1.
devamını gör...
2.
asit baz tepkimeleri.*
devamını gör...
3.
sürrealist akımın önde gelen temsilcileri sence aynı zamanda empresyonistmidirler?
devamını gör...
4.
buluşmaya kadar birşeyler konuşulmuş, iki lafın beli kırılmıştır elbet.
buluşma gerçekleştiğinde ise bu konulardan, yada yarım kalan konulardan, yada anlaşılmayan konulardan konuşulur illa ki. laf lafı muhakkak açacaktır.
buluşma gerçekleştiğinde ise bu konulardan, yada yarım kalan konulardan, yada anlaşılmayan konulardan konuşulur illa ki. laf lafı muhakkak açacaktır.
devamını gör...
5.
+anan babangiller nasıl?
böylelikle aileye değer verdiğimiz gün yüzüne çıkacak, hakkımızda bundan aile babası olur denilecektir.
derhal nişanı nerede yapacağız onu konuşalım bence.
böylelikle aileye değer verdiğimiz gün yüzüne çıkacak, hakkımızda bundan aile babası olur denilecektir.
derhal nişanı nerede yapacağız onu konuşalım bence.
devamını gör...
6.
flörtse eğer siyaset yapmayın, negatif şeyler basmayın, dertlerinizi açmayın. gelecek planları olabilir, birbirinizi tanımaya yönelik sorular olabilir ama en sevdiğin renk ne gibi değil .. beyninizi çalıştırabileceğiniz sorular.
devamını gör...
7.
buluşana kadar konuştuklarınızın derinlerine inin karşılıklı. konu bulma stresine girmeyin, aynı sayfadaysanız doğal olarak gelişiyor zaten.
devamını gör...
8.
9.
7-ilk buluşma
25-26 yasındayım. privatesozluk diye bir yerde yazıyorum. o zamanlar varoluscu yazılar filan yazıyordum. yazılarımı onemsedigim, yazı gibi yazı yazdıgım donemler.
bi cocuk var. acayip acayip guzel edebi yazılar yazıyor. mesajlasmaya basladık. sonra telefon numaramı istedi. aradı. konusmaya basladı. her ggun yazısmaya basladık. her gun bana telefon da etmeye basladı. bu boyle iki uc ay surdu. ankara da yasıyormus. oddu iktisat mezunuymus. okumayı ve yazmayı cok seviyormus. sonra olay romantik bi seye donusmeye basladı. mektuplar gelip gitmeye basladı. hala hayatımda aldıgım en romantik mektuplardır. benim kalbimin kutu kutuleri ritim degistirmeye basladı. bir gun telefonda konusuyorduk, bana dedi ki -o donem ben cok agır anti-depresanlar kullanıyorum- bıraksan ilaclarını, biraz da onlar seni hasta ediyor, seni alsam bir ege kassabasına kacırsam, bi cafe acsak, sen yemekleri yapsan, ben ortalıgı toparlasam temizlesem, ortalarda kızımız buse kosturuyor olsa. bum! orda asık oldum iste tam anlamıyla.
bi gun telefonum caldı:
-sana supriz yaptım, istanbul a seni gormeye geldim, nereye geleyim?
atakoy atrium a gel dedim. ilk gorusumu cok net hatırlıyorum. boyle sirinevler-atakoy koprusunda merdivenler iniyor. uzunca saclı, yesil gozlu, genis omuzlu. cok tatlı diye dusundum. velhasılı saatlerce konustuk. sonra birkac arkadası cagırdım aksama, bana geldiler, birkac meze hazırladım, rakı actım, muzik actık, oyle keyifli keyifli keyifli takıldık. ertesi gun benimki ankara ya geri dondu. gene mesajlasıyoruz. gene telefonla konusuyoruz. adını da koyduk artık. o hafta ben bi gece gec cıktım, annem beni evden kovdu, sokakta kaldım bes parasız gece gece, annanemin anahtarı vardı, oraya gittim, yani aslında babama gidebilirdim erenkoy de, ama ben atakoy e eve yalnız gidip sevgilimi oraya cagırmayı sectim. telefon ettim, gel dedim. birkac saat sonra kahramanım ankara dan istanbul a varmıstı. ve bu uc sene atakoy deki evde bas basa yasayacagımız sevgilik doneminin baslangıcı oldu, benim icin ankara dan yanıma tasındı. o donem ben galatasaray univ uluslarası iliskilerde okuyordum, cok ders de calıstırdı, cok odevimi de yaptı sagolsun. hatta o donem bir hikaye anlattı, bir arkadası bi kızı boyle ders calıstırmıs, kız okulu bitirmis, evlenmisler:)
o 3 senelik donem benim agır anti-depresan ictigim cok hasta ve suratsız bi donemimdi. benim en suratsız donemim icin bana "en cok senle guluyorum" diyordu tatlısım. kendisi yetim. cocuk esirgemede buyumus. bana bi gun dedi ki "hayatım boyunca tek tabancaydım, ilk defa iki kisi hissediyorum."
sohbetlerimiz bitmezdi. saatlerce edebiyat, felsefe, tarih, bilim sohbetler ederdik.
bazen gece sabah karsı yuruyuslere cıkardık atakoy de sohbet ede ede, o yuruyuslerimize bayılırdım.
genelde yemekleri ben pisirirdim, o da markete gidip alısveris yapardı.
seker bi kurulu duzen tutturmustuk o donem.
3 senenin sonunda benimki askere gitti. sansa istanbul da otogara yakın bir yer cıktı. her haftasonu ziyaretine gidiyor, sadık sadık bekliyordum. hatta orda yeni evli bi cift darısı basınıza dedi bize, ikimiz de gulumsedik.
ben bipolarım. bazen ataklarım tutuyor.
kendi kendim onu sadık sadık beklerken birden mani atagım tuttu.
ve ayrıldık. ben ayrılmak istedim. ama kafa olmus benim bi milyon, saglıklı bi sekilde alınmıs bi karar degildi.
boyle de yalan olduk.
cok sevgiyle yad ettigim bir hikayedir.
aradan 10 sene gecti. hala bazen mesajlar gelir gider aramızda.
boyle bi sey yasamamızı ben sans olarak goruyorum:)
hatta bi sıra bana evlenme bile teklif etmist, ben bakarız demistim:)
paralel evrende belki buse kosturuyordur cafemizde, ne dersiniz?
25-26 yasındayım. privatesozluk diye bir yerde yazıyorum. o zamanlar varoluscu yazılar filan yazıyordum. yazılarımı onemsedigim, yazı gibi yazı yazdıgım donemler.
bi cocuk var. acayip acayip guzel edebi yazılar yazıyor. mesajlasmaya basladık. sonra telefon numaramı istedi. aradı. konusmaya basladı. her ggun yazısmaya basladık. her gun bana telefon da etmeye basladı. bu boyle iki uc ay surdu. ankara da yasıyormus. oddu iktisat mezunuymus. okumayı ve yazmayı cok seviyormus. sonra olay romantik bi seye donusmeye basladı. mektuplar gelip gitmeye basladı. hala hayatımda aldıgım en romantik mektuplardır. benim kalbimin kutu kutuleri ritim degistirmeye basladı. bir gun telefonda konusuyorduk, bana dedi ki -o donem ben cok agır anti-depresanlar kullanıyorum- bıraksan ilaclarını, biraz da onlar seni hasta ediyor, seni alsam bir ege kassabasına kacırsam, bi cafe acsak, sen yemekleri yapsan, ben ortalıgı toparlasam temizlesem, ortalarda kızımız buse kosturuyor olsa. bum! orda asık oldum iste tam anlamıyla.
bi gun telefonum caldı:
-sana supriz yaptım, istanbul a seni gormeye geldim, nereye geleyim?
atakoy atrium a gel dedim. ilk gorusumu cok net hatırlıyorum. boyle sirinevler-atakoy koprusunda merdivenler iniyor. uzunca saclı, yesil gozlu, genis omuzlu. cok tatlı diye dusundum. velhasılı saatlerce konustuk. sonra birkac arkadası cagırdım aksama, bana geldiler, birkac meze hazırladım, rakı actım, muzik actık, oyle keyifli keyifli keyifli takıldık. ertesi gun benimki ankara ya geri dondu. gene mesajlasıyoruz. gene telefonla konusuyoruz. adını da koyduk artık. o hafta ben bi gece gec cıktım, annem beni evden kovdu, sokakta kaldım bes parasız gece gece, annanemin anahtarı vardı, oraya gittim, yani aslında babama gidebilirdim erenkoy de, ama ben atakoy e eve yalnız gidip sevgilimi oraya cagırmayı sectim. telefon ettim, gel dedim. birkac saat sonra kahramanım ankara dan istanbul a varmıstı. ve bu uc sene atakoy deki evde bas basa yasayacagımız sevgilik doneminin baslangıcı oldu, benim icin ankara dan yanıma tasındı. o donem ben galatasaray univ uluslarası iliskilerde okuyordum, cok ders de calıstırdı, cok odevimi de yaptı sagolsun. hatta o donem bir hikaye anlattı, bir arkadası bi kızı boyle ders calıstırmıs, kız okulu bitirmis, evlenmisler:)
o 3 senelik donem benim agır anti-depresan ictigim cok hasta ve suratsız bi donemimdi. benim en suratsız donemim icin bana "en cok senle guluyorum" diyordu tatlısım. kendisi yetim. cocuk esirgemede buyumus. bana bi gun dedi ki "hayatım boyunca tek tabancaydım, ilk defa iki kisi hissediyorum."
sohbetlerimiz bitmezdi. saatlerce edebiyat, felsefe, tarih, bilim sohbetler ederdik.
bazen gece sabah karsı yuruyuslere cıkardık atakoy de sohbet ede ede, o yuruyuslerimize bayılırdım.
genelde yemekleri ben pisirirdim, o da markete gidip alısveris yapardı.
seker bi kurulu duzen tutturmustuk o donem.
3 senenin sonunda benimki askere gitti. sansa istanbul da otogara yakın bir yer cıktı. her haftasonu ziyaretine gidiyor, sadık sadık bekliyordum. hatta orda yeni evli bi cift darısı basınıza dedi bize, ikimiz de gulumsedik.
ben bipolarım. bazen ataklarım tutuyor.
kendi kendim onu sadık sadık beklerken birden mani atagım tuttu.
ve ayrıldık. ben ayrılmak istedim. ama kafa olmus benim bi milyon, saglıklı bi sekilde alınmıs bi karar degildi.
boyle de yalan olduk.
cok sevgiyle yad ettigim bir hikayedir.
aradan 10 sene gecti. hala bazen mesajlar gelir gider aramızda.
boyle bi sey yasamamızı ben sans olarak goruyorum:)
hatta bi sıra bana evlenme bile teklif etmist, ben bakarız demistim:)
paralel evrende belki buse kosturuyordur cafemizde, ne dersiniz?
devamını gör...
10.
çetrefilli bir miras olayı varsa müthiş anlatılabilir ve %100 haklısınızdır, zaten bu olaylarda anlatanın her zaman haklı ol asıyla beraber karşı taraf konuyu hiç anlamayacağı için haklısın falan diye sizi destekler
devamını gör...
11.
şimdi, tüyo mahiyetinde anlaşılacak ama, şurada biz bizeyiz.. tarımda kımıl zararlıları en beylik konudur. ülkemizde buluşma/date kültürünün geleneksel kodları da bunu gerektirir zaten. bu gerçekliğin çoğu kere gözetilmemesinin bizi getirdiği durum işte ortada..sahte şövalyelikler. piremseslikler, dudullulu sarter ve bağcılarlı beauvoir maskeleriyle nereye kadar gidebilir. nitekim gitmiyor da..bakın müge anlılarda esra erollarda halkımız ne kadar yalın, doğal gerçekçi halleriyle davranıyorlar..e şimdi kültürel geleneksel kodlar bu iken, siz ne konusu araştırıp tartışacaksınız. boşuna uğraş boşuna hayal kırıklığı..size ait olmayan bir düş yaşamak istiyorsanız film seyredin, dizi seyredin. ama gerçek yaşamsa söz konusu olan, bilin ki asla filmdeki gibi başlamayacak, başlasa da sürmeyecek. hayal kırıklığı yaşamayın. bu yüzden kımıl zararlılarından söz etmeyecekseniz susun.!
devamını gör...
12.
valla ayak fetisim derdim herhalde. evet.
devamını gör...
13.
sizi yakısıklı bulursam ben ilginizi cekicek butun konuları acarım merak etmeyin.
bedava stand up gosterisi gibiyimdir modumu yakalarsam. ihih.
bedava stand up gosterisi gibiyimdir modumu yakalarsam. ihih.
devamını gör...
