1.
yaşananları, öğrenilen konuları, bunların geçmişle ilişkisini bilinçli olarak zihinde saklama gücüdür.
psikolojide hafıza, bir organizmanın bilgiyi depolama, saklama ve sonrasında ise geri çağırma yeteneği olarak tanımlanmıştır.
psikolojide hafıza, bir organizmanın bilgiyi depolama, saklama ve sonrasında ise geri çağırma yeteneği olarak tanımlanmıştır.
devamını gör...
2.
hafıza, yaşantıları yaşanılmışlık çerçevesinde ; yaşanalacaklar doğrultusunda yaşatmaktadır.
devamını gör...
3.
yıllardır hafızamı kaybetmeyi umuyorum. ama maalesef ki olmuyor.
devamını gör...
4.
fotoğraf makinesidir. fakat daha iyisi. her anı kaydeder ve pili de yoktur. tabii insanın pili * vardır o başka.
devamını gör...
5.
kitap ayracı olarak pek işe yaramadığından bu tanım elenebilir
devamını gör...
6.
(bildiğimiz kadarıyla) insanın gizi. bazen nimet bazen cinnet.
devamını gör...
7.
insanın karakutusu, kişiye ait olan tek gizli mekan .içinde ne olduğu sadece kişiye özeldir.
devamını gör...
8.
- bilgisayarlarda iki temel tipi bulunmaktadır: rom ve ram. rom "read only memory" yani "sadece
oku hafıza" ve ram de "rasgele erişimli hafıza"dır.
- türkçesi bellektir. 1930'lardan sonra dilimize kayseri ağzından kazandırılmıştır.
- hafıza, korumak, saklamak anlamında olup sözcüğün sıfat hali hafızdır.
oku hafıza" ve ram de "rasgele erişimli hafıza"dır.
- türkçesi bellektir. 1930'lardan sonra dilimize kayseri ağzından kazandırılmıştır.
- hafıza, korumak, saklamak anlamında olup sözcüğün sıfat hali hafızdır.
devamını gör...
9.
hafıza çok tuhaf bir güç. otuz yıl evvelini dünmüş gibi net hatırlıyorken dün olanları sanki üzerinden otuz yıl geçmiş gibi hatırlayamıyorsunuz.
fillerle temas etmese, sakladığı her şeyi çabucak ortaya dökmese. ağır bir yüke dönüşmese. bir klasör olsa, istenmeyenleri içinde tutsa. silinebilse. çok sevdiğimiz tüm filmleri, dizileri, kitapları, masalları, düşleri, düşsel anları ve kırık dökük de olsa bazı aşkları hiç yaşanmamışçasına tekrar tatma imkanı tanısa. insanı yormasa keşke.
fillerle temas etmese, sakladığı her şeyi çabucak ortaya dökmese. ağır bir yüke dönüşmese. bir klasör olsa, istenmeyenleri içinde tutsa. silinebilse. çok sevdiğimiz tüm filmleri, dizileri, kitapları, masalları, düşleri, düşsel anları ve kırık dökük de olsa bazı aşkları hiç yaşanmamışçasına tekrar tatma imkanı tanısa. insanı yormasa keşke.
devamını gör...
10.
zihinsel depo.
insanın yaşananları, öğrendiklerini, şimdinin geçmişle mukayesesini yapmasını sağlayan, her şeyi hatırlama ve saklama gücü.

psikoloji ise hafızayı bir organizmanın bilgiyi depolama, saklama ve sonrasında ise geri çağırma yeteneği olarak tanımlamıştır.
bilginin geri çağrılmasında 3 aşama vardır.
kodlama ve kaydetme (alınan bilginin işlenmesi ve birleştirilmesi)
depolama (kodlanan bilginin sürekli bir kaydının oluşturulması)
geri çağrılma veya hatırlama (aktivite veya işlem sonucu oluşan ipucunun bilgiyi depodan geri çağırması veya hatırlatması)
depolama aşaması da 3 sınıfa ayrılır;
duyusal hafıza
kısa süreli hafıza
uzun süreli hafıza.
insanın yaşananları, öğrendiklerini, şimdinin geçmişle mukayesesini yapmasını sağlayan, her şeyi hatırlama ve saklama gücü.

psikoloji ise hafızayı bir organizmanın bilgiyi depolama, saklama ve sonrasında ise geri çağırma yeteneği olarak tanımlamıştır.
bilginin geri çağrılmasında 3 aşama vardır.
kodlama ve kaydetme (alınan bilginin işlenmesi ve birleştirilmesi)
depolama (kodlanan bilginin sürekli bir kaydının oluşturulması)
geri çağrılma veya hatırlama (aktivite veya işlem sonucu oluşan ipucunun bilgiyi depodan geri çağırması veya hatırlatması)
depolama aşaması da 3 sınıfa ayrılır;
duyusal hafıza
kısa süreli hafıza
uzun süreli hafıza.
devamını gör...
11.
ısine gelmeyeni hatirlamaz.
devamını gör...
12.
mesela bir doktora gittik, doktor bize sistemden bir önceki tahlil sonuçlarımıza bakabildiğini söyledi. daha sonra bunun farklı şehirlerde, farklı hastanelerde de olduğunu gördük. elbette ki sağlıkla ilgili bütün verilerin toplandığı bir sistemin varlığından şüphemiz kalmaz.
veya yabancı bir şehre gittik. bize girişte bir defter verdiler. veya daha modern bir örnek verirsek bir kart verdiler. attığımız her adımda o kartı kullanıyoruz. bir yere girerken, çıkarken, alışverişte vs. elbette o şehrin yönetiminin bize dair bütün verileri gerektiğinde incelemek üzere topladığına emin oluruz.
bu örneklerle anlatmak istediğimiz şey hafiz esma-i hüsnasının tecellisiyle çekirdekler, dna ve hafızanın bilgileri kaydetmesinin kâinattaki bu her şeyi kaydetme olayının ne kadar geniş çaplı olduğuna işaret etmektir.
hatta değil sadece canlılar, cansız varlıklar bile yarılanma ömrü gibi yollarla geçmişlerine dair bilgiler taşıyorlar.
bu noktada "bunlar hep tesadüf" denilerek işin içinden çıkılamaz. çünkü bir hikmet ve irade her yerden el sallıyor. yani hikmet gözüyle bakıldığında tablo çok net görünüyor. ama tesadüfe verildiğinde birden bu kadar incelikler, sanatsal dokunuşlar değersizleşiyor. elbette ki bu da büyük bir vebali içeriyor.
yani insan sadece bir kereliğine kafasını kumdan çıkarmayı, hikmet gözlüğüyle bakmayı denese aslında kendisinin diğer varlıklardan farklı olduğunu farkeder. bu farklılığın şekli özellikleri mesela vicdan, akıl, hafıza, kalp gibi doğada nadir bulunan nimetlerin nedense aynı türde hepsi birden tesadüfen bir evrim sonucu gelişemeyeceğini anlar.
insanın hayvanlardan farklılıkları insanın görevinin tefekkür, sevgi, merhamet, adalet, ibadet gibi şeyler olduğunu gösteriyor. ve her fiilinin kaydedildiğini unutmaması gerektiğini de gösteriyor.
kâinatın başıboş olmadığı bir kere kabul edilirse, kâinatın göz bebeği olan insanın hiçbir şeyinin de boşuna olmadığı anlaşılır. bize hafıza kuvvetiyle bir parça hissettirildiği üzere günü geldiğinde hesaba çekilmek üzere bütün her bilgimiz allah tarafından kaydediliyor.
"sizin herşey'iniz muhafaza ediliyor. her ameliniz yazılmıştır. her hizmetiniz kaydedilmiştir. hizmetinizin mükâfatını verecek ve her hayır elinde ve her hayrı yapabilecek bir zât-ı zülcelal, sizi celb edip, yer altında muvakkaten durdurur. sonra huzuruna aldırır. " (mektubat)
(risale-i nur'dan haşir risalesini okurken aklıma gelenler)
veya yabancı bir şehre gittik. bize girişte bir defter verdiler. veya daha modern bir örnek verirsek bir kart verdiler. attığımız her adımda o kartı kullanıyoruz. bir yere girerken, çıkarken, alışverişte vs. elbette o şehrin yönetiminin bize dair bütün verileri gerektiğinde incelemek üzere topladığına emin oluruz.
bu örneklerle anlatmak istediğimiz şey hafiz esma-i hüsnasının tecellisiyle çekirdekler, dna ve hafızanın bilgileri kaydetmesinin kâinattaki bu her şeyi kaydetme olayının ne kadar geniş çaplı olduğuna işaret etmektir.
hatta değil sadece canlılar, cansız varlıklar bile yarılanma ömrü gibi yollarla geçmişlerine dair bilgiler taşıyorlar.
bu noktada "bunlar hep tesadüf" denilerek işin içinden çıkılamaz. çünkü bir hikmet ve irade her yerden el sallıyor. yani hikmet gözüyle bakıldığında tablo çok net görünüyor. ama tesadüfe verildiğinde birden bu kadar incelikler, sanatsal dokunuşlar değersizleşiyor. elbette ki bu da büyük bir vebali içeriyor.
yani insan sadece bir kereliğine kafasını kumdan çıkarmayı, hikmet gözlüğüyle bakmayı denese aslında kendisinin diğer varlıklardan farklı olduğunu farkeder. bu farklılığın şekli özellikleri mesela vicdan, akıl, hafıza, kalp gibi doğada nadir bulunan nimetlerin nedense aynı türde hepsi birden tesadüfen bir evrim sonucu gelişemeyeceğini anlar.
insanın hayvanlardan farklılıkları insanın görevinin tefekkür, sevgi, merhamet, adalet, ibadet gibi şeyler olduğunu gösteriyor. ve her fiilinin kaydedildiğini unutmaması gerektiğini de gösteriyor.
kâinatın başıboş olmadığı bir kere kabul edilirse, kâinatın göz bebeği olan insanın hiçbir şeyinin de boşuna olmadığı anlaşılır. bize hafıza kuvvetiyle bir parça hissettirildiği üzere günü geldiğinde hesaba çekilmek üzere bütün her bilgimiz allah tarafından kaydediliyor.
"sizin herşey'iniz muhafaza ediliyor. her ameliniz yazılmıştır. her hizmetiniz kaydedilmiştir. hizmetinizin mükâfatını verecek ve her hayır elinde ve her hayrı yapabilecek bir zât-ı zülcelal, sizi celb edip, yer altında muvakkaten durdurur. sonra huzuruna aldırır. " (mektubat)
(risale-i nur'dan haşir risalesini okurken aklıma gelenler)
devamını gör...
13.
leonardo patrignani'nin telepati üçlemesinin 2. kitabı. (telepati, hafıza, ütopya)
ilk kitapta telepati yöntemiyle paralel evrenler arasında iletişim kurabilen gençlerin hikayesi anlatılmıştı. kitap bir şeyler vaat ederek bitti ama nasıl toparlayacak ki yazar, sıçmasa bari diye başladığım ama iki günde soluksuz bitirdiğim bir eser oldu. oha oha diye diye bitirdim. gerçekten kurgusu çok başarılı ve yaratıcı olmuş. ben gayet beğendim.
bu serinin dizisini yapsın ya biri. yok mu aramızda yönetmen falan?
ilk kitapta telepati yöntemiyle paralel evrenler arasında iletişim kurabilen gençlerin hikayesi anlatılmıştı. kitap bir şeyler vaat ederek bitti ama nasıl toparlayacak ki yazar, sıçmasa bari diye başladığım ama iki günde soluksuz bitirdiğim bir eser oldu. oha oha diye diye bitirdim. gerçekten kurgusu çok başarılı ve yaratıcı olmuş. ben gayet beğendim.
bu serinin dizisini yapsın ya biri. yok mu aramızda yönetmen falan?
devamını gör...