çok sevdiğim, nobel edebiyat ödülü sahibi güney koreli yazar han kang'ın an itibariyle okumakta olduğum yunanca dersleri isimli güzel romanında geçen bir tespitti

çocukluğum kış aylarının çokça karlı geçtiği kuzeyde bir şehirde geçti. belki o şehirde çok yağmıyordu. belki kar yağışı mekanla değil zamanla ilgili bir yoğunluğa sahipti. bundan çok emin değilim. zaten bu konu üzerinde fazla düşünülecek bir konu da değil. hatta yazmaya çalıştığım bu tanım için en ufak bir önemi de yok.

kar lapa lapa yağdığı zaman insana kesinlikle bir hüzün verir. han kang bu konuda kesinlikle haklı. gerçi o başlıkta kullandığım sözü bir anne ve çocuğunun kendilerine kızılderili isimleri seçtikleri bir sahnede kullanmış ama bu haklı olduğu gerçeğini değiştirmiyor.

çocukken belki öyle değildir. belki demek de mantıksız aslında. çocukken kesinlikle öyle değildir. kesinlikle dediğim zaman da çok anlamsız oldu. ama çocukken lapa lapa yağan kar insan hüzün vermez ya da vermeyebilir. ve dönüp dolaşıp aynı söylemiş olmak da hüzün vermez insana. çocukken.

çocukluk yıllarında insan gereksiz evhamlardan azade olur. ben de öyleydim. gerçi dolmalık biber konusunda yaşadığım gereksiz evham dışında öyleydim sanırım. çocukken, ki çocukluk gökyüzü gibi bir şeydir bence de, insan lapa lapa yağan kar karşısında hüzne kapılmaz.

ama insan büyüdükçe hüzünlenecek konular bulmakta mahir bir hale gelir. her şey ona hüzün verebilecek şekilde yorumlanabilir artık. eksi zamanlardan kalan bir şarkı, çöpçüler kralı filminde kemal sunal'ın parka gidecekmiş iki gözümün çiçeği demesi, önünden geçilen bir parkın kendisi, bir şehrin silueti, bir insanın silueti, yani her şey.

lapa lapa yağan kar da böyledir. o da yetişkinlere hüzün verir. çocuklar lapa lapa yağan karı gördükleri zaman kar topunu düşünürler, kardan adamı, kıçlarının altına bir naylon poşet ya da leğen alarak yaptıkları tehlikeli kayakları.

yetişkinler ise nasıl işe gideceklerini, eğer tatil olursa bunu iş gününde nasıl telafi etmek zorunda kalacaklarını, trafiğin ne hale geleceğini; biraz merhameti olan insanlar evsizlerin, maddi durumu pek de iyi olmayan insanların, hayatını zar zor idame ettirecek kadar para kazananların nelerle uğraşmak zorunda kalacağını düşünür. gerçekten insan olmayı başarmış olanlar ise bunların yanında sokak hayvanlarının halini de aklına getirir.

lapa lapa yağan kar her anlama gelebilir insan için. romantik bir görüntü de olabilir, içine taş konmamış kar topları ile yapılan bir kar topu savaşını düşleyen bir çocuğun heyecanı da olabilir, bir evsizin tanrıya gönderdiği çok da haksız olmayan küfürler de, annesinden gizli buzdolabından havuç aşıran bir çocuğun tatlı korkusu da, çamura bulanacak olan sokakların ön gösterimi de.
devamını gör...
biz çocukken kar yağdığında akşam vakti o sokak lambasının ışığında anlardık nasıl yağıyor, hızlı mı yavaş mı, devam eder mi, tutar mı? bir şekilde anlaşılıyordu işte.

okulllar da tatil olunca sobalı evin sobalı odasında bir yandan ders çalışmaya çalışırken gözüm camdan gözüken bahçe duvarına dalardı. yalan değil.. öyle bir seyir zevki ki o kar, duvar üstünde birikmiş o kara taneciklerin kavuşması sakin sakin usul usul…

onları seyretme anı hissedilen. kaldı hepsi o anda belki, hiç hatırlamıyorum tekrarını… asıl hüzün de bu işte şu an hatta.
devamını gör...
kayra'dan kaynaklıdır
sana bir şey diyeyim sana yeminler olsun
bir gün hepsi gelebilir ve lapa lapa kar yağar
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

"lapa lapa yağan karın hüznü" ile benzer başlıklar

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim