beni sökemiyorlardı çünkü. büyüdükçe sivrildim. inanılmaz uç noktalarda hemde. aslında var olan karakterim bütünüyle açığa çıktı.
bence insanın kendisini gerçekten tanıdığı yaş 30 ve sonrası. insan kendisinde fark ettiği şeylere öylesine şaşırıyor ki.. aslında düşündüğümden daha keskin olduğumu öğrendim mesela. özgürlüğüme aşırı düşkün olduğumu ve bunu tehdit eden herhangi bir konumda kalmaktan hoşlanmadığımı - buna iş bile dahil. -
aslında bu başlıkta yazan arkadaşların söyledikleri çoğu şeyler doğru. hepsini kendimde de az çok taşıyorum.
muntazam bir iş bitiricilik,
her sorunu kendi kendine çözme,
dertlerini ailen dahil kimseye anlatmama,
ağzı sıkılık,
herkesin derdine çare olabilme kapasitesi,
çoklu düşünme ve her olasılığı hesaplama,
hızlı harekete geçme,
görev insanı olma( öz disiplin ve sorumluluk açısından),
her şeye karar verebilmek,
üst problem çözme ve problem çıkarabilme yetisi,
cesur ve gözü kara olmak..
daha say say bitmez... bu yüzden yine aynı yere geleceğim: bu insanın özüyle alakalı. içinizde varsa vardır. evet, hayatta sizi güçlü bir insan haline getirebilir ama o noktada sizi deneyimler şekillendirir. göstereceğiniz toleransa veya iyi niyetin boyutuna yediğiniz darbelerle ayar çekmeyi öğrenirsiniz. kötü zamanlar sebebiyle güçlü olmayı öğrenmekle, zaten güçlü bir karaktere sahip olmak arasında potansiyel farkı var. günlük hayatta çok fark ediyor. özellikle özgüven hususunda.
yine de güçlü bir kadınla olmak her erkeğin harcı değil çünkü kadının gelişmiş potansiyelini ego meselesi haline getiriyorlar ve kadını kontrol edip, yöneterek kendi güçlerini kanıtlama eğilimine giriyorlar. kadının kendi kendisine yetebilme durumunu kişisel yetersizlik gibi algılayan çok erkek var.
entelektüel, bilgi birikimi derin ve gerçekten zeki erkekler bununla gurur duyup, bununla övünüyorlar. normalde güçlü ve zeki bir kadınla olmak müthiş bir partnershipliktir çünkü. aksini düşünen erkekle genelde iletişim sarpa sarıyor. sonucunda ya ilişki bitiyor ya da boşanılıyor.
devamını gör...
götün güzel demenin kibar yolları
"spor yapıyor musun? "
bence dünyanın en kibar ve üstü kapalı iltifatıdır. "fiziğini çok beğendim" demenin en nazik yoludur. illa uzuv belirtmeye gerek yok. karşınızdaki kişi özellikle sorarsa, söylersiniz.
bence dünyanın en kibar ve üstü kapalı iltifatıdır. "fiziğini çok beğendim" demenin en nazik yoludur. illa uzuv belirtmeye gerek yok. karşınızdaki kişi özellikle sorarsa, söylersiniz.
devamını gör...
korktukça kaybetmek
korku çift taraflı çalışan bir duygudur. gerçekten koruyabilir de, potansiyelinizi engelleyebilir de. her işe körü körüne girilmez. bu bir gerçek. hesaplayabildiğiniz riskleri almanız gerekir hayatta. bu yüzden korku bir el freni görevi görür.
tam aksine, kendi hayatınızı yaşamaktan korkacak, karar vermekten çekinecek kadar pısırıkta olmamanız gerekir. korku sizi hareket etmekten veya karar almaktan yoksun kılıyorsa, mekanizma yanlış çalışıyor demektir. o zaman korkunuzun üzerine çalıştığı mekanizmaya çomak sokmanız gerekir. yani "kaygılarınıza." bu husus her türlü aksiyon almayı zorunlu kılar. düşüncesizce değil, üzerine düşünerek ve plan yaparak.
sonuçta yüzme bilmiyorsanız, derinliğinden emin olmadığınız bir suya can yeleği olmadan atlamazsınız. aksine, yüzme biliyorsanız ve su tüm şartlarıyla normal duruyorsa, boğulmaktan korkmak anlamsızdır. neden suya atlamayasınız?
tam aksine, kendi hayatınızı yaşamaktan korkacak, karar vermekten çekinecek kadar pısırıkta olmamanız gerekir. korku sizi hareket etmekten veya karar almaktan yoksun kılıyorsa, mekanizma yanlış çalışıyor demektir. o zaman korkunuzun üzerine çalıştığı mekanizmaya çomak sokmanız gerekir. yani "kaygılarınıza." bu husus her türlü aksiyon almayı zorunlu kılar. düşüncesizce değil, üzerine düşünerek ve plan yaparak.
sonuçta yüzme bilmiyorsanız, derinliğinden emin olmadığınız bir suya can yeleği olmadan atlamazsınız. aksine, yüzme biliyorsanız ve su tüm şartlarıyla normal duruyorsa, boğulmaktan korkmak anlamsızdır. neden suya atlamayasınız?
devamını gör...
özgürce uyumak
bizim ülkede çok büyük lüks anam uyumak.
devamını gör...
özgürce uyumak
türkiye'de insanın ihtiyacı olan tek şey bence bu. gerçekten müthiş bir motivasyon ve meditasyon. bazen gerçekten "zengin bir aileye doğmuş olsaydım" diye hayal kuruyorum. dinlenmeye, arzu ettiğim kadar çalışmaya o kadar ihtiyacım var ki..
seçtiğiniz meslek ne olursa olsun, kapital düzen sizden hayatınızı çalıyor. istediğiniz saatte uyanmak, dilediğiniz kadar çalışmak.. izin günlerinizi gönlünüzce uzatmak... bunlar standart insanlar için hayal. sistem öyle güzel kurulmuş ki.. her ay ödenmesi gereken faturalar ve kredi kartı ekstreleri var. yani sistem seni " ödenmesi gereken faturalar ve yaşam giderleri" başlığı altında kendisine mecbur bırakıyor. istesende, çarkın dışına çıkamıyorsun. çıkmanın tek yolu aileden zengin olmak veya sonradan bir şekilde maddi standartlarını cemiyetteki insanların seviyesine çıkartabilmek. sisteme hitap edecek kadar maddi gücün yoksa, bir hiçsin.
doktorda olsan, rektörde, mühendiste, profesörde, hakimde.. sistem seni kullanıyor. hep birilerinin emrindesin. izin günlerin, çalışma saatlerin hep düzenleniyor... ben bu kafaya çok karşı olduğumu fark ettim. belkide karşı olmamı sağlayacak koşullar oluştuğu için bu haldeyim. yine de sonuç değişmiyor. üniversite okurken hayalini kurduğum mesleği icra ediyorum ama zerre mutlu değilim. "ben ne yaşıyorum?", "neden böyle?" diye kendimi çok sık sorgulamaya başladım.
inanın kendi tatminsizliğim bana batmaya başladı. kendi kendimi eleştiriyorum. mesleki olarak iyi bir konumda olmama rağmen neden mutsuzum? herkesin imrendiği bir hayatım var,
hayallerimi gerçekleştirdim( en azından istediğim meslekteyim).. peki neden, neden, neden...
şükürsüz değilim. şükürler olsun, hayalini kurduğum her şeyi olabildim ama burada ayrım önemli. bu tatminsizlik halinin tanrı ile alakası yok. içinde yaşadığın dünyayı mahveden insanlarla alakası var. insani - sosyal- ekonomik- kültürel açıdan sürekli içinde bulunduğumuz düzen deşiliyor. iyiye değil daha kötü hale gidiyoruz. yeterli bağlantın ve paran varsa, her türlü ayakta kalıyorsun. ileride doğacak tüm soyunun hayatını da paranla garantiliyorsun. sonra torunun 18 yaşında ferrariye biniyor. herkese soyadıyla kafa tutuyor. sistemde ezici gücü olduğu için, kimse onu ezemiyor.
ya diğerleri? - multimilyoner dedesi olmayanlar ne yapacak mesela? ya da babası ceo olmayan insanlar? hatta annesi influencer olmayanlar? sonuçta havadan gelen bir para, fütursuzca dolan banka hesapları yok..
çok sorguluyorum. sanayi devrimi neden var mesela? neden köyden kente göç ettirildi insanlar? şehir hayatına geçildiği andan beri, insanlık hayrına gelişen tek iyi bir şey yok.
stabil çalışma saatleri,
başkası için köle gibi çalışma,
çalışıpta yettirememe,
adil olmayan ekonomik koşullar ve bununla daha da sivrilen sınıf polemiği,
say say bitmiyor.
konu özgürce uyumaktı ama ne konuda özgürüz ki uyumakta olsun?
seçtiğiniz meslek ne olursa olsun, kapital düzen sizden hayatınızı çalıyor. istediğiniz saatte uyanmak, dilediğiniz kadar çalışmak.. izin günlerinizi gönlünüzce uzatmak... bunlar standart insanlar için hayal. sistem öyle güzel kurulmuş ki.. her ay ödenmesi gereken faturalar ve kredi kartı ekstreleri var. yani sistem seni " ödenmesi gereken faturalar ve yaşam giderleri" başlığı altında kendisine mecbur bırakıyor. istesende, çarkın dışına çıkamıyorsun. çıkmanın tek yolu aileden zengin olmak veya sonradan bir şekilde maddi standartlarını cemiyetteki insanların seviyesine çıkartabilmek. sisteme hitap edecek kadar maddi gücün yoksa, bir hiçsin.
doktorda olsan, rektörde, mühendiste, profesörde, hakimde.. sistem seni kullanıyor. hep birilerinin emrindesin. izin günlerin, çalışma saatlerin hep düzenleniyor... ben bu kafaya çok karşı olduğumu fark ettim. belkide karşı olmamı sağlayacak koşullar oluştuğu için bu haldeyim. yine de sonuç değişmiyor. üniversite okurken hayalini kurduğum mesleği icra ediyorum ama zerre mutlu değilim. "ben ne yaşıyorum?", "neden böyle?" diye kendimi çok sık sorgulamaya başladım.
inanın kendi tatminsizliğim bana batmaya başladı. kendi kendimi eleştiriyorum. mesleki olarak iyi bir konumda olmama rağmen neden mutsuzum? herkesin imrendiği bir hayatım var,
hayallerimi gerçekleştirdim( en azından istediğim meslekteyim).. peki neden, neden, neden...
şükürsüz değilim. şükürler olsun, hayalini kurduğum her şeyi olabildim ama burada ayrım önemli. bu tatminsizlik halinin tanrı ile alakası yok. içinde yaşadığın dünyayı mahveden insanlarla alakası var. insani - sosyal- ekonomik- kültürel açıdan sürekli içinde bulunduğumuz düzen deşiliyor. iyiye değil daha kötü hale gidiyoruz. yeterli bağlantın ve paran varsa, her türlü ayakta kalıyorsun. ileride doğacak tüm soyunun hayatını da paranla garantiliyorsun. sonra torunun 18 yaşında ferrariye biniyor. herkese soyadıyla kafa tutuyor. sistemde ezici gücü olduğu için, kimse onu ezemiyor.
ya diğerleri? - multimilyoner dedesi olmayanlar ne yapacak mesela? ya da babası ceo olmayan insanlar? hatta annesi influencer olmayanlar? sonuçta havadan gelen bir para, fütursuzca dolan banka hesapları yok..
çok sorguluyorum. sanayi devrimi neden var mesela? neden köyden kente göç ettirildi insanlar? şehir hayatına geçildiği andan beri, insanlık hayrına gelişen tek iyi bir şey yok.
stabil çalışma saatleri,
başkası için köle gibi çalışma,
çalışıpta yettirememe,
adil olmayan ekonomik koşullar ve bununla daha da sivrilen sınıf polemiği,
say say bitmiyor.
konu özgürce uyumaktı ama ne konuda özgürüz ki uyumakta olsun?
devamını gör...
sevdazede
sevdaya tutulmuş, gönlü birine bağlanmış, aşık ve meftun kimse.
devamını gör...
2023 seçimi sürecinde marmaray'da intihar eden kadın
kılıçdaroğlunun ülkeyi yaşanabilir hale getireceğine inanıyorum. ama önüne her engeli koyuyorlar.
puhahahahaha.......
puhahahahaha.......
devamını gör...
alık alık bakmak
beden burada, ruh başka yerde, gözler ise yükleniyor...
bilgisayarda ekran donar, mouse hareket etmez, ama fan sesi gelir ya hani.
beyin %2 çalışır, gözler %98 boşluğa odaklanır. kulaklar ses alır ama "spam klasörüne" atar. kişi o anda duyma özürlü değildir, sadece duymamayı seçmiştir.
o hal.
bilgisayarda ekran donar, mouse hareket etmez, ama fan sesi gelir ya hani.
beyin %2 çalışır, gözler %98 boşluğa odaklanır. kulaklar ses alır ama "spam klasörüne" atar. kişi o anda duyma özürlü değildir, sadece duymamayı seçmiştir.
o hal.
devamını gör...
korktukça kaybetmek
korkmaktan kork
devamını gör...
tungsten
bir de wolfram vardı kimya derslerinde hep beraber verilirdi
devamını gör...
2023 seçimi sürecinde marmaray'da intihar eden kadın
bu olayı ben de hatırladım ama siyasetten bağımsız değerlendirerek şunu diyorum yakınları intihar sebebinin siyasi görüşle alakalı olmadığını tedavi gördüğünü söylemişti demişlerdi başka sıkıntıları var o sene
devamını gör...
20 eylül 2026 fenerbahçe eyüpsor maçı
balçova maçını hatırlattı bana
devamını gör...
amed'i şampiyon yapacakları gerçeği
talimatla, emirle bir şekilde amed'in şampiyon yapılacağı iddiasıdır.
sağda solda konuşanlar var ama ne derece ciddi bilinmez.
bu konuda düğmeye basılıp basılmadığını ya da ortada bir düğme olup olmadığını ben bilemem. ama insanlar böyle şeyler hakkında konuşmaya bayılırlar. ve bu konular hep ilgi çeker.
hıncal uluç her sene fb'yi şampiyon yapacaklar ya da bu yönde çabalar var, derken ne kadar bilgiye dayalı konuşuyorsa bu da böyle bir şey olabilir.
bu konuda hislerle konuşulmaz. konuşulmaması da gerekir.
hıncal abi de hissi konuşmazdı. bir şeyleri duyardı, bilirdi de konuşurdu.
birinin çıkıp rahmetli hıncal abi'den boşalan vazifeyi yerine getirmesi gerekiyor gibi.
sağda solda konuşanlar var ama ne derece ciddi bilinmez.
bu konuda düğmeye basılıp basılmadığını ya da ortada bir düğme olup olmadığını ben bilemem. ama insanlar böyle şeyler hakkında konuşmaya bayılırlar. ve bu konular hep ilgi çeker.
hıncal uluç her sene fb'yi şampiyon yapacaklar ya da bu yönde çabalar var, derken ne kadar bilgiye dayalı konuşuyorsa bu da böyle bir şey olabilir.
bu konuda hislerle konuşulmaz. konuşulmaması da gerekir.
hıncal abi de hissi konuşmazdı. bir şeyleri duyardı, bilirdi de konuşurdu.
birinin çıkıp rahmetli hıncal abi'den boşalan vazifeyi yerine getirmesi gerekiyor gibi.
devamını gör...
zaman ve yalan üzerine laforizmalar
bana 'zamanla her şey düzelir' dediler. yalan söylediler. ama zamanla o yalana alıştım.
devamını gör...
50.000 karma puanı
hepsi el emeği göz nuru, çark değmemiş.
devamını gör...
