zaman tüneli
kırgınlık
abla ne içtin sen yine ya.
devamını gör...
kırgınlık
hep sanatcı tayfasında gozlemliyorum goz onunde oldukları ve naif ruhları oldugu icin boyle acıklamalar:
-insanlar beni cok kırdı. inzivada kopegimle yasıyorum.
arkadaslar sizi cok cok iyi anlıyorum. insanlar hoyrat. insanlar cıkarcı. insanlar guvenilmez.
bumdan 15-20 sene evvel ben de aynı moddaydım.
size bir bakıma daha üst levelden, gelecekten yazıyorum:
-insanlardan bi şeyler beklemeyi bırakın. o zaman bir kırgınlıgınız kalmayacak kimseye.
hadi asma yüzünü.
kötü kötü de bakma.
ha soyle, gulumse biraz;)
-insanlar beni cok kırdı. inzivada kopegimle yasıyorum.
arkadaslar sizi cok cok iyi anlıyorum. insanlar hoyrat. insanlar cıkarcı. insanlar guvenilmez.
bumdan 15-20 sene evvel ben de aynı moddaydım.
size bir bakıma daha üst levelden, gelecekten yazıyorum:
-insanlardan bi şeyler beklemeyi bırakın. o zaman bir kırgınlıgınız kalmayacak kimseye.
hadi asma yüzünü.
kötü kötü de bakma.
ha soyle, gulumse biraz;)
devamını gör...
sadece rimel sürmek
sade guzellik.
devamını gör...
battaniyeye bürünüp televizyon ışığında oturmak
bence ülkece hepimizin ihtiyacı olan durum bu. bazen diyorum ki şöyle inanılmaz bir doğa olayı olsa ( mesela aşırı karın yağması buna örnek olabilir. şöyle yerde 7-8cm bir birikinti oluşsa ), hepimiz zorunluluktan 1-2 hafta evde kalsak ve dinlensek... inanın o battaniyenin altından zaruri ihtiyaçlarım olmadığı sürece kalkmam.
o kadar fazla çalışıyoruz ki... herkesin tek ihtiyacı uyumak, pervasızca dinlenmek. bu yüzden de garip garip hayallere sahip oluyorsun. mesela aşırı kar yağsa da, kar tatili verilse gibi...
o kadar ironik ki.. sadece ciddi bir kriz anında çalışmayı bırakabiliyoruz ( o bile göreceli ama en azından normal rutinimize göre daha çekilir bir hal alıyor).
bize battaniye , sahlep ve uyku şart.
o kadar fazla çalışıyoruz ki... herkesin tek ihtiyacı uyumak, pervasızca dinlenmek. bu yüzden de garip garip hayallere sahip oluyorsun. mesela aşırı kar yağsa da, kar tatili verilse gibi...
o kadar ironik ki.. sadece ciddi bir kriz anında çalışmayı bırakabiliyoruz ( o bile göreceli ama en azından normal rutinimize göre daha çekilir bir hal alıyor).
bize battaniye , sahlep ve uyku şart.
devamını gör...
evrene olumlu mesaj yollamak
buna inanmıyorum. "zihnini kontrol et, ona istediğin her şeyi yaptırabilirsin" savsatası ciddi bir ticari gelir kapısı açtı. bir anda kişisel gelişimciler, ruhani koçlar, yaşam koçları ve benzer terimleri sahiplenerek insanlara hayatlarını değiştirebilecek bilgiler verdiğini iddia eden insanlar türedi.
her parmaklarına otantik yüzün takan, saçlarını garip renklere boyayan ve biraz da bohem giyinen kişi "ruhani olarak aydınlanmış insan" profili çiziyor. müthiş bir algı operasyonu var.
bir kere evren nedir?
tanrı'nın kendisini "evren" kelimesini kullanarak kozmik bir yapıya dönüştüren ve yaratıcı ile kul ilişkisini garip bir talep- onay sistemine kanalize eden " algı çarpıtması " var. temelinde insana dilediği her şeyin olabileceği öğretiliyor. yani bir nevi insana
tanrı'ya istediği her şeyi yaptırabileceğine dair bir küstahlık ve öz cesaret yüklüyorlar.
dilediğin her şey nasıl "koşulsuz- istisnasız" gerçek olabilir?
buna karşı verilen anti tez şu "istediğin şeyin gerçek olduğunu hayal etmen ve gerçekleşmiş gibi yaşaman yeterli."
yapılan manipülasyonun, insanları çektikleri yönün farkında mısınız?
neye dayanarak? diye soruyorum ben. tanrı'nın iradesini ve gücünü nasıl dışlayabilirsiniz? bu insana tanrıcılık oynatmak değil de nedir? dümdüz şirk.
insanın emarla görüntülenen 2 loblu bir beyni var. bu organa bu kadar büyük anlamlar yükleyerek, insanları manipüle etmek büyük zeka işi. ben şaşırıp kalıyorum. ortalıkta "evren iptal" , "evrene mesaj yolluyorum" gibi cümlelerle gezen insanlar var. çoğu okumuş, entelektüel kesimden geliyor hesapta. en çok onların farkındalığının yüksek olması gerekirken, en hızlı onlar kandırılıyor.
evren yok arkadaşlar.
allah/ tanrı var.
istediğiniz her şey ( siz istiyorsunuz diye) gerçekleşmez. dua edersiniz, tanrı uygun bulursa verir. hiçbir kulun yaratma yetkisi yoktur. yaratılan, yaratıcı olamaz.
bu saçma fikirleri pompalayan insanlardan/ eğitimlerden/ sosyal gruplar ve örgütlerden uzak durun. bunlara para- mal- mülk yedirmeyin.
her parmaklarına otantik yüzün takan, saçlarını garip renklere boyayan ve biraz da bohem giyinen kişi "ruhani olarak aydınlanmış insan" profili çiziyor. müthiş bir algı operasyonu var.
bir kere evren nedir?
tanrı'nın kendisini "evren" kelimesini kullanarak kozmik bir yapıya dönüştüren ve yaratıcı ile kul ilişkisini garip bir talep- onay sistemine kanalize eden " algı çarpıtması " var. temelinde insana dilediği her şeyin olabileceği öğretiliyor. yani bir nevi insana
tanrı'ya istediği her şeyi yaptırabileceğine dair bir küstahlık ve öz cesaret yüklüyorlar.
dilediğin her şey nasıl "koşulsuz- istisnasız" gerçek olabilir?
buna karşı verilen anti tez şu "istediğin şeyin gerçek olduğunu hayal etmen ve gerçekleşmiş gibi yaşaman yeterli."
yapılan manipülasyonun, insanları çektikleri yönün farkında mısınız?
neye dayanarak? diye soruyorum ben. tanrı'nın iradesini ve gücünü nasıl dışlayabilirsiniz? bu insana tanrıcılık oynatmak değil de nedir? dümdüz şirk.
insanın emarla görüntülenen 2 loblu bir beyni var. bu organa bu kadar büyük anlamlar yükleyerek, insanları manipüle etmek büyük zeka işi. ben şaşırıp kalıyorum. ortalıkta "evren iptal" , "evrene mesaj yolluyorum" gibi cümlelerle gezen insanlar var. çoğu okumuş, entelektüel kesimden geliyor hesapta. en çok onların farkındalığının yüksek olması gerekirken, en hızlı onlar kandırılıyor.
evren yok arkadaşlar.
allah/ tanrı var.
istediğiniz her şey ( siz istiyorsunuz diye) gerçekleşmez. dua edersiniz, tanrı uygun bulursa verir. hiçbir kulun yaratma yetkisi yoktur. yaratılan, yaratıcı olamaz.
bu saçma fikirleri pompalayan insanlardan/ eğitimlerden/ sosyal gruplar ve örgütlerden uzak durun. bunlara para- mal- mülk yedirmeyin.
devamını gör...
4 kasım 2026 fenerbahçe liverpool maçı
fenerbahçe'nin zaferiyle sonuçlanmış maçtır. liverpool'u yenmek herkesin harcı değildir. dünyanın kondisyonu sağlam olan takımlarından biriyle oynamalarına rağmen, 3-2 maçı almışlardır. nedense tüm maç boyunca her oyuncumuz inanılmaz atak durumdaydı. bizim takımın kalecisi tam bir avcı. tüm gücüyle kaleyi korudu.
bu maçı milli bir temsiliyet olarak görüyorum. takımın ne olduğu önemli değil, fenerbahçe, uluslararası düzeyde, türkiye adına temsiliyet sağlayan bir takım konumundaydı. maçı saygı çerçevesinde bitirdik. maçın olaysız, saygısızlık doğmadan bitmesi de misafirperverliğimiz konusunda bize + puan kazandırdı. tertemiz bir galibiyetti. spor müsabakalarında saygıyı ve seviyeyi korumanın önemini bir kez daha görmüş olduk. günün sonunda maç esnasında ya da bitiminde çıkan kaosu değil, başarının kendisini konuşuyoruz.
bu maçı milli bir temsiliyet olarak görüyorum. takımın ne olduğu önemli değil, fenerbahçe, uluslararası düzeyde, türkiye adına temsiliyet sağlayan bir takım konumundaydı. maçı saygı çerçevesinde bitirdik. maçın olaysız, saygısızlık doğmadan bitmesi de misafirperverliğimiz konusunda bize + puan kazandırdı. tertemiz bir galibiyetti. spor müsabakalarında saygıyı ve seviyeyi korumanın önemini bir kez daha görmüş olduk. günün sonunda maç esnasında ya da bitiminde çıkan kaosu değil, başarının kendisini konuşuyoruz.
devamını gör...
peygamber ahlakına sahip sporcu
(bkz: ronaldinho)
devamını gör...
arabada saxo
bir abimiz vardı
telefonda samsung
futbolda gs
arabada saxo derdi
tüm tercihler yanlış abinin. citroen saxo gitmez ki yürümez yağ yakar.
telefonda samsung
futbolda gs
arabada saxo derdi
tüm tercihler yanlış abinin. citroen saxo gitmez ki yürümez yağ yakar.
devamını gör...
liverpool fc
istanbul'a ayak bastığı anda misafirliğe gittiği evde tuvaleti tıkamış kişi çaresizliğine bürünen takım. herifler bu şehirde 9 maça çıkmış, hatta şampiyonlar ligi kupası kazanmış ama tek bir galibiyeti yok. kazandığı kupayı penaltılarda aldı. türk takımlarınla oynadığı hiçbir maçı kazanamadı. kasımpaşa ile oynasalar paşa da yağlar bunlara.
city ile şampiyonluk yarışına tutuştukları 3-4 sene iyilerdi. sonra dijk yaşlandı, salah ayrıldı falan derken klopp da gidince bittiler. sonradan alınanlar beklentileri karşılamadı. bence manchester united gibi bir döneme girecekler. mevcut kadrodaki oyuncuların güncel değeri klasik ingiliz şişirmesi. ben oyuncuların o kadar da iyi olduklarını düşünmüyorum. kimse wirtz'e, isak'a 150 milyon eurolar vermez.
city ile şampiyonluk yarışına tutuştukları 3-4 sene iyilerdi. sonra dijk yaşlandı, salah ayrıldı falan derken klopp da gidince bittiler. sonradan alınanlar beklentileri karşılamadı. bence manchester united gibi bir döneme girecekler. mevcut kadrodaki oyuncuların güncel değeri klasik ingiliz şişirmesi. ben oyuncuların o kadar da iyi olduklarını düşünmüyorum. kimse wirtz'e, isak'a 150 milyon eurolar vermez.
devamını gör...
peygamber ahlakına sahip sporcu
heung min son. rakibi sinirlenip yakasına yapışsa bile gülüyordu adam. çok mütevazı görünüyordu. tottenham dönemi için söylüyorum şuan nerede bilmiyorum.
kante zaten yazılmış. henüz yolun çok başında ilerde değişir mi bilemem ama bizim rus bebe batrakov'da da öyle bir imaj var. umarım bozulmaz.
kante zaten yazılmış. henüz yolun çok başında ilerde değişir mi bilemem ama bizim rus bebe batrakov'da da öyle bir imaj var. umarım bozulmaz.
devamını gör...
4 kasım 2026 lens como maçı
tasos douvikasın hat trick yaptığı maç. como'nun attğı 9 gol 7 ayrı futbolcudan geldi.
douvikas 7, 32, 57
nico paz 40
l. da cunha 47
marc kempf 53
m. liberali 62
m. baturina 69
m. papaccioli 90+2
douvikas 7, 32, 57
nico paz 40
l. da cunha 47
marc kempf 53
m. liberali 62
m. baturina 69
m. papaccioli 90+2
devamını gör...
4 kasım 2026 fenerbahçe liverpool maçı
fener verdiği mücadelenin sonucunu aldı. çoğu kişi fark yemesini bekliyordu. futbol gurmeleri bilir ki fark beklenen maçta olmaz, ummadığın maçta olur.
bence şans fenerden yanaydı. ilk gol firikikte bir kontrpiye. ikinci golü savunma kendi kalesine çevirdi zaten. tuhaf olan üçüncü golde üç stoperin zıplamayı bile denememesi. 3 kişinin arasındaki vedat çıkıp vurdu.
ben fark beklemiyordum. fener yense de yenilse de şaşırmazdım ama fark yese şaşırırdım. kimse hiç maç da izlemiyor özet de galiba. insan en azından maç sonuçlarına bakar da öyle fark bekler. liverpool son maçında şut bile atamadı demiştim. keza ondan bir önceki maçı olan kupa maçında da tek golü penaltıdan attı. öyle matah bir top oynamıyorlar. bu sezon fark sadece barça ve psg'den beklenir. hadi bir de her dönemin disiplinli takımı münih'i ekleyelim. gerisi biraz sürpriz olur.
yine kante'yi beğendim. ara ara anlık kopmalar yaşasa da bence takımı o ayakta tuttu. grenwood da bugün istekliydi. onlar uyusa takım ayak uydururdu. takımı ateşleyip ittiler.
bence şans fenerden yanaydı. ilk gol firikikte bir kontrpiye. ikinci golü savunma kendi kalesine çevirdi zaten. tuhaf olan üçüncü golde üç stoperin zıplamayı bile denememesi. 3 kişinin arasındaki vedat çıkıp vurdu.
ben fark beklemiyordum. fener yense de yenilse de şaşırmazdım ama fark yese şaşırırdım. kimse hiç maç da izlemiyor özet de galiba. insan en azından maç sonuçlarına bakar da öyle fark bekler. liverpool son maçında şut bile atamadı demiştim. keza ondan bir önceki maçı olan kupa maçında da tek golü penaltıdan attı. öyle matah bir top oynamıyorlar. bu sezon fark sadece barça ve psg'den beklenir. hadi bir de her dönemin disiplinli takımı münih'i ekleyelim. gerisi biraz sürpriz olur.
yine kante'yi beğendim. ara ara anlık kopmalar yaşasa da bence takımı o ayakta tuttu. grenwood da bugün istekliydi. onlar uyusa takım ayak uydururdu. takımı ateşleyip ittiler.
devamını gör...
4 kasım 2026 lens como maçı
2026-27 sezonu şampiyonlar ligi 4. hafta maçı.
son yarım saate deplasman takımı 7-0 önde girerken, 8-0 travması olan beşiktaşlılar acaba dedi. ev sahibi gol atıp durumu 7-1 yaptı, como 2 gol daha bulup maçı 9-1 kazandı.
beşiktaş'ın rekoru kırılamadı ama 8 fark ile real madrid - malmö maçından sonra bir ortak daha çıktı. dün 17 dkda 4-0 bulan psg umutlandırmıştı olmadı, bugün de bu maç. iki gündür kıyısından dönülüyor.
como şampiyonlar ligi'nde deplasmanda 9 gol atan ilk takım, bir şampiyonlar ligi maçında 9 gol atan 2. takım oldu. merak edenler için ilki bayern münih 9 - dinamo zagreb 2
son yarım saate deplasman takımı 7-0 önde girerken, 8-0 travması olan beşiktaşlılar acaba dedi. ev sahibi gol atıp durumu 7-1 yaptı, como 2 gol daha bulup maçı 9-1 kazandı.
beşiktaş'ın rekoru kırılamadı ama 8 fark ile real madrid - malmö maçından sonra bir ortak daha çıktı. dün 17 dkda 4-0 bulan psg umutlandırmıştı olmadı, bugün de bu maç. iki gündür kıyısından dönülüyor.
como şampiyonlar ligi'nde deplasmanda 9 gol atan ilk takım, bir şampiyonlar ligi maçında 9 gol atan 2. takım oldu. merak edenler için ilki bayern münih 9 - dinamo zagreb 2
devamını gör...
verdiği ilanda fiyat belirtmeyen satıcı
fiyat bilgisi dmden verilmiştir. *
devamını gör...
the elephant man
david lynch tarafından yönetilen 1980 yapımlı film iken senaryosu ise david lynch, christopher de vore ve eric bergren tarafından yazılmıştır.

başrolde anthony hopkins ve john hurt rol alır iken kadronun devamında ise, anne bancroft, freddie jones, john gielgud, wendy hiller gibi oyuncular yer almıştır.
deforme bir yüz ile dünyaya gelen fil adamın mücadelesini oldukça hazin ve sarsıcı bir biçimde karşımıza çıkarıyor film.
david lynch muhtemelen bizi ağlatmayı amaçlamış olmalı, insanın şekilci olmaktan vazgeçemeyen gaddar ve acımasız yanını kendine özgü bir hikâye ile aktarıyor bize, dış görünüşün her şey olma ihtimâli ile bizi baş başa bırakıyor, fil adam olarak dünyaya gelen john merrick ile yapıyor bunu.
bir fil ordusunu görmemiz ile film başlıyor,
hamile bir kadının fil tarafından tepelendiğini, darp edildiğini anlamamız ile film devam ediyor, o bebek daha sonra dünyaya file benzer yanları ile dünyaya gelebilir, bir fil gibidir zihni belki, hiçbir acıyı unutamaz.
bir cerrah olan frederick treves bir gün sirk gibi bir yerdedir, orada tutulan ve para karşılığı insanlara maskara edilen fil adamla daha sonra tanışacaktır.
bay bytes himâyesindeki 21 yaşında olan john merrick diğer adıyla ise fil adam, doktor treves tarafından patolojik olarak keşfedilmiştir, doktorun onu gördüğünde gözünden bir damla yaş da akmıştır.
fil adam tıp dünyasında da eşi benzeri görülmedik bir vakâ olacaktır, cerrah treves tarafından londra hastanesi'ne götürülür ve oradaki tıp cemiyetine tanıtılır, fil adam toplumun gözünde bir insan değil, bir "şey"dir, "ucube"dir, yüreği yok sanılır, zihinsel engelli olduğu düşünülür, ama öyle değildir...
john merrick hastane yönetimi tarafından başta sevilmez, iyileşmesi olanaksız olduğu için yapılacak bir şey de yoktur.
onu ancak içinde kötülük olmadığına emin oldukları zaman seveceklerdir...
fil adamın hastane sürecinde yaşadıkları, diğer insanlar tarafından ona yaşatılanlar, bitmeyen türlü gaddarlıklar, insanların ona karşı bakış açılarının değişimi ile film devam eder.
fil adam'ın uğradığı zorbalıklar bir ateş topu gibi insanın içini yaksa da, başlayan dostlukları ile yüzümüz gülüyor biraz.
ve ölmeyi göze alarak hayatta bir kez olsun kendi dileğinin peşinden gitmesi ile filmimizin sonlarına doğru yaklaşırız.
şimdi ise filmle ilgili kişisel fikirlerime geçiyorum.
bu filmi temmuz ayında ilk kez izlememin ardından ikinci kez seyredişim oldu, hissettirdikleri hâlâ aynı...
herkesten farklı olanın bitmeyen yalnızlığını, değersiz hissettirilişini, insan yerine bile konmayışını, fiziksel durumuna rağmen vâr olma mücadelesini oldukça etkileyici bir hikâye ile bize ulaştırıyor yönetmen.
fil adam, doktorun evine misafir olarak gittiğinde doktorun çocukları ondan korkmasın diye evden gönderilmek zorunda kalınmış, arkadaşlarına gitmişler, bu detay bile oldukça sarsıcıydı.
fil adamın kendisini görmemesi için onun odasına ayna bile koymuyorlar, farklı olanın kendisiyle yüzleşip yaşayacağı olası bir çıldırmanın ve geçireceği şokun önüne geçebilmek için, ona aynayı gaddar olan kişiler zorla tutuyor.
anthony hopkins ve john hurt olağanüstü bir oyunculuk sergileyerek insanı inanılmaz etkiliyor.
dış görünüş her şey midir, yoksa aslında hiçbir şey mi, cevabı ise o insanın yüreğini gördüğün zaman anlıyorsun...

başrolde anthony hopkins ve john hurt rol alır iken kadronun devamında ise, anne bancroft, freddie jones, john gielgud, wendy hiller gibi oyuncular yer almıştır.
deforme bir yüz ile dünyaya gelen fil adamın mücadelesini oldukça hazin ve sarsıcı bir biçimde karşımıza çıkarıyor film.
david lynch muhtemelen bizi ağlatmayı amaçlamış olmalı, insanın şekilci olmaktan vazgeçemeyen gaddar ve acımasız yanını kendine özgü bir hikâye ile aktarıyor bize, dış görünüşün her şey olma ihtimâli ile bizi baş başa bırakıyor, fil adam olarak dünyaya gelen john merrick ile yapıyor bunu.
bir fil ordusunu görmemiz ile film başlıyor,
hamile bir kadının fil tarafından tepelendiğini, darp edildiğini anlamamız ile film devam ediyor, o bebek daha sonra dünyaya file benzer yanları ile dünyaya gelebilir, bir fil gibidir zihni belki, hiçbir acıyı unutamaz.
bir cerrah olan frederick treves bir gün sirk gibi bir yerdedir, orada tutulan ve para karşılığı insanlara maskara edilen fil adamla daha sonra tanışacaktır.
bay bytes himâyesindeki 21 yaşında olan john merrick diğer adıyla ise fil adam, doktor treves tarafından patolojik olarak keşfedilmiştir, doktorun onu gördüğünde gözünden bir damla yaş da akmıştır.
fil adam tıp dünyasında da eşi benzeri görülmedik bir vakâ olacaktır, cerrah treves tarafından londra hastanesi'ne götürülür ve oradaki tıp cemiyetine tanıtılır, fil adam toplumun gözünde bir insan değil, bir "şey"dir, "ucube"dir, yüreği yok sanılır, zihinsel engelli olduğu düşünülür, ama öyle değildir...
john merrick hastane yönetimi tarafından başta sevilmez, iyileşmesi olanaksız olduğu için yapılacak bir şey de yoktur.
onu ancak içinde kötülük olmadığına emin oldukları zaman seveceklerdir...
fil adamın hastane sürecinde yaşadıkları, diğer insanlar tarafından ona yaşatılanlar, bitmeyen türlü gaddarlıklar, insanların ona karşı bakış açılarının değişimi ile film devam eder.
fil adam'ın uğradığı zorbalıklar bir ateş topu gibi insanın içini yaksa da, başlayan dostlukları ile yüzümüz gülüyor biraz.
ve ölmeyi göze alarak hayatta bir kez olsun kendi dileğinin peşinden gitmesi ile filmimizin sonlarına doğru yaklaşırız.
şimdi ise filmle ilgili kişisel fikirlerime geçiyorum.
bu filmi temmuz ayında ilk kez izlememin ardından ikinci kez seyredişim oldu, hissettirdikleri hâlâ aynı...
herkesten farklı olanın bitmeyen yalnızlığını, değersiz hissettirilişini, insan yerine bile konmayışını, fiziksel durumuna rağmen vâr olma mücadelesini oldukça etkileyici bir hikâye ile bize ulaştırıyor yönetmen.
fil adam, doktorun evine misafir olarak gittiğinde doktorun çocukları ondan korkmasın diye evden gönderilmek zorunda kalınmış, arkadaşlarına gitmişler, bu detay bile oldukça sarsıcıydı.
fil adamın kendisini görmemesi için onun odasına ayna bile koymuyorlar, farklı olanın kendisiyle yüzleşip yaşayacağı olası bir çıldırmanın ve geçireceği şokun önüne geçebilmek için, ona aynayı gaddar olan kişiler zorla tutuyor.
anthony hopkins ve john hurt olağanüstü bir oyunculuk sergileyerek insanı inanılmaz etkiliyor.
dış görünüş her şey midir, yoksa aslında hiçbir şey mi, cevabı ise o insanın yüreğini gördüğün zaman anlıyorsun...
devamını gör...
masterchef
acaba şadi ayşeye ne dedi ettiği
küfürleri merak ediyorum aile evlilik hakkında etmiş
küfürleri merak ediyorum aile evlilik hakkında etmiş
devamını gör...
kuru fasulye
sadece haşlama halinde sabah kahvaltısında yenilebilen hede. yumurta ile uyumu fena değildir.
devamını gör...
eski reklamlar
perili cem yılmazlı türk telekom reklamı
devamını gör...

