1.
platon'un ontolojisinde belirleyici olan ayrımdır. episteme saf bilgiyi, yani ideaları temsil ederken; doksa ise sanıları ya da sanrıları, yani duyumdan kaynaklanan yanılgıları-mutlak olmayanı temsil etmektedir.
devamını gör...
2.
episterim doksan alayım.
devamını gör...
3.
biri şekerli oluyor diğeri şekersiz iyi geceler
devamını gör...
4.
bilmek, sağlam bilgi ve kanaat, görüş olarak çeviriliyor.
son zamanlarda sık sık aklıma takılıyor bu, bilmek mi yoksa sanmak mı?
felsefenin kalbinde yüzyıllardır yankılanan bu soru, aslında insanın kendini arayışının da özeti gibi. bilim için kanaatın çok fazla önemi yok açıkcası, bilim gerçek bilgiden başkasını kabul etmez ama felsefe görüş ve kanaatlara önem verir. bu yüzden felsefe benim için hep farklı bi yerde olmuştur.
antik yunan’da platon, bu ayrımı iki kelimeyle yapmış:
episteme, yani gerçek bilgi akılla kavranan, değişmeyen hakikat.
doksa, yani sanı kanaat, duyulara dayalı geçici izlenim.
görmekle bilmek arasındaki o ince çizgide hepimiz yaşıyoruz aslında.
gözlerimizin gördüğüyle yetindiğimizde doksa dayız.
sorgulamaya, anlamın ardındaki özü bulmaya çalıştığımızda episteme'ye yaklaşıyoruz.
kimi hala gölgeleri gerçek sanıyor, kimi dışarı çıkıp ışığın gözünü yakmasına rağmen gerçeği aramaya devam ediyor.
belki de hayat, bu iki halin arasında gidip gelmekten ibarettir. bir yanımız gölgelerde huzur buluyor, diğer yanımız ışığa doğru yanarak yürüyor.
son zamanlarda sık sık aklıma takılıyor bu, bilmek mi yoksa sanmak mı?
felsefenin kalbinde yüzyıllardır yankılanan bu soru, aslında insanın kendini arayışının da özeti gibi. bilim için kanaatın çok fazla önemi yok açıkcası, bilim gerçek bilgiden başkasını kabul etmez ama felsefe görüş ve kanaatlara önem verir. bu yüzden felsefe benim için hep farklı bi yerde olmuştur.
antik yunan’da platon, bu ayrımı iki kelimeyle yapmış:
episteme, yani gerçek bilgi akılla kavranan, değişmeyen hakikat.
doksa, yani sanı kanaat, duyulara dayalı geçici izlenim.
görmekle bilmek arasındaki o ince çizgide hepimiz yaşıyoruz aslında.
gözlerimizin gördüğüyle yetindiğimizde doksa dayız.
sorgulamaya, anlamın ardındaki özü bulmaya çalıştığımızda episteme'ye yaklaşıyoruz.
kimi hala gölgeleri gerçek sanıyor, kimi dışarı çıkıp ışığın gözünü yakmasına rağmen gerçeği aramaya devam ediyor.
belki de hayat, bu iki halin arasında gidip gelmekten ibarettir. bir yanımız gölgelerde huzur buluyor, diğer yanımız ışığa doğru yanarak yürüyor.
devamını gör...