1001.
deep purple'cıyız ezelden! ne duygulu şarkı ama, şahane seçim.
seneler önce üniversitede okutmanlık düşünmüştüm ve 2 başvuru yapmıştım. ikisinde de seçilemedim. birindeki mülakat şaka gibiydi zaten. yani formalite olsun diye yapmışlar. neye göre elendim, bilemiyorum. gerçi ondan b1 seviyesinde ingilizce bilen biri bile tam puanla geçerdi hahah.
neyse, sonra başka bi başvuru yaptım. orada iki tane şey oldu. birincisi, bi kızla tanıştık sonra da yiyiştik... dermişim. yok, ortam müsait değildi haha. neyse, kız trt'de tercümanmış. ne güzel dedim. kız da taşeron dedi. anlattığına göre trt'nin kadrolu çevirmenleri 20-30.000 lira falan maaş alıyormuş ayda ve bu çok sene öncesinin parası. bütün işleri taşeronlara yüklüyorlarmış ve kendileri tüm gün çay ve kahve içiyorlarmış. kız da 1200-1500 lira falan para aldığını söyledi. arada minimum 20 kat fark olduğuna dikkat çekerim.
ikincisi başvurumda da, o özel üniversitenin sahibi yaşlı profesör dede geldi ki kendisini tanıyordum zira kızı benim hocamdı. neyse bu moruk geldi bizim mülakatların başlamasına az süre kala ve aynen şöyle dedi: "15 dakika sonra mülakata alınmaya başlayacaksınız. buralarda olursanız iyi olur. ama olmasanız da olur, nasıl olsa yerinize buluruz. hahahahaha." yani özel sektörün yaygın mantalitesini moruk profesör bayağı açıkça söyledi. hahah. yorumu sizlere bırakıyorum.
ekleme: önceki tanımımda yazmıştım ama sayfayı yenilemedin sanırım, o yüzden buraya yazayım vendetta biraderim. bu tanımın bu kadar uzun olmasının sorumlusu sensin, heheh. iyi müzik kulağının dil öğreniminde büyük avantajı olduğu söyleniyor. etkisi vardır herhalde. bir de annem emekli ingilizce öğretmeni ama onunla hakikaten hiç ingilizce çalışmadık desem yeridir. toplasan, hepsini toplasan 1 saat falan ona bişeyler danışmışımdır eğitim hayatım boyunca. ama şöyle bir ilginçlik olabilir... annemin karnındayken ingilizce derslerine girdim aylarca! insan kulakları 2 haftalıkken gelişmeye başlıyor diye biliyorum. bilimsel bir bilgi vermiyorum ama ingilizceye her zaman bir yatkınlığımın olmasını buna da bağlıyorum ben. ayrıca hotel california çalıyorsun şu anda! the dude nefret ediyordu bu gruptan ama ben de severim çok. *
seneler önce üniversitede okutmanlık düşünmüştüm ve 2 başvuru yapmıştım. ikisinde de seçilemedim. birindeki mülakat şaka gibiydi zaten. yani formalite olsun diye yapmışlar. neye göre elendim, bilemiyorum. gerçi ondan b1 seviyesinde ingilizce bilen biri bile tam puanla geçerdi hahah.
neyse, sonra başka bi başvuru yaptım. orada iki tane şey oldu. birincisi, bi kızla tanıştık sonra da yiyiştik... dermişim. yok, ortam müsait değildi haha. neyse, kız trt'de tercümanmış. ne güzel dedim. kız da taşeron dedi. anlattığına göre trt'nin kadrolu çevirmenleri 20-30.000 lira falan maaş alıyormuş ayda ve bu çok sene öncesinin parası. bütün işleri taşeronlara yüklüyorlarmış ve kendileri tüm gün çay ve kahve içiyorlarmış. kız da 1200-1500 lira falan para aldığını söyledi. arada minimum 20 kat fark olduğuna dikkat çekerim.
ikincisi başvurumda da, o özel üniversitenin sahibi yaşlı profesör dede geldi ki kendisini tanıyordum zira kızı benim hocamdı. neyse bu moruk geldi bizim mülakatların başlamasına az süre kala ve aynen şöyle dedi: "15 dakika sonra mülakata alınmaya başlayacaksınız. buralarda olursanız iyi olur. ama olmasanız da olur, nasıl olsa yerinize buluruz. hahahahaha." yani özel sektörün yaygın mantalitesini moruk profesör bayağı açıkça söyledi. hahah. yorumu sizlere bırakıyorum.
ekleme: önceki tanımımda yazmıştım ama sayfayı yenilemedin sanırım, o yüzden buraya yazayım vendetta biraderim. bu tanımın bu kadar uzun olmasının sorumlusu sensin, heheh. iyi müzik kulağının dil öğreniminde büyük avantajı olduğu söyleniyor. etkisi vardır herhalde. bir de annem emekli ingilizce öğretmeni ama onunla hakikaten hiç ingilizce çalışmadık desem yeridir. toplasan, hepsini toplasan 1 saat falan ona bişeyler danışmışımdır eğitim hayatım boyunca. ama şöyle bir ilginçlik olabilir... annemin karnındayken ingilizce derslerine girdim aylarca! insan kulakları 2 haftalıkken gelişmeye başlıyor diye biliyorum. bilimsel bir bilgi vermiyorum ama ingilizceye her zaman bir yatkınlığımın olmasını buna da bağlıyorum ben. ayrıca hotel california çalıyorsun şu anda! the dude nefret ediyordu bu gruptan ama ben de severim çok. *
devamını gör...
1002.
devamını gör...
1003.
astronom olduğumu duyanlar da bana hemen burç mevzularını soruyor. astronom ve astrolog kelimelerini kim birbirine bu kadar yakın olacak şekilde bulmuşsa sakalı göğe dikilsin.
devamını gör...
1004.
ben de at kafası istiyorum. hatta at kafası alıp tam da şunu yapmayı aşırı istiyorum:
www.instagram.com/p/CHBrput...
www.instagram.com/p/CHBrput...
devamını gör...
1005.
bu arada şu şarkıyı paylaşayım. atla ilgili parodi power metal şarkısı. yayında çalmasan da kendin dinle derim vendetta müdür. artık bookmark'lar mısın ne yaparsın bilmem ama mutlaka dinle. bunun çok daha komik bi klibi vardı ama kaldırmışlar sanırım youtube'dan:
devamını gör...
1006.
devamını gör...
1007.
1008.
rbf, şu kırgızların neden orada kaldığı ve bizim anadolu'ya gelebildiğimiz esprisini burada tekrarlasana? efsaneydi, hahahah.
devamını gör...
1009.
#2373794
hahah onunla ilgili bir başlık vardı, hatırlamıyorum şu an hangisi olduğunu. birilerinin adını da dahil ederek hesap açanlar vardı bir ara. bilmem kimin hayranı, bilmem kimin komşusu falan gibi. meja'nın herhangi bir şeyi diye bir hesap görürseniz benimle ilgisi yok yazmıştım. onun üzerine birkaç dakika içerisinde birisi bu hesabı açmıştı. kim bilir kimdi ve amacı neydi...
hahah onunla ilgili bir başlık vardı, hatırlamıyorum şu an hangisi olduğunu. birilerinin adını da dahil ederek hesap açanlar vardı bir ara. bilmem kimin hayranı, bilmem kimin komşusu falan gibi. meja'nın herhangi bir şeyi diye bir hesap görürseniz benimle ilgisi yok yazmıştım. onun üzerine birkaç dakika içerisinde birisi bu hesabı açmıştı. kim bilir kimdi ve amacı neydi...
devamını gör...
1010.
#2373804
bir rivayete göre bizler orta asyadan ata binip gelmişiz buralara. kırgızlar atlara binmeyip yemeyi tercih ettikleri için orada kalmışlar.
bir rivayete göre bizler orta asyadan ata binip gelmişiz buralara. kırgızlar atlara binmeyip yemeyi tercih ettikleri için orada kalmışlar.
devamını gör...
1011.
at falan dedikçe şu kadını bilip de hatırlamayan yoktur sanırım:
devamını gör...
1012.
devamını gör...
1013.
atlarla ilgili benim de bir sürü komik anım var, ama biri şuan özel olarak, patates soyarken aklıma geldi.
11-ci sınıftayız, artık okul bitmiş, temmuz ayı olması lazım. uniye gideceğiz, bir-birimizi göremeyeceğiz falan kafasıyla, bir parti yapıyoruz, parti için de bir köy(gibi bir yerde) ev falan tutmuşuz, atlar var, hipodrom ve s.
ben de çocukluktan beri at binerim. aramız iyidir(lol). sınıfın bir güzel kızı vardı, aramız da pek iyiydi, "hadi komşu at binek" dedi, "tamam" diye giitik iki tane at bulup geziyoruz. sonra bu bir anda atı mahmızlamaya(mahmız da yox aslında, tabanlarla vuruyoruz öylesine), öne atladı. bunla bir yarışacak gibi olduk. çocukluğun ve "ulan bakın nasıl at biniyorum heheyttt" gazıyla atladım bunun önüne son sürat gidiyorum. arkadan da bu yetişmeye çalışıyor, artık romantika yerini krize vermiş. derken, önümüze atladı ordaki çalışan çiftçiler "şehirlilerdir bilmeden incinirler" düşüncesi ile. bu önüme atladığında ben atı yoldan kenara çektim, ama kız arkamdan geliyor. adamlar kızın atına elini kaldırınca at arka ayakları üstüne kalkıp, kızı da yere attı. canım yaa, çamurun içinde ağlıyor şimdi. ben de bunu teselli edecem ayağına atla gittim yanına, indim, kaldırdım, kendi atıma bindirdim, ipi de elimde tutarak yürüyoruz. evet. zafer kazanılmış, kriz yerini romantizme bırakmışdı yeniden. komşu mutluydu, çünkü üniversiteye bakir gitmeyecekti.
11-ci sınıftayız, artık okul bitmiş, temmuz ayı olması lazım. uniye gideceğiz, bir-birimizi göremeyeceğiz falan kafasıyla, bir parti yapıyoruz, parti için de bir köy(gibi bir yerde) ev falan tutmuşuz, atlar var, hipodrom ve s.
ben de çocukluktan beri at binerim. aramız iyidir(lol). sınıfın bir güzel kızı vardı, aramız da pek iyiydi, "hadi komşu at binek" dedi, "tamam" diye giitik iki tane at bulup geziyoruz. sonra bu bir anda atı mahmızlamaya(mahmız da yox aslında, tabanlarla vuruyoruz öylesine), öne atladı. bunla bir yarışacak gibi olduk. çocukluğun ve "ulan bakın nasıl at biniyorum heheyttt" gazıyla atladım bunun önüne son sürat gidiyorum. arkadan da bu yetişmeye çalışıyor, artık romantika yerini krize vermiş. derken, önümüze atladı ordaki çalışan çiftçiler "şehirlilerdir bilmeden incinirler" düşüncesi ile. bu önüme atladığında ben atı yoldan kenara çektim, ama kız arkamdan geliyor. adamlar kızın atına elini kaldırınca at arka ayakları üstüne kalkıp, kızı da yere attı. canım yaa, çamurun içinde ağlıyor şimdi. ben de bunu teselli edecem ayağına atla gittim yanına, indim, kaldırdım, kendi atıma bindirdim, ipi de elimde tutarak yürüyoruz. evet. zafer kazanılmış, kriz yerini romantizme bırakmışdı yeniden. komşu mutluydu, çünkü üniversiteye bakir gitmeyecekti.
devamını gör...
1014.
bizim sektöre ben çare olamam. devlet politikalarının komple değişmesi gerekiyor. şimdi o konulara girersem başıma iş açılır muhtelemen *
şimdilik tek yapabildiğim, özellikle gençlere bilimi sevdirmek için uğaşmak. sosyal medya üzerinden epey de uğraşmışlığım var bunun için. belki bir ara da bir youtube kanalı ya da blog açar, bildiklerimi meraklılarıyla paylaşırım. şimdilik başka işlerim olduğundan beklemede.
hahah icarus'un yayını ve şiir mevzusu... hatırlıyorum o esnaflar odası olayını.
şimdilik tek yapabildiğim, özellikle gençlere bilimi sevdirmek için uğaşmak. sosyal medya üzerinden epey de uğraşmışlığım var bunun için. belki bir ara da bir youtube kanalı ya da blog açar, bildiklerimi meraklılarıyla paylaşırım. şimdilik başka işlerim olduğundan beklemede.
hahah icarus'un yayını ve şiir mevzusu... hatırlıyorum o esnaflar odası olayını.
devamını gör...
1015.
beni atladın! bak gene atla ilgili. atlama abi.
işte en komik iş anım buydu herhalde. oku da rezil olayım, herkes bana gülsün hacım.
#1929393
o zaman sana ceza. bir öğretmenlik anısı daha. 2-6 yaş arası ingilizce branş öğretmenliği yaparken, 3 veya 4 yaşındaki gökçe isimli kız bir öğrencimin yanına gittim. oyun hamurlarıyla yılan yapıyordu. birini aldım, biraz şekliyle oynadım falan kız bana şunu dedi: "lütfen işime karışma özgür teacher, yoksa seni cezalandırmak zorunda kalırım!"
evet, bunu diyen kişi 3 veya 4 yaşındaydı.
işte en komik iş anım buydu herhalde. oku da rezil olayım, herkes bana gülsün hacım.
#1929393
o zaman sana ceza. bir öğretmenlik anısı daha. 2-6 yaş arası ingilizce branş öğretmenliği yaparken, 3 veya 4 yaşındaki gökçe isimli kız bir öğrencimin yanına gittim. oyun hamurlarıyla yılan yapıyordu. birini aldım, biraz şekliyle oynadım falan kız bana şunu dedi: "lütfen işime karışma özgür teacher, yoksa seni cezalandırmak zorunda kalırım!"
evet, bunu diyen kişi 3 veya 4 yaşındaydı.
devamını gör...
1016.
daha önce yazmıştım ama yine yazayım şiirimi
ben şiire meylederim
bakkala manava el ederim
ben şiire meylederim
bakkala manava el ederim
devamını gör...
1017.
icarusa çok geçmiş olsun. limon tavsiye ediyorum. manavda bulabilir *
devamını gör...
1018.
geçmiş olsun icarus! güneşe yaklaş da ısın biraz ama çok da yanaşma. sebebini biliyorsun.
devamını gör...
1019.
#2373871
bunun çok benzerini ben de tarih hocasına söylemiştim lisede ama duymamıştı çok şükür. "ahır mı burası?" dediğinde "sizi görünce öyle sandım." demiştim. çok fena laf yetiştiriyordum hocalara ama derslerim iyi diye bir şey de yapamıyorlardı.
sonradan "ulan ne terbiyesiz öğrenciymişim ben" dedim ve kendime geldim. eğlendiğim laf sokmalar yanıma kâr kaldı.
yılbaşı yılbaşı ortalıkta gezdi, kapmıştır tabii şifayı. halbuki ben ona "evde ol, sana kamera açacağım" demiştim. söz dinlese şimdi iyi, hatta süper olacaktı *
bunun çok benzerini ben de tarih hocasına söylemiştim lisede ama duymamıştı çok şükür. "ahır mı burası?" dediğinde "sizi görünce öyle sandım." demiştim. çok fena laf yetiştiriyordum hocalara ama derslerim iyi diye bir şey de yapamıyorlardı.
sonradan "ulan ne terbiyesiz öğrenciymişim ben" dedim ve kendime geldim. eğlendiğim laf sokmalar yanıma kâr kaldı.
yılbaşı yılbaşı ortalıkta gezdi, kapmıştır tabii şifayı. halbuki ben ona "evde ol, sana kamera açacağım" demiştim. söz dinlese şimdi iyi, hatta süper olacaktı *
devamını gör...
1020.
devamını gör...
