bal porsuğu - en beğenilen tanımları (1. sayfa)
1.
normal sözlük’te tanımlarını sevdiğiniz yazarlar
28 şubat itibariyle sözlükte 2.486 aktif yazar ve 4.501 çaylak gözüküyor. ileriki günlerde bu çaylakların bir kısmı da yazar olacak.
aramıza yeni katılacak birçok kişi bu başlığa bakabilir. 192 yazar bu başlığa tanımlarını sevdikleri yazarları yazıp yeni gelenleri bilgilendirmişler.
yazarların tanımlarını çeşitli nedenlerden dolayı severiz.
kimi yazar bilgi dolu tanımlar verirken kimisi ise ruhumuza dokunarak mutluluk, huzur, neşe, sevgi verir bizlere.
kendilerini örnek aldığım birçok usta yazar var sözlükte.
boş tanımlar girmeyip, sözlüğe katkı sağlayan yazarların tanımlarına sempati duyarım.
kafa izninde veya kalbimizde olan bazı unutulmayan yazarlar da vardır.
sözlüğe üye olduğum aralık ayından beri dikkatimi çeken yazarları bir listeye eklemiştim.
bilgi olsun, anket olsun, forum olsun bir şekilde sözlüğün gelişmesini sağladı bu yazarlar.
bazı yoldaşları sehven ekleyememiş olabilirim.
tanımlarını sevdiğim yazarlar
yoldaş benjamin franklin
iko
helios
haklıyım ama mutlu değilim
hazall
hi my i run
karambol
pavlov'un göbeği
patagonyalı
uykusuzkahve
una nocte
uzat sarı saçlarını rapunzel
zümrüd-ü anka
zülal_kalender1
zugra
turab
tutankamonun laneti
twilight sparkle
tentürdiyot
ucemak
spirito libero
sofmusic
son feci mars
simurg
sillage
sirma
robnaja
robins
relax
psy active
petrificus totalus
pisipisi
ölmedim ama hafif sürünüyorum
örnek vatandaş
oglalalakota
ne zaman kactı tren
neden ünlü olduğu bilinmeyen ünlü
modernist primat
mırmırsu
meja
mahlassızım
lodos86
larktwain_123_
la luna
küçük bir zebellah
kuzguncuktaki vişne
köylü yazardan ironiler
kimsesizlerinkimiraikkonen
kızıl nelson
kaynamış sütün üzerindeki ince kaymak tabakası
japon 35
işimbu
ıvanmılınskı
ice
hialiens
herseyeaydım
hadibakalım
güneş
gulliver
gorgeous
gandalfgillerden
feylesof
freud purosu
evernevergreen
esketit
eraa
daddy
dahavakitvar
çalıkuşu ayrı yazılır
blackeyes
bal yerine reçel yapan arı
ateist kaplumbağa
armysuzy
aristokrates
01 var dahası yok
10pele
agzindakikanisilipistesimdikizandovuscu
aproudslytherin
akira
aklımın derinlikleri
anders lie
aurora
arolium
awkwardpuppet
bagermam
barışçububuğutüttürenmasumkunduz
bearwithtear
belki üstümüzden bir tır geçer
bençalıkuşu
birseyyah
calcifer
celebrant
celâli
clara
coalcarbon
coldboy
corsairsgold
cosmicblood
crimson
cözülemeyen sudoku
damnant quod non intelligunt
dance w ur ghost
darkwingsoul
demitpatris
derin
devrin
docta ignorantia
dostoyevskininsuçune
dubaracı
dunyalikisi
düşünüyorum öyleyse yokum
earl
eğri oturup doğru yazan
elbarto
eniyisipencere
eyisa
federal x
feridun abi
fleurette
galapagoslu iguana
gençsosyolog
gezegen insanı
ghostery
green
gustav klimt
gülcee
gülferiz
hatay president
hayret perdesi
hialiens
horse trainer
hypatia
ilkokuldamasaaltındaunutulanresimcantasi
impossible
isaac asimov
is düşüm
ismet
istenmeyen evlat
je-
kadıköy beyfendisi
kafamolmuşmaşukiye
kafa sözlük diye bir yer varmış üye olucam lan
kalender
koltuk sevdalisi
komiser eda
kürk paltolu piedra
kuzey yemin ederim bilmiyordum
ladybird
larktwain_123_
levha
lol
makinist
mam bager
may we meet again
mellisho
merdumkaptan
merdümgirizbirdeli
mike
miss book
muallimbeyefendi
nevermind
neria
nickimicalmislar
nimipu
nokta
nurezgi
nyctophilia_07
nymphe
onistanbul
ozgur
öğrenmeye hevesli genç
papercut
poli
pluviophile
prusyadaki kral
revolutionary girl utena
raton de biblioteca
romada roman okuyan roman
sanagulbahcesivadetmedim
sanatolye
schrödingerin kedisi
sevgiparçacığı
shira
simgeselx
sirius
sir came a lot
spontane
son samuray
strawberry margarita
stuff
süngerbob çorabı giyen yiğit
şizofren
spontane
supportgirl
taediumvitae
tanzimatgibi
tartarus
thedansözkiller
the matrix isn't real
trevor philips
turuncu karga
turuncu büyüteç
türkleşmiş sovyet kizi
umut_yazar
urlalı
uykusuzakademisyen
villa rabidus
violet
venus
xay
warrior90
whisper
yaprak sarma fan kılap
yedinci dem
yıldızanason
yitzhar
yolu yarılayan adam
zippodan çıkan çınn sesi.
“bir de sevginin kutsal bir anlamı vardır ve kişi karşısındakini niye sevdiği konusunda niyetinin saflığını keşfetmek zorundadır.
sana istediklerini verdiği için mi seviyorsun? isteklerin değişecektir.
peki iyi bir yoldaş olduğu için mi seviyorsun? işte bu devam edecektir” - doğan cüceloğlu.
aramıza yeni katılacak birçok kişi bu başlığa bakabilir. 192 yazar bu başlığa tanımlarını sevdikleri yazarları yazıp yeni gelenleri bilgilendirmişler.
yazarların tanımlarını çeşitli nedenlerden dolayı severiz.
kimi yazar bilgi dolu tanımlar verirken kimisi ise ruhumuza dokunarak mutluluk, huzur, neşe, sevgi verir bizlere.
kendilerini örnek aldığım birçok usta yazar var sözlükte.
boş tanımlar girmeyip, sözlüğe katkı sağlayan yazarların tanımlarına sempati duyarım.
kafa izninde veya kalbimizde olan bazı unutulmayan yazarlar da vardır.
sözlüğe üye olduğum aralık ayından beri dikkatimi çeken yazarları bir listeye eklemiştim.
bilgi olsun, anket olsun, forum olsun bir şekilde sözlüğün gelişmesini sağladı bu yazarlar.
bazı yoldaşları sehven ekleyememiş olabilirim.
tanımlarını sevdiğim yazarlar
yoldaş benjamin franklin
iko
helios
haklıyım ama mutlu değilim
hazall
hi my i run
karambol
pavlov'un göbeği
patagonyalı
uykusuzkahve
una nocte
uzat sarı saçlarını rapunzel
zümrüd-ü anka
zülal_kalender1
zugra
turab
tutankamonun laneti
twilight sparkle
tentürdiyot
ucemak
spirito libero
sofmusic
son feci mars
simurg
sillage
sirma
robnaja
robins
relax
psy active
petrificus totalus
pisipisi
ölmedim ama hafif sürünüyorum
örnek vatandaş
oglalalakota
ne zaman kactı tren
neden ünlü olduğu bilinmeyen ünlü
modernist primat
mırmırsu
meja
mahlassızım
lodos86
larktwain_123_
la luna
küçük bir zebellah
kuzguncuktaki vişne
köylü yazardan ironiler
kimsesizlerinkimiraikkonen
kızıl nelson
kaynamış sütün üzerindeki ince kaymak tabakası
japon 35
işimbu
ıvanmılınskı
ice
hialiens
herseyeaydım
hadibakalım
güneş
gulliver
gorgeous
gandalfgillerden
feylesof
freud purosu
evernevergreen
esketit
eraa
daddy
dahavakitvar
çalıkuşu ayrı yazılır
blackeyes
bal yerine reçel yapan arı
ateist kaplumbağa
armysuzy
aristokrates
01 var dahası yok
10pele
agzindakikanisilipistesimdikizandovuscu
aproudslytherin
akira
aklımın derinlikleri
anders lie
aurora
arolium
awkwardpuppet
bagermam
barışçububuğutüttürenmasumkunduz
bearwithtear
belki üstümüzden bir tır geçer
bençalıkuşu
birseyyah
calcifer
celebrant
celâli
clara
coalcarbon
coldboy
corsairsgold
cosmicblood
crimson
cözülemeyen sudoku
damnant quod non intelligunt
dance w ur ghost
darkwingsoul
demitpatris
derin
devrin
docta ignorantia
dostoyevskininsuçune
dubaracı
dunyalikisi
düşünüyorum öyleyse yokum
earl
eğri oturup doğru yazan
elbarto
eniyisipencere
eyisa
federal x
feridun abi
fleurette
galapagoslu iguana
gençsosyolog
gezegen insanı
ghostery
green
gustav klimt
gülcee
gülferiz
hatay president
hayret perdesi
hialiens
horse trainer
hypatia
ilkokuldamasaaltındaunutulanresimcantasi
impossible
isaac asimov
is düşüm
ismet
istenmeyen evlat
je-
kadıköy beyfendisi
kafamolmuşmaşukiye
kafa sözlük diye bir yer varmış üye olucam lan
kalender
koltuk sevdalisi
komiser eda
kürk paltolu piedra
kuzey yemin ederim bilmiyordum
ladybird
larktwain_123_
levha
lol
makinist
mam bager
may we meet again
mellisho
merdumkaptan
merdümgirizbirdeli
mike
miss book
muallimbeyefendi
nevermind
neria
nickimicalmislar
nimipu
nokta
nurezgi
nyctophilia_07
nymphe
onistanbul
ozgur
öğrenmeye hevesli genç
papercut
poli
pluviophile
prusyadaki kral
revolutionary girl utena
raton de biblioteca
romada roman okuyan roman
sanagulbahcesivadetmedim
sanatolye
schrödingerin kedisi
sevgiparçacığı
shira
simgeselx
sirius
sir came a lot
spontane
son samuray
strawberry margarita
stuff
süngerbob çorabı giyen yiğit
şizofren
spontane
supportgirl
taediumvitae
tanzimatgibi
tartarus
thedansözkiller
the matrix isn't real
trevor philips
turuncu karga
turuncu büyüteç
türkleşmiş sovyet kizi
umut_yazar
urlalı
uykusuzakademisyen
villa rabidus
violet
venus
xay
warrior90
whisper
yaprak sarma fan kılap
yedinci dem
yıldızanason
yitzhar
yolu yarılayan adam
zippodan çıkan çınn sesi.
“bir de sevginin kutsal bir anlamı vardır ve kişi karşısındakini niye sevdiği konusunda niyetinin saflığını keşfetmek zorundadır.
sana istediklerini verdiği için mi seviyorsun? isteklerin değişecektir.
peki iyi bir yoldaş olduğu için mi seviyorsun? işte bu devam edecektir” - doğan cüceloğlu.
devamını gör...
2.
sevgilinin avuç içini öpmek
bazen hatırlanır...
çekip giden sevgilinin avuç içinin kokusu
elinin kuytusunda hissedilen o duygu
”avuç içini öptüğüm tek insan sensin” sözüyle bastıran o tutku.
sevdiceğinin avuç içini öperken öyle derin hisler duyarsın ki..
ruhuna dokunursun, kalbine girersin bir can yoldaşı gibi
nefes nefese kalırsın çölde vaha arar gibi.
erkek öper koklar, tekrar öper, kadının avuç içini kalbinin üstüne koyar.
kadın öper yanağına dayar, erkeğin avuç içi aşağıya inerken gözlerini kapar.
ve bir gün ayrılık olunca gözlerden yaşlar akar.
can yücel de bu anlamlı şiiri yazar.
kaderimizin avuç içinde yazdığı söylenir.
avuç içini öpmek hayat arkadaşın olmak istiyorum anlamına da gelir.
fatih erkoç avuç içlerini öpen sevgililere seslenir.
ahmet telli ise "yine de kalmış olabilir;
küçücük bir mavilik gökyüzünde,
bir sevda kırıntısı,
avuç içi kadar bir umut ..." diyerek geleceğe umutlu bakmamızı ister.
...ve bazen hatırlanır yine de kalan avuç içimizdeki o masum ve samimi öpücük.
pandemi döneminde dikkatli olmakta fayda var tabi ki *.
çekip giden sevgilinin avuç içinin kokusu
elinin kuytusunda hissedilen o duygu
”avuç içini öptüğüm tek insan sensin” sözüyle bastıran o tutku.
sevdiceğinin avuç içini öperken öyle derin hisler duyarsın ki..
ruhuna dokunursun, kalbine girersin bir can yoldaşı gibi
nefes nefese kalırsın çölde vaha arar gibi.
erkek öper koklar, tekrar öper, kadının avuç içini kalbinin üstüne koyar.
kadın öper yanağına dayar, erkeğin avuç içi aşağıya inerken gözlerini kapar.
ve bir gün ayrılık olunca gözlerden yaşlar akar.
can yücel de bu anlamlı şiiri yazar.
kaderimizin avuç içinde yazdığı söylenir.
avuç içini öpmek hayat arkadaşın olmak istiyorum anlamına da gelir.
fatih erkoç avuç içlerini öpen sevgililere seslenir.
ahmet telli ise "yine de kalmış olabilir;
küçücük bir mavilik gökyüzünde,
bir sevda kırıntısı,
avuç içi kadar bir umut ..." diyerek geleceğe umutlu bakmamızı ister.
...ve bazen hatırlanır yine de kalan avuç içimizdeki o masum ve samimi öpücük.
pandemi döneminde dikkatli olmakta fayda var tabi ki *.
devamını gör...
3.
parlak taşın hikayesi
seneler önce köylünün biri tarlasını sürerken parlak bir taş bulup eşeğinin boynuna takar. eve dönünce eşi taşı beğenir ve “bu taş evimizde dursun, gelen komşular çatlasın” der.
muhtar ve karısı köylünün evine misafirliğe gelince muhtarın karısı parlak taşı görür. çok beğenip “bu taş köyümüzün simgesi olsun, muhtarlıkta dursun” deyip bir koyun karşılığında taşı alır.
köylü sevinir. “bir taş karşılığında bir koyun aldım”.
parlak taş bir müddet muhtarlıkta durur. ilçe esnafından biri muhtarlığa gelince “bu taş başkente yakışır, al sana 10.000 tl, köyünün ihtiyaçlarını karşıla” der.
muhtar kıs kıs güler “bir koyuna almıştım, iyi okuttum taşı”.
kendini uyanık sanan esnaf, partisinin ilçe teşkilatından birisine gösterir taşı. “hem kaçak inşaatıma ses çıkarmazlar, hem de bizim oğlanı işe alırlar, hem de üste para verirler” der içinden.
parti üyesi 15.000 tl’ye alır o parlak taşı. bakanın birine hediye edip göze girmek ister.
ne var ki bakan istifa eder. keyif çayının yanında çokomel olmayınca partide dengeler değişir.
parti üyesi gider bir kuyumcuya. kuyumcu çırağı bakar parlak taşa. 20.000 tl’ye anlaşırlar.
yarım saat sonra genç bir kadın ile yaşlı bir amca gelir kuyumcuya.
”aşkitom çok beğendim bu taşı, iyi parlıyor, ne acaba, alsana deyince” yaşlı adam alır taşı 40.000 tl’ye.
kuyumcu çırağı memnun, “ustam olsa gurur duyardı benimle” diye sevinir.
yaşlı amca 80 yaşında olduğu için mavi haplar alır, haliyle kalp krizinden vefat eder.
genç kadın da ünlü bir kuyumcuya gidip taşı satıp, 60.000 tl’yi cebe indirir.
“bana aptal sarışın dediler. gerçi saçlarım sarı boya ama 40.000 tl’ye alıp 60.000 tl’ye sattım. bir de hem güzel hem akıllı olunmaz derlerdi” diye güler.
parlak taş olan 145,44 karatlık elmas el değiştirmeye devam eder ve en son 1.000.000 dolara bir prenses tarafından satın alınır.
köylü, muhtar, esnaf, kuyumcu çırağı, genç kadın, yaşlı adam sarraf olmadıkları için o parlak taşın gerçek değerinden haberleri yoktur. o vakitler internet de yoktur.*
"bir şeyin kıymetini ancak onun değerini bilen anlar ve onun değeri bilenin yanında o şey kıymetlidir.”
susuzluk çeken ülkelerdeki insanlar bir damla suyun kıymetini bilir.
ramazan’da iftar sofrasında bir zeytin bile o kadar kıymetlidir ki.
senin ırkın, dinin, milliyetin, cinsiyetin, maddi durumun kimine göre çok şey fark eder, kimine göre ise hiçbir şey.
hayatın çevrendeki insanlara göre değer kazanır hikayedeki parlak taş gibi.
çevrendeki insanları akıllıca seçersen o insanların seni paha biçilmez göreceğine emin olursun.
“insan, en çok vakit geçirdiği 5 kişinin ortalamasıdır” der jim rohn.
benzer hedeflerin olduğu kişilerle bir aradaysan, başarın da katlanır.
kimi ay’a gideceğiz diye sevinir. kimi de ay’a bu uzay bütçesi ile nasıl gideceğiz diye düşünür.
bbc’nin haberine göre türkiye uzay ajansı'na ayrılan bütçe 38 milyon tl.
rusya, soyuz roketleriyle bir astronotu uluslararası uzay istasyonu'na göndermek için 80 milyon doların üzerinde ücret talep ediyor. kaynak
haberi okuduktan sonra konfüçyüs’e kulak vermek gerekir. “bildiğini bilenin arkasından gidiniz, bildiğini bilmeyeni uyarınız, bilmediğini bilene öğretiniz, bilmediğini bilmeyenden kaçınınız”.
aşkı bilenler ve ona değer verenler ile aşk güzeldir.
muhtar ve karısı köylünün evine misafirliğe gelince muhtarın karısı parlak taşı görür. çok beğenip “bu taş köyümüzün simgesi olsun, muhtarlıkta dursun” deyip bir koyun karşılığında taşı alır.
köylü sevinir. “bir taş karşılığında bir koyun aldım”.
parlak taş bir müddet muhtarlıkta durur. ilçe esnafından biri muhtarlığa gelince “bu taş başkente yakışır, al sana 10.000 tl, köyünün ihtiyaçlarını karşıla” der.
muhtar kıs kıs güler “bir koyuna almıştım, iyi okuttum taşı”.
kendini uyanık sanan esnaf, partisinin ilçe teşkilatından birisine gösterir taşı. “hem kaçak inşaatıma ses çıkarmazlar, hem de bizim oğlanı işe alırlar, hem de üste para verirler” der içinden.
parti üyesi 15.000 tl’ye alır o parlak taşı. bakanın birine hediye edip göze girmek ister.
ne var ki bakan istifa eder. keyif çayının yanında çokomel olmayınca partide dengeler değişir.
parti üyesi gider bir kuyumcuya. kuyumcu çırağı bakar parlak taşa. 20.000 tl’ye anlaşırlar.
yarım saat sonra genç bir kadın ile yaşlı bir amca gelir kuyumcuya.
”aşkitom çok beğendim bu taşı, iyi parlıyor, ne acaba, alsana deyince” yaşlı adam alır taşı 40.000 tl’ye.
kuyumcu çırağı memnun, “ustam olsa gurur duyardı benimle” diye sevinir.
yaşlı amca 80 yaşında olduğu için mavi haplar alır, haliyle kalp krizinden vefat eder.
genç kadın da ünlü bir kuyumcuya gidip taşı satıp, 60.000 tl’yi cebe indirir.
“bana aptal sarışın dediler. gerçi saçlarım sarı boya ama 40.000 tl’ye alıp 60.000 tl’ye sattım. bir de hem güzel hem akıllı olunmaz derlerdi” diye güler.
parlak taş olan 145,44 karatlık elmas el değiştirmeye devam eder ve en son 1.000.000 dolara bir prenses tarafından satın alınır.
köylü, muhtar, esnaf, kuyumcu çırağı, genç kadın, yaşlı adam sarraf olmadıkları için o parlak taşın gerçek değerinden haberleri yoktur. o vakitler internet de yoktur.*
"bir şeyin kıymetini ancak onun değerini bilen anlar ve onun değeri bilenin yanında o şey kıymetlidir.”
susuzluk çeken ülkelerdeki insanlar bir damla suyun kıymetini bilir.
ramazan’da iftar sofrasında bir zeytin bile o kadar kıymetlidir ki.
senin ırkın, dinin, milliyetin, cinsiyetin, maddi durumun kimine göre çok şey fark eder, kimine göre ise hiçbir şey.
hayatın çevrendeki insanlara göre değer kazanır hikayedeki parlak taş gibi.
çevrendeki insanları akıllıca seçersen o insanların seni paha biçilmez göreceğine emin olursun.
“insan, en çok vakit geçirdiği 5 kişinin ortalamasıdır” der jim rohn.
benzer hedeflerin olduğu kişilerle bir aradaysan, başarın da katlanır.
kimi ay’a gideceğiz diye sevinir. kimi de ay’a bu uzay bütçesi ile nasıl gideceğiz diye düşünür.
bbc’nin haberine göre türkiye uzay ajansı'na ayrılan bütçe 38 milyon tl.
rusya, soyuz roketleriyle bir astronotu uluslararası uzay istasyonu'na göndermek için 80 milyon doların üzerinde ücret talep ediyor. kaynak
haberi okuduktan sonra konfüçyüs’e kulak vermek gerekir. “bildiğini bilenin arkasından gidiniz, bildiğini bilmeyeni uyarınız, bilmediğini bilene öğretiniz, bilmediğini bilmeyenden kaçınınız”.
aşkı bilenler ve ona değer verenler ile aşk güzeldir.
devamını gör...
4.
chrysalism
fırtınalı ve yağmurlu bir havada güvenli bir mekanda olmanın verdiği huzurdur chrysalism.
hele gök delinmiş, yağmur sağanak halinde yağarsa…o şiddetli yağmurun sesi, görüntüsü ve kokusu huzur verir ruhumuza masalımsı bir şatoda.
”ya dışarıda olsaydık, şükür ki kapalı yerdeyiz” deriz yedinci dem’in getirdiği demli çaydan içerken ve onun #426878 güzel şiirini dinlerken.
uzat sarı saçlarını rapunzel iyilik perisi gibi şatodan ipek saçlarını uzatıp yardımcı olur fırtınada kalan temiz kalpli canlılara.
kuzguncuktaki vişne ise enfes vişneli pastasını getirir neşeli şarkılarıyla.
biz una nocte, evernevergreen, 01 var dahası yok, robnaja ve blackeyes’in enfes portakallı tanımlarını okurken;
şair küçük bir zebellah şiir yazarken;
sergisinin açılışını yapar ressam la luna.
kafa sözlük radyosunda
chrysalism’in forget me şarkısı çalarken ork, uruk-hai, troller fırtınadan korkup sığınmak isterler şatoya.
bir anda ışıklar gider.
ölmedim ama hafif sürünüyorum "bu minik şişenin içinde, earendil'in yıldızının ışığı zapt edilip benim çeşmemin sularına sindirilmiştir. karanlık yerlerde, diğer bütün ışıklar söndüğünde ışık olur bu” diyerek kristal bir şişeyi havaya kaldırır, ışıklar gelir…
ork, uruk-hai, troller ağlayarak kaçar gider.
psy active “sinik shelob’a bakın, ıs ıs ıs” diye zırlıyor” diye seslenir.
elf okları kendisine doğrultulunca shelob topuklamak ister.
arkasına yediği oklarla rahvan gidişi ile bizleri ilk defa güldürür.
o esnada uzak bir diyarda ateist kaplumbağa büyük bir habercilik başarısına imza atmak üzeredir.
yoldaş benjamin franklin’in profil resmindeki baltanın baltacı mehmed paşa’nın baltası olduğu söylentileri üzerine moskova’ya gitmiştir.
1710 yılında erzağı ve cephanesi tükenmiş bitik rus ordusuna karşı son darbe indirilecek iken çariçe katerina ile çadırda baş başa bir görüşme yapıp, rusları yok olmaktan kurtaran mehmet paşa’nın o meşhur baltası.
putin’in bu balta karşılığında yoldaşa büyük paralar teklif ettiğini öğrendiğimizde "yazar maaşlarına zam yapılacağı düşüncesiyle" yürüyen şatomuzdaki chrysalism daha da artar.
hele gök delinmiş, yağmur sağanak halinde yağarsa…o şiddetli yağmurun sesi, görüntüsü ve kokusu huzur verir ruhumuza masalımsı bir şatoda.
”ya dışarıda olsaydık, şükür ki kapalı yerdeyiz” deriz yedinci dem’in getirdiği demli çaydan içerken ve onun #426878 güzel şiirini dinlerken.
uzat sarı saçlarını rapunzel iyilik perisi gibi şatodan ipek saçlarını uzatıp yardımcı olur fırtınada kalan temiz kalpli canlılara.
kuzguncuktaki vişne ise enfes vişneli pastasını getirir neşeli şarkılarıyla.
biz una nocte, evernevergreen, 01 var dahası yok, robnaja ve blackeyes’in enfes portakallı tanımlarını okurken;
şair küçük bir zebellah şiir yazarken;
sergisinin açılışını yapar ressam la luna.
kafa sözlük radyosunda
chrysalism’in forget me şarkısı çalarken ork, uruk-hai, troller fırtınadan korkup sığınmak isterler şatoya.
bir anda ışıklar gider.
ölmedim ama hafif sürünüyorum "bu minik şişenin içinde, earendil'in yıldızının ışığı zapt edilip benim çeşmemin sularına sindirilmiştir. karanlık yerlerde, diğer bütün ışıklar söndüğünde ışık olur bu” diyerek kristal bir şişeyi havaya kaldırır, ışıklar gelir…
ork, uruk-hai, troller ağlayarak kaçar gider.
psy active “sinik shelob’a bakın, ıs ıs ıs” diye zırlıyor” diye seslenir.
elf okları kendisine doğrultulunca shelob topuklamak ister.
arkasına yediği oklarla rahvan gidişi ile bizleri ilk defa güldürür.
o esnada uzak bir diyarda ateist kaplumbağa büyük bir habercilik başarısına imza atmak üzeredir.
yoldaş benjamin franklin’in profil resmindeki baltanın baltacı mehmed paşa’nın baltası olduğu söylentileri üzerine moskova’ya gitmiştir.
1710 yılında erzağı ve cephanesi tükenmiş bitik rus ordusuna karşı son darbe indirilecek iken çariçe katerina ile çadırda baş başa bir görüşme yapıp, rusları yok olmaktan kurtaran mehmet paşa’nın o meşhur baltası.
putin’in bu balta karşılığında yoldaşa büyük paralar teklif ettiğini öğrendiğimizde "yazar maaşlarına zam yapılacağı düşüncesiyle" yürüyen şatomuzdaki chrysalism daha da artar.
devamını gör...
5.
ball piramidi
561 metrelik ball piramidi - ball's pyramid avustralya'da lord howe adası'nın yakınında bulunan dünyanın en yüksek sivri kayalığıdır.
1788 yılında ingiliz denizci henry lidgbird ball tarafından keşfedilmiş ve "ball'un piramidi" anlamına gelen ball's pyramid adını almıştır.
7 milyon yıldan daha kısa süre önce patlayan bir kalkan volkanın bir kısmı erozyonla çökmüş olan bacasıdır.
şiddetli dalgalara maruz kalan ball piramidi’nin aşınma sonucu zamanla tamamen yok olması beklenmektedir. kaynak
bu ıssız kayalıkta hiçbir canlı izinin bulunmadığı düşünülüyordu.
ancak 2001 yılında kayalıkta keşif yapan bilim insanları soyu tükendiği zannedilen ağaç istakozu olarak bilinen bir böcek türünün kayalık üzerinde yaşadığını ortaya çıkardı.
ağaç istakozları dünyanın en ağır böcekleri. buraya nasıl geldikleri ise halen gizemini koruyor.
bir kuş ile taşınmış desek; kuş böceği yemek yerine niye taşısın ki?
belki de deniz kızları getirmiştir. *
“yağmur yağmadığı için toprak buluttan vazgeçebilir mi? ona gülümsemiyor diye anne yavrusundan vazgeçer mi? tarla tohumdan, başak güneşten, böcek çiçekten vazgeçer mi? benim senden vazgeçeceğimi nasıl düşünürsün?” - ahmet ümit.
1788 yılında ingiliz denizci henry lidgbird ball tarafından keşfedilmiş ve "ball'un piramidi" anlamına gelen ball's pyramid adını almıştır.
7 milyon yıldan daha kısa süre önce patlayan bir kalkan volkanın bir kısmı erozyonla çökmüş olan bacasıdır.
şiddetli dalgalara maruz kalan ball piramidi’nin aşınma sonucu zamanla tamamen yok olması beklenmektedir. kaynak
bu ıssız kayalıkta hiçbir canlı izinin bulunmadığı düşünülüyordu.
ancak 2001 yılında kayalıkta keşif yapan bilim insanları soyu tükendiği zannedilen ağaç istakozu olarak bilinen bir böcek türünün kayalık üzerinde yaşadığını ortaya çıkardı.
ağaç istakozları dünyanın en ağır böcekleri. buraya nasıl geldikleri ise halen gizemini koruyor.
bir kuş ile taşınmış desek; kuş böceği yemek yerine niye taşısın ki?
belki de deniz kızları getirmiştir. *
“yağmur yağmadığı için toprak buluttan vazgeçebilir mi? ona gülümsemiyor diye anne yavrusundan vazgeçer mi? tarla tohumdan, başak güneşten, böcek çiçekten vazgeçer mi? benim senden vazgeçeceğimi nasıl düşünürsün?” - ahmet ümit.
devamını gör...
6.
dünyanın ilk aşk şiiri
dünyanın ilk aşk şiirinin yazıldığı sümerce tablet istanbul arkeoloji müzesi’nde 2461 no ile eski şark eserleri kısmında bulunmaktadır.

rivayete göre sümer devletinde rahibe kadınların -sümer kralı dışında- bir başka erkekten çocuk sahibi olması yasakmış. bu yasağa rağmen, bir rahibe aşık olduğu erkekten hamile kalıp bir kız bebek dünyaya getirmiş.
bebeği öldürmesinler diye bir kayıkla nehre bırakmış. bebek, kralın sarayında çalışan bir aile tarafından bulunmuş ve büyütülmüş. dünya güzeli bir genç kız olunca kral ona aşık olmuş ve evlenmişler.
milattan önce 2030 yıllarında kral ile evlenen genç kız zifaf gecesinde suşin isimli krala bir aşk şiiri yazmış. bu şiir sonra bir şarkı olmuş.
sümer inancına göre, toprağın bereketli ve verimli olmasını sağlamak amacıyla kralın yılda bir kez bereket, doğurganlık ve aşk tanrıçası ellil'i (inanna) temsil eden bir rahibe ile evlenmesi kutsal bir görevmiş.
rahibenin dölyatağı toprağı temsil eder, kral tohumlarını bırakarak aynı zamanda tanrıça inanna'yı da hamile bırakırmış. tanrıça inanna resminin de bulunduğu kaynak
sümerliler kral ile rahibenin evlendiği ve kutsal evlilik dedikleri törenlerde bir gelenek olarak bu şiiri şarkı olarak söyleyip dans ederlermiş.
tablet ile ilgili detaylı bilgi 107 yaşındaki dünyanın en değerli sümerologların başında gelen. muazzez ilmiye çığ’ın eserlerinde bulunmaktadır.
şiire gelince...
güvey, canımın içi
gönül açar güzelliğin, baldan tatlı
aslan, canımın içi
hoştur güzelliğin, baldan tatlı.
beni esir ettin, titreyerek önünde durayım
güvey yatağına götür beni
beni esir ettin, titreyerek önünde durayım
aslan, yatağına götür beni.
güvey, seni okşamalıyım
sevdalı okşayışların baldan tatlıdır
gönül açan güzelliğinin tadını çıkaralım
aslan, seni okşamalıyım
sevdalı okşayışların baldan daha tatlıdır.
güvey, benden beni aldın
söyle anama, sana tatlılar verecek
babam sana armağanlar verecek
bir ben bilirim ruhunun nerede neşelendiğini.
güvey, şafağa değin uyu evimizde
bilirim yüreğinin nerede sevindiğini
aslan, şafağa değin uyu evimizde.
sen beni sevdiğin için
yalvarırım okşayışlarını ver bana
yüce tanrım, yüce koruyucum
enlil’in yüreğini sevindiren suşin’im,
yalvarırım okşayışlarını ver bana.
senin baldan tatlı yerin *
yalvarırım elini onun * üstüne koy,
elimi gişban giysisi (yerel elbise) gibi onun üstüne koy
elimi gişban derisi giysisi gibi onun üstüne kapa.
1889 yılında bulunan tabletteki şiirde özetle gelin güveye önce aşkını sonra onu ne kadar arzuladığını ve ondan bebek sahibi olma isteğini dile getirmiştir.
dünyada bilinen ilk şair bir kadındır. o kadın ilk şiirini ise aşk için yazmıştır.
“kim aşık olmuşsa, kendisinin eksik parçalarını arıyordur. bu yüzden aşık, maşuğunu düşündükçe acı çeker. bu tıpkı, uzun zamandır görmediğin birinin odasına girdiğinde bulduğun anılar gibidir” - haruki murakami.

rivayete göre sümer devletinde rahibe kadınların -sümer kralı dışında- bir başka erkekten çocuk sahibi olması yasakmış. bu yasağa rağmen, bir rahibe aşık olduğu erkekten hamile kalıp bir kız bebek dünyaya getirmiş.
bebeği öldürmesinler diye bir kayıkla nehre bırakmış. bebek, kralın sarayında çalışan bir aile tarafından bulunmuş ve büyütülmüş. dünya güzeli bir genç kız olunca kral ona aşık olmuş ve evlenmişler.
milattan önce 2030 yıllarında kral ile evlenen genç kız zifaf gecesinde suşin isimli krala bir aşk şiiri yazmış. bu şiir sonra bir şarkı olmuş.
sümer inancına göre, toprağın bereketli ve verimli olmasını sağlamak amacıyla kralın yılda bir kez bereket, doğurganlık ve aşk tanrıçası ellil'i (inanna) temsil eden bir rahibe ile evlenmesi kutsal bir görevmiş.
rahibenin dölyatağı toprağı temsil eder, kral tohumlarını bırakarak aynı zamanda tanrıça inanna'yı da hamile bırakırmış. tanrıça inanna resminin de bulunduğu kaynak
sümerliler kral ile rahibenin evlendiği ve kutsal evlilik dedikleri törenlerde bir gelenek olarak bu şiiri şarkı olarak söyleyip dans ederlermiş.
tablet ile ilgili detaylı bilgi 107 yaşındaki dünyanın en değerli sümerologların başında gelen. muazzez ilmiye çığ’ın eserlerinde bulunmaktadır.
şiire gelince...
güvey, canımın içi
gönül açar güzelliğin, baldan tatlı
aslan, canımın içi
hoştur güzelliğin, baldan tatlı.
beni esir ettin, titreyerek önünde durayım
güvey yatağına götür beni
beni esir ettin, titreyerek önünde durayım
aslan, yatağına götür beni.
güvey, seni okşamalıyım
sevdalı okşayışların baldan tatlıdır
gönül açan güzelliğinin tadını çıkaralım
aslan, seni okşamalıyım
sevdalı okşayışların baldan daha tatlıdır.
güvey, benden beni aldın
söyle anama, sana tatlılar verecek
babam sana armağanlar verecek
bir ben bilirim ruhunun nerede neşelendiğini.
güvey, şafağa değin uyu evimizde
bilirim yüreğinin nerede sevindiğini
aslan, şafağa değin uyu evimizde.
sen beni sevdiğin için
yalvarırım okşayışlarını ver bana
yüce tanrım, yüce koruyucum
enlil’in yüreğini sevindiren suşin’im,
yalvarırım okşayışlarını ver bana.
senin baldan tatlı yerin *
yalvarırım elini onun * üstüne koy,
elimi gişban giysisi (yerel elbise) gibi onun üstüne koy
elimi gişban derisi giysisi gibi onun üstüne kapa.
1889 yılında bulunan tabletteki şiirde özetle gelin güveye önce aşkını sonra onu ne kadar arzuladığını ve ondan bebek sahibi olma isteğini dile getirmiştir.
dünyada bilinen ilk şair bir kadındır. o kadın ilk şiirini ise aşk için yazmıştır.
“kim aşık olmuşsa, kendisinin eksik parçalarını arıyordur. bu yüzden aşık, maşuğunu düşündükçe acı çeker. bu tıpkı, uzun zamandır görmediğin birinin odasına girdiğinde bulduğun anılar gibidir” - haruki murakami.
devamını gör...
7.
eski fotoğraflar
leman sam’ın sevilen bir şarkısıdır.
şarkıyı daha iyi hissetmek için önce eski bir fotoğrafa bakalım…
“avrupa bizim topraklarımızdan çıkan eserleri değerlendirmesini bilmiş, biz bilmiyoruz. bu bir para meselesi değil, bir kafa meselesidir” diyen deneme ve inceleme yazarı, eski yunan ve roma dilleri uzmanı, filolog, arkeolog, çevirmen ve düşünce insanı azra erhat’ın yanında
“huzur bulunan yerde, gurbet hasreti çekilmez” sözüyle bizi düşündüren nurullah ataç.
“unutmayın ki, dünyada en korkunç şey, ümidini kaybetmektir” diyerek bizi ümitli olmaya teşvik eden sabahattin ali’nin yanında “bütün şairler gökyüzüne pencereden bakarlar, halbuki kuş yuvalarının üstü açıktır ve kuşlar şiir yazmazlar” diyerek şiir yazmanın inceliklerini öğreten bedri rahmi eyüboğlu.
“insanı insan yapan duyguların ilkidir aşk. bir kişiyi seven, bütün insanları sever” diyen necati cumalı’nın yanında “yaşamın olmadığı her bir gezegen, başlayacak olan bir hayata işaret edebileceği gibi orada yaşamış canlıların tükettiği, hatta yok ettiği bir aleme dair izler de bırakmış olabilir bize” diyerek doğayı korumanın önemini anlatan orhan veli kanık'ın eserleri akla gelir... leman sam’ın eski fotoğraflar şarkısını dinlerken.
“bir fincan kahvenin kırk yıl hatırı
elbet vardır demiş büyükler
sulanmış akşamüstü bahçelerinde
dostluk kokan kahveler içmişler
arıyorum nerde o bahçeler
dostluk dumanıyla tütsülü geceler
kaybetmeyin bu fotoğrafları
kaybolan dünümün son yadigarları
yok artık her gün son seferde geçerken
tüm yalıları selamlayan kaptan
ya da ince bir tebessümle balıkçıdan
küçücük paketini alan madam
ah çok mu zor karşıki komşuya
serin sabahlarda bir günaydın demek
ah çok mu zor eve dönüşlerde
yoldan geçenlere iyi akşamlar demek
karanlıkta kaybolmuşsa eğer zaman
yoksa aşk için konuşmaya bir an
utanırsam bir gün eğer ağlamaktan
düş olup akarım camlardan.”
“kayıp fotoğraflar bulunur ansızın, hayatın ve yılların gizli deliklerinde” -didem mamak.
şarkıyı daha iyi hissetmek için önce eski bir fotoğrafa bakalım…
“avrupa bizim topraklarımızdan çıkan eserleri değerlendirmesini bilmiş, biz bilmiyoruz. bu bir para meselesi değil, bir kafa meselesidir” diyen deneme ve inceleme yazarı, eski yunan ve roma dilleri uzmanı, filolog, arkeolog, çevirmen ve düşünce insanı azra erhat’ın yanında
“huzur bulunan yerde, gurbet hasreti çekilmez” sözüyle bizi düşündüren nurullah ataç.
“unutmayın ki, dünyada en korkunç şey, ümidini kaybetmektir” diyerek bizi ümitli olmaya teşvik eden sabahattin ali’nin yanında “bütün şairler gökyüzüne pencereden bakarlar, halbuki kuş yuvalarının üstü açıktır ve kuşlar şiir yazmazlar” diyerek şiir yazmanın inceliklerini öğreten bedri rahmi eyüboğlu.
“insanı insan yapan duyguların ilkidir aşk. bir kişiyi seven, bütün insanları sever” diyen necati cumalı’nın yanında “yaşamın olmadığı her bir gezegen, başlayacak olan bir hayata işaret edebileceği gibi orada yaşamış canlıların tükettiği, hatta yok ettiği bir aleme dair izler de bırakmış olabilir bize” diyerek doğayı korumanın önemini anlatan orhan veli kanık'ın eserleri akla gelir... leman sam’ın eski fotoğraflar şarkısını dinlerken.
“bir fincan kahvenin kırk yıl hatırı
elbet vardır demiş büyükler
sulanmış akşamüstü bahçelerinde
dostluk kokan kahveler içmişler
arıyorum nerde o bahçeler
dostluk dumanıyla tütsülü geceler
kaybetmeyin bu fotoğrafları
kaybolan dünümün son yadigarları
yok artık her gün son seferde geçerken
tüm yalıları selamlayan kaptan
ya da ince bir tebessümle balıkçıdan
küçücük paketini alan madam
ah çok mu zor karşıki komşuya
serin sabahlarda bir günaydın demek
ah çok mu zor eve dönüşlerde
yoldan geçenlere iyi akşamlar demek
karanlıkta kaybolmuşsa eğer zaman
yoksa aşk için konuşmaya bir an
utanırsam bir gün eğer ağlamaktan
düş olup akarım camlardan.”
“kayıp fotoğraflar bulunur ansızın, hayatın ve yılların gizli deliklerinde” -didem mamak.
devamını gör...
8.
kitaplarda geçen mükemmel benzetmeler
"pusulanın hep kuzeyi gösteren ibresi gibi, bir erkeğin suçlayan parmağı da daima bir kadını gösterir her zaman. bunu hiç unutma meryem… seninle benim gibi kadınlara hayatta yalnızca bir, tek bir marifet gereklidir, o da zaten okulda öğretilmez. o da tahammül. sabretmek. katlanmak. sahip olduğumuz tek şey bu yeteneğimizdir. bir erkeğin kalbi fesat, habis bir şeydir meryem. bir ananın rahmine hiç benzemez. kanamaz, sana yer açmak için genişlemez…" bin muhteşem güneş - khaled hosseini.
savaşın yıkıntıları arasında kalmış hayatların, yok olan umutların anlatıldığı; sadece kadın olduğu için ne kadar çaresiz olunabileceğini çok akıcı bir dille anlatan kitabı okurken afganistan’da kadınların uymaları gereken kuralları da öğreniyoruz.
...evinizden dışarı çıkmayacaksınız. dışarıya çıkarsanız yanınızda mutlaka bir mahrem erkek akrabanız bulunacak. sokakta tek başına yakalanan kadın dövülecek ve evine gönderilecek.
her ne şart olursa olsun asla yüzünüzü göstermeyecekseniz. burka'yla örtüneceksiniz. aksi halde şiddetle kırbaçlanacaksınız.

erkeklerle göz göze gelmeyeceksiniz. uluorta gülmeyeceksiniz. gülenler kırbaçlanacaktır.
tırnaklarınızı boyamayacaksınız, boyarsanız bir parmağınız kesilecek.
sizinle konuşulmadan konuşmayacaksınız.
şu hadisi bilen erkek sayısı o kadar az ki...
“kadınlara iyi bir şekilde davranın. hanımını döven, allah'a ve resulüne asi olur. kıyamette onun hasmı ben olurum” - hz. muhammed (sav).
savaşın yıkıntıları arasında kalmış hayatların, yok olan umutların anlatıldığı; sadece kadın olduğu için ne kadar çaresiz olunabileceğini çok akıcı bir dille anlatan kitabı okurken afganistan’da kadınların uymaları gereken kuralları da öğreniyoruz.
...evinizden dışarı çıkmayacaksınız. dışarıya çıkarsanız yanınızda mutlaka bir mahrem erkek akrabanız bulunacak. sokakta tek başına yakalanan kadın dövülecek ve evine gönderilecek.
her ne şart olursa olsun asla yüzünüzü göstermeyecekseniz. burka'yla örtüneceksiniz. aksi halde şiddetle kırbaçlanacaksınız.

erkeklerle göz göze gelmeyeceksiniz. uluorta gülmeyeceksiniz. gülenler kırbaçlanacaktır.
tırnaklarınızı boyamayacaksınız, boyarsanız bir parmağınız kesilecek.
sizinle konuşulmadan konuşmayacaksınız.
şu hadisi bilen erkek sayısı o kadar az ki...
“kadınlara iyi bir şekilde davranın. hanımını döven, allah'a ve resulüne asi olur. kıyamette onun hasmı ben olurum” - hz. muhammed (sav).
devamını gör...
9.
harbinger
müjdeci anlamına gelen harbinger, z kuşağı tarafından sevilen bir kelime harbincır olarak sanal dünyada yerini almıştır.
“kuzguncuk şirin yerdir ve gayet nefis yapar gül reçelini pansiyoncu madam” ile nazım hikmet
“vişne bahçeleriyle dolu, neşeli bir şehre benzerdi senin sesin” ile didem madak
“kuzguncuktaki vişne, bak şu dünyanın işine!” ile can yücel harbinger’i daha iyi açıklar müjdeli mısralarında.
tubular bells adlı albümüyle dünya çapında tanınan mike oldfield’in "music of the spheres" albümünün açılış parçası olarak da bilinir harbinger.
superman, batman, wonder woman, green lantern, supergirl, flash, aquaman karakterlerini yaratan dc comics'in harbinger isimli bir kadın kahramanı da vardır.
zaman içinde oyunlarda harbinger bir savaşçı kadın karakter olarak epey tutulmuştur.
trolleri geldiklerine pişman eden, ateş kılıçları ile ünlü hi my i run karakteri de harbinger’i anımsatmaktadır.

amerikalıların yavru kedilerine sıkça verdikleri bir isimdir harbincır…malum mart ayında kedilerimiz gece gündüz çalışıyor, yakında yavruları olur, isim koyarız. *
#519314 ice ve kontes… yanına harbincır kıymetlimis gelebilir belki.
simurg olarak da bilinen zümrüd-ü anka her uçuşa kalktığında, bitkiler tohumlarını döker ve insanların tüm hastalıklarını tedavi eden yeni bitkiler kök salar...bu kuşu mahlas olarak seçen favori yazarlarımıza ne mutlu.
“gel davam ol
gel deva'm ol
bir müjdeci anka gibi
o'na (c.c.) yar ol, bana yaren ol” - beyzade serdengeçti.
çiçekler baharın müjdecisidir, dostlarınız çiçek gibi harbinger olsun.
“kuzguncuk şirin yerdir ve gayet nefis yapar gül reçelini pansiyoncu madam” ile nazım hikmet
“vişne bahçeleriyle dolu, neşeli bir şehre benzerdi senin sesin” ile didem madak
“kuzguncuktaki vişne, bak şu dünyanın işine!” ile can yücel harbinger’i daha iyi açıklar müjdeli mısralarında.
tubular bells adlı albümüyle dünya çapında tanınan mike oldfield’in "music of the spheres" albümünün açılış parçası olarak da bilinir harbinger.
superman, batman, wonder woman, green lantern, supergirl, flash, aquaman karakterlerini yaratan dc comics'in harbinger isimli bir kadın kahramanı da vardır.
zaman içinde oyunlarda harbinger bir savaşçı kadın karakter olarak epey tutulmuştur.
trolleri geldiklerine pişman eden, ateş kılıçları ile ünlü hi my i run karakteri de harbinger’i anımsatmaktadır.

amerikalıların yavru kedilerine sıkça verdikleri bir isimdir harbincır…malum mart ayında kedilerimiz gece gündüz çalışıyor, yakında yavruları olur, isim koyarız. *
#519314 ice ve kontes… yanına harbincır kıymetlimis gelebilir belki.
simurg olarak da bilinen zümrüd-ü anka her uçuşa kalktığında, bitkiler tohumlarını döker ve insanların tüm hastalıklarını tedavi eden yeni bitkiler kök salar...bu kuşu mahlas olarak seçen favori yazarlarımıza ne mutlu.
“gel davam ol
gel deva'm ol
bir müjdeci anka gibi
o'na (c.c.) yar ol, bana yaren ol” - beyzade serdengeçti.
çiçekler baharın müjdecisidir, dostlarınız çiçek gibi harbinger olsun.
devamını gör...
10.
strikhedonia
son zamanlarda sıkça rast geldiğimiz kelimelerden biri olan strikhedonia “boş ver, ne olacaksa olsun, çok da tınn” anlamında kullanılmaktadır. colin mcleod’un bir parçasının da ismi olmuştur.

ingilizce bir kelime olan strike ve yunanca kökenli bir kelime olan hedonia’nın birleşiminden oluşan strikhedonia “bir durum karşısında olacakları göze alıp her şeyi boş vermişliğin keyfidir, umursamazlığın verdiği hazdır."
sizi tehditvari şekilde rahatsız eden hadsizlere karşı "gittir git" demek yerine strikhedonia derseniz karşınızdaki afallar, acaba ne dedi diye uzun uzun düşünür. *
“ölmüş eşek kurttan korkmaz”
“dünyayı sel basar, ördeğin umurunda olmaz”
“acı patlıcanı kırağı çalmaz”
benzeri sözler ile de açıklanabilir strikhedonia.
kıymetli yazarımız the matrix isn't real şu sahneyi daha iyi açıklar. sanal ortamdaki virüs benzeri trolleri "strikhedonia" diyerek umursamamak en iyisidir.
bize yüz vermeyenlere de strikhedonia der, son sözümüzü söyleriz. *
“kişisel bir tavır olarak alma. hayatın sahte olduğunu öğrendikten sonra sadece seni değil kimseyi umursamıyorum. hepsi bu” - gabriel garcia marquez.

ingilizce bir kelime olan strike ve yunanca kökenli bir kelime olan hedonia’nın birleşiminden oluşan strikhedonia “bir durum karşısında olacakları göze alıp her şeyi boş vermişliğin keyfidir, umursamazlığın verdiği hazdır."
sizi tehditvari şekilde rahatsız eden hadsizlere karşı "gittir git" demek yerine strikhedonia derseniz karşınızdaki afallar, acaba ne dedi diye uzun uzun düşünür. *
“ölmüş eşek kurttan korkmaz”
“dünyayı sel basar, ördeğin umurunda olmaz”
“acı patlıcanı kırağı çalmaz”
benzeri sözler ile de açıklanabilir strikhedonia.
kıymetli yazarımız the matrix isn't real şu sahneyi daha iyi açıklar. sanal ortamdaki virüs benzeri trolleri "strikhedonia" diyerek umursamamak en iyisidir.
bize yüz vermeyenlere de strikhedonia der, son sözümüzü söyleriz. *
“kişisel bir tavır olarak alma. hayatın sahte olduğunu öğrendikten sonra sadece seni değil kimseyi umursamıyorum. hepsi bu” - gabriel garcia marquez.
devamını gör...
11.
anormal sözlük haber ajansı
limon locasına yakın kaynaklardan alınan haberlere göre; kafa sözlük’ün usta yazarlarına transfer teklifleri yapılacakmış.
transferin ilk sırasında sözlüğün en sevilen yazarlarından biri olan ateist kaplumbağa yer alıyor.
senelerden beri "radyo açalım" tekliflerine sıcak bakmayan limon locası şimdilerde “neden olmasın, reklam da alıp para kazanırız, yazar maaşları aylardan beri ödenmiyor” diyerek radyo hazırlıklarına başlamış.
limon locasından adının açıklanmasını istemeyen birinden aldığımız bilgilere göre; basın özgürlüğünün sonuna kadar savunucusu olan ateist kamplumbağa’ya yeni kurulacak radyo ve youtube kanalının başına geçmesi için teklif götürülecekmiş.
limon locası, kafa sözlük’te henüz keşfedilmemiş esketit
psy active
sofmusic
spirito libero
japon 35
güneş
lodos86
zümrüd-ü anka
hadibakalım
gorgeous
revolutionary girl utena
ne zaman kactı tren gibi değerli yazarlara gözünü dikmiş.
haber kaynağımıza göre una nocte
01 var dahası yok
robnaja
blackeyes gibi yazarlara transfer ücreti “yoldaş ne veriyorsa 3 katı” denecekmiş.
daddy
kuzguncuktaki vişne
uzat sarı saçlarını rapunzel
tutankamonun laneti’nin hayran sayıları giderek arttığından “bunları alan sözlüğü de alır” denmiş.
limon locasının kafa sözlük’ün usta fotoğrafçılardan mahlassızım #483972,
tenturdiyot #454331,
küçük bir zebellah #486963,
evernevergreen #458603,
köylü yazardan ironiler #479672,
herseyeaydım #393081,
sirma #331446 ile birebir görüşme yapacağı kulislerde konuşulmuş.
ölmedim ama hafif sürünüyorum’a “editörlük değil sana moderatörlük yakışır, öl de ölelim vur de vuralım, trolleri limoncu sözlüğünden atalım” diye gaz verilecekmiş.
la luna ve kimsesizlerinkimiraikkonen gibi ressamların sergi masrafları da karşılanacakmış.
neden ünlü olduğu bilinmeyen ünlü’ye ise “bize gelirsen dünya çapında ünlenirsin” denileceğine dair bazı şifreli mesajlar bulunmuş.
turab'a transfer teklifi yapılırken “sen bizde olsan yüzlerce takipçin olurdu, gel bize, geniş kitlelere sesini duyur, kıymetini biz biliriz” denilecekmiş.
ne zaman kactı tren ile relax da transfer listesinde yer alıyormuş.
trabzonspor fenerbahçe maçı #499940 tanımı ile fenerbahçelilerin dikkatini çeken galapagoslu iguana’nın limoncu sözlüğünde spor muhabirliğine getirilmesi gündemdeymiş.
son günlerde sözlükte göremediğimiz gulliver, twilight sparkle, modernist primat, aristokrates gibi yazarlara ise “bize gelin en az 100 beğeni garanti, bizzat ben favlarım sizi” diyen elçileri de unutmamak lazım.
kafa sözlük’teki son günlerde bazı yazarların ayrılmasının nedeninin ise mart ayında kedilerin dama çıkması yüzünden olduğu anlaşıldı.
kedisever olarak bilinen bu yazarlar kedilerinin peşinden dama çıkınca “aşk tesadüfleri sever” misali hoş tanışmalar olmuş.
haliyle kendileri de damda kalmaya karar vermişler. *
ne diyelim “mart’ta aşk başkadır”.
basın kanunu'nun 12. maddesine göre “süreli yayın sahibi, sorumlu müdür ve eser sahibi, bilgi ve belge dahil her türlü haber kaynaklarını açıklamaya ve bu konuda tanıklık yapmaya zorlanamaz.”
haber kaynaklarımızın gizliliği konusunda aihm büyük dairenin 14.9.2010 tarihli "sanoma-hollanda" kararının da olduğunu vurgularız.
yazarlarımızın kaleminin satılık olmadığına ve transfer tekliflerini ret edeceklerine dair inancımız tam.
“dolduruşa gelmem dolmuşa binmem” diyenler şu şarkıyla limon locasına cevap verecektir.
bu arada yoldaş benjamin franklin’in 8 mart dünya kadınlar günü nedeniyle kafa store’da kadın yazarlara büyük indirimler yapmasına yönelik sözlük içi istekler artmakta.
cinsiyet ayrımcılığı olmaması için bu indirimin tüm yazarları kapsaması da istenmekte.
“bazı ilkeler vardır bunlardan bir tanesi hayat soğansa, portakal kokla ilkesidir”.
flash flash…haberimiz yayına girerken “ben kafa sözlük’ten bir yere gitmem” diyen ateist kaplumbağa’nın 7 siyah transporterdan oluşan limon locasına ait olduğu iddia edilen bir grup tarafından kaçırıldığını öğrenmiş bulunmaktayız.
“özgür basın susturulamaz” diye yazıyordum ki çevremi beyaz toros, siyah tansporter ve swat çakması sırtlan sürüsü sardı. bana biraz müsaade...
transferin ilk sırasında sözlüğün en sevilen yazarlarından biri olan ateist kaplumbağa yer alıyor.
senelerden beri "radyo açalım" tekliflerine sıcak bakmayan limon locası şimdilerde “neden olmasın, reklam da alıp para kazanırız, yazar maaşları aylardan beri ödenmiyor” diyerek radyo hazırlıklarına başlamış.
limon locasından adının açıklanmasını istemeyen birinden aldığımız bilgilere göre; basın özgürlüğünün sonuna kadar savunucusu olan ateist kamplumbağa’ya yeni kurulacak radyo ve youtube kanalının başına geçmesi için teklif götürülecekmiş.
limon locası, kafa sözlük’te henüz keşfedilmemiş esketit
psy active
sofmusic
spirito libero
japon 35
güneş
lodos86
zümrüd-ü anka
hadibakalım
gorgeous
revolutionary girl utena
ne zaman kactı tren gibi değerli yazarlara gözünü dikmiş.
haber kaynağımıza göre una nocte
01 var dahası yok
robnaja
blackeyes gibi yazarlara transfer ücreti “yoldaş ne veriyorsa 3 katı” denecekmiş.
daddy
kuzguncuktaki vişne
uzat sarı saçlarını rapunzel
tutankamonun laneti’nin hayran sayıları giderek arttığından “bunları alan sözlüğü de alır” denmiş.
limon locasının kafa sözlük’ün usta fotoğrafçılardan mahlassızım #483972,
tenturdiyot #454331,
küçük bir zebellah #486963,
evernevergreen #458603,
köylü yazardan ironiler #479672,
herseyeaydım #393081,
sirma #331446 ile birebir görüşme yapacağı kulislerde konuşulmuş.
ölmedim ama hafif sürünüyorum’a “editörlük değil sana moderatörlük yakışır, öl de ölelim vur de vuralım, trolleri limoncu sözlüğünden atalım” diye gaz verilecekmiş.
la luna ve kimsesizlerinkimiraikkonen gibi ressamların sergi masrafları da karşılanacakmış.
neden ünlü olduğu bilinmeyen ünlü’ye ise “bize gelirsen dünya çapında ünlenirsin” denileceğine dair bazı şifreli mesajlar bulunmuş.
turab'a transfer teklifi yapılırken “sen bizde olsan yüzlerce takipçin olurdu, gel bize, geniş kitlelere sesini duyur, kıymetini biz biliriz” denilecekmiş.
ne zaman kactı tren ile relax da transfer listesinde yer alıyormuş.
trabzonspor fenerbahçe maçı #499940 tanımı ile fenerbahçelilerin dikkatini çeken galapagoslu iguana’nın limoncu sözlüğünde spor muhabirliğine getirilmesi gündemdeymiş.
son günlerde sözlükte göremediğimiz gulliver, twilight sparkle, modernist primat, aristokrates gibi yazarlara ise “bize gelin en az 100 beğeni garanti, bizzat ben favlarım sizi” diyen elçileri de unutmamak lazım.
kafa sözlük’teki son günlerde bazı yazarların ayrılmasının nedeninin ise mart ayında kedilerin dama çıkması yüzünden olduğu anlaşıldı.
kedisever olarak bilinen bu yazarlar kedilerinin peşinden dama çıkınca “aşk tesadüfleri sever” misali hoş tanışmalar olmuş.
haliyle kendileri de damda kalmaya karar vermişler. *
ne diyelim “mart’ta aşk başkadır”.
basın kanunu'nun 12. maddesine göre “süreli yayın sahibi, sorumlu müdür ve eser sahibi, bilgi ve belge dahil her türlü haber kaynaklarını açıklamaya ve bu konuda tanıklık yapmaya zorlanamaz.”
haber kaynaklarımızın gizliliği konusunda aihm büyük dairenin 14.9.2010 tarihli "sanoma-hollanda" kararının da olduğunu vurgularız.
yazarlarımızın kaleminin satılık olmadığına ve transfer tekliflerini ret edeceklerine dair inancımız tam.
“dolduruşa gelmem dolmuşa binmem” diyenler şu şarkıyla limon locasına cevap verecektir.
bu arada yoldaş benjamin franklin’in 8 mart dünya kadınlar günü nedeniyle kafa store’da kadın yazarlara büyük indirimler yapmasına yönelik sözlük içi istekler artmakta.
cinsiyet ayrımcılığı olmaması için bu indirimin tüm yazarları kapsaması da istenmekte.
“bazı ilkeler vardır bunlardan bir tanesi hayat soğansa, portakal kokla ilkesidir”.
flash flash…haberimiz yayına girerken “ben kafa sözlük’ten bir yere gitmem” diyen ateist kaplumbağa’nın 7 siyah transporterdan oluşan limon locasına ait olduğu iddia edilen bir grup tarafından kaçırıldığını öğrenmiş bulunmaktayız.
“özgür basın susturulamaz” diye yazıyordum ki çevremi beyaz toros, siyah tansporter ve swat çakması sırtlan sürüsü sardı. bana biraz müsaade...
devamını gör...
12.
termagant
sanal dünyada "inandığı değerler uğruna şiddete başvurmaktan ve kavgadan çekinmeyen atarlı kadınlara" termagant denir.
ejderha dövmeli kız filmindeki lisbeth karakteri termagant için örnek gösterilir.
kendisini taciz eden erkeğe öyle bir şey yapmıştır ki o erkek uzun süre oturamamıştır.
o sahneyi izleyenlerin birçoğu “helal olsun, tacizci erkeklere böyle yapılmalı” demiştir.
kelimenin kökenine bakınca hristiyanlar ortaçağ’da çocuklarına “müslümanlar korkunç, şiddet tutkunu, kurnaz ve zorba uzun cübbeli bir putu tanrı edinmişler ve ona termagant demişler” diye anlatırlarmış.
daha sonra ise şirret, çirkef, kavgacı kadınlara termagant denmiş.
zaman içinde hem erkeklere hem kadınlara hakaret anlamında kullanılmaya başlanmış termagant.
shakespeare eserlerinde bu kelimeyi küfür eden karakterler için kullanmıştır.
“bu, bir azizin bir termagant gibi küfür etmesine neden olur"
thomas shadwell ise “the squire of alsatia” komedi oyununda intikam almak isteyen öfkeli kadın karaktere bayan termagant ismini vermiştir.
sanal dünya termagant kelimesine farklı bir anlam yüklemiştir…şöyle ki;
uzun bir dönem romanlardaki ve filmlerdeki kadın karakterler korunmaya muhtaç, şiddet karşısında susan, ürkek, mağdur olarak gösterilmiştir.
kadın hakları savunucuları ise kadınların bu şekilde tasvir edilmemesi gerektiğini, termagant kadınların da var olduğunu vurgulamıştır zeyna gibi.
termagant kadın sadece erkeklere değil kendisine fiziksel, sözlü, duygusal, psikolojik ve ekonomik şiddet uygulayan kadınlara da haddini bildirir...özellikle işyerlerinde kendisine mobbing uygulayan hemcinslerine karşı.
şiddetin her türlüsüne karşıyız derler… ziya paşa gibi “nush ile uslanmayanın hakkı tekrir, tekrir ile uslanmayanın hakkı kötektir” de derler.
cehaletin kol gezdiği bir ülkede kadınları koruyan kanunlar kabul edilir ama uygulanmaz.
uluslararası sözleşmeler imzalanır ama uygulanmaz.
neden imzalandı neden feshedildi, tatmin edici bir açıklama yapılmaz.
“halk balık hafızalıdır, birkaç gün konuşurlar, sonra unuturlar. kadın cinayetlerini sona erdirecek yeni bir sözleşme yaparız deriz, olur biter” diye düşünürler.
kadın cinayetlerinin nedeninin küflü kafalar olduğunu hüseyin rahmi gürpınar 1939 yılında anlatmıştır.
“bugün bu çeşit cinayetleri işleyenler kendi egoist hayvanlıklarından başka karşısındakilerin tabii haklarına saygı göstermeyi bilmeyen geçmiş yüzyılların küflü kafalarıdır.
bir kadını sevmek o kadın üzerinde bazı hakları olmak için bir sebep sayılıyorsa kadının nefreti de ondan ayrılmak özrünü gerektirecek yasal bir gerekçe sayılmalıdır. hep bu fenalıklar kanun kaçakçılıklarıdır.
hep bu ışığa doğru gidiyoruz. fakat bu olgunluğa varana kadar şehit vereceğimiz kadınların sayıları mezarlıkları dolduracaktır”.
yapılan bilimsel araştırmalara göre sanal ortamlarda kadınları sık sık cinsel obje olarak gösterip, kadınlara tecavüz fantazisi yazan sapıkların potansiyel kadın katili olduğu anlaşılmıştır.
#205337 hibristofili hastası olan kadınlar dışında hiçbir kadın böyle sapıklara ilgi duymaz.
bir adam bir kadını severse ona şiddet uygulamaz, tecavüz etmez.
kadın kendisine yapılan şiddeti asla unutmaz, sineye çeker! zamanı gelince, aynen iade eder sonra da ona termagant derler.
"bir adam bir kadını severse aklını başka bir şeye veremez… dünyasını kadına verir" der michael bolton “when a man loves a woman” adlı şarkısında.
ejderha dövmeli kız filmindeki lisbeth karakteri termagant için örnek gösterilir.
kendisini taciz eden erkeğe öyle bir şey yapmıştır ki o erkek uzun süre oturamamıştır.
o sahneyi izleyenlerin birçoğu “helal olsun, tacizci erkeklere böyle yapılmalı” demiştir.
kelimenin kökenine bakınca hristiyanlar ortaçağ’da çocuklarına “müslümanlar korkunç, şiddet tutkunu, kurnaz ve zorba uzun cübbeli bir putu tanrı edinmişler ve ona termagant demişler” diye anlatırlarmış.
daha sonra ise şirret, çirkef, kavgacı kadınlara termagant denmiş.
zaman içinde hem erkeklere hem kadınlara hakaret anlamında kullanılmaya başlanmış termagant.
shakespeare eserlerinde bu kelimeyi küfür eden karakterler için kullanmıştır.
“bu, bir azizin bir termagant gibi küfür etmesine neden olur"
thomas shadwell ise “the squire of alsatia” komedi oyununda intikam almak isteyen öfkeli kadın karaktere bayan termagant ismini vermiştir.
sanal dünya termagant kelimesine farklı bir anlam yüklemiştir…şöyle ki;
uzun bir dönem romanlardaki ve filmlerdeki kadın karakterler korunmaya muhtaç, şiddet karşısında susan, ürkek, mağdur olarak gösterilmiştir.
kadın hakları savunucuları ise kadınların bu şekilde tasvir edilmemesi gerektiğini, termagant kadınların da var olduğunu vurgulamıştır zeyna gibi.
termagant kadın sadece erkeklere değil kendisine fiziksel, sözlü, duygusal, psikolojik ve ekonomik şiddet uygulayan kadınlara da haddini bildirir...özellikle işyerlerinde kendisine mobbing uygulayan hemcinslerine karşı.
şiddetin her türlüsüne karşıyız derler… ziya paşa gibi “nush ile uslanmayanın hakkı tekrir, tekrir ile uslanmayanın hakkı kötektir” de derler.
cehaletin kol gezdiği bir ülkede kadınları koruyan kanunlar kabul edilir ama uygulanmaz.
uluslararası sözleşmeler imzalanır ama uygulanmaz.
neden imzalandı neden feshedildi, tatmin edici bir açıklama yapılmaz.
“halk balık hafızalıdır, birkaç gün konuşurlar, sonra unuturlar. kadın cinayetlerini sona erdirecek yeni bir sözleşme yaparız deriz, olur biter” diye düşünürler.
kadın cinayetlerinin nedeninin küflü kafalar olduğunu hüseyin rahmi gürpınar 1939 yılında anlatmıştır.
“bugün bu çeşit cinayetleri işleyenler kendi egoist hayvanlıklarından başka karşısındakilerin tabii haklarına saygı göstermeyi bilmeyen geçmiş yüzyılların küflü kafalarıdır.
bir kadını sevmek o kadın üzerinde bazı hakları olmak için bir sebep sayılıyorsa kadının nefreti de ondan ayrılmak özrünü gerektirecek yasal bir gerekçe sayılmalıdır. hep bu fenalıklar kanun kaçakçılıklarıdır.
hep bu ışığa doğru gidiyoruz. fakat bu olgunluğa varana kadar şehit vereceğimiz kadınların sayıları mezarlıkları dolduracaktır”.
yapılan bilimsel araştırmalara göre sanal ortamlarda kadınları sık sık cinsel obje olarak gösterip, kadınlara tecavüz fantazisi yazan sapıkların potansiyel kadın katili olduğu anlaşılmıştır.
#205337 hibristofili hastası olan kadınlar dışında hiçbir kadın böyle sapıklara ilgi duymaz.
bir adam bir kadını severse ona şiddet uygulamaz, tecavüz etmez.
kadın kendisine yapılan şiddeti asla unutmaz, sineye çeker! zamanı gelince, aynen iade eder sonra da ona termagant derler.
"bir adam bir kadını severse aklını başka bir şeye veremez… dünyasını kadına verir" der michael bolton “when a man loves a woman” adlı şarkısında.
devamını gör...
13.
magoa
çok uzun süre üzüldüğümüz şeylerin yüzümüzde bıraktığı kalıcı izlere denir.
portekizce bir kelime olmasına rağmen son zamanlarda konuşma dilinde sıkça kullanılmaktadır.
magoa kelimesini şebnem ferah daha iyi anlatır.
"gözlerimin etrafındaki çizgiler
artık belli oluyor
bütün o çizgiler son bir yılda oldu
sana bana bize ağlarken
ben leyla olmuşum kimin umrunda
mecnun çoktan gitmişken
bu ne garip bir yangındı böyle
sen söndün ben yanarken
peki ben neden hala böyleyim
neden hala geçmişteyim
belki de ben sana hala aşığım
işte tam burada karşındayım
ya şimdi tut elimden
ya da bir daha söz etme özlemekten
çok çok çok karışığım zaten
oof
ruhum iki ucun arasında
gezinip duruyor
bugün zaman akmasın dursun
ben içinden geçeceğim
ama neden neden hala böyleyim
neden hala geçmişteyim
belki de ben sana hala aşığım".
tolstoy ne güzel söylemiş...“şikayet ettiğiniz yaşam belki de bir başkasının hayalidir”.
hiçbir şey üzülmeye değmez. üzüldünüz mü neşeli şarkılar söyleyip dans edin...çok da tınn.
“gördüm ki üzüntülerimin yarısı açıkça bir karara vardığım zaman kendiliğinden yok olup gitmektedir, diğer yarısı da vardığım karar üzerinde harekete geçtiğim zaman kaybolmaktadır" -dale carnegie.
portekizce bir kelime olmasına rağmen son zamanlarda konuşma dilinde sıkça kullanılmaktadır.
magoa kelimesini şebnem ferah daha iyi anlatır.
"gözlerimin etrafındaki çizgiler
artık belli oluyor
bütün o çizgiler son bir yılda oldu
sana bana bize ağlarken
ben leyla olmuşum kimin umrunda
mecnun çoktan gitmişken
bu ne garip bir yangındı böyle
sen söndün ben yanarken
peki ben neden hala böyleyim
neden hala geçmişteyim
belki de ben sana hala aşığım
işte tam burada karşındayım
ya şimdi tut elimden
ya da bir daha söz etme özlemekten
çok çok çok karışığım zaten
oof
ruhum iki ucun arasında
gezinip duruyor
bugün zaman akmasın dursun
ben içinden geçeceğim
ama neden neden hala böyleyim
neden hala geçmişteyim
belki de ben sana hala aşığım".
tolstoy ne güzel söylemiş...“şikayet ettiğiniz yaşam belki de bir başkasının hayalidir”.
hiçbir şey üzülmeye değmez. üzüldünüz mü neşeli şarkılar söyleyip dans edin...çok da tınn.
“gördüm ki üzüntülerimin yarısı açıkça bir karara vardığım zaman kendiliğinden yok olup gitmektedir, diğer yarısı da vardığım karar üzerinde harekete geçtiğim zaman kaybolmaktadır" -dale carnegie.
devamını gör...
14.
crooked ormanı
bükülmüş gövdeye sahip yaklaşık 400 tane eğri çam ağacının bulunduğu crooked forest polonya’nın gryfino kasabasında yer alıyor. uzun yıllardır beri bilim insanlarının ve meraklı turistlerin ilgi odağı bir yer.
1930-1934 yılları arasında, almanların yönetimindeki 1,7 hektarlık alana dikilmiş bu çamların neden gövdelerinin bir kısmından sonra 90 derecelik bükülmeyle eğri bir şekilde büyüdükleri henüz tespit edilememiştir. kaynak
yaklaşık 15 metre uzunluğundaki bu ağaçlar için kimi genetiği değiştirilmiş tohum kullanılmış diye iddia etmiş ama iddiayı destekleyecek bir kanıt bulunamamıştır.
ağaçların fotosentez için güneşe yönelmek istemesi, fırtınaya tutulmuş olmaları, gençken kalın bir kar tabakası altında kalmaları, sel gibi doğal bir afete maruz kalmalarından dolayı ağaçların eğrildiği ileri sürülmüş ama tatmin edici bir açıklama yapılamamıştır.
mahlassızım çektiği güzel fotoğraflara cooked ormanını da ekleyebilir.
çevredeki aynı yaştaki ağaçlar düzgünken crooked forest ağaçlarının eğri olması bölgedeki benzersiz bir çekim kuvvetinden mi oluşmuştur?
yüzüklerin efendisi’nin büyücüleri gandalf, saruman, radagast, alatar ve pallando burada toplantı mı yapmıştır? *
ormancılar, oldukça dayanaklı bir gövdeye sahip olan bu ağaçları gençken deforme mi etmiştir?
bilim insanları crooked ormanı ile ilgili çalışmalarına devam etmektedir.
“bir mucize gördüklerinde de, alay konusu edinip eğleniyorlar" - saffat suresi 14. ayet.
1930-1934 yılları arasında, almanların yönetimindeki 1,7 hektarlık alana dikilmiş bu çamların neden gövdelerinin bir kısmından sonra 90 derecelik bükülmeyle eğri bir şekilde büyüdükleri henüz tespit edilememiştir. kaynak
yaklaşık 15 metre uzunluğundaki bu ağaçlar için kimi genetiği değiştirilmiş tohum kullanılmış diye iddia etmiş ama iddiayı destekleyecek bir kanıt bulunamamıştır.
ağaçların fotosentez için güneşe yönelmek istemesi, fırtınaya tutulmuş olmaları, gençken kalın bir kar tabakası altında kalmaları, sel gibi doğal bir afete maruz kalmalarından dolayı ağaçların eğrildiği ileri sürülmüş ama tatmin edici bir açıklama yapılamamıştır.
mahlassızım çektiği güzel fotoğraflara cooked ormanını da ekleyebilir.
çevredeki aynı yaştaki ağaçlar düzgünken crooked forest ağaçlarının eğri olması bölgedeki benzersiz bir çekim kuvvetinden mi oluşmuştur?
yüzüklerin efendisi’nin büyücüleri gandalf, saruman, radagast, alatar ve pallando burada toplantı mı yapmıştır? *
ormancılar, oldukça dayanaklı bir gövdeye sahip olan bu ağaçları gençken deforme mi etmiştir?
bilim insanları crooked ormanı ile ilgili çalışmalarına devam etmektedir.
“bir mucize gördüklerinde de, alay konusu edinip eğleniyorlar" - saffat suresi 14. ayet.
devamını gör...
15.
sabah sefası bulutları
avustralya’nın kuzeyinde burketown adlı küçük kasabada sonbaharda görülen sabah sefası bulutları - morning glory cloud dünyada en nadir görülen bulutlar arasındadır.
kilometrelerce uzunluğundaki rulo şeklindeki sabah sefası bulutları sabahın ilk saatlerinde ortaya çıkıp çocukları sevindirdikten sonra kısa sürede gözden kaybolurlar.
mercan denizi’nden ve carpentaria körfezi’nden esen meltemlerin, yarımadanın üstünde karşılaşmasıyla bu bulutların ortaya çıktığı; carpentaria körfezi’nin bitişiğindeki cape york yarımadası’nın şeklinin, büyüklüğünün ve konumunun bu bulutların meydana gelmesinde rol oynadığı açıklanmıştır.
prof. roger smith: “bulutlara baktığınızda geriye doğru yuvarlanıyormuş gibi görünüyorlar. aslında, ön tarafta devamlı bulut oluşurken, arkada da devamlı aşınma olması yuvarlanıyormuş gibi görünmelerine neden oluyor.” bilimsel açıklamaların yer aldığı 25 sayfalık pdf formatındaki kaynağı bu linkten indirebilirsiniz .
“bulut mu olsam, gemi mi yoksa? balık mı olsam, yosun mu yoksa? ne o, ne o, ne o. deniz olunmalı, oğlum, bulutuyla, gemisiyle, balığıyla, yosunuyla” - nazım hikmet.
kilometrelerce uzunluğundaki rulo şeklindeki sabah sefası bulutları sabahın ilk saatlerinde ortaya çıkıp çocukları sevindirdikten sonra kısa sürede gözden kaybolurlar.
mercan denizi’nden ve carpentaria körfezi’nden esen meltemlerin, yarımadanın üstünde karşılaşmasıyla bu bulutların ortaya çıktığı; carpentaria körfezi’nin bitişiğindeki cape york yarımadası’nın şeklinin, büyüklüğünün ve konumunun bu bulutların meydana gelmesinde rol oynadığı açıklanmıştır.
prof. roger smith: “bulutlara baktığınızda geriye doğru yuvarlanıyormuş gibi görünüyorlar. aslında, ön tarafta devamlı bulut oluşurken, arkada da devamlı aşınma olması yuvarlanıyormuş gibi görünmelerine neden oluyor.” bilimsel açıklamaların yer aldığı 25 sayfalık pdf formatındaki kaynağı bu linkten indirebilirsiniz .
“bulut mu olsam, gemi mi yoksa? balık mı olsam, yosun mu yoksa? ne o, ne o, ne o. deniz olunmalı, oğlum, bulutuyla, gemisiyle, balığıyla, yosunuyla” - nazım hikmet.
devamını gör...
16.
köle isaura
annelerin genç kızlarına verdiği nasihatların başında gelir “köle isaura olma. ben senelerce kaynanamdan, görümcemden, eltimden çok çektim. sen benim gibi kendini ezdirme” diye.
köle isaura - escrava isaura, bernardo guimaraes'in aynı adlı eserinden uyarlanan 1976-77 arasında yayınlanan brezilya tv dizisidir. dizi ayrıntıları
güzelliği, zekası, dürüstlüğü, iffeti ile dikkat çeken dizinin baş karakteri köle isaura çok büyük zorluklar ile karşılaşır.
birçok iyilikler yapmasına rağmen yaptığı iyiliklerin karşılığı kötülük olarak döner.
gene de pes etmez, iyilik yapmaya devam eder.
bugün genç kızları olan annelerin ilk göz ağrılarından birisidir bu pembe dizi.
eskiden dizinin ertesi günü kadınlar bir araya gelir “köle isaura’yı üzenlere lanet yağdırılır, bir yandan da ben de neler çektim” diye karşılıklı dertleşilirdi.
işyerlerinde çalışan bazı kadınlar da serzenişte bulunur: “ben köle isaura mıyım, niye zor işleri hep ben yapıyorum?”
büyükanneler ise diziyi seyrederken köle isaura’ya zulmeden resimdeki baron’u görünce hiç duyulmamış küfürler ederdi. *
müziğini de bırakayım.
köle isaura - escrava isaura, bernardo guimaraes'in aynı adlı eserinden uyarlanan 1976-77 arasında yayınlanan brezilya tv dizisidir. dizi ayrıntıları
güzelliği, zekası, dürüstlüğü, iffeti ile dikkat çeken dizinin baş karakteri köle isaura çok büyük zorluklar ile karşılaşır.
birçok iyilikler yapmasına rağmen yaptığı iyiliklerin karşılığı kötülük olarak döner.
gene de pes etmez, iyilik yapmaya devam eder.
bugün genç kızları olan annelerin ilk göz ağrılarından birisidir bu pembe dizi.
eskiden dizinin ertesi günü kadınlar bir araya gelir “köle isaura’yı üzenlere lanet yağdırılır, bir yandan da ben de neler çektim” diye karşılıklı dertleşilirdi.
işyerlerinde çalışan bazı kadınlar da serzenişte bulunur: “ben köle isaura mıyım, niye zor işleri hep ben yapıyorum?”
büyükanneler ise diziyi seyrederken köle isaura’ya zulmeden resimdeki baron’u görünce hiç duyulmamış küfürler ederdi. *
müziğini de bırakayım.
devamını gör...
17.
8 mart dünya emekçi kadınlar günü

"insan topluluğu kadın ve erkek denilen iki cins insandan mürekkeptir. kabil midir ki, bu kütlenin bir parçasını ilerletelim, ötekini ihmal edelim de kütlenin bütünlüğü ilerleyebilsin? mümkün müdür ki, bir cismin yarısı toprağa zincirlerle bağlı kaldıkça öteki kısmı göklere yükselebilsin?” - atatürk.

birinci dünya savaşı’ndaki emekçi kadın hemşirelerimiz (harp mecmuası, kasım / aralık 1916)
kurtuluş savaşı’nda üstün kahramanlıklar gösteren şerife bacı, halide onbaşı, halime çavuş, nezahat onbaşı, çete emir ayşe, fatma seher erden, gördesli makbule, tayyar rahmiye, hafız selman izbeli ve daha yüzlercesi…ruhunuz şad olsun. bu vatanın kurtarılmasında kadınlarımızın payı büyüktür.
“kadın; bilmeyene nefs, bilene nefes’tir" - şems-i tebrizi.
“kadın kendi başına ne gül goncasıdır, ne de diken; koklamasını bilirsen gül, tutmasını bilmezsen diken olur”- refik halit karay.
erkeğin adam olduğu yerde kadına her gün kadınlar günüdür ve her gün kutlanır.
kadınları güvende tutmak ise herkesin sorumluluğundadır.
"kadınlara ancak asalet ve şeref sahibi kimse değer verir. kadınları ancak kötü ve aşağılık kimseler hor görür” - hz. muhammed (sav).
devamını gör...
18.
amrak
göktürkçe sevgi anlamına gelen bir kelimedir.
hem erkek hem de kadın ismi olarak kullanılır.
amrak, göktürk kağanlığı'nın kurucusu olan bumin kağan'ın torunu, taspar kağan'ın oğlu göktürk kağanı amrak’ın ismi olması nedeniyle geçmişte türkler tarafından çocuklarına sıkça konulan bir isim olmuştur.
uygur dönemine ait mani dininin etkisinde şiirler yazmış ilk türk şairi aprın çor tigin’in dizelerinde de görürüz amrak kelimesini.
"sevgili" adı verilen bu şiir türk şiirinin ilk ve en eski lirik şiiridir.

orijinal metni
"kasınçığımın öyü kadgurar men
kadgurdukça
kaşı körtlem
kavışıgsayur men
öz amrakımın öyür men
öyü evirür men ödü/ çün
öz amrakımın
öpügseyür men
barayın tiser
baç amrakım
baru yime umaz men
bağırsakım
kireyin tiser
kiçigkiyem
kirü yime urnaz men
kin yıpar yıdlıgım
yaruk tengriler
yarlıkazunın
yavaşım birle
yakışıpan ardılmalım
küçlüg priştiler
küç birzünin
közi karam birle
külüşüpen külüşügin oluralım"
günümüz türkçesi ile
"yavuklumu düşünüp dertleniyorum.
dertlendikçe
kaşı güzelim
kavuşmayı özlüyorum
kendi sevgilimi düşünürüm ben
düşünürüm düşünürüm de…
kendi sevgilimi
öpmek isterim ben
kaçıp gitsem
güzel sevgilim.
gene de gidemem ki ben
merhametlim!
sokulayım desem
yavrucuğum
gene de sokulamam ki ben
misk gibi güzel kokulum!
ışık tanrılar
sayesinde
huyu güzelimle
birleşip ayrılmayalım.
kudretli meleklerin
kudreti sayesinde
kara gözlümle
gülüşüp oturalım."
amra anadolu türkçesine emre olarak geçmiştir.
amra fiilinden türeyen amrak ise “sakin, barışsever” anlamına gelmektedir.
anadolu türkçesine amrah olarak geçmiş, emrah olarak çocuklara isim olarak verilmiştir.
alfabeyi 3000 küsur yıl önce fenikeliler icat etmiş ve zaman içinde ibranice, grekçe, aramice, süryanice, arapça, farsça ve türkçe gibi birçok dil meydana gelmiştir.
etimoloji sayesinde isminizin farklı dillerde farklı anlamlar içerdiğini görebilirsiniz.
“öğrenciler, gençler! atatürk’ün gençliğe hitabesi işte bu günler için yazılmıştı. siz sömürge evlatları olmayacaksınız. yabancı dilleri de, ama önce kendi dilinizi, edebiyatınızı, tarihinizi iyi öğreneceksiniz” - oktay sinanoğlu.
hem erkek hem de kadın ismi olarak kullanılır.
amrak, göktürk kağanlığı'nın kurucusu olan bumin kağan'ın torunu, taspar kağan'ın oğlu göktürk kağanı amrak’ın ismi olması nedeniyle geçmişte türkler tarafından çocuklarına sıkça konulan bir isim olmuştur.
uygur dönemine ait mani dininin etkisinde şiirler yazmış ilk türk şairi aprın çor tigin’in dizelerinde de görürüz amrak kelimesini.
"sevgili" adı verilen bu şiir türk şiirinin ilk ve en eski lirik şiiridir.

orijinal metni
"kasınçığımın öyü kadgurar men
kadgurdukça
kaşı körtlem
kavışıgsayur men
öz amrakımın öyür men
öyü evirür men ödü/ çün
öz amrakımın
öpügseyür men
barayın tiser
baç amrakım
baru yime umaz men
bağırsakım
kireyin tiser
kiçigkiyem
kirü yime urnaz men
kin yıpar yıdlıgım
yaruk tengriler
yarlıkazunın
yavaşım birle
yakışıpan ardılmalım
küçlüg priştiler
küç birzünin
közi karam birle
külüşüpen külüşügin oluralım"
günümüz türkçesi ile
"yavuklumu düşünüp dertleniyorum.
dertlendikçe
kaşı güzelim
kavuşmayı özlüyorum
kendi sevgilimi düşünürüm ben
düşünürüm düşünürüm de…
kendi sevgilimi
öpmek isterim ben
kaçıp gitsem
güzel sevgilim.
gene de gidemem ki ben
merhametlim!
sokulayım desem
yavrucuğum
gene de sokulamam ki ben
misk gibi güzel kokulum!
ışık tanrılar
sayesinde
huyu güzelimle
birleşip ayrılmayalım.
kudretli meleklerin
kudreti sayesinde
kara gözlümle
gülüşüp oturalım."
amra anadolu türkçesine emre olarak geçmiştir.
amra fiilinden türeyen amrak ise “sakin, barışsever” anlamına gelmektedir.
anadolu türkçesine amrah olarak geçmiş, emrah olarak çocuklara isim olarak verilmiştir.
alfabeyi 3000 küsur yıl önce fenikeliler icat etmiş ve zaman içinde ibranice, grekçe, aramice, süryanice, arapça, farsça ve türkçe gibi birçok dil meydana gelmiştir.
etimoloji sayesinde isminizin farklı dillerde farklı anlamlar içerdiğini görebilirsiniz.
“öğrenciler, gençler! atatürk’ün gençliğe hitabesi işte bu günler için yazılmıştı. siz sömürge evlatları olmayacaksınız. yabancı dilleri de, ama önce kendi dilinizi, edebiyatınızı, tarihinizi iyi öğreneceksiniz” - oktay sinanoğlu.
devamını gör...
19.
2 milyon yaşındaki taş bebek nampa
abd nampa'da 1889 yılında maden işçileri kazı yaparken yerin 97 metre altında bir taş bebek buldular.
2 milyon yaşında olduğu tespit edilen bu oyuncak bebeğe nampa ismi verildi.
2 milyon yıl önce abd'nin o bölgesinde insan topluluğu olduğuna dair bir kanıt yoktu.
zaten homo sapiens 200 bin yıl öncesinde ortaya çıkmıştı.
“o halde usta bir işçilikle yapılan bu oyuncak bebeği kim yapmıştı;
yerin 97 metre altında ne arıyordu;
uzaylı bir çocuk ailesi ile 2 milyon yıl önce dünyaya gezmeye geldiğinde oyuncağını kimse almasın diye yer altına mı saklamıştı;
yoksa 2 milyon önce insanlar var mıydı?”
diye bilim insanları araştırmaya başladı.
oberlin üniversitesi'nden profesör albert a. wright taş bebek nampa’yı şöyle anlatır:
“nampa, küçük bir çocuğun ya da bir amatörün ürünü değil gerçek bir sanatçının eseridir. zamanla yıpranmış olsa da, oyuncak bebeğin görünüşü hala belirgindir: yumrulu bir kafası, zor fark edilen ağzı ve gözleri vardır. geniş omuzlar, kısa ve kalın kollar, uzun bacaklar.
figür üzerinde, giysi kalıpları ile takıları temsil eden soluk geometrik işaretler de var. bunlar çoğunlukla göğüste, boyun çevresinde, kollarda ve bileklerde bulunuyor. oyuncak bebek, sanatsal açıdan yüksek medeniyete sahip bir kişinin görüntüsüdür.” kaynak
17. yüzyılda isaac newton “bilimi, bugünkü bilimin dar çerçevesinden çıkarıp bilim üstüne getirdiğimiz an, tam bilim olur “ demişti.
ne var ki onu dinlemeyen bazı sözde bilim insanları at gözlüğü ile bakmaya devam ettiler.
"ilim servetten daha kıymetlidir; çünkü serveti sen korursun, halbuki ilim seni korur" - hz. ali.
not: uzat sarı saçlarını rapunzel'e katkıları için teşekkürler.
2 milyon yaşında olduğu tespit edilen bu oyuncak bebeğe nampa ismi verildi.
2 milyon yıl önce abd'nin o bölgesinde insan topluluğu olduğuna dair bir kanıt yoktu.
zaten homo sapiens 200 bin yıl öncesinde ortaya çıkmıştı.
“o halde usta bir işçilikle yapılan bu oyuncak bebeği kim yapmıştı;
yerin 97 metre altında ne arıyordu;
uzaylı bir çocuk ailesi ile 2 milyon yıl önce dünyaya gezmeye geldiğinde oyuncağını kimse almasın diye yer altına mı saklamıştı;
yoksa 2 milyon önce insanlar var mıydı?”
diye bilim insanları araştırmaya başladı.
oberlin üniversitesi'nden profesör albert a. wright taş bebek nampa’yı şöyle anlatır:
“nampa, küçük bir çocuğun ya da bir amatörün ürünü değil gerçek bir sanatçının eseridir. zamanla yıpranmış olsa da, oyuncak bebeğin görünüşü hala belirgindir: yumrulu bir kafası, zor fark edilen ağzı ve gözleri vardır. geniş omuzlar, kısa ve kalın kollar, uzun bacaklar.
figür üzerinde, giysi kalıpları ile takıları temsil eden soluk geometrik işaretler de var. bunlar çoğunlukla göğüste, boyun çevresinde, kollarda ve bileklerde bulunuyor. oyuncak bebek, sanatsal açıdan yüksek medeniyete sahip bir kişinin görüntüsüdür.” kaynak
17. yüzyılda isaac newton “bilimi, bugünkü bilimin dar çerçevesinden çıkarıp bilim üstüne getirdiğimiz an, tam bilim olur “ demişti.
ne var ki onu dinlemeyen bazı sözde bilim insanları at gözlüğü ile bakmaya devam ettiler.
"ilim servetten daha kıymetlidir; çünkü serveti sen korursun, halbuki ilim seni korur" - hz. ali.
not: uzat sarı saçlarını rapunzel'e katkıları için teşekkürler.
devamını gör...
20.
su altı buz saçağı
sea ice brinicle denilen suyun altındaki buz saçakları, aşırı soğuk bir tuzlu su akıntısının okyanusa ulaşması sonrasında oluşur.
ice finger of death - ölümün parmağı ve ölüm sarkıtı da denilen bu doğa olayında aşırı soğuk ve yoğun tuzlu su okyanusun derinliklerine çökerken etrafında bulunan daha az tuzlu suyu dondurur.
buz haline gelen tuzlu su okyanusun derinliklerine doğru her noktayı dondurarak bir sarkıt oluşturur.
sarkıt oluştuktan sonra dibe çökmeye devam eder.
oluşan buz katmanları normal olarak bildiğimiz katı buzdan çok daha farklıdır.
aşağı doğru akarak oluşan buz katmanları, buzun içerisindeki sıcaklığının artmasını engeller.
böylelikle arada kalan sıcaklık hiç artmadığı için erimesi için gerekli sıcaklığa erişemez.
okyanus dibine ulaştıkça çevresindeki suyu dondurmaya devam ederek deniz yıldızı ve deniz kestaneleri gibi okyanus dibinde yaşayan canlıları dondurarak öldürür. kaynak
su altı buz saçağı çevremizdeki egoist insanlara benzer.
"ego bir buzdağıdır. onu erit. onu derin sevginin içinde erit, böylelikle o kaybolsun ve sen okyanusun parçası haline gel" - osho.
ice finger of death - ölümün parmağı ve ölüm sarkıtı da denilen bu doğa olayında aşırı soğuk ve yoğun tuzlu su okyanusun derinliklerine çökerken etrafında bulunan daha az tuzlu suyu dondurur.
buz haline gelen tuzlu su okyanusun derinliklerine doğru her noktayı dondurarak bir sarkıt oluşturur.
sarkıt oluştuktan sonra dibe çökmeye devam eder.
oluşan buz katmanları normal olarak bildiğimiz katı buzdan çok daha farklıdır.
aşağı doğru akarak oluşan buz katmanları, buzun içerisindeki sıcaklığının artmasını engeller.
böylelikle arada kalan sıcaklık hiç artmadığı için erimesi için gerekli sıcaklığa erişemez.
okyanus dibine ulaştıkça çevresindeki suyu dondurmaya devam ederek deniz yıldızı ve deniz kestaneleri gibi okyanus dibinde yaşayan canlıları dondurarak öldürür. kaynak
su altı buz saçağı çevremizdeki egoist insanlara benzer.
"ego bir buzdağıdır. onu erit. onu derin sevginin içinde erit, böylelikle o kaybolsun ve sen okyanusun parçası haline gel" - osho.
devamını gör...