zaman tüneli
maskeli depresyon
geçen hafta tatile çıkmaya çalışıp bir anda ağlayarak eve döndüğüm gün, bir şeylerin yolunda olmadığını çok net hissettim... yıllar sonra ilk kez, evimden yüzlerce kilometre ötede mükemmel kıymalı börek yapan bi börekçide panik atak geçirdim...
adam orada tık tık tık küt küt diye tezgahta kıymalı börek kesiyo, televizyonda haberler açık... ben masada önümde yarısı yenmiş börekle öleceğime ikna oluyorum... gözlerim kararıyo, kalbim göğsümden fırlayacak ama ben içimden ''sakın burada bayılma, adamlara kıymalı böreğin ortasında rezillik çıkarma'' diye kendimle kavga ediyorum... o an börekçiye baktım mesela yardım etmesi için ama konuşamadım, sesim bile çıkmadı, hatta yan masamdaki adama bile seslenecek dermanım yok... dışarıda tanımadığım insanlar kaldırımdan geçip gidiyo, herkesin bi acelesi var... ben elimdeki yağlı peçeteyi avucumun içinde sıkıp nefes almaya çalışıyorum...
inanır mısınız bilmiyorum ama günler önce kaçarcasına eve döndüğüm zaman odanın ortasına bıraktığım o kırmızı bavul hala aynı yerde duruyo... buna tembellik mi dersiniz, korkaklık mı yoksa üşengeçlik mi dersiniz bilemiyorum... kaç gündür kapağını biraz aralayıp içinden çekip çektiğim çoraplarla yaşıyorum...
son zamanlarda fark ettim ki ben bayağı bayağı maskeli bir depresyonun içerisindeyim... dışarıya bol gülmeli şeyler yansıtırken içimdeki o ses hiç durmadan üzüyo beni... gün içerisinde durduk yere ağlama krizlerine giriyorum, kapkaranlık bi kısır döngüde yuvarlanıp gidiyorum...
perdeler kapalı, loş bi ortam ve sadece bilgisayarın o soluk ışığıyla günlerimi, gecelerimi geçiriyorum... uyuyamıyorum, uyanamıyorum... ruhumun bu kadar uç noktalarda gidip gelmesinden çok yoruldum artık... hayatım koltukla yatak arasındaki mesafeden ibaret... bazen odanın ortasında durup hangisine yatsam diye 10 dakika düşünüyorum, ikisi de aynı geliyo...
yerimden kalkmam gerek... önce o bavulu boşaltmam, sonra evi havalandırmam ve hemen ardından sokağa bir adım atmam lazım... geçen gün perdeyi azıcık aralayıp baktım, herhangi bi salgın ya da savaş çıkmamış, sokaklar güzel gözüktü gözüme...
kendimi gerçekten iyileştirmek istiyorum...ama bu sefer lafta kalsın istemiyorum...
çünkü bu karanlık odada, o mavi ışığın karşısında yalnız kaldığım her saniye geriye dönüp bakmak zorunda kalıyorum... ve o aynadaki yüzümle yüzleşmek gerçekten canımı acıtıyo. hep kendimi mağdur sanıyodum. hep beni kimse anlamıyo, herkes bana karşı kafasındaydım. ama meğer o karanlığı, o zehri kendi ellerimle ekmişim etrafıma. başkalarını suçlamak, bencilce yakıp yıkmak kolaydı da, günün sonunda kendi kötülüğünle teke tek kalmak insanın nefesini kesiyomuş... ben kimseyi anlamamışım aslında...
adam orada tık tık tık küt küt diye tezgahta kıymalı börek kesiyo, televizyonda haberler açık... ben masada önümde yarısı yenmiş börekle öleceğime ikna oluyorum... gözlerim kararıyo, kalbim göğsümden fırlayacak ama ben içimden ''sakın burada bayılma, adamlara kıymalı böreğin ortasında rezillik çıkarma'' diye kendimle kavga ediyorum... o an börekçiye baktım mesela yardım etmesi için ama konuşamadım, sesim bile çıkmadı, hatta yan masamdaki adama bile seslenecek dermanım yok... dışarıda tanımadığım insanlar kaldırımdan geçip gidiyo, herkesin bi acelesi var... ben elimdeki yağlı peçeteyi avucumun içinde sıkıp nefes almaya çalışıyorum...
inanır mısınız bilmiyorum ama günler önce kaçarcasına eve döndüğüm zaman odanın ortasına bıraktığım o kırmızı bavul hala aynı yerde duruyo... buna tembellik mi dersiniz, korkaklık mı yoksa üşengeçlik mi dersiniz bilemiyorum... kaç gündür kapağını biraz aralayıp içinden çekip çektiğim çoraplarla yaşıyorum...
son zamanlarda fark ettim ki ben bayağı bayağı maskeli bir depresyonun içerisindeyim... dışarıya bol gülmeli şeyler yansıtırken içimdeki o ses hiç durmadan üzüyo beni... gün içerisinde durduk yere ağlama krizlerine giriyorum, kapkaranlık bi kısır döngüde yuvarlanıp gidiyorum...
perdeler kapalı, loş bi ortam ve sadece bilgisayarın o soluk ışığıyla günlerimi, gecelerimi geçiriyorum... uyuyamıyorum, uyanamıyorum... ruhumun bu kadar uç noktalarda gidip gelmesinden çok yoruldum artık... hayatım koltukla yatak arasındaki mesafeden ibaret... bazen odanın ortasında durup hangisine yatsam diye 10 dakika düşünüyorum, ikisi de aynı geliyo...
yerimden kalkmam gerek... önce o bavulu boşaltmam, sonra evi havalandırmam ve hemen ardından sokağa bir adım atmam lazım... geçen gün perdeyi azıcık aralayıp baktım, herhangi bi salgın ya da savaş çıkmamış, sokaklar güzel gözüktü gözüme...
kendimi gerçekten iyileştirmek istiyorum...ama bu sefer lafta kalsın istemiyorum...
çünkü bu karanlık odada, o mavi ışığın karşısında yalnız kaldığım her saniye geriye dönüp bakmak zorunda kalıyorum... ve o aynadaki yüzümle yüzleşmek gerçekten canımı acıtıyo. hep kendimi mağdur sanıyodum. hep beni kimse anlamıyo, herkes bana karşı kafasındaydım. ama meğer o karanlığı, o zehri kendi ellerimle ekmişim etrafıma. başkalarını suçlamak, bencilce yakıp yıkmak kolaydı da, günün sonunda kendi kötülüğünle teke tek kalmak insanın nefesini kesiyomuş... ben kimseyi anlamamışım aslında...
devamını gör...
arda güler
bı kere boş kaleye gol attı diye halı sahada takılır gibi her maç santradan falan kaleye vurmayı deneyen bebe. gerekli gereksiz her yerde topuk pası denemeleriyle skills videosu çalışmalarıda cabası. hâlâ bekliyoruz çıkıp kıyaslandığı messi, yamal falan gibi bir maçı almasını. bı ara bellingham ile kıyaslıyorlardı herif dünya kupasında gruplardan sonra 3 maç üst üste ikişer ikişer atarak takımını yarı finale çıkardı. ama o ingiltere ile oynuyor falan diyecek olan varsa geçmişte de dediğim gibi e haaland norveç gibi bir ülkeyle 55 milli maçta 65 gol atmış diyorum. arda yıldızsa yanındakilerin seviyesini yukarı çeker. siz değil misiniz arjantin için de paul falan çöp onları oynatan messi diyen. hani arda messi ayarındaydı.
çalhanoğlu, kenan falan milli takımda oynamıyor diyorlar ya, yoksa arda da mı milli takımda oynamıyor. dünya kupasında yok, uluslar ligi'nde yok, en çok lazım olduğu büyük maçlarda kayıp. hangi maçı alcan arda san marino ile hazırlık maçını mı.
çalhanoğlu, kenan falan milli takımda oynamıyor diyorlar ya, yoksa arda da mı milli takımda oynamıyor. dünya kupasında yok, uluslar ligi'nde yok, en çok lazım olduğu büyük maçlarda kayıp. hangi maçı alcan arda san marino ile hazırlık maçını mı.
devamını gör...
ibrahim hacıosmanoğlu
cehalet damlayan zırvator.
devamını gör...
özgür biri çalışmayı mı çalışmaktan özgürleşmeyi mi seçer
özgürleşmiş insan çalışmayı mı seçer, yoksa çalışmaktan özgürleşmeyi mi seçer? soru yine başlığa sığmadı
bence insan için mesele çalışmak ya da çalışmamak ikilemi değildir. asıl mesele, çalışmanın artık bir zorunluluk olmaktan çıkıp özgür bir faaliyet haline gelmesidir. özgürlük, çalışmamak değil ne yapacağını seçebilme hakkıdır.
bence insan için mesele çalışmak ya da çalışmamak ikilemi değildir. asıl mesele, çalışmanın artık bir zorunluluk olmaktan çıkıp özgür bir faaliyet haline gelmesidir. özgürlük, çalışmamak değil ne yapacağını seçebilme hakkıdır.
devamını gör...
barış alper yılmaz
bitik balon.
devamını gör...
online yemek sipariş uygulamalarındaki indirimler
bazı indirimler yemek kartlarında değil de banka kartlarında geçiyor ona sinir oluyorum. yemek kartıyla 650 lira olan yemek, banka kartıyla 400 liraya düşüyor. tamam yine iyi ama yemek kartımda para var banka kartını niye tercih ediyim abi ben.
devamını gör...
busemuse (yazar)
devamını gör...
geceye bir şarkı bırak
devamını gör...
online yemek sipariş uygulamalarındaki indirimler
ben bazen babaanneme yemek gönderiyorum. ayrı şehirlerdeyiz. çok hoşuna gidiyor. bazen de beğenmiyor, özel notlardan rica ediyorum ve kırmıyorlar. memleketim küçük bir yer, sağ olsunlar. mutlu oluyorum ben de. kendime ise nadiren yemek sipariş ederim. yani yemek yapmayı çok sevdiğimden galiba… gerek duymuyorum, indirim olayına pek denk gelmedim ya da görmedim. bilemiyorum.
devamını gör...
barış alper yılmaz
barış bu maç gol attı diye, olur da montella kalırsa ilk 11'deki yerini en az 20 maç daha garantilemiştir. milli takım tarihinde bu kadar beceriksiz bir futbolcu bu kadar fazla 11'de yer almamıştır. fenerbahçeliyim diye söylemeden etmiyim, aynı şey kerem için de geçerli.
devamını gör...
ibrahim hacıosmanoğlu
yoğun ıslık ve protestolardan sonra stattan ayrılmış.
devamını gör...
türkiye a milli futbol takımı
arda dışında üst düzey futbolcumuz yok hiç kendimizi kandırmayalım. kenan bir maç var beş maç yok, hakan inter de yıldızlaşıyor.can uzun fiyasko şimdilik ,orkun etkisiz , barış alper filan bek oynar anca da neyse .
devamını gör...
geceye bir şarkı bırak
devamını gör...
zor günler mutlaka bitecek palavrası
zor günler elbette bitecek. önemli olan daha zor günleri atlatabilecek miyiz?
devamını gör...
mantar gibi türeyen çaylaklar
eleme sisteminin rayına oturması lazım. adam akıllı insan kalmayacak yoksa yakında. evet bunu 1 aylık eleman söylüyor.
devamını gör...
normal sözlük en meriç erkek yazar anketi
aranızda hangi damın 4 adet feryadı, bana meriç erkek oyu verdi ulan ? ömrüm meriçlerle mücadeleyle geçti.
devamını gör...
mantar gibi türeyen çaylaklar
gelenlerde babalara küfrettim falan sanıp, bana bileniyor. millet benim babama küfrediyor, görüyorlar da. yine de yancılıktan caymıyorlar. çok ilginç bir yalakalık harbiden. bu arada ölen babalarınızın acısıyla da dalga geçmedim. her şeyi saydırıp, binbeşyüz yıl önce baban öldü diye üste çıkamazsın. bu.
devamını gör...
mantar gibi türeyen çaylaklar
halbuki bize çaylak lazım değildi, bize eski hesapların geri dönüşü lazımdı. planlanan şey bu olmasa gerek, ha bu arada çaylakların çoğunluğu birilerinin fake hesapları, oruç tutan canlı bombalar gibi ortalıkta nefret saçan kımıl zararlıları.
devamını gör...
türkiye a milli futbol takımı
dünya kupası için söylediğimi uluslar ligi için de söylüyordum ve haklı çıkıyorum. 0 çekeriz, hatta doğru düzgün gol bile atamayız, eskaza atarsak kornerden kafa golü olur diyordum. akan oyunda bir şans golü attık, sadece bunu tutturamamış oldum.
kadronun hiçbiri milli seviyede değil. biz kendimiz yıldız diyoruz çoğuna. hiçbirini başka bir ülkenin milli takımında oynatmazlar. bu takım şu gruptaki rakiplerinin u19 takımlarını bile yenemez.
kadronun hiçbiri milli seviyede değil. biz kendimiz yıldız diyoruz çoğuna. hiçbirini başka bir ülkenin milli takımında oynatmazlar. bu takım şu gruptaki rakiplerinin u19 takımlarını bile yenemez.
devamını gör...

