gogol’un dar paltosu yazar profili

gogol’un dar paltosu kapak fotoğrafı
gogol’un dar paltosu profil fotoğrafı
rozet
karma: 4431 tanım: 34 başlık: 196 takipçi: 262
klozette oturuken ayak parmakları üzerinde yükselen kadının çıplak ayakları louvre müzesinde sergilenmeli.

son tanımları


gün geçtikçe azalan şeyler

umut.
devamını gör...

korsanların göz bandı takması

siyasi bir simge gibi geliyor bana yasaklanmalı.
devamını gör...

ilk defa meme görmek

ilk kez meme gördüğümde ağlamıştım. sekiz yaşında sırtında çanta ile eve dönerken, mahallemizin en güzeli olan alt kat komşumuz zeynep abla penceredeydi. tam ben pencere önünden geçerken hişt diye seslendi bana dönüp baktığımda sütyenini indirip memelerini gösterdi. ooo helaluya ...

bir kaç saniye hareketsiz kaldıktan sonra koşarak eve gittim, odama girdim ve yatağa yatıp yorganı kafama çekip ağlamaya başladım, burnumda çiğ süt kokusu içimde unutulmuş bir özlem ile. bu olay hayatımda sarsıcı bir etki yaratmadı, peki özneler değişseydi ya ben kız olsaydım ve burcu abla burhan abi olsaydı sonuç ne olurdu?

işte bu değişen cevap taciz mağduru insanların hayatlarını alt üst etmektedir. çünkü taciz/tecavüz mağduru konu alan bir suçtur, sinema filmlerinde tecavüz sahnelerini tecavüzcünün gözünden izleriz, kamera kadrajı bize asla soğuk bir zemine dökülen gözyaşlarını izletmez ve gazete küpürlerinde tecavüzcünün değil gözü bantla kapatılmış mağdurun fotoğrafı yer alır. çünkü mağdur topluma göre kirlenmiştir. bu aptalca zihniyet tecavüzü bir namus suçu haline getirerek mağdurları zedelemektedir.

çünkü korunması gereken bu suça karşı bir insan değil toplumsal bir ahlak yasası halini alan namustur, mağdur toplumun ahlaki duruşudur, asla bir insan değildir. bu yüzden ben sekiz yaşında tacize uğradığımda bunun etkisini üzerimden çabuk attım çünkü bir yıl sonra pipimi göstermem için beni şevklendiren bir toplum vardı, ancak bir kız çocuğu olsaydım bu benim için bir utanç olacaktı ve tüm hayatımı bu boktan toplumsal yasa çerçevesinde kendimi fark etmeden suçlayarak yaşayacaktım.

kadını koruduğumuzu iddia ederken bile aslında kendi namus kavramımızı korumaya çalışıyoruz. işte bu yüzden ben zeynep ablanın memelerini gülerek anlatabiliyorum işte bu yüzden tecavüze uğrayan kadınların gözleri haber bültenlerinde kapatılıyor. bu durum iki şeyi doğuruyor, bir tecavüz uğrayan kadınlar bir çoğu bunu anlatmaya çekiniyor ve suçlular ceza bulamıyor, iki mağdur farkına varmadan kendini suçlu ve kirlenmiş hissettiği için artık hayatı travmatik bir hal alıyor.
devamını gör...

normal sözlük

psikiyatriye gitme zamanım geldikçe ikamesi olarak uğradığım sözlük ama çok kalp kırıyor bu aralar. yakarım burayı gün gelir hep beraber oturur ağlarsınız.

edit: kırıyor yerine giriyor yazmışım bir allah'ın kulu uyarmıyor sizin okuyacağınız sözlüğe ne diyeyim ben ya.
devamını gör...

donald trump

frostpunk oynarken yolunu takip ettiğim lider en son jeneratöre bağlayıp yaktı beni halk..
devamını gör...

sözlük yazarlarının söylemek istedikleri

söyleyemem yalnızca cthulhu
devamını gör...

bu kullanıcı sizi engellediği için mesaj gönderemezsiniz

(bkz: ağlama melis)
alternatif olarak mors alfabesi ya da duman ile haberleşme sunulabilir, duygular engel tanımaz.
devamını gör...

normal sözlük

keşke biri çıkıp kankaların listesini çıkartsa, çok sık girmediğim için sözlüğe kavgaları okurken tam verim alamıyorum kim kiminle kanka kim kiminle düşman bilmemek yoruyor.
devamını gör...

kitap yazmak için çok kitap okumak gerekli midir sorunsalı

cervantes'in çok kitap okuduğunu sanmıyorum.
devamını gör...

porno izlemek

menemen testisi gibi dizilir yan sekmeler;

aralarından yılların emektarı videolar, dur lan bu neymiş hissi ile merakla açılan sekmeler, belki ikinci turda izlerim diye kenara atılan yedekler, daha yan sekmeye ilk atıldığı anda bu yarışı kazandığı belli olan galipler, daha önce defalarca sekmelerde yer bulmuş ancak asla izlenememiş videolar. saatler süren bir uğraş, titizlikle verilen kararlar sonucu gerçekleşen elemeler peki sonra?

ne diyorlardı o satranç ile ilgili bir söz vardı hani;

oyun biter ve tüm taşlar aynı kutuya girer.

tüm gizli sekmeleri kapat
devamını gör...

yazarlar hakkında gereksiz bilgiler

çocukluktan kalma bir alışkanlık olarak uyumadan önce "ne taraftayım oyunu" oynamak.

uyumak için yatağa girilir daha sonra duvar tarafına dönülür. gözler kapatılır ve oyun başlar, gözler kapalı tutularak bedeninin yön değiştirdiği hayal edilir. sola dönüp yatıldıysa, sağa dönerek yatıldığı hayal edilir ya da ayak ucuna başını koyarak yatacak şekilde bedeninin çevrildiği düşünülür. bu şekilde bedenini hayali olarak sürekli sağa sola aşağı yukarı döndürerek hangi şekilde ve hangi yöne yattığını unutmaya çalışırsın. belli bir süre sonra, hangi tarafa doğru yattığın iyice karmaşık bir hal alınca hangi tarafa yattığını tahmin edip gözlerini açarsın. eğer bilemediysen çok mutlu olursun.
devamını gör...

normal sözlük yazarlarının hissettikleri

çığın sorumluluğunu üstlenen bir kar tanesinin endişesi ve okyanusa düşen bir yağmur damlasının yok olma kaygısı.
devamını gör...

hayatın gözlerinin önünden bir film şeridi gibi geçmesi

sayılar geçiyor ki biz buna ömür deriz.

sayı doğrusunun eksi tarafı ebeveynlerimin yaşamı, biz artıya doğru yol alalım.

dokuz elinde en yakın arkadaşından çaldığı tek bacağı olmayan oyuncak atı ile masanın altında oyun oynuyor. büyüdükçe öğrenecek atların sakat kaldığı zaman vurulduğunu. zihnimin içindeki sayı doğrusunda en mutlu olduğum anlar küçük bir hırsız olduğum dokuz sayısına denk geliyor.

yirmi'nin yaşadığı gurur, aileye karşı verilmiş bir savaşın kazanılmasından ibaret. zihnimin bir köşesinde hala o gururu yaşıyor eline aldığı üniversite yerleştirme belgesi ile. henüz farkında değil ama bir savaşı kazandığını zannederken aslından sadece bir cephede başarı elde etmişti.

ilk kez kalbi çarpan on bir ceren'i görmek için hızla yürüdüğü okul yolunda gülümsüyor. hayatına daha pek çok ceren girecek ve kalbi defalarca çarpacak bir çift güzel göz için ama o an yaşadığı o duygu hem kalbi hem de beyni için ilk.

on altıyı hatırlamayı pek sevmiyorum ama zihnimde her zaman hüznü ile büyük bir yer kaplıyor, üniformasını giyip okul yolu tutmak için evden çıkmış anneannesinin evinin önünden geçerken gördüğü kalabalık karşısında okul çantasını sımsıkı tutarken. bu an hayatında hep bir yer tutacak.

yirmi yedi hayatının yorgunluğunu ve öfkesini üzerinden atmanın yolunu miligramlarda bulmuş. bir kanepede bedeni yorgun zihni sakin bir şekilde derin bir duman çekerken içine işte hayat böyle yaşanmalı diyor. daha sonra kendi ile gireceği savaş bu huzuru bir daha yaşamamasına neden olacak.

dünyanın en uzun nehrine göğsünü yataklık etmiş yirmi beş sevdiğine ve sevildiğine çok emin. tüm hayatını bir nehrin üzerindeki salda geçireceğini düşünüyor henüz kırmızı botlardan ve yeşil gözlerden habersiz.

ayna karşısında durup saçlarında dolan beyazlara bakan otuz altı sayı doğrusunun solunda kalan onlarca sayının yaptığı hataların bedelini kendisi ödediği için öfkeli. kendine karşı öfke nöbetleri ile heba ettiği bir sayının kendisi olduğu farkında bile değil.

tam bir salak olan yirmi üç ölümün kendini yücelteceği düşüncesi ile sartre okuyor. okuduklarının başkalarının sayı doğrusunun yansıması olduğunu fark etmesine daha çok var okumadığı kitapları okumuş gibi anlatmasını bırakmasına daha uzun yıllar var, gerçekten okumaya başladığı zaman ölümün yüce bir şey olmadığını anlayacak.

tuhaftır ki tüm bu sayı doğrusu içinde en huzurlu olduğu an on dörtün abdest almak için şadırvanın soğuk suyunu yüzüne çarptığı zamanlar. önce abdest almayı sonra namaz kılmayı sonra ise inancını bırakacak. gerçeği huzura tercih edecek.

fabrikadan içeri giriyor otuz yedi. yirminin elde ettiği zaferi otuzda çoktan kaybetmiş. içerisi yağ ve pas kokuyor. hayatının geri kalanını makine gürültüleri ile geçireceği uzun yıllar var. aklında tek bir şey dönüyor bu şartlar altında çalışmayı hak etmiyorum ben. yirmilerin sahip olduğu sınıf ahlaklını ne çok çabuk kaybetmiş ve diğerinin yerinin orası olduğuna emin.

kendini çok değersiz hissedip düşüncelerini buraya aktaran kırk bir kendinden önce gelen hiçbir sayıya kırgın ya da üzgün değil. mutsuzluğun sebebini bilmiyor, geri dönüp baktığı her sayı diğerinin üzerine bir ekleyerek buraya kadar geldi. tek merak ettiği hayatımın en güzel anı dediği anın dokuz'da bir masanın altında çalıntı bir at ile oynadığı an olarak kalıp kalmayacağı.

şimdilik kırk bir...
devamını gör...

sözlük yazarlarının ruh halini anlatan görseller

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kıyamet günü

çok sıkıldım dedi tanrı, israfil'i çağırın da bir iki şey çalsın.
devamını gör...

anın fotoğrafı

son düzlüğe girerken şahbatur birinci gülnihal ikinci...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

aynaya bakınca yaşlandığını anlamak

yüzüme suyu çarptıktan hemen sonra kafamı doğrultup aynaya baktım bugün. yıllar önce aynaya uzanmak için ayağımın altına iskemle koyduğum zamanları düşünürken, saçımda filizlenen beyazları izledim. ergenlik döneminde yüzümde eksik olmayan sivilceleri izlerken de yine aklımda iskemle vardı.

aynanın karşısında mimiksiz ve duygusuz durdum her zaman, kımıldama çekiyorum, şimdi hafif gülümse diyen bir fotoğrafıçıdan farksızdı benim için. uzun süre bakmaya korktum her zaman kendime, bana bir şey demesinden düşüncemin mahzenine kilitli parşömenleri bana tek tek okumasından korktum, ayna ayna söyle bana var mıyım ben sorusu hasıl oldu her daim içime, ancak kendimle yüz yüze konuşmaya cesaret edemedim asla.

ayna karşısında sevişmeyi sevdim, aynadan yansıyan kadının yüzündeki ifadeyi izlerken bir an kendimle göz göze geldiğimde, en büyük yabacılaşmayı yaşadım kendime. yüzümde sahte bir şehvet, yaptığı küçük kumdan kaleyi tüm sahile göstermek isteyen küçük bir çocuk budalalığı vardı gözlerimde.

bugünlerde hep aklımda picasso var, "kim insan yüzünü en doğru bir şekilde gösterir, fotoğrafçı mı, ayna mı yoksa ressam mı?". iskemle lavabonun altında, sivilcelerim artık yok, saçlarımda beyazlar ve gözlerimde yeni tanımaya başladığım bir adam var, göz kenarları artık gülmeyi bırakmış olsa da kırışan.
devamını gör...

submissive

sisifos'un yuvarladığı taşı bir süreliğine bırakması, atlas'ın sırtından dünyayı indirip biraz soluk almasıdır.

hakkında yazılanlara bakınca herkesin dizilerden ya da mimlerden hakkında bilgi sahibi olduğunu görüyorum, bu doğru bir bilgi kaynağı değildir hak verirsiniz ki.

toplumsal cinsiyet hakkında yazılan kitaplara bakmak için kitabevine girdiğimde raflarda sadece kadınlar hakkında yazılan kitapları gördüm. bu size olağan gelebilir çünkü toplum bu cinsiyet rollerinin yalnızca kadını baskıladığına inanmış durumda.

hayatı; patronuna ve iş arkadaşlarına karşı dik durmak ve güçlü görünmekle geçen, eline silah verilip korkusuzca ölüme gönderilen, toplum tarafından üzerine sayısız sorumluluk yüklenen, kavga etmesi, güçlü olması, otoriter olması beklenen erkeğin tüm bu toplumsal rol altında bir nebze olsun soluk alabileceği tüm sorumluluklarına sırt çevirip itaat altına gireceği an bir gün belki bir gece gelir.

sürekli ağlayan bir insan gülmeyi, aç kalan bir insan doymayı nasıl arzularsa toplumsal roller altında ezilen erkek de bu sorumluluklardan kurtulup direksiyona başkasının geçmesini arzu eder zaman zaman.

burada kendisine yapılanları aslında umursamaz tüm bu eylemlerdeki sorumluluk kadına aittir. sisifos taşı bırakır ve cezasına razı olur.
devamını gör...

çocukken yapılan deneyler

deney konusu:
sıvılarda yoğunluk

gereçler:
- bir adet çay bardağı
- iki adet küp şeker
- bir çaydanlık
- bir adet çay kaşığı

deneyin yapılışı:
babanın çay içesi gelir bu sebeple çay demlenir sonra bardağa doldurulurken önce sıcak suyu bardağın yarısına kadar doldurup içine şeker katarak karıştırılır. sonra dem yavaşça bardağın için dökülür ama çok yavaş. su ve dem birbirine karışmadığı görülür ve babaya şaka yapmak için çay babaya götürülür. odada çınlayan şamar sesine anne gelir ve sizi alır.

deneyin sonucu: yoğunluğu farklı olan sıvılar birbirine karışmaz ve babayla şaka olmaz.
devamını gör...

panoptikon

fabrikada bir heyula dolaşıyor, jeremy bentham'ın heyulası.

ne bileyim ben mimari tasarım deyince selim bey beni fabrikaya götürecek gözlerim bağlı şekilde sonra ben makinenin çevresinin değişimine inanamayacağım ve selim beye sarılarak ağlayacağım sanmıştım gökyüzü desenli boktan led tavanın altında.

ama öyle olmadı elbette, küçük bir pencere yapıldı tam koridoru gören asma kata. şair ruhlu müdürümüz seslendi marx gibi işçi sınıfına;

"pencere en iyisi pencere
işçi sınıfını izlerim
dört duvarı göreceğime."

bakın bu toplum bilimciler bilmem kaç yıl önce evde otururken aklına bir fikir gelip kendisinden yıllar sonra gelen insanların hayatını zora sokan pezevenkler aslında.
şimdi o önü ayna arkası cam pencereden bizi izliyor müdür ve biz onun orada olup olmadığını bilemediğimiz için her zaman tetikte çalışıyoruz.

aslında hapishanedeyiz ama biz adına fabrika diyoruz, sabah sekiz akşam on kaldığımız bu yerin adına. gerçekten bunu nasıl kabul ediyoruz ben de bilmiyorum gönüllü kulluk iliklerimize kadar işlemiş durumda.
devamını gör...
devamı...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim