zaman tüneli
geceye bir şarkı bırak
devamını gör...
geceye bir şarkı bırak
devamını gör...
babaların western sevgisinin nedeni
ben western filmlerini oldum olası sevemedim ya, çok sıkıcı geliyor bana...
babam da hiç izlemezdi, zaten hafta sonu evde onu izlemek yerine sabah güneş doğmadan balığa giderdi. en büyük hobisiydi o iş, kovayla balığı getirirdi öğleden sonra taptaze yerdik akşama.
atları da çok severim ama no western ya...
kovboy mu kaldı 90lardayız be*
babam da hiç izlemezdi, zaten hafta sonu evde onu izlemek yerine sabah güneş doğmadan balığa giderdi. en büyük hobisiydi o iş, kovayla balığı getirirdi öğleden sonra taptaze yerdik akşama.
atları da çok severim ama no western ya...
kovboy mu kaldı 90lardayız be*
devamını gör...
sözlük yazarlarının rüyama girse uyanırım dediği yazarlar
sözlük ahalisinin "rüyada görsem uyanırım, evime girse evi yakarım" dediği yazarları içeren, anket bahanesiyle herkesin birbirine yürüyeceği potansiyel linç anketi başlığı...
şimdiden söyleyeyim, ''ne o kız eko'ya mı özeniyorsun?'' diyecek olanlara cevabımdır; evet, hayat sizi koca bir ekonovich'e dönüştürür.
anket için sizi şöyle alalım: xoyondo.com/ap/kexd4qz1yqgw33p
edit: eklendi.
şimdiden söyleyeyim, ''ne o kız eko'ya mı özeniyorsun?'' diyecek olanlara cevabımdır; evet, hayat sizi koca bir ekonovich'e dönüştürür.
anket için sizi şöyle alalım: xoyondo.com/ap/kexd4qz1yqgw33p
edit: eklendi.
devamını gör...
clint eastwood
ılıktır.
devamını gör...
busemuse (yazar)
fazla bile entari girmiş yazar eylensin.
devamını gör...
clint eastwood
bu adam neredeyse 100 yaşında ve hala çok kaliteli filmler çekiyor.
son filmleri hep ırçılık ve cinsiyet eşitsizliği üzerine. sanki kariyerinin başlarındaki ağır redneck ve whıtesupremacy imajından pişman olmuş da böyle filmler çekiyor.
son filmleri hep ırçılık ve cinsiyet eşitsizliği üzerine. sanki kariyerinin başlarındaki ağır redneck ve whıtesupremacy imajından pişman olmuş da böyle filmler çekiyor.
devamını gör...
geceye bir şarkı bırak
devamını gör...
ciddi ilişki bulmanın çok zor olması
#4072888
sıfırdan düzen kurmaya göt varmış. o’na kadar varmış. bu saatten sonra bok giderim bi yere. kök salcam, ağaç olcam anasını…
isot’un dayısı öldü diye enerjimi sömürüyor. yüzüne bakasım gelmiyor yeminle. zaten insanlara katlanamıyorum. daha da zorlaştırıyor hayatımı. tamam gülmesin de, somurtmasın ne bileyim. ya da mutfaktan çıkmasın.
sıfırdan düzen kurmaya göt varmış. o’na kadar varmış. bu saatten sonra bok giderim bi yere. kök salcam, ağaç olcam anasını…
isot’un dayısı öldü diye enerjimi sömürüyor. yüzüne bakasım gelmiyor yeminle. zaten insanlara katlanamıyorum. daha da zorlaştırıyor hayatımı. tamam gülmesin de, somurtmasın ne bileyim. ya da mutfaktan çıkmasın.
devamını gör...
mutsuz evlilik çocuğu
ukdemi doldurduğu için sevgili kulotlu çorap giyen erkek (yazar) yazara teşekkür ediyorum lakin ben daha samimi bir yerden ele almak istiyorum bu başlığı. zira bu durum belki bir çoğumuzun tanımı olabilir.
bu, sadece geçmişe dair bir durum tespiti değil; bütün dünyayı, insanlara ve sevgiye bakışı şekillendiren o görünmez yara izinin ta kendisidir. sağlıklı bir bağın, sevginin, saygının ya da huzurun olmadığı; çatışmanın, soğukluğun ya da koca bir sessizliğin hakim olduğu bir evde büyümek demektir.
böyle bir evliliğin sürdürüldüğü evden çıkarken kişinin sırtına yüklenenler de genelde şunlar oluyor:
güven ve bağlanma korkusu: gözün önünde sağlıklı bir çift örneği olmadığı için, şahsi ilişkilerde sürekli bir güven problemiyle boğuşur. evlenmekten veya birine tam anlamıyla bağlanmaktan içten içe korkar çünkü en büyük kabus, anne ve babanın kaderini tekrar etmektir.
erkenden büyümek: çocukluğu o evde öylece bırakır. küçücük yaşta kavgaların arabulucusu, anne veya babanın dert ortağı ya da kardeşlerin koruyucusu olmak zorunda kalarak boydan büyük bir olgunluk omuzlar.
kaosu normal sanmak: sürekli bir tartışma, gizli bir öfke ya da bitmeyen bir "soğuk savaş" ortamında büyüdüğü için, bazen toksik davranışları, sevgisizliği ya da iletişimsizliği "normal" kabul etme eğilimi olabilir. çünkü bilinen ev hali, tanınan sevgi dili budur.
kronik suçluluk: evdeki o mutsuzluğun faturasını içten içe yine kendine keser. sanki herkes kendisi yüzünden mutsuzmuş ya da o evi bir şekilde onun kurtarması gerekiyormuş gibi taşınılan o ağır yetersizlik ve suçluluk hissi yakayı bırakmaz.
her an tetikte olmak: evdeki fırtınayı kopmadan önce sezmek zorunda kalarak büyüdüğü için, çevredeki insanların en ufak bir duygu değişimine, ses tonuna veya sessizliğine karşı aşırı duyarlı ve hep tetikte yaşar.
velhasılıkelam ne kadar yaş alınırsa alınsın, kendi hayatını kurmak öyle basit gelmez göze. çünkü sıfırdan değil eksiden toparlamak gerekir. kendine dönmek, kendi yoluna bakmak oldukça zordur.
bu, sadece geçmişe dair bir durum tespiti değil; bütün dünyayı, insanlara ve sevgiye bakışı şekillendiren o görünmez yara izinin ta kendisidir. sağlıklı bir bağın, sevginin, saygının ya da huzurun olmadığı; çatışmanın, soğukluğun ya da koca bir sessizliğin hakim olduğu bir evde büyümek demektir.
böyle bir evliliğin sürdürüldüğü evden çıkarken kişinin sırtına yüklenenler de genelde şunlar oluyor:
güven ve bağlanma korkusu: gözün önünde sağlıklı bir çift örneği olmadığı için, şahsi ilişkilerde sürekli bir güven problemiyle boğuşur. evlenmekten veya birine tam anlamıyla bağlanmaktan içten içe korkar çünkü en büyük kabus, anne ve babanın kaderini tekrar etmektir.
erkenden büyümek: çocukluğu o evde öylece bırakır. küçücük yaşta kavgaların arabulucusu, anne veya babanın dert ortağı ya da kardeşlerin koruyucusu olmak zorunda kalarak boydan büyük bir olgunluk omuzlar.
kaosu normal sanmak: sürekli bir tartışma, gizli bir öfke ya da bitmeyen bir "soğuk savaş" ortamında büyüdüğü için, bazen toksik davranışları, sevgisizliği ya da iletişimsizliği "normal" kabul etme eğilimi olabilir. çünkü bilinen ev hali, tanınan sevgi dili budur.
kronik suçluluk: evdeki o mutsuzluğun faturasını içten içe yine kendine keser. sanki herkes kendisi yüzünden mutsuzmuş ya da o evi bir şekilde onun kurtarması gerekiyormuş gibi taşınılan o ağır yetersizlik ve suçluluk hissi yakayı bırakmaz.
her an tetikte olmak: evdeki fırtınayı kopmadan önce sezmek zorunda kalarak büyüdüğü için, çevredeki insanların en ufak bir duygu değişimine, ses tonuna veya sessizliğine karşı aşırı duyarlı ve hep tetikte yaşar.
velhasılıkelam ne kadar yaş alınırsa alınsın, kendi hayatını kurmak öyle basit gelmez göze. çünkü sıfırdan değil eksiden toparlamak gerekir. kendine dönmek, kendi yoluna bakmak oldukça zordur.
devamını gör...
ciddi ilişki bulmanın çok zor olması
çok zor falan değil, sizde sevecek göt yok.
öyle oturduğu yerden sevmekten bahsetmiyorum.
ciddi ilişki dediğin evliliğe giden ilişkidir.
hayatın içinde hastalık, işsizlik, vefat vs her şey var.
sevdiğinizin iş için başka bir şehirde görev yapması gerekti diyelim...
var mı mesela sizde sevdiğiniz için şehir değiştirecek, sıfırdan düzen kuracak göt?
sevdiğiniz hastalandı diyelim, çalışamıyor.
ona ömür boyu gözü gibi bakacak göt var mı sizde?
sevgiliniz aniden 1. dereceden yakınını kaybetti diyelim, bunun getirdiği psikolojik çöküş süresinde (aylarca sürer) onun mesela hiç kabahatiniz yokken sabah akşam ağzınıza s.çmasına laf etmeyecek ve alttan alacak yürek var mı sizde?
uzatmayayım, lafa gelince herkes sever zaten.
bir gidip kendinize sorun.
sonra eski sevgililerinize sorun.
onlar size sizi anlatsın*
öyle oturduğu yerden sevmekten bahsetmiyorum.
ciddi ilişki dediğin evliliğe giden ilişkidir.
hayatın içinde hastalık, işsizlik, vefat vs her şey var.
sevdiğinizin iş için başka bir şehirde görev yapması gerekti diyelim...
var mı mesela sizde sevdiğiniz için şehir değiştirecek, sıfırdan düzen kuracak göt?
sevdiğiniz hastalandı diyelim, çalışamıyor.
ona ömür boyu gözü gibi bakacak göt var mı sizde?
sevgiliniz aniden 1. dereceden yakınını kaybetti diyelim, bunun getirdiği psikolojik çöküş süresinde (aylarca sürer) onun mesela hiç kabahatiniz yokken sabah akşam ağzınıza s.çmasına laf etmeyecek ve alttan alacak yürek var mı sizde?
uzatmayayım, lafa gelince herkes sever zaten.
bir gidip kendinize sorun.
sonra eski sevgililerinize sorun.
onlar size sizi anlatsın*
devamını gör...
geceye bir şarkı bırak
devamını gör...
neden yazıyorsun sorusuna verilebilecek cevaplar
sana ne.
devamını gör...
kimse bakmıyorken nasıl birisin sorusu
kısaca ifade etmek gerekirse;
“it oğlu it” bi insanım.
kimse bakmıyorken değil..her zaman..ne kadar dikkatli bakıldığına bağlı olarak anlaşılıyor zaten.
“it oğlu it” bi insanım.
kimse bakmıyorken değil..her zaman..ne kadar dikkatli bakıldığına bağlı olarak anlaşılıyor zaten.
devamını gör...
babaların western sevgisinin nedeni
her erkeğin içinde bir at hırsızı yatar
devamını gör...
busemuse (yazar)
ingiliz aksanıyla niye okudum ben bunu lan hahahahahhaah
devamını gör...
busemuse (yazar)
eko seni de her akşam görüyoruz, çok güzel 106 kız falan oldu, şu ana dek..
devamını gör...
ciddi ilişki bulmanın çok zor olması
evet zor gibi görünüyor ama yapılması kolay iki kişi isterse ilişki yürüyor bir diğer deyişle yapılması zor değil o kişiyi bulmak çok zor
devamını gör...
neden yazıyorsun sorusuna verilebilecek cevaplar
yazmak benim için ağırlıklardan kurtulmak demek.. içimde birikenleri, söyleyemediklerimi, bazen adını bile koyamadığım duyguları kağıda, ekrana vs. bırakmak… bir bakıma içimin yükünü dışarıya taşımak..
ısaac asimov’un, “hangi nedenle nefes alıyorsam, o sebeple yazıyorum. zira, yazma uğraşım olmazsa sanırım ölürüm.” sözünde kendime yakın bir şey buluyorum. çünkü benim için yazmak, özel olarak seçtiğim bir uğraştan çok daha fazlası. nefes almak, susamak ya da uyumak kadar olağan ama bir o kadar da gerekli.
bazen ne hissettiğimi konuşarak anlatamam, bazen kendime bile itiraf edemediklerimi ancak yazarak anlayabilirim. yazdıkça içimdeki karmaşa biraz olsun yerini bulur. bu yüzden yazıyorum. bir şeyleri kanıtlamak, güzel cümleler kurmak ya da birileri okusun diye değil aslında. kendime katlanabilmek, içimde birikenleri taşıyabilmek ve biraz olsun hafiflemek için.
ısaac asimov’un, “hangi nedenle nefes alıyorsam, o sebeple yazıyorum. zira, yazma uğraşım olmazsa sanırım ölürüm.” sözünde kendime yakın bir şey buluyorum. çünkü benim için yazmak, özel olarak seçtiğim bir uğraştan çok daha fazlası. nefes almak, susamak ya da uyumak kadar olağan ama bir o kadar da gerekli.
bazen ne hissettiğimi konuşarak anlatamam, bazen kendime bile itiraf edemediklerimi ancak yazarak anlayabilirim. yazdıkça içimdeki karmaşa biraz olsun yerini bulur. bu yüzden yazıyorum. bir şeyleri kanıtlamak, güzel cümleler kurmak ya da birileri okusun diye değil aslında. kendime katlanabilmek, içimde birikenleri taşıyabilmek ve biraz olsun hafiflemek için.
devamını gör...
