zaman tüneli
10 ekim 2026 çaykur rizespor fenerbahçe maçı
#4085674
sizde fenerbahçe düşmanlığı olduğunu düşmanlığı olduğunu düşünüyorum zira başka bir maçta da benzer bir yorumda bulunmuştunuz.
sizde fenerbahçe düşmanlığı olduğunu düşmanlığı olduğunu düşünüyorum zira başka bir maçta da benzer bir yorumda bulunmuştunuz.
devamını gör...
ülkesindeki aç çocukları görmeyip afrika'ya koşan tip
etnik veya mezhepsel nedenlerle bir çok afrika ülkesinde iç savaşlarda soykırımlar yaşandı. birleşmiş milletler müdahale edip gıda yardımı yapsa bile savaş lordları bu yardımlara el koydu.
bizim durumumuz allah'a şükür hiçbir zaman bu kadar kötü olmadı. benim söylediğim afrika'da yardım kampanyası yapılsın değil.
bizim devletimizin asli görevi anayasal olarak sosyal devlet kapsamında hakça ve kardeşçe gelir adaletinin sağlandığı bir yaşam kurmak.
yani devlet yapmalı ve yapmıyorsa hesabı sorulmalı. bize 8 şeritli yol yapmayın fakir ailelerin çocukları sokakta mendil satıp sokağa mahkum olmasın kampanyası yapılmalı.
afrika'da devlet yok. sen gitmezsen o çocukların üstünde akbabalar uçuyor.
son olaylarda o kadar büyük rakamlar konuşuluyor ki insanın aklı almıyor. 1 ay gibi bir sürede borsadan 110 milyar dolar bakın lira değil dolar para buhar olmuş.
kaç çocuk doyardı o paraya merak ediyorum.
bizim durumumuz allah'a şükür hiçbir zaman bu kadar kötü olmadı. benim söylediğim afrika'da yardım kampanyası yapılsın değil.
bizim devletimizin asli görevi anayasal olarak sosyal devlet kapsamında hakça ve kardeşçe gelir adaletinin sağlandığı bir yaşam kurmak.
yani devlet yapmalı ve yapmıyorsa hesabı sorulmalı. bize 8 şeritli yol yapmayın fakir ailelerin çocukları sokakta mendil satıp sokağa mahkum olmasın kampanyası yapılmalı.
afrika'da devlet yok. sen gitmezsen o çocukların üstünde akbabalar uçuyor.
son olaylarda o kadar büyük rakamlar konuşuluyor ki insanın aklı almıyor. 1 ay gibi bir sürede borsadan 110 milyar dolar bakın lira değil dolar para buhar olmuş.
kaç çocuk doyardı o paraya merak ediyorum.
devamını gör...
dudağının yanında ben olması
uçuk kaçık olmasından iyidir.
devamını gör...
30 yaş üstü olduğunu tek cümle ile anlatmak
bazen yorulmamak için sadece beden dili iletişim kurmak.
devamını gör...
30 yaş üstü olduğunu tek cümle ile anlatmak
challenger uzay mekiği kazasını televizyonda izledim
www.youtube.com/shorts/5Ql1...
www.youtube.com/shorts/5Ql1...
devamını gör...
30 yaş üstü olduğunu tek cümle ile anlatmak
askerlik anılarını unutmak.
ömrüm billah unutmam zannederdim. bazen rüyalarıma girerdi.
giderek daha da azalıyor.
bir zamanlar yaşadıklarımın herbir detayını o günü yeniden yaşarmışım gibi hatırlardım. o kalmadı.
bayılmakta olan nejat işler gibiyim kollarda. sdfsfsfsf
ömrüm billah unutmam zannederdim. bazen rüyalarıma girerdi.
giderek daha da azalıyor.
bir zamanlar yaşadıklarımın herbir detayını o günü yeniden yaşarmışım gibi hatırlardım. o kalmadı.
bayılmakta olan nejat işler gibiyim kollarda. sdfsfsfsf
devamını gör...
teke tek kavgada david lynch'i tokatlarım
evet, yanlış okumadın yiğidim... david lynch'i tokatlarım.
öncelikle david lynch'in sinematografisinden bahsederek başlamakta fayda var.
adamın bütün filmografisini önüme koyuyorum, zaten hepsi birbirinin aynısı, 1-2 farklı şeyi var... ortada bi cinayet var, bi kadın var, bi adam var, bi de benim iki saat boyunca neden burada olduğumu sorgulamama sebep olan birtakım olaylar... bi noktadan sonra filmin konusunu anlamayı bırakıp yönetmenin bana ne anlatmaya çalıştığını anlamaya çalışıyorum... sonra bi bakıyorum, film bitmiş, ben hala bir sahnedeki perdenin neden kırmızı olduğunu düşünüyorum... kardeşim perde kırmızıysa kırmızıdır, illa çocukluk travmalarının kanayan yarası olmak zorunda mı?
bi de bu adamın her şeyi gizemli hale getirme sevdası varç... twin peaks'i bile bi zamandan sonra gizemli bi hale getireyim diye öyle zorlamalı saçma bi hale getirdi ki üçüncü sezonu izlerken ağladım sıkıntıdan... özeti şu, bi adam çıkıp anlamsız bir şey söylüyor, şimdi bunu da mı araştıracağız diye düşünürken kendimi jung'un toplu eserlerini sipariş ederken buluyorum. ben sinema izleyicisiyim yiğidim, bilinçdışı dedektifi değilim...
ama hakkını teslim etmek lazım, müzik seçimleri gerçekten çok iyi... angelo amcaya dua etsin, anlamadığım bi sahnesine bile şahane bir parça koyuyo, ben de bütün eleştirilerimi unutup ekrana bakmaya devam ediyorum. iki dakika önce sinemasını sorgularken şimdi shazam açıp şarkının adını arıyorum... david lynch beni entelektüel açıdan yenemese bile müzik zevkiyle köşeye sıkıştırır lafım yok...
şimdi bana geçelim, ben nasıl bi film çekerdim?
öncelikle benim filmlerimde seyirciye eziyet etmek gibi bi amaç olamaz dostlar... ortada bi cinayet varsa cinayeti kimin işlediğini söylerim, adamın biri kaybolduysa nereye gittiğini açıklarım... seyirciyi iki saat boyunca halının deseninden anlam çıkarmaya zorlamam lan ben... kırmızı perdeyi asla kullanmam, hiç sevmem kırmızı rengini... benim sinemamda sembolizm değil, dürüstlük kazanırdı arkadaşlar...
benim de bi estetik anlayışım var... bol grenli ve yeşil renk filtresinin tavan yaptığı filmimdeki karakterlerden biri durduk yere mutfağa gidip buzdolabını açardı. neden açtığını bilmezdik, söylemezdim. buzdolabının içinde yarım limon, bir paket margarin ve tek başına duran bi çorap olurdu... karakter bunlara bakıp kapatırdı dolabı. öyle bi karakter yazardım ki, seyirci burada ne anlatılmak istendiğini gram düşünmezdi... aramızdaki fark şu ki ben bunun cevabını vermek için milleti jung'a göndermezdim, ''deli lan bu karakter kafayı yemiş...'' demelerini sağlayarak kapatırdım olayı...
müzik meselesine gelirsek, ben de angelo badalamenti ayarında bi adamla çalışmak isterdim ama bütçem yetmezdi... kendi müziğimi kendim yapardım, adam olana çok bile diyerek koyardım oraya. baktım müzik yapamıyorum, müzik de koymazdım, dogme95 ayarında bir şeyler deniyorum der sıyrılırım işin içinden, nasıl olsa bunu başarıymış gibi övecek salak letterboxd kullanıcısı çooook...
david lynch'in aksine benim filmim bittikten sonra kimse internette açıklama videosu aramak zorunda kalmazdı. en kötü ''yapacağın filmi s.....'' diyerek yorum yazarlardı, canları sağ olsun izleyicilerimin...
öncelikle david lynch'in sinematografisinden bahsederek başlamakta fayda var.
adamın bütün filmografisini önüme koyuyorum, zaten hepsi birbirinin aynısı, 1-2 farklı şeyi var... ortada bi cinayet var, bi kadın var, bi adam var, bi de benim iki saat boyunca neden burada olduğumu sorgulamama sebep olan birtakım olaylar... bi noktadan sonra filmin konusunu anlamayı bırakıp yönetmenin bana ne anlatmaya çalıştığını anlamaya çalışıyorum... sonra bi bakıyorum, film bitmiş, ben hala bir sahnedeki perdenin neden kırmızı olduğunu düşünüyorum... kardeşim perde kırmızıysa kırmızıdır, illa çocukluk travmalarının kanayan yarası olmak zorunda mı?
bi de bu adamın her şeyi gizemli hale getirme sevdası varç... twin peaks'i bile bi zamandan sonra gizemli bi hale getireyim diye öyle zorlamalı saçma bi hale getirdi ki üçüncü sezonu izlerken ağladım sıkıntıdan... özeti şu, bi adam çıkıp anlamsız bir şey söylüyor, şimdi bunu da mı araştıracağız diye düşünürken kendimi jung'un toplu eserlerini sipariş ederken buluyorum. ben sinema izleyicisiyim yiğidim, bilinçdışı dedektifi değilim...
ama hakkını teslim etmek lazım, müzik seçimleri gerçekten çok iyi... angelo amcaya dua etsin, anlamadığım bi sahnesine bile şahane bir parça koyuyo, ben de bütün eleştirilerimi unutup ekrana bakmaya devam ediyorum. iki dakika önce sinemasını sorgularken şimdi shazam açıp şarkının adını arıyorum... david lynch beni entelektüel açıdan yenemese bile müzik zevkiyle köşeye sıkıştırır lafım yok...
şimdi bana geçelim, ben nasıl bi film çekerdim?
öncelikle benim filmlerimde seyirciye eziyet etmek gibi bi amaç olamaz dostlar... ortada bi cinayet varsa cinayeti kimin işlediğini söylerim, adamın biri kaybolduysa nereye gittiğini açıklarım... seyirciyi iki saat boyunca halının deseninden anlam çıkarmaya zorlamam lan ben... kırmızı perdeyi asla kullanmam, hiç sevmem kırmızı rengini... benim sinemamda sembolizm değil, dürüstlük kazanırdı arkadaşlar...
benim de bi estetik anlayışım var... bol grenli ve yeşil renk filtresinin tavan yaptığı filmimdeki karakterlerden biri durduk yere mutfağa gidip buzdolabını açardı. neden açtığını bilmezdik, söylemezdim. buzdolabının içinde yarım limon, bir paket margarin ve tek başına duran bi çorap olurdu... karakter bunlara bakıp kapatırdı dolabı. öyle bi karakter yazardım ki, seyirci burada ne anlatılmak istendiğini gram düşünmezdi... aramızdaki fark şu ki ben bunun cevabını vermek için milleti jung'a göndermezdim, ''deli lan bu karakter kafayı yemiş...'' demelerini sağlayarak kapatırdım olayı...
müzik meselesine gelirsek, ben de angelo badalamenti ayarında bi adamla çalışmak isterdim ama bütçem yetmezdi... kendi müziğimi kendim yapardım, adam olana çok bile diyerek koyardım oraya. baktım müzik yapamıyorum, müzik de koymazdım, dogme95 ayarında bir şeyler deniyorum der sıyrılırım işin içinden, nasıl olsa bunu başarıymış gibi övecek salak letterboxd kullanıcısı çooook...
david lynch'in aksine benim filmim bittikten sonra kimse internette açıklama videosu aramak zorunda kalmazdı. en kötü ''yapacağın filmi s.....'' diyerek yorum yazarlardı, canları sağ olsun izleyicilerimin...
devamını gör...
30 yaş üstü olduğunu tek cümle ile anlatmak
tek kanallı tv dönemini biliyorum. pardon otuzun çok daha üzerini anlattım sanırım.
devamını gör...
1 kasım sosyal medya yasağı
hayırlı olsundur.
devamını gör...
güne bir kedi bırak
#4085683 abla ne demek bana ne senin hayatından. e biz niye sizin hayatlarınızı okuyoruz o zaman burada 24 saat, özelden yazışsanıza madem. bak sen de farkındaymışsın her şeyin.
devamını gör...
cennetin doğusu
hizmetli lee ve komşu hamilton'un konuşması:
-lee, burda bir terslik mi var? yani trasklarda? içerisi sanki buz kesmiş gibi tüylerim ürperdi.
-sen hiçbir güreşçinin gevşeyip rakibinin ivmesini kullanarak kazandığını gördün mü? kadın bana bunu hatırlatıyor. kadının kalbinde bir boşluk var. sanki ruhu çekilmiş de yerine canlı bir oyuncak bırakılmış gibi.
lee ilginç ve derin bir karakter... hamilton ona psikolojinin esasları 2. cilt kitabını emanet etti. sanırım değerini anladı. bilge insanlar çok az anlaşılıp taktir görür oysa ki.
-lee, burda bir terslik mi var? yani trasklarda? içerisi sanki buz kesmiş gibi tüylerim ürperdi.
-sen hiçbir güreşçinin gevşeyip rakibinin ivmesini kullanarak kazandığını gördün mü? kadın bana bunu hatırlatıyor. kadının kalbinde bir boşluk var. sanki ruhu çekilmiş de yerine canlı bir oyuncak bırakılmış gibi.
lee ilginç ve derin bir karakter... hamilton ona psikolojinin esasları 2. cilt kitabını emanet etti. sanırım değerini anladı. bilge insanlar çok az anlaşılıp taktir görür oysa ki.
devamını gör...
30 yaş üstü olduğunu tek cümle ile anlatmak
ben kalkmadan da ses çıkarabiliyorum.
espri anlayışımdan da anlaşılacağı gibi.
espri anlayışımdan da anlaşılacağı gibi.
devamını gör...
graveworm (yazar)
#4085687 sen atlamasaydın şaşardım zaten. kezolara yaranmak için beynini kapatan konuşuyor. ben milletin ölmüşlerine sövmedim. bininki kere söylüyorum. direkt millete laf ettim. beyinsiz olman hepimiz için çok zor. engelliyim güya, her entry mi okuyor, cevaplıyorsun yine. neyin hıncıysa beni salamadın.
devamını gör...
30 yaş üstü olduğunu tek cümle ile anlatmak
oturup kalkarken ses çıkıyor.
devamını gör...
bir yazarın ilgi açlığını gidermek için yapılması gerekenler
random kahkaha, artı oy ve fav. kombinasyonundan asla şaşmamalı. minik minik cevap niteliğinde entrylerle.. şımartıyoruz hemen o yazarı. s
her erkek yazar bilirsfasdf
bazı yazarları.. mutlu etmek... çok kolaydır. full artılıyoruz ve musmutlu oluyorlar. s
durmadan artılanmaktan boşalanlar var sitede. s
her erkek yazar bilirsfasdf
bazı yazarları.. mutlu etmek... çok kolaydır. full artılıyoruz ve musmutlu oluyorlar. s
durmadan artılanmaktan boşalanlar var sitede. s
devamını gör...
güne bir kedi bırak
#4085672 hayvanlara duyduğu hassasiyeti ölülere de duysaydı o gereksiz arkadaş, daha iyi olurdu. bırak şunlara yüz verme ya. 3-5 layk için ruhlarını satarlar.*
devamını gör...
30 yaş üstü olduğunu tek cümle ile anlatmak
anayasa kitapçığının fırlatılması sonrası yapılan açıklamayı canlı izledim.
devamını gör...


