öne çıkanlar | diğer yorumlar

knut hamsun'un kişiliğini ve ününü oluşturan en büyük romanidir.
ünlü bir yazar olmakla yanıp tutuşan fakat bir yandan da ciddi bir fakirlik ve açlık ile cebelleşen bir gencin, duygulu öyküsünü içerir bu kitap.
dünya edebiyatının başyapıtlari arasında yer almaktadır.
ince bir kitaptır.
devamını gör...
1890 yılında yayınlanan knut hamsun kitabıdır.kimi ülkelerde kahraman kimi ülkelerde kötü adam ilan edilen knut hamsun bu kitabında ezber bozmuş. bu kadar açlık bu kadar sefalet varken bir yandan da gururun ön plana çıkarılması tuhaf bir tezat olmuş.

kitabı okurken hiç o kadar açlık çekmemiş biri olarak açlıktan damarlarınızdaki kanın çekildiğini ve açlıktan bilincinizi yitirdiğinizi zannedeceksiniz.


'uykunun eşiğindeki bu evren ortasında kendimi ölüm yolcusu, hurda ezik bir hayvan gibi görüyordum. korkuya kapılmış, ayağa kalkıp zorlu bir kaç adım attım. yumruklarımı sıkıp:"hayır!" diye haykırdım. "buna bir son vermek gerek!" sonra yine oturdum. yine kalemi aldım elime, yazıya azimle girişmek istedim. gözlerimin önünde ödenmemiş kira oldukça, gevşemek neye yarardı!'
devamını gör...
knut hamsun'la beni tanıştıran eserdir. kendisiyle keşke daha erken tanışsaymışım. türkçeye çevrilmiş diğer eserlerinin de peşine düşmemi sağladı bu kitap.

beni en çok vuran kısım kasaptan kemik isteyip yemeye çalıştığı kısımdı.
devamını gör...
dünyaca tanınmış (bkz: knut hamsun)' a ait olan açlık romanı, yazarın aslında birnevi biyografisi gibi olmuştur. küçüklüğünden bu yana birçok zor durumla karşılaşmakta, en çokta açlık ve sefaletle başa çıkmaya çalıştığını sayfalar arasında giderken şahit oluyoruz. açlığın ne kadar zor olduğunu hepimiz bildiğimizi zannederiz ama gerçekten aç kalan var mı aramızda? günlerce, haftalarca, aylarca...
kitap boyunca fakir bir yazarın hayatına devam edebilmek için sürdürdüğü çabayı görüyoruz. öyle güzel ayrıntılarla süslü ki, kitap boyunca aynı açlığı ve mücadeleyi hissettim. hem fiziksel hem duygusal açlığın en güzel anlatımlarından biri.
elinde avcunda hiçbir şey kalmayan bir insan nereye gider, ne yapar? hep daha fazlasını istediğimiz dünyada aslında en basit insani gereklerin ne olduğunu tekrar görebilme fırsatı sunuyor bu kısa kitap. yalın bir anlatımla dramatize etmeye gerek görmeden zaten oldukça dramatik ama aynı zamanda çok gerçek olan hikayesini aktarmış yazar.
kitapta çoğu kişi yazarın fiziksel olarak karnının aç olmasına odaklanmış. ama benim için karakteri asıl zorlayan içinde bulunduğu ruhsal açlık, yalnızlıktı. birilerinin hayatında yeri bile olmadan, kişiliğini her şeye rağmen korumaya çalışarak geçip giden günlerinin dayanılmazlığı belki de parasızlıktan daha çok üzüyordu onu. bu dünyada iz bırakamadan ölüp gitme korkusu da peşini bırakmıyordu. hangisinin daha ağır bir bunalım olduğunu söylemek çok güç.
devamını gör...
norveçli yazar knut hamsun'un eseri. yazarın norveçli olduğunu bilmesem, kitabın rus bir yazarın elinden çıkmış olduğunu düşünürdüm. sanırım işlenilen konu itibariyle böyle bir düşünceye kapıldım.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
konusu:
kitap kahramanı, belli bir ücret karşılığı makale yazmaktadır. başka bir işi yoktur. makaleleri bazen kabul ediliyor çoğu zamanda beğenilmediği için geri çevriliyordu. işlerin ters gittiği zamanlarda- ki çoğu zaman- aç kalıyor. öyle aç kalıyor ki, geceleri yatamıyor. ufak bir lokmayı bile vücudu kabul etmiyor, istifra ediyordu. sokaklarda yaşamak zorunda kalıyor. sefalet içindeki hayatında gücü kuvveti kalmadığı anlarda ise
ölmeyi bekliyordu..

gülünç olmak istemiyordum, fazla gurur
dan ölebilirdi insan.

karakterin gururu, kitabın en başlarında rahatsızlık verecek seviyedeydi. açlık ile boğuştuğu anlarda, eline geçen parayı kullanamadığında, hayır yapma diye iç sesimle ona bağırma derdindeydim. nitekim gurur da bir yere kadar, ki söz konusu açlıksa dik durulmaya çalışılması kitapta bile olsa anlamsız gelmektedir. o radde insan olarak kalabilmenin sorgulanamayacağı bir yerdir. buradan sefillere de bir giriş yapılabilir aslında ama bu da kalp nihayetinde bir yere kadar dayanabiliyor.
roman kahramanımız, çok bilindik bir karakter değildi. ölüme çok yakın olduğu anlarda bile yeri geldi bir çocuğu, yeri geldi bir kadını sevindirdi. esrarengiz kadın ise kitaptaki en sevdiğim karakterlerden biriydi onu da söyleyeyim ki içime dert olmasın değil mi..


off offf..
bu kitabı okurken çok zorlandım. her kelimesi ızdırap verdi. bir yerlerde o çaresizlik duygusunu iliklerime kadar hissedip, nefes alamadım. kısa bir kitaptı. benim okuduğum varlık yayınlarıydı, 160 sayfaydı. her gün anca 30 sayfasını okuyabildim çünkü o kadarını kaldırabildim, yükü ağır geldi. anlatım muazzam çok akıcı onda bir sıkıntı yok. ama o burukluk, tükeniş, çırpınış of off.
bu kitap içmeyene sigara yaktırır, paralara kıyılıp meyhanelere aktırır, boş boş duvarlara baktırır. okurken dedim ki, raskolnikov bile böyle çekmemiştir. üstelik anlatılanların yazarın hayatına paralellik gösterdiğini öğrenince, içim daha da çok bulandı. kederlere daldım..

yolumu kesen engellerin bitip tükenmezliği karşısında çıldırmayacaktım da ne yapacaktım!


son sayfasındaki sözler;
'bu gemiyle gitmeyi, kafama iyice
koymuştum, yine karaya deflenebilirim, diye ödüm kopuyordu'
son sayfasında biraz olsun hafifledim.
gemi umuttur, yeni bir yolculuktur
değişimdir. umuda açık bir kapı bırakıldığına sevindim..

bu kitap,
beni boğdu boğdu duvara attı..
devamını gör...
öncelikle kitabın yazarı hamsun genç yaşta orada burada hikayelerini yayınlatmak için dolanıp durmuş. kitabın geçtiği kristiania ya döndüğünde parasız ,kalbi kırık ve açtı. açlığı ve yoksulluğu en iyi şekilde yazabilmesinin sebebi aslında tüm bunları bizzat yaşamasıydi. bu özgeçmişi bilmek yazarın hayatından bir kesit okuyor gibi hissetmemi sağladı.
insanın sinir sistemiyle oynayan bir kitap. böyle ince ama içi dolu kitapları çok seviyorum.
kitap bana biraz martin eden i hatırlattı. içimden dedim ki bu yazar tayfası asla tok ve rahatlık içinde yaşayamayacak mı?
karakterin acil bir finansal eğitim alması gerekiyor. yani önce açlık, barınma , borçların ödenmesi sonra fakire fukaraya yardım edilmesi gerektiğini bilmiyor.

mesela bakkal kalfasından aldığı haksız para üstü parayı gururuna yediremeyip bir fakir pastacı kadına veriyor. parayı ya kendine harca ya da kalfaya geri iade et be adam. mal mısın. polislerden aşevi kartı istememesi ayrı bir sinir etti beni. onun yerine talaş yemeyi tercih etti karakterimiz.

işine gelince gurur diyip duruyor ama açlıktan delirium gibi birşeyler geçirip millete salça oluyor. neyse çok sinirlendiğim çok üzüldüğüm ve çaresizliği iliklerime kadar hissettiğim bir roman oldu.
devamını gör...
" gururdan ölebilirdi insan... "

özgün adı sult.

nobel edebiyat ödülü sahibi knut hamsun imzalı eser; roman türünde yer almakta iken 1890 yılında yayınlanmış ve dilimize behçet necatigil tarafından çevrilmiştir.

kitabımızın tamamen kurmaca olmadığı ve yazarının hayatından da esintiler taşıdığı bilinmektedir, aç kalmak ve yazarak vâr olmaya çalışmak gibi durumları kendisinin de bizâtihi yaşadığı bilinmektedir.

şimdi ise kitaba geçmek istiyorum.

adı bize kitabın sonuna kadar söylenmeyen ve makale yazarak geçimini sağlamaya çalışan bir delikanlının açlıkla mücadelesi konu ediniliyor.

adını bilmiyoruz, ailesi hakkında da bilgi verilmiyor, yaşadığı yeri ve mesleğini biliyoruz, açlıktan ölümün eşiğine gelse bile insanî değerlerinden ödün vermek istemediğini görüyoruz.

kitabın başlarında yalnızlıkla örülü bir yaşam sürdürürken daha sonraları hayatına başka insanlar da geçici de olsa dâhil oluyor, başlarda kendi iç dünyası ön planda iken daha sonra ise dış dünyaya ve insanlara dair duyguları, düşünceleri ve gözlemleri artıyor.

bazen para için sahip olduğu şeyleri satmayı düşünüyor, gözlük, düğme ve battaniye gibi şeylerini satmak istiyor olsa da kimse bunları satın almıyor.

gururundan ve ahlâki değerlerinden dolayı asla hırsızlık yapmıyor, yanlışlıkla hak etmediği paraya sahip olunca biftek yemeye gidiyor ve hak etmediği parayla alınmış bir yemek olduğu için vücudu bu yemeği kabul bile etmiyor...

hayatına aşk da girer gibi oluyor bir gün, o kızı seviyor, hayatında kalıcı olamayacak olsa bile onunla aynı ortamda olmak, onunla konuşmak bile ona cennet gibi geliyor.

makale ve yazı yazarak vâr olmaya çalışan, açlıkla mücadele eden bir gencin yaşamına ışık tutan bir eser olduğu net olarak görülmektedir, temel ihtiyaçlarından uzak kalmış olmanın kişinin psikolojisini de ne derece etkilediğine edebî bir örnek niteliğinde bir kitap olduğu da söylenebilir.

kitabı sevdim ama daha gerçekçi, daha sarsıcı olmasını dilerdim, açlığın daha dehşet veren, daha korkunç bir biçimde anlatılmasını isterdim, et bulduğunda erol taş gibi yemeliydi. ^^

gencecik adam olduğu halde başka bir işe girmemesi can sıkıcıydı, yalnızca açlığın hep aynı yörüngede anlatılmasını sevmemiş olabilirim, çareler bitmiş değildi, başka bir meslek de yapabilirdi...

seçmiş olduğum bazı cümleleri ile burada bir veda ediyorum.

kapak tasarımına dikkatle bakınız. ^^

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

boyuna, hep aynı şekilde, şu son zamanlarda halim berbattı benim!
sonunda ellerim böyle boş, ortalarda kalışım ne garip!

artık bir tarağım bile yoktu, dertlendim mi okuyacak bir kitabım bile yok.

şu son ayların bu acayip zulmü neydi bana karşı? eski salim kafamı bulamıyordum artık. her zaman, her yerde en tuhaf azapları ben çekiyordum.

bu eşi bulunmaz cezaları ne yapıp da hak ettiğimi yemin ederim anlayamıyordum.

akşamın alacakaranlığında ümitsiz yankılanan kendi sözlerim dokundu bana; ağlamaya başladım.

insanın birazcık ekmeği olsa!
sokaklarda ısıra ısıra gidebileceği, bir küçük nefis çavdar ekmeği!

açlık iflahımı kesiyordu; ölmeyi, yok olmayı özledim, duygulandım, ağladım..

yaşamak, başkaları kadar benim de hakkım değil miydi?

ne gözlerimde yaş vardı, ne de zihnimde bir düşünce, bir duygu.


benim ne halde olduğumu o bile anlamamıştı; tanıdığım, bir zamanlar elini sıktığım o bile.

gitmek üzere oluşum ona hiç tesir etmiyordu; benim için birdenbire sanki yok olmuştu; ona veda etmeme yarayacak bir şey, tesirli, derin bir söz, ona dokunacak, onda belki de saygı uyandıracak bir söz aradım.

devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

"açlık (kitap)" ile benzer başlıklar

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim