zaman tüneli
frida kahlo’nun diego’da ne bulması
bize ne, yaa, size ne? bana ne ?!...sonra da bana kızıyosunuz dedikoducu sözlük diyince...frida kahlo' nun bile dedikodusunu yapıyosunuz...
çok dedikoducu ve seviyesiz tiplersiniz siz, ahanda bak yüzünüze karşı söylüyorum ;;))
çok dedikoducu ve seviyesiz tiplersiniz siz, ahanda bak yüzünüze karşı söylüyorum ;;))
devamını gör...
vücuttaki tırmık izleri
bazen kendi kendine sırtımda peydah olan izler. öyle çatlak gibi de değil, bildiğin cima esnası tırnak izi gibi. bir kere annem fark ettiydi de öyle öğrendiydim olduğunu. sonra çok dua ettim hanım görmesin inanmaz kendiliğinden olduğuna diye. neden oluyor hala bilmiyorum.
devamını gör...
frida kahlo’nun diego’da ne bulması
frida çok acılar çekmiş. belli ki travmalı biri. bi şekilde diego dallamasına gönlünü kaptırmış. ama sanatçı tayfa komple değişik, çok rafine zevkleri var. diego belki tek toştoşlu bile olabilir. 3 meme ucu olabilir. bunları bilemiyoruz. muhakkak ki frida'ya ilginç gelen bi tarafı var. ille de uzuvsal olmak zorunda diye düşünmüyorum. aklı garip biri belki de. anlıyorum fridayı. ben de ucube dallamalara düşerim her zaman. çirkin erkek severim.
devamını gör...
hünnap cemal
gar istasyonunda bavula sığmayan yağmur damlalarının piyanosu çalıyor; siyah tuşlar gibi inen kara bulutlar ona eşlik ediyor. sînesinde ise saklanmış, çürümeye yüz tutmuş bir orkestra bandosu... kirlenmiş, pes ve tok sesimle birkaç mısra dökülüyor külliyatımdan: "sesteş yalnızlıklar sonbahar yağmurumdur akmayan gözyaşımın deryasında."
ağır, biçare, meşgul ve biçare meçhul bir tren yanaşıyor perona; soğuk rayların varoluşsal kaygısında geniz yırtan bir ötenazi propagandası yükseliyor. biletler jilet misali kesiyor göz çukurlarımın ölü toprağını... ve buharın içinden aniden bir fısıltı düşüyor çeliğe: "haberi geliyor, hünnap cemal vefat etmiş."
kondüktörün eprimiş bıyıklarında donuyor son yağmur damlası. siren, çekilen bir vicdanın geride bıraktığı o kof boşlukla yırtıyor geceyi. bavulumu sürüklüyorum perona; içimdeki tahta tabutun ağırlığıyla... içinde adresi hiç var olmamış mektuplar, kırık pusulalar ve dibine çökmüş, kurumuş hünnap çekirdekleri var.
kompartımana adım atıyorum. koltuklar boş, hatıralar ise bir katliam kalabalığı... cebimdeki bileti çıkarıyorum; kenarları tırtıklı ve hâlâ keskin bir hırsla dolu. sarı ışık sallanıyor tepemde; üzerindeki isim benim değil, üzerindeki tarih kırk yıllık bir zaman kayması... biletin üzerinde, o eprimiş mürekkeple tek bir isim yazıyor: hünnap cemal. arkasında ise kurşun kalemle çiziktirilmiş tek bir cümle duruyor:
"ben senin yerine kırk yıl bu garda bekledim. kaçtığın hayatın cezasını ben ödedim. şimdi tren senin, ama inecek bir istasyonun kalmadı."
ansızın susuyor göğsümde trompet çalan o gizli orkestra. dışarıda piyano çalan yağmur, bir bıçak kesiğiyle duruyor. pencereden bakıyorum: peronda, rayların soğuk gövdesine uzanmış siyah bir branda; brandanın altından sarkan morarmış parmakların arasında sıkı sıkıya tutulmuş küçücük, kurumuş bir hünnap dalı...
anlıyorum ki kırk yıldır taşıdığım o bavul, yaşadığım o hayat bana ait değilmiş. ben başkasının kaçışını yaşarken hünnap cemal adında bir yabancı, benim yerime o garda çürümüş. ve ben tam kaçmayı başardığımı sandığım o ilk saniyede, benim yerime ölen bir adamın cesediyle baş başa kalıyorum hareket eden bir trende.
bileti sıkıyorum; kâğıt parmaklarımı kesip kanatıyor. ama canımı yakan ellerim değil; cebimde kırk yıl boyunca taşıdığım o biletin bir kurtuluş değil, hıçkırıklarını çaldığım eçhul bir adamın intihar mektubu olduğunu anladığım o geri dönülemez an.
ağır, biçare, meşgul ve biçare meçhul bir tren yanaşıyor perona; soğuk rayların varoluşsal kaygısında geniz yırtan bir ötenazi propagandası yükseliyor. biletler jilet misali kesiyor göz çukurlarımın ölü toprağını... ve buharın içinden aniden bir fısıltı düşüyor çeliğe: "haberi geliyor, hünnap cemal vefat etmiş."
kondüktörün eprimiş bıyıklarında donuyor son yağmur damlası. siren, çekilen bir vicdanın geride bıraktığı o kof boşlukla yırtıyor geceyi. bavulumu sürüklüyorum perona; içimdeki tahta tabutun ağırlığıyla... içinde adresi hiç var olmamış mektuplar, kırık pusulalar ve dibine çökmüş, kurumuş hünnap çekirdekleri var.
kompartımana adım atıyorum. koltuklar boş, hatıralar ise bir katliam kalabalığı... cebimdeki bileti çıkarıyorum; kenarları tırtıklı ve hâlâ keskin bir hırsla dolu. sarı ışık sallanıyor tepemde; üzerindeki isim benim değil, üzerindeki tarih kırk yıllık bir zaman kayması... biletin üzerinde, o eprimiş mürekkeple tek bir isim yazıyor: hünnap cemal. arkasında ise kurşun kalemle çiziktirilmiş tek bir cümle duruyor:
"ben senin yerine kırk yıl bu garda bekledim. kaçtığın hayatın cezasını ben ödedim. şimdi tren senin, ama inecek bir istasyonun kalmadı."
ansızın susuyor göğsümde trompet çalan o gizli orkestra. dışarıda piyano çalan yağmur, bir bıçak kesiğiyle duruyor. pencereden bakıyorum: peronda, rayların soğuk gövdesine uzanmış siyah bir branda; brandanın altından sarkan morarmış parmakların arasında sıkı sıkıya tutulmuş küçücük, kurumuş bir hünnap dalı...
anlıyorum ki kırk yıldır taşıdığım o bavul, yaşadığım o hayat bana ait değilmiş. ben başkasının kaçışını yaşarken hünnap cemal adında bir yabancı, benim yerime o garda çürümüş. ve ben tam kaçmayı başardığımı sandığım o ilk saniyede, benim yerime ölen bir adamın cesediyle baş başa kalıyorum hareket eden bir trende.
bileti sıkıyorum; kâğıt parmaklarımı kesip kanatıyor. ama canımı yakan ellerim değil; cebimde kırk yıl boyunca taşıdığım o biletin bir kurtuluş değil, hıçkırıklarını çaldığım eçhul bir adamın intihar mektubu olduğunu anladığım o geri dönülemez an.
devamını gör...
anın fotoğrafı
başgan yabma. yoga yab sısıs
31.lerinle gurur duy. nedir yani.
kurumaz bunların çenesi, sallama gitsin.
senin bacağın, senin kararın. s
31.lerinle gurur duy. nedir yani.
kurumaz bunların çenesi, sallama gitsin.
senin bacağın, senin kararın. s
devamını gör...
kızıl cin
gökyüzünde belirgin bir şekilde görülen ama sözlükte görülemeyen doğa olayı. fotoğrafını koyaydın da hayal etmek zorunda kalmayaydık.
devamını gör...
anın fotoğrafı
şimdi dizlerimin üstüne kitap koyup fotoğraf çekeceğim, 31. deliler bacak attı diyecek. yok size artık bacak. meme dekoltesi zaten yok, memem yok çünkü. bundan sonra varsa yoksa türbanlı ve de trençkotlu foti.
devamını gör...
sözlük yazarlarının sapıkları
normalde, lucifer yazardı insanlar ama herkes anlık kavga ettiğinin adını yazıyor şu ara sısıs
harika olaylar. s
harika olaylar. s
devamını gör...
anın fotoğrafı
#4087986
biraz bacak çalış bu bu ne hal? sen ki kenan imirzalıoğlu'nun veliahtısın
youtube.com/shorts/KmATUzLe...
biraz bacak çalış bu bu ne hal? sen ki kenan imirzalıoğlu'nun veliahtısın
youtube.com/shorts/KmATUzLe...
devamını gör...
sözlük yazarlarının kahveleri
zıkkım gibi filtre kahve içiyorum. uyanmaya çalışıyorum. uyandıktan sonra uyanmam 2,5 saat sürüyor.
devamını gör...
frida kahlo’nun diego’da ne bulması
belki de ortalık garışıkmıştır.
(bkz: diego dur allahını seversen zaten ortalık karışık)
(bkz: diego dur allahını seversen zaten ortalık karışık)
devamını gör...
favlayıp artı oy vermemek
beğendiği ama favorisi olmadığı anlamına gelebilir mesela?
devamını gör...
lise arkadaşları vs üniversite arkadaşları
üniversite diyerek dahil olmak isterim. liseden kimse kalmadı. ünidekilerle 10 senedir dewam. harika insanlar tanıdım üniversite yıllarımda. çeşit çeşit manyakla ördüm sosyal çevremi. deliler ama kezoluk sıfır, çiçek gibi ablalar. abazalık desen yok, hepsi kız arkadaş ve dahi fakbadi bulabilen eli yüzü düzgün oğlanlar. ama herkes fakir maalesef...
güzel zamanlardı, hey gidi.
güzel zamanlardı, hey gidi.
devamını gör...
favlayıp artı oy vermemek
çaylak ısırığı anlamı taşır. sısıs
devamını gör...
her yer zeytin olmuş
yeşil zeytini sadece bira içerken tüketiyorum. fena gitmiyor allahsız.
onun dışında zeytin ile işim yok. siyah zeytin hayatımdan komple çıksa aramam. en son ne zaman yemiş bulundum, hatırlamıyorum.
onun dışında zeytin ile işim yok. siyah zeytin hayatımdan komple çıksa aramam. en son ne zaman yemiş bulundum, hatırlamıyorum.
devamını gör...
normal sözlük'ün işsiz insan cehennemi olması
yabmayın arkadaşsınız sizz.
oo offf bi uslu durun yetherrr
oo offf bi uslu durun yetherrr
devamını gör...
anın fotoğrafı
hamilton
devamını gör...
normal sözlük'ün işsiz insan cehennemi olması
#4022480
ilk taş. sözlüğe döndüğümden beri benimle uğraşıyor. cevap verince küfrediyor ve adalet istiyor. ikimizde çalışan insanlarız. düzgün yaklaştığında bile tehdit yiyorsun.
ilk taş. sözlüğe döndüğümden beri benimle uğraşıyor. cevap verince küfrediyor ve adalet istiyor. ikimizde çalışan insanlarız. düzgün yaklaştığında bile tehdit yiyorsun.
devamını gör...
normal sözlük'ün işsiz insan cehennemi olması
bugün çok erken saatte dalmaya başladınız birbirinize çocuklar. bu işlerün bi standartı var.
güneş söndüğüüü ann faytt. sısıs
lütfen ama..
akşam içerken moral oluyorsunuz.. şu an iş yerinde nasıl keyif alabileyim yahuu. s
güneş söndüğüüü ann faytt. sısıs
lütfen ama..
akşam içerken moral oluyorsunuz.. şu an iş yerinde nasıl keyif alabileyim yahuu. s
devamını gör...
her yer zeytin olmuş
zeytinlikleri olan arkadaşımın dediğine göre bu sene memleketten zeytin fışkırıyormuş. bu sene zeytine duyacağız.
devamını gör...