orijinal adı: the meaning of life
yazar: terry eagleton
yayım yılı: 2007
yazarın ''shakespeare, wittgenstein, schopenhauer, heidegger, sartre, samuel beckett, freud, aristoteles, nietzsche'' gibi isimlerin perspektifinden ''hayatın anlamı nedir?'' sorusuna yanıt aradığı eseridir.
yazar: terry eagleton
yayım yılı: 2007
yazarın ''shakespeare, wittgenstein, schopenhauer, heidegger, sartre, samuel beckett, freud, aristoteles, nietzsche'' gibi isimlerin perspektifinden ''hayatın anlamı nedir?'' sorusuna yanıt aradığı eseridir.
öne çıkanlar | diğer yorumlar
başlık "son singapur vapuru" tarafından 03.12.2024 21:37 tarihinde açılmıştır.
1.
"yalnızca vâroluşun yitimi pahasına anlama ulaşırız."
özgün adı the meaning of life
1943 doğumlu irlanda asıllı ingiliz yazar ve akademisyen terry eagleton imzalı eser olup 2007 yılında yayınlanmış; türkçe'ye ise kutlu tunca tarafından çevrilmiştir.
son zamanlarda okuduğum en felsefik ve ufuk açıcı kitaplardan biriydi,
terry eagleton ile bir merhabalaşmış olduğuma sevinçliyim.
şimdi kitaba dönelim, yazar bu kitabında
hayatın anlamını felsefik bir bağlamda ele alıyor
hayatın anlamını sosyolojik, bireysel ve felsefik bir düzlemde inceliyor, anlam denilen şey duyguların bir ürünü ya da sonucu mudur?/ yaşarken anlama erişebilir miyiz?
hayatın anlamını irdelerken nihilizmden ve absürdizmden, hiçlikten ve varoluştan, tanrıdan ve yok oluştan da faydalanıyor, zıt fikirleri mukayese ediyor, argümanlarının arkasında derin bir bakış açısı olduğu net olarak görülüyor.
yazar hayatın anlamını tüm boyutlarıyla ele alırken anlam ve intiharın da birbiriyle ilgili olduğunu da vurguluyor;
bir kişi hayatın anlamını bulamadığı için değil kendi hayatında yaşamaya değer gördüğü hiçbir şey olmadığı için intihar eder diyor.
gerçeklik, tanrı kavramı, nihilizm ve anlam ilişkisi, hayatın bir anlamı olmak zorunda mı, tek bir anlamdan söz edilebilir mi?/
anlam nerede başlar ve anlam kimdir? gibi sayısız soruya cevap arayan iyi bir kitaptı.
yalnızca vâroluşun yitimi pahasına anlama ulaşırız sözü ise hayatın anlamına ancak ölerek erişilebildiği ihtimâlini hatırlatıyor.
yani bir yanıyla da denilebilir ki;
yaşamak bir oyalanmadır, asıl anlam ölümden sonrasıdır.
bütün anlamların insan edinimi olmasını vurguluyor, bazen anlamsız zannedilen bir sözü ya da konuşmayı anlamıyor olmanın tek nedeninin kişinin o dili bilmiyor olmasına bağlıyor, aslında anlam var ama kişi onu çözecek potansiyelde değilse anlamsız geliyor diyor.
bir başka örnek ise kişinin anlamını bildiği şeyin değiştirilemez oluşu, bir nesneyi başka bir amaç için kullansanız da o nesnenin asıl gerçekliği değişmez diyor.
yazarın üslubunu ve ele aldığı konuları mantıklı bir biçimde oldukça felsefik bir bakış açısıyla yansıtma şekli iyiydi.
edebî açıdan doyurucu, düşündüren, sıkı analiz ve argümanların yer aldığı iyi bir kitaptı.
hayatta bir anlam vardır ya da yoktur.
kitaptan anlamlı birkaç söz bırakıp burada bitiriyorum.

hiç kimse ölünceye, sonunda acıdan kurtuluncaya kadar mutlu sayılmaz.
dünyadaki varlığımız üzerine düşünmek, varoluş tarzımızın bir parçasıdır.
her isteme ihtiyaçtan, yoksunluktan ve dolayısıyla acıdan kaynaklanır.
peki ya gerçeklik, insan varlığının bir yıkımıysa ne olacak?
yalnızca vâroluşun yitimi pahasına anlama ulaşırız.
özgün adı the meaning of life
1943 doğumlu irlanda asıllı ingiliz yazar ve akademisyen terry eagleton imzalı eser olup 2007 yılında yayınlanmış; türkçe'ye ise kutlu tunca tarafından çevrilmiştir.
son zamanlarda okuduğum en felsefik ve ufuk açıcı kitaplardan biriydi,
terry eagleton ile bir merhabalaşmış olduğuma sevinçliyim.
şimdi kitaba dönelim, yazar bu kitabında
hayatın anlamını felsefik bir bağlamda ele alıyor
hayatın anlamını sosyolojik, bireysel ve felsefik bir düzlemde inceliyor, anlam denilen şey duyguların bir ürünü ya da sonucu mudur?/ yaşarken anlama erişebilir miyiz?
hayatın anlamını irdelerken nihilizmden ve absürdizmden, hiçlikten ve varoluştan, tanrıdan ve yok oluştan da faydalanıyor, zıt fikirleri mukayese ediyor, argümanlarının arkasında derin bir bakış açısı olduğu net olarak görülüyor.
yazar hayatın anlamını tüm boyutlarıyla ele alırken anlam ve intiharın da birbiriyle ilgili olduğunu da vurguluyor;
bir kişi hayatın anlamını bulamadığı için değil kendi hayatında yaşamaya değer gördüğü hiçbir şey olmadığı için intihar eder diyor.
gerçeklik, tanrı kavramı, nihilizm ve anlam ilişkisi, hayatın bir anlamı olmak zorunda mı, tek bir anlamdan söz edilebilir mi?/
anlam nerede başlar ve anlam kimdir? gibi sayısız soruya cevap arayan iyi bir kitaptı.
yalnızca vâroluşun yitimi pahasına anlama ulaşırız sözü ise hayatın anlamına ancak ölerek erişilebildiği ihtimâlini hatırlatıyor.
yani bir yanıyla da denilebilir ki;
yaşamak bir oyalanmadır, asıl anlam ölümden sonrasıdır.
bütün anlamların insan edinimi olmasını vurguluyor, bazen anlamsız zannedilen bir sözü ya da konuşmayı anlamıyor olmanın tek nedeninin kişinin o dili bilmiyor olmasına bağlıyor, aslında anlam var ama kişi onu çözecek potansiyelde değilse anlamsız geliyor diyor.
bir başka örnek ise kişinin anlamını bildiği şeyin değiştirilemez oluşu, bir nesneyi başka bir amaç için kullansanız da o nesnenin asıl gerçekliği değişmez diyor.
yazarın üslubunu ve ele aldığı konuları mantıklı bir biçimde oldukça felsefik bir bakış açısıyla yansıtma şekli iyiydi.
edebî açıdan doyurucu, düşündüren, sıkı analiz ve argümanların yer aldığı iyi bir kitaptı.
hayatta bir anlam vardır ya da yoktur.
kitaptan anlamlı birkaç söz bırakıp burada bitiriyorum.

hiç kimse ölünceye, sonunda acıdan kurtuluncaya kadar mutlu sayılmaz.
dünyadaki varlığımız üzerine düşünmek, varoluş tarzımızın bir parçasıdır.
her isteme ihtiyaçtan, yoksunluktan ve dolayısıyla acıdan kaynaklanır.
peki ya gerçeklik, insan varlığının bir yıkımıysa ne olacak?
yalnızca vâroluşun yitimi pahasına anlama ulaşırız.
devamını gör...
"hayatın anlamı (kitap)" ile benzer başlıklar
hayatın anlamı
220
