101.
havaya takılmazdım.
devamını gör...
102.
lisede bilgi yarışmasına beni seçmişlerdi. o dönem basariliysam demek ki.
devamını gör...
103.
4 kuzenimle aynı yaşıtım. 1996 senesinde 5'imiz de orta okul sınavına girmiştik. en yüksek puanı ben almıştım. sonra amcalarım bize misafirliğe gelmişti. konu döndü dolandı sınava geldi tabi.
bende hava 1500 oldu bir anda. sınav sonuç kağıdımı sancak gibi taşımıştım saatlerce.*
devamını gör...
104.
o zamanlar henüz pikaçu yoktu ama inşaatın 2. katından kum yığınına atladığım an.
devamını gör...
105.
5 basamaklı merdivenden inmeden karşıdaki son merdiven basamağına atlamak.
volkan konak gibi göklerde kartal gibiydim. süzülüyordum ramazan topu gibi.

basamağı atladım atlamasina da kanatlarimdan vuruldum. yerde atladım atladıım! diye gövde gösterisi yaparken havalı havalı, bacağımdan akan oluk oluk kanla tüm imajim yerle bir oldu.

10 saniyelik o hava bana bir ömür yetmedi tabii.
devamını gör...
106.
çocuk değildim ama çocuk ruhlu birisiyim. inşallah içimdeki çocuğa birşey olmaz. derslerim iyi değildi. futboldan anlamazdım. en iyi yaptığım şey oynamaktı. hangi oyun olursa olsun en iyisi olurdum. bilye, taso ve çeşit çeşit bir çok oyunda iyi olmayı başarıyorum. çok şanslıyım aynı zamanda...
devamını gör...
107.
babamın kiğili parfümünü sıktığım an bi havaya girerdim, kokusu geçene kadar çok havalı hissederdim.
devamını gör...
108.
ortaokul zamanında bir gün.

haftasonu okulda ders olurdu.
sonbahar zamanları babamın diktiği deri gibi,siyah bir mont kullanıyordum.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kısmen şöyle.

fermuarı 2 taneydi,yani hem alttan hem üstten açılabiliyordu.ben de bunları ortada buluşturdum.tek düğmeli gibi oldu.
tabi o zamanlar başörtü kullanmıyorum.
saçlar da uzun..
rüzgarda savruluyor..
içimde havalı bir müzik çalıyor.
007'nin kız kardeşiyim.*

o an.
hey gidi zalım zaman.
devamını gör...
109.
bisikletle son hız yokuş aşağı giderken ellerimi bırakıp gittiğim an. sanırdım ki rüzgar saçımda uçuştukça ben de kanatlanıyorum.
*
devamını gör...
110.
converselerimi giyip, yürüğüm an’dır.

converse hastalığım vardı ve hiç unutmam ilk conversem beyaz renkteydi.. hiç unutmuyorum hep onları giyerdim..

o dönemde bile fiyatı sebebiyle herkesin alamadığı bir ayakkabıydı.onlar ayağımdayken acayip havalı hissediyordum..hiç unutmam sınıf arkadaşım giymek için istemişti hatta.o zamanlardan sonrada giymeyi hiç bırakmadım.. dolabımda 4 tane farklı renklerde ve boylarda var..

converse hastalıktır..
converse bagımlılıktır..
devamını gör...
111.
denize gidip de saçlarım sarardığında adriana lima gibi gezinirdim.
devamını gör...
112.
a dan z ye oynarken yakalanmayı geçin kovalanmazdim bile her harften her seferinde farklı farklı şarkılar bulurdum. kimse benle oynamak istemezdi bu yüzden o her harfi biliyoya çıkmıştı adım ahdhshdhshs
devamını gör...
113.
6. sınıf karne günü. saçlarımı düzleştirmiştim, bir pembe bir de mor tutam da eklemiştim ve en güzel kıyafetlerimi giymiştim. okulun bahçesine girdiğim an herkes bana beğenerek baktı. şişman biri olduğum için bu bakışlar nadiren bana yönelir o yüzden çok mutlu olmuştum. gerçekten güzel olduğumu hissettiğim bir andı.
devamını gör...
114.
mahalle abilerinden birinin saç jölesini kullanıp sokağa çıktığım an. tom cruise gibi hissetmiştim ama gercekte görüntü inek yalamış gibiydi sanirim.
devamını gör...
115.
futbol topu alınan gündür. mahalle maçında direkt kadroya girmiştim, sayesinde.
devamını gör...
116.
birinci sınıfta okuma bayramında bahçeye kurulan kürsüde istiklal marşının 10 kıtasını ezbere tüm öğrencilere ve velilere okuyacaktım. kürsüye çıktım ve hiç takılmadan okumuştum. birinci sınıfa dair her şey net aklımda olmasa da okuduğum anı unutmuyorum. havalı ve gurur vericiydi
devamını gör...
117.
aileyle tatile giderken arabanın arka koltuğunda açık camdan suratıma vuran rüzgarı hissettiğimde. pelerini havalanan süper kahraman gibi hissettirmişti.
devamını gör...
118.
lojmanda büyüdüm ben. küçükken çok kavgacıydım, diğer lojmanlardaki tüm çocuklarla kavga eder, bir tek kendi lojmanımızdaki çocukları sever ve rahat bırakırdım. musallat bir tiptim ben, yalnızca çocuklara değil benden yaşça büyüklere de epey musallat olurdum, çocuk olduğum için beni dövmezdi ablalar abiler. lafımı söyler iki tane de yapıştırıp giderdim. yalnız dikkat, küfür etmezdim asla, böyle de prenses * biriydim.

günlerden bir gün 2 lojman ötemizde oturan ismi garip bir abi vardı. yaşını hatırlamıyorum ancak ben 3. sınıfa giden bir tıfıldım, kendisi üniversite sınavına hazırlanmaktaydı. işte o abiye musallat olmayı seçmiştim o gün. diğer çocuklar pek karşılık vermiyordu çünkü artık.

bu abimiz diğer ablalarla birlikte oturmuş, demir kaydırakta çekirdek çitletiyordu. neden böyle pis bir eniktim inanın bilmiyorum. gidip abinin eline vurup çekirdeğini dökmüştüm, sabır dileyen bir tavırla git başımdan yarasa demişti. ablalar da azarlamıştı. bende basmıştım çığlığı. ama ne çığlık. ev yıkan cinsten. çığlığın verdiği gazla ağladım da o ara. fenaydı. susturmaya çalıştılar ancak daha çok ağladım, sebebini inanın bilmiyorum belkide büyükler bir olup kovduğu ve kızdığı için ağır gelmiş olabilir. sonra efendim yakın lojmandakiler geldi, yok susmuyorum. eni sonu annemi çağırmaya gitmiş birileri. annem de müsait değilmiş, kahramanım babiş bey teşrif etti tantanaya.

kalabalığın arasından zarif bir yürüyüşle geldi babam. ne olduğunu sordu sakince, anlattılar. tabi haksız olduğum için daha çok ağladım, herkes babamın bana kızmasını bekliyordu çünkü annemden alışkındılar, annem haklı dahi olsam kavga ettiğim için herkesin önünde beni azarlardı. ancak babiş bey öyle değildi. eğildi, gözyaşlarımı sildi ve beni kucağına aldı. "hepiniz bir olup kendinizden küçük kıza kızmaya utanmadınız yani, kesin sesinizi" gibisinden birşey demişti. sonra kucağındayken sustum ve babam herkese pis pis bakarak beni eve götürdü.

işte o an tahtında taşınan bir kraliçe gibi hissediyordum, hissettiğim en havalı andı çocukken. herkese dönüp dil çıkarmak geldi içimden, o an babişe olsan saygımdan ve hayranlığımdan yapmadım ama sonra tekrardan dışarı çıktığımda abiye ve o ablalara bol bol dil çıkarıp nanik yapmıştım.
devamını gör...
119.
ilkokul 2. sınıfta mevsimlerle ilgili bir şiir yazmıştım. hem de sadece 10 dakikada. ilkokul öğretmenim olacak b.k herif şiiri başka bir yerden kopya çektiğimi iddia etmişti. her ne kadar "örtmenim ben yazdım" dediysem de inandıramamıştım. bir kaç gün sonra beni tahtanın önüne çıkarıp bütün sınıfın huzurunda benden özür dilemişti. o an çok havalıydım. (özür dilemesi b.k bir herif olduğunu değiştirmez. öldüğünde gidip mezarına işeyeceğim)
devamını gör...
120.
sene daha 2000 keri görmemiş ülkece değişik bir değişim sürecinden geçiyoruz. turgut özal o yıllarda beyaz şortla askeri selamlıyor. peace amblemi ülkeye girmiş, gençler hey corc versene borc diyor. karanlık ama mutlu bir devir. nereden yatıldıysa kızlar saçlarının önünden bir tutam tutuyor, kıvırıyor şişirip önden tokalıyor. toka dediysem öyle alışılagelmiş tokalar değil modaya yön veren devasa kafanız kadar fiyonklar. yaptım saçımı aynen gördüğüm gibi, tabii internetsiz karanlık çağlar diyorum size, yoksa ben de utubedan açayım yapım videolarını izleyeyim isterim. neyse yaptım saçları, kafamdan ikinci bir kafa çıkmaya çabalıyor adeta ama ben nasıl havalıyım nasıl anlatamam. püsküllü tshirtümü de çektim mi üzerime sokakta yürürken herkes dönüp dönüp bana bakıyor “yazıktır meczup galiba” diye
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

"çocukken kendinizi en havalı hissettiğiniz an" ile benzer başlıklar

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim