1.
elbarto ukdesi
araştırmacı, gazeteci, yazar.
27 mayıs 1953 tarihinde, giresun‘un dereli ilçesi’nin ambaralan köyü’nde dünyaya geldi. gençlik yıllarında, öncelikle hıristiyanlık dini ve incil üzerine araştırmalarda bulundu. sonraki yıllarda yoğunlukla islâm dini üzerine araştırmalar yapmaya başladı. ilkokulun imtihanlarına dışarıdan girerek bitirdi. 1996 yılında istanbul imam hatip lisesi’nin ortaokul kısmı ve lise kısmının imtihanlarına dışarıdan girerek mezun olduktan sonra eğitimine, fıkıh, akait gibi temel islam bilimlerini incelemek için kahire‘deki el-ehzer üniversitesi‘ne devam etti. 1976 yılında hatiplik, öğretmenlik ve yazarlık yapmaya başladı. 1985 yılından itibaren mektup dergisinde editörlük görevini üstlendi.
yazıları ve şiirleri, gençlik, sur, ribat, yeni devir, milli gazete, marmara, yeni asya, mektup, vahdet ve akıncı gibi pek çok dergi ve gazetede yayınlandı. “bize nasıl kıydınız” adlı romanı televizyon dizisi haline getirildi ve bir diğer romanı “maria”, 1997 yılında, arapça ve malezya dilindeki çevirilerinin ardında almancaya çevirilerek yayınlandı.
*
araştırmacı, gazeteci, yazar.
27 mayıs 1953 tarihinde, giresun‘un dereli ilçesi’nin ambaralan köyü’nde dünyaya geldi. gençlik yıllarında, öncelikle hıristiyanlık dini ve incil üzerine araştırmalarda bulundu. sonraki yıllarda yoğunlukla islâm dini üzerine araştırmalar yapmaya başladı. ilkokulun imtihanlarına dışarıdan girerek bitirdi. 1996 yılında istanbul imam hatip lisesi’nin ortaokul kısmı ve lise kısmının imtihanlarına dışarıdan girerek mezun olduktan sonra eğitimine, fıkıh, akait gibi temel islam bilimlerini incelemek için kahire‘deki el-ehzer üniversitesi‘ne devam etti. 1976 yılında hatiplik, öğretmenlik ve yazarlık yapmaya başladı. 1985 yılından itibaren mektup dergisinde editörlük görevini üstlendi.
yazıları ve şiirleri, gençlik, sur, ribat, yeni devir, milli gazete, marmara, yeni asya, mektup, vahdet ve akıncı gibi pek çok dergi ve gazetede yayınlandı. “bize nasıl kıydınız” adlı romanı televizyon dizisi haline getirildi ve bir diğer romanı “maria”, 1997 yılında, arapça ve malezya dilindeki çevirilerinin ardında almancaya çevirilerek yayınlandı.
*
devamını gör...
2.
edebi değeri düşük, sıkıcı ve kadınları ikinci sınıf insan şeklinde yansıtan romanları vardı. bir kadının bunu kabul edip savunmasını küçücük yaşımda bile çok tuhaf bulmuştum. hatta hiç unutmam, bir kitabında kız ve erkek kardeşler üvey annelerini gerçek anneleri zannediyorlardı ve üvey anne doğrusunun erkeğe söylenmesi gerektiğini çünkü askere filan gittiğinde zaten öğreneceğini ama kızın nasılsa evleneceği için bilmesine gerek olmadığını anlatıyordu. o zamanki aklımla bile hem eşit davranılmadığını hem bilmeye hakkı olduğunu düşünmüş hem de bir kadının evlilikte bile nüfus cüzdanını nasıl hiç görmeyeceğini, nüfus cüzdanının niye kendisinde durmadığını çözememiştim.
devamını gör...
3.
vaktiyle telefonda söyleşi yapmıştık. içime sinmemişti, çünkü yüzeysel kalmıştı. kısmet olur da mesafemiz yakınlaşırsa, kapsamlı ve detaylı bir şekilde yüz yüze de söyleşmek isterim.
buradan
buradan
devamını gör...
4.
insanları kutuplaştıran ve boş yapan bir kadın olmasına rağmen din üzerinden prim kastığı için bu kadar ünlü.
devamını gör...
5.
6.
aptalca argümanlarına sayfa sayfa kanıt sunmaya değmeyecek siyasal islamcı bir yobaz.
devamını gör...
7.
çöl faresi
devamını gör...
8.
her şeyde bir hayır vardır. ya da her şerde mi demeliydim?
devamını gör...
9.
kitap falan yaziyormus iste bir kac aciklamasina baktim gereksiz aciklamalar ne yaptigi ne dusundugude belli degil bir kac yazisina baktim wattpad daki ergenlerin kalitesi daha yuksektir iste laf olsun diye yazip konusan tiplerden deniz analari da beyin hucrelerine sahip olmamalarina ragmen hayatta kalabiliyor nihayetinde
devamını gör...
10.
akp'nin oyları düşüp, gidici olduğu anlaşılınca, piyasaya sürülen kişidir.
en son atatürk'e saldırmış yine. boşa uğraşma emine. gidiyorsunuz. hemde çatır çatır.
en son atatürk'e saldırmış yine. boşa uğraşma emine. gidiyorsunuz. hemde çatır çatır.
devamını gör...
11.
malum partinin malum seçmeninin propaganda ve din istismarıyla beyninin sulandırılmasına katkıda bulunmuş "araştırmacı" yazardır.
başındaki başörtüsünden, dilindeki allah sözünden utanmadan "atatürk ve ismet inönü milli eğitimi lozan'la 100 yıllığına abd'ye verdi" diye atatürk'e ve ismet paşa'ya iftira atmıştır. yalan söylemiştir.
atatürk ve cumhuriyet düşmanı bir canlıdır. allah attığı iftiranın hesabını dünyadayken sorsun inşallah.
başındaki başörtüsünden, dilindeki allah sözünden utanmadan "atatürk ve ismet inönü milli eğitimi lozan'la 100 yıllığına abd'ye verdi" diye atatürk'e ve ismet paşa'ya iftira atmıştır. yalan söylemiştir.
atatürk ve cumhuriyet düşmanı bir canlıdır. allah attığı iftiranın hesabını dünyadayken sorsun inşallah.
devamını gör...
12.
birçok kitabını okuduğum yazar.
gençliğin imanını sorularla çaldılar, ağlatan yollar, idamlık genç, sabıkalı ve dul, çin işkencesi, hristiyan gülü, ne olur ihanet etme, bize nasıl kıydınız?, harcandık, imamın manken kızı, maria, yehova şahitleri, çingene ve daha adı aklıma gelmeyen bir çok kitabını okuduğumu belirtmeliyim.
ben emine şenlikoğlu'nun çizgisini iki ayrı dönem olarak ayırırım.
birinci dönem ; başörtüsü yasağının olduğu, haklı bir davanın savunucusu olduğu dönemdir. bu dönemde gerçek manada zulme uğrayan bir kesim vardı. bu zulme uğrayan kesim, taktığı başörtüsü yüzünden birçok insani haktan mahrum bırakılmıştı. okullara alınmıyor, toplumsal baskı yüzünden birçok devlet kurumunda ikinci sınıf insan muamelesi görüyorlardı. emine şenlikoğlu, bu dönemde yazdığı bir kitap yüzünden hapse girmiştir. 8 yıldan fazla bir zaman hapisle yargılanmış, iki buçuk yıl hapis yatmıştır. birkaç kitabı siyasi nedenlerle toplatılmıştır. çünkü: değindiği konu, diken üstü bir konudur; "eşitlik ve özgürlük!"
ikinci dönem ise; emine şenlikoğlu'nun düşünsel dünyasına uygun, siyasi iktidar başa geçmiştir. bu iktidarın islami açıdan eleştirilmesi gerektiği, birçok durum meydana gelmesine rağmen; şenlikoğlu'nun suskun kalması ben ve benim gibi bir çok müslümanı rahatsız etmiştir. çünkü; eşitlik ve özgürlüğü savunduğu için hapis yatan bir yazarın , eşitlik ve özgürlüğün, kişisel bir çekişme alanına indirgenmesi değil, sistemsel açıdan çözümlenmesi için çaba sarfedilmesi gereken bir konu olması gerekir.
yani şenlikoğlu'nun eleştirel duruşunun; sistemsel değil, bilakis kişisel olduğu kanaati ben ve benim gibi düşünen müslüman bireylerde oluşmuştur.
zulmün etnik kimliği, dini kimliği yoktur. aslında böyle bir kaygısı da yoktur. esas maharet odur ki; etnik kimlik veya dini kimlik arkasına gizlenmiş, zulmü görebilmektir.
gençliğin imanını sorularla çaldılar, ağlatan yollar, idamlık genç, sabıkalı ve dul, çin işkencesi, hristiyan gülü, ne olur ihanet etme, bize nasıl kıydınız?, harcandık, imamın manken kızı, maria, yehova şahitleri, çingene ve daha adı aklıma gelmeyen bir çok kitabını okuduğumu belirtmeliyim.
ben emine şenlikoğlu'nun çizgisini iki ayrı dönem olarak ayırırım.
birinci dönem ; başörtüsü yasağının olduğu, haklı bir davanın savunucusu olduğu dönemdir. bu dönemde gerçek manada zulme uğrayan bir kesim vardı. bu zulme uğrayan kesim, taktığı başörtüsü yüzünden birçok insani haktan mahrum bırakılmıştı. okullara alınmıyor, toplumsal baskı yüzünden birçok devlet kurumunda ikinci sınıf insan muamelesi görüyorlardı. emine şenlikoğlu, bu dönemde yazdığı bir kitap yüzünden hapse girmiştir. 8 yıldan fazla bir zaman hapisle yargılanmış, iki buçuk yıl hapis yatmıştır. birkaç kitabı siyasi nedenlerle toplatılmıştır. çünkü: değindiği konu, diken üstü bir konudur; "eşitlik ve özgürlük!"
ikinci dönem ise; emine şenlikoğlu'nun düşünsel dünyasına uygun, siyasi iktidar başa geçmiştir. bu iktidarın islami açıdan eleştirilmesi gerektiği, birçok durum meydana gelmesine rağmen; şenlikoğlu'nun suskun kalması ben ve benim gibi bir çok müslümanı rahatsız etmiştir. çünkü; eşitlik ve özgürlüğü savunduğu için hapis yatan bir yazarın , eşitlik ve özgürlüğün, kişisel bir çekişme alanına indirgenmesi değil, sistemsel açıdan çözümlenmesi için çaba sarfedilmesi gereken bir konu olması gerekir.
yani şenlikoğlu'nun eleştirel duruşunun; sistemsel değil, bilakis kişisel olduğu kanaati ben ve benim gibi düşünen müslüman bireylerde oluşmuştur.
zulmün etnik kimliği, dini kimliği yoktur. aslında böyle bir kaygısı da yoktur. esas maharet odur ki; etnik kimlik veya dini kimlik arkasına gizlenmiş, zulmü görebilmektir.
devamını gör...
13.
travmatik romanları olan yazar. idamlık genç diye bir kitabını okumuştum. edebi değeri oldukça düşük bir kitap. kendisi yaşanmış şeylerden ilham alınarak kitaplarını kaleme aldığını söylese de, ne gerçeğe yaklasabilmis ne de gerçeği asabilmis bir yazar bana göre.
ilk okuduğumda da hiç sevmemiştim hala dahi sevemedim. tabii ki o kitaptan sonra da bu yazarı okumayı bıraktım. nereden tesadüf etti de kitabı elime geçti bilmiyorum. leş gibi bir kitapti, bana hiçbir şey kalmadı, sadece psikolojik anlamda o yaştaki bir çocuk için travmatik bir etkisi vardı.
( illa ki mistisizm üzerine bir şeyler okumak böyle 2. sınıf yazarları değil, ziya osman gibi sezai karakoç gibi (b: dini propaganda haline getirmeyen) isimlere yönelin)
ilk okuduğumda da hiç sevmemiştim hala dahi sevemedim. tabii ki o kitaptan sonra da bu yazarı okumayı bıraktım. nereden tesadüf etti de kitabı elime geçti bilmiyorum. leş gibi bir kitapti, bana hiçbir şey kalmadı, sadece psikolojik anlamda o yaştaki bir çocuk için travmatik bir etkisi vardı.
( illa ki mistisizm üzerine bir şeyler okumak böyle 2. sınıf yazarları değil, ziya osman gibi sezai karakoç gibi (b: dini propaganda haline getirmeyen) isimlere yönelin)
devamını gör...
14.
birkaç kitabını okuduğum ama son zamanlarda pek de takip etmek istemediğim kişi.. kitapları da biçim veya edebi değil de olay örgüsü açısından ele alınabilir… bu şekilde medyayı kullanmasa belki yaşadıkları için haklı isyanları olabilirdi
devamını gör...
15.
bağcılar gencosu gibi konuşmak istemiyorum ama, lozan'da mustafa kemal nasıl koyduysa, gireni bir türlü çıkaramadılar .
yazık size ki vatan sevgisi nedir bilmiyorsunuz?
yazık size ki vatan sevgisi nedir bilmiyorsunuz?
devamını gör...
