zaman tüneli
kendimiz hakkında keşfettiklerimiz
#4098145 kıçını kaşı bromm
devamını gör...
kendimiz hakkında keşfettiklerimiz
yıkılmadım ayaktayım.
basit görünse de şu son zamanlarda başıma gelenlerden sonra ayakta kalmış olabilmemi takdir ediyorum.
kendi kendime nazar etmem umarım.
basit görünse de şu son zamanlarda başıma gelenlerden sonra ayakta kalmış olabilmemi takdir ediyorum.
kendi kendime nazar etmem umarım.
devamını gör...
mahkemeye verilen yazarların son durumları
inşallah kitap yazmıyorlardır.
devamını gör...
karanlıkta koşanlar
dertleri neymiş ki
devamını gör...
tinderdan hatun düşürebileceğini sana sözlük yazarları
tinder da parasıyla değil mi?
devamını gör...
otoerotizm
master bater.
devamını gör...
mahkemeye verilen yazarların son durumları
gerekçeli kararı okumadım ama hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı çıkmış. mübaşir arkadaşımdan öğrendiğim 140 bin lira da para cezası var. 5 yıl boyunca suça karışmazsa ceza düşüyor. oralet moralet derken geldiğimiz noktaya bak ya. ibretlik.
devamını gör...
tırnak kırılması
#4098135 abooo kankam kız çıktı , türlü türlü şeytanlıklar planlarken tırnak bunun derdi olmuş .... ahh ulan ahhh
devamını gör...
perdenin arkası
" aranarak bulamadım karanlıkta,
elinin işaret ettiği yönü. "
yakın zaman önce yitirdiğimiz kıymetli felsefeci, akademisyen ve yazar ioanna kuçuradi imzalı 112 sayfalık eser olup şiir türünde yer almakta iken içerisinde ise kendisinin 1955/ 1961 yılları arasında kaleme almış olduğu şiirler yer almaktadır.
şiirler yunanca dilinde yazılmış ve dilimize ise kornilia çevik bayvertyan tarafından çevrilmiştir.
ioanna kuçuradi bir şair olarak değil de felsefeci olarak anıldığı için ve uzmanlık alanı şiir olmadığı için galiba bu tanımı yazmakta biraz zorlanacağım, umarım hakkını verebilirim.
yazarın gençlik dönemlerinde yazılmış şiirler olduğu için okurken fazla etkilendiğim söylenemez belki ama hiç etkisi olmayan şiirlerdi demek de yanlış olacaktır, hissetmekten ziyade hatırlama amacı güderek okuduğum bir kitaptı.
kitabın adının perdenin arkası olmasından biraz söz açmakta fayda var, ki bu yalnızca öznel bir tahmin olacaktır, neden perdenin arkası olduğuna dair küçük bir tahmin, perde kapalıyken yaşam değişmiştir, manzara değişmiştir ve en çok da sen değişmişsindir, perdeyi açtığında gördükleri, hissettikleridir belki de bu yazılanlar, perdenin arkasındaki değişen dünyadır, kim bilir?
şiirlerin değindiği bazı duygu ve konulara geçmek gerekirse, yüzünü esirgemek, birinin gözlerinde kaybedilen duyguyu ondan geri istemek, bir insan tarafından sevilmek için çabalamak, zamanın durgunluğu, yalnızlık zamanları, bağ, suskunluk hissi, benim için bazı şiirlerin ifade ettiği durumlardandı.
en can alıcı bulduğum dize ise;
"sen, dişlerimi saymana izin verdiğim " dizesi oldu, dişlerini saydıracak kadar birinin karşısında ağız dolusu gülmek ve bir tek o kişinin yanında yürekten gülme durumu üzerine düşündüren bir dizeydi.
okurken seçtiğim bazı dizeleri bırakarak burada bir son veriyorum.

yüzleriniz benim yetmez
yüzümü görmenize.
uyuyorum karanlığı
görünmeyene
baka baka.
ne yaparsın karanlığınla
karşı karşıya
yapayalnız?
bana geri ver
gözlerinde biteni
geri ver.
sisin dağılması çok uzun sürer
vakit gelmedi daha.
ben söylerim geleceği
geçmişi ben söylerim.
tanıyoruz birbirimizi
suskun birlikte yürüyoruz.
yüzünü gördüğümden beri
gözlerinin içine girmeyi çabalıyorum.
aranarak bulamadım karanlıkta
elinin işaret ettiği yönü...
sınırlar silindiğinden beri
giden de bir, gelen de bir.
elinin işaret ettiği yönü. "
yakın zaman önce yitirdiğimiz kıymetli felsefeci, akademisyen ve yazar ioanna kuçuradi imzalı 112 sayfalık eser olup şiir türünde yer almakta iken içerisinde ise kendisinin 1955/ 1961 yılları arasında kaleme almış olduğu şiirler yer almaktadır.
şiirler yunanca dilinde yazılmış ve dilimize ise kornilia çevik bayvertyan tarafından çevrilmiştir.
ioanna kuçuradi bir şair olarak değil de felsefeci olarak anıldığı için ve uzmanlık alanı şiir olmadığı için galiba bu tanımı yazmakta biraz zorlanacağım, umarım hakkını verebilirim.
yazarın gençlik dönemlerinde yazılmış şiirler olduğu için okurken fazla etkilendiğim söylenemez belki ama hiç etkisi olmayan şiirlerdi demek de yanlış olacaktır, hissetmekten ziyade hatırlama amacı güderek okuduğum bir kitaptı.
kitabın adının perdenin arkası olmasından biraz söz açmakta fayda var, ki bu yalnızca öznel bir tahmin olacaktır, neden perdenin arkası olduğuna dair küçük bir tahmin, perde kapalıyken yaşam değişmiştir, manzara değişmiştir ve en çok da sen değişmişsindir, perdeyi açtığında gördükleri, hissettikleridir belki de bu yazılanlar, perdenin arkasındaki değişen dünyadır, kim bilir?
şiirlerin değindiği bazı duygu ve konulara geçmek gerekirse, yüzünü esirgemek, birinin gözlerinde kaybedilen duyguyu ondan geri istemek, bir insan tarafından sevilmek için çabalamak, zamanın durgunluğu, yalnızlık zamanları, bağ, suskunluk hissi, benim için bazı şiirlerin ifade ettiği durumlardandı.
en can alıcı bulduğum dize ise;
"sen, dişlerimi saymana izin verdiğim " dizesi oldu, dişlerini saydıracak kadar birinin karşısında ağız dolusu gülmek ve bir tek o kişinin yanında yürekten gülme durumu üzerine düşündüren bir dizeydi.
okurken seçtiğim bazı dizeleri bırakarak burada bir son veriyorum.

yüzleriniz benim yetmez
yüzümü görmenize.
uyuyorum karanlığı
görünmeyene
baka baka.
ne yaparsın karanlığınla
karşı karşıya
yapayalnız?
bana geri ver
gözlerinde biteni
geri ver.
sisin dağılması çok uzun sürer
vakit gelmedi daha.
ben söylerim geleceği
geçmişi ben söylerim.
tanıyoruz birbirimizi
suskun birlikte yürüyoruz.
yüzünü gördüğümden beri
gözlerinin içine girmeyi çabalıyorum.
aranarak bulamadım karanlıkta
elinin işaret ettiği yönü...
sınırlar silindiğinden beri
giden de bir, gelen de bir.
devamını gör...
tırnak kırılması
bu akşam başıma geldi. sağ elimin orta parmağının tırnağı çok derinden kırıldı.
diğer tırnaklarım daha uzun haliyle, ellerimin tüm güzelliği bir anda kayboldu resmen.
biotin alın a dostlar. tırnaklarınız kırılmasın.
diğer tırnaklarım daha uzun haliyle, ellerimin tüm güzelliği bir anda kayboldu resmen.
biotin alın a dostlar. tırnaklarınız kırılmasın.
devamını gör...
kanatlı hayvan yetiştiriciliği
kış geldi yine köy yumurtası eksiği var.
bir ara bizim orda yüzlerce tavuk çiftliği vardı şimdi yok.
bence horoz eti işine girmek lazım. horoz etinin reklamı çok yapılıyor.
bir ara bizim orda yüzlerce tavuk çiftliği vardı şimdi yok.
bence horoz eti işine girmek lazım. horoz etinin reklamı çok yapılıyor.
devamını gör...
sözlüğün en ama en güzel kadını
okan divasını söylüyor, ope'yi. diva da kütür kütürdü maşallah kardeşimiz, eed.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının başarıları
#4098129 işte aradığım kankam !
devamını gör...
karanlıkta koşanlar
ne izlerdik ya. bazen korkunç geliyordu. sonunda katil ortaya çıktı. katili tahmin ediyorduk.
çok iyi diziydi.
çok iyi diziydi.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının başarıları
yaş, cinsiyet, meslek ve sosyal statü fark etmeksizin herkesin ahlakını bozabiliyorum.
devamını gör...
kavanozdaki adam
senaryosu mesut uçakan tarafından yazılan ve aynı isim tarafından yönetilen türk dizisi olup 1987/ 1988 yılları arasında yayınlandığı bilgisi verilmiş iken başrolde yer alan isimler ise ahmet mekin, nevra serezli, metin serezli, sevda ferdağ, efgan efekan, selma tarcan, nil ünal ve efe durak olarak bilinmektedir.

dizimiz dram türünde yer alıyor olsa da kısmen bilimkurgu türüne selam çaktığı da görülmektedir.
dizimizin şu soru etrafında şekillendiği söylenebilir, bizi biz yapan nedir, beden mi, ruh mu, anılar mı, zihin mi, karakterimiz aslında ruhumuz mudur, bir insanı seni artık tanımıyor olsa da yine de sevebilir misin?
ünlü yazar semih şerifoğlu genç oğlunu trajik bir şekilde kaybeder, oğlunu kaybettikten sonra ölüm kavramına yoğunlaşır ve artık eskisi kadar mutlu olmadığı görülmektedir, aradan bir süre geçtikten sonra ünlü yazarın beyninde tümör olduğu fark edilir ve tek çare ise dizide metin serezli'nin bastırarak söylediği gibi "beyinnnn nakli"dir.
yazar semih şerifoğlu beyin nakli olmak istemez, şiddetle karşı çıkar, ailesi ise onu sonsuza dek yitirmektense onun başka biri olmasına bile râzı olmaktan başka çare içerisinde değildir.
beyin cerrahı kenan aksal ise daha önce hiç denenmemiş olan beyin naklini gerçekleştirmek ister, hastasını düşünüyor olsa da asıl nedeninin kendi çıkarları ve menfaati olduğu üzerine tartışılabilir, kendini kanıtlamak, büyük bir başarıya imza atmak, kibir gibi nedenler olduğu söylenebilir.
semih şerifoğlu beyin naklinden sonra adeta bambaşka biri olacaktır, heykeltıraş karısı inci'nin artık haz etmediği biri haline gelecektir, beyni nakledilen köylü bir gencin ruhuna kısmen büründüğü görülecektir, önceki hayatında sigara içmez iken beyin nakli olduktan sonra sigara tiryakisi olmak, şiddete meyyal biri haline gelmek, kabalaşmak, onun beyin nakli olduktan sonra değişen bazı tavırları arasında yer alır iken ruhu ise aynı kalabilecek midir?
anıları silinmiş bir insan hayata ne kadar tutunabilir?
dizimiz salt bu konu etrafında dönmez, yazarın aile hayatı, beyin cerrahı kenan aksalı'nın ailesindeki durumlar, aldatılması ve karısının yaşadığı trajediler, yazar semih şerifoğlu'nun kızının hikâyesi, karısı inci'nin değişen duyguları, diziyi harmanlayan diğer unsurlardandı benim için.
dizi hakkında kişisel fikirlerime geçmem gerekirse;
konusu ilgi çekici olmakla birlikte, içerisinde olağanüstü oyuncular yer alıyor olsa da, izlerken fazla duygulanmadığım bir dizi oldu, belki de, bir insanın anlarını yitirmesinin soğukluğunu başka bir biçimde yansıttığı içindir.
son sahnede belki biraz duyulandım,
bir insanın kendisinden geriye hiçbir şey kalmadığını hissettiğini gördüğüm için olabilir.
hepsi o kadar.
bir insanı o kişi yapan şeyin tam olarak ne olduğu sorusu üzerine inşa edilmiş, izlenesi ve güzel bir diziydi her hâlükârda benim için.
anıların senden uzaklaşırsa
nasıl yaşarsın?

dizimiz dram türünde yer alıyor olsa da kısmen bilimkurgu türüne selam çaktığı da görülmektedir.
dizimizin şu soru etrafında şekillendiği söylenebilir, bizi biz yapan nedir, beden mi, ruh mu, anılar mı, zihin mi, karakterimiz aslında ruhumuz mudur, bir insanı seni artık tanımıyor olsa da yine de sevebilir misin?
ünlü yazar semih şerifoğlu genç oğlunu trajik bir şekilde kaybeder, oğlunu kaybettikten sonra ölüm kavramına yoğunlaşır ve artık eskisi kadar mutlu olmadığı görülmektedir, aradan bir süre geçtikten sonra ünlü yazarın beyninde tümör olduğu fark edilir ve tek çare ise dizide metin serezli'nin bastırarak söylediği gibi "beyinnnn nakli"dir.
yazar semih şerifoğlu beyin nakli olmak istemez, şiddetle karşı çıkar, ailesi ise onu sonsuza dek yitirmektense onun başka biri olmasına bile râzı olmaktan başka çare içerisinde değildir.
beyin cerrahı kenan aksal ise daha önce hiç denenmemiş olan beyin naklini gerçekleştirmek ister, hastasını düşünüyor olsa da asıl nedeninin kendi çıkarları ve menfaati olduğu üzerine tartışılabilir, kendini kanıtlamak, büyük bir başarıya imza atmak, kibir gibi nedenler olduğu söylenebilir.
semih şerifoğlu beyin naklinden sonra adeta bambaşka biri olacaktır, heykeltıraş karısı inci'nin artık haz etmediği biri haline gelecektir, beyni nakledilen köylü bir gencin ruhuna kısmen büründüğü görülecektir, önceki hayatında sigara içmez iken beyin nakli olduktan sonra sigara tiryakisi olmak, şiddete meyyal biri haline gelmek, kabalaşmak, onun beyin nakli olduktan sonra değişen bazı tavırları arasında yer alır iken ruhu ise aynı kalabilecek midir?
anıları silinmiş bir insan hayata ne kadar tutunabilir?
dizimiz salt bu konu etrafında dönmez, yazarın aile hayatı, beyin cerrahı kenan aksalı'nın ailesindeki durumlar, aldatılması ve karısının yaşadığı trajediler, yazar semih şerifoğlu'nun kızının hikâyesi, karısı inci'nin değişen duyguları, diziyi harmanlayan diğer unsurlardandı benim için.
dizi hakkında kişisel fikirlerime geçmem gerekirse;
konusu ilgi çekici olmakla birlikte, içerisinde olağanüstü oyuncular yer alıyor olsa da, izlerken fazla duygulanmadığım bir dizi oldu, belki de, bir insanın anlarını yitirmesinin soğukluğunu başka bir biçimde yansıttığı içindir.
son sahnede belki biraz duyulandım,
bir insanın kendisinden geriye hiçbir şey kalmadığını hissettiğini gördüğüm için olabilir.
hepsi o kadar.
bir insanı o kişi yapan şeyin tam olarak ne olduğu sorusu üzerine inşa edilmiş, izlenesi ve güzel bir diziydi her hâlükârda benim için.
anıların senden uzaklaşırsa
nasıl yaşarsın?
devamını gör...
forgotten
izlenir mi evet. güzel mi idare eder.
sonu hiç olmamış.
film aslında abisinin sol yerine sağ ayağının mıydı teklemesi ile başlıyor.
sonu hiç olmamış.
film aslında abisinin sol yerine sağ ayağının mıydı teklemesi ile başlıyor.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının başarıları
akıl hastanesine düşmemeyi veya katil olmamayı başardım...*
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının başarıları
(bkz: bugün de ölmedim anne)
devamını gör...
