1.
uranyum elementi ile yaptığı deneyler sonucunda radyoaktiviteyi keşfeden, fizik ve kimya alanında nobel ödüllerine sahip olan kadın bilim insanıdır.
aynı zamanda radyoloji biliminin kurucusudur.
nobel ödülünü alan ilk kadın ve bu ödülü iki kere alan ilk bilim insanıdır.
aynı zamanda radyoloji biliminin kurucusudur.
nobel ödülünü alan ilk kadın ve bu ödülü iki kere alan ilk bilim insanıdır.
devamını gör...
2.
madam curie olarak da anılan mrs. radiation
devamını gör...
3.
kadınların da bilim alanında başarılı olduğunu gösteren değerli bilim insanlarından biridir. ayrıca radyoaktiviteyi keşfettiği sırada etkilerini bilmediği için kanserden hayatını kaybetmiştir. bilim uğruna ölmüş kendisine daha da hayran olmamıza sebep olmuştur.
devamını gör...
4.
ölüm sebebinin uzun süre radyasyona maruz kalmak olduğunu öğrenince üzüldüğüm bilim insanı.
bilim uğruna kendini feda etmenin karşılığıdır kendisi.
bilim uğruna kendini feda etmenin karşılığıdır kendisi.
devamını gör...
5.
uranyumla yaptığı deneyler sonucunda radyoaktiviteyi keşfetmiştir. toryumun radyoaktif özelliğinide buldu ve radyum elementlerini ayrışturmıştır. bilim tarihinde iki dalda birden nobel ödülğ alan tek kadındır.
devamını gör...
6.
7 kasım 1867’de varşova polonya’da dünyaya gelmiştir. rusya hakimiyetindeki polonya’da kadınların üniversiteye gitmesi yasaktır dolayısıyla marie curie ve ablası fransa’ya gidip orada eğitim alabilmek için çalışıp para biriktirmeye başlamışlardır. bir süre sonra parayı biriktirebilip fransa’ya eğitim için gitmişlerdir. ablası tıp, kendisi ise paris üniversitesi’nde fizik okumuştur. bir laboratuvarda çalışmaya başlamış ve o laboratuvarın sahibi pierre curie ile evlenmiştir. uranyumla yaptığı deneyler sonucunda radyoaktiviteyi keşfetmiş, bulduğu elemente memleketini anmak için polonyum ismini vermiştir. birkaç başarısı ise şöyle:
nobel ödülü alan ilk kadındır.
avrupa'da doktora yapmış ilk kadındır.
paris üniversitesi'nde ders veren ve aynı üniversitede profesör unvanı alan ilk kadındır.
iki farklı alanda nobel ödülü almış tek insandır.
nobel ödülü alan ilk kadındır.
avrupa'da doktora yapmış ilk kadındır.
paris üniversitesi'nde ders veren ve aynı üniversitede profesör unvanı alan ilk kadındır.
iki farklı alanda nobel ödülü almış tek insandır.
devamını gör...
7.
devamını gör...
8.
kocası(bkz: pierre curie)de nobellidir.
devamını gör...
9.
her genç kızın idolü. nobel alan ilk kadın ve iki nobel alan ilk bilim insanı. polonyum elementini buluyor elementin ismini de memleketinden alıyor.
devamını gör...
10.
kendisine saygımın sonsuz olduğu bilim insanıdır. ama ölüm sebebi her defasında elimi alnıma vurmama sebep olur. bilmeyenler için; cebinde radyoaktif madde taşıdığı için maruz kaldığı radyasyon onu öldürmüştür. oysa biraz daha yaşasa kim bilir bilim dünyasına ne katkıları olurdu. onun gibi biri böylesine bir ihmalde nasıl bulundu aklım almıyor.
devamını gör...
11.
çalıştığı maddelerden yayılan yayılan radyasyon'un etkisiyle ölmüştür.
devamını gör...
12.
bilim şehidi bilim insanı.
devamını gör...
13.
bilim insanı.
devamını gör...
14.
radyoaktivite sonucu kızı lösemiden kendisi anemi sebebiyle ölmüştür. torunları halen yaşamakta olup an itibari ile 95 civarı yaşlardalardır. en fazla nobel ödülü almış ailedir. aldığı ödüllerden biri kimya diğeri fizik dalındadır ve farklı bilim dallarında ödül almayı basarmış tek insandır.
zamanın zorluklarının dışında hem kadın olmanın verdiği baskılarla, hem finansal problemle, hem radyoaktiviteyle, hemde atılan iftiralar ile boğuşmuştur. kocasına bir at arabası çarpıp öldükten sonra, aile dostları olan başka bir bilim insanıyla asılsız dedikodular yayılmıştır. bunun üzerine yapılan yalan haber sonucu aile dostu olan bu adam, gazete editörünü açık alanda düelloya davet edip silah çekmiş, editörün karşılık vermemesi üzerine mesele kapanmıştır.
bu olaylardan ötürü depresyona girmiş, kocasının ölümü sebebiyle de onun adına öğretmenliğe bir süre devam etmiştir. bu arada bilimsel çalışmaları yavaşlamış ama durmamıştır. aynı zamanda çok güçlü bir kadındır.
zamanın zorluklarının dışında hem kadın olmanın verdiği baskılarla, hem finansal problemle, hem radyoaktiviteyle, hemde atılan iftiralar ile boğuşmuştur. kocasına bir at arabası çarpıp öldükten sonra, aile dostları olan başka bir bilim insanıyla asılsız dedikodular yayılmıştır. bunun üzerine yapılan yalan haber sonucu aile dostu olan bu adam, gazete editörünü açık alanda düelloya davet edip silah çekmiş, editörün karşılık vermemesi üzerine mesele kapanmıştır.
bu olaylardan ötürü depresyona girmiş, kocasının ölümü sebebiyle de onun adına öğretmenliğe bir süre devam etmiştir. bu arada bilimsel çalışmaları yavaşlamış ama durmamıştır. aynı zamanda çok güçlü bir kadındır.
devamını gör...
15.
rivayete göre kendi üzerinde uyguladığı deneylerden dolayı mezarından hala radyoaktivite ölçülen bilim insanı.
devamını gör...
16.
radyoaktivite terimini icat eden ve aynı zamanda nobel'i kazanan ilk kadın olan ve 2 farklı dalda nobel alan ilk bilim insanı olan zamanının (bkz: çarlık rusyası)nda (bkz: varşova) kentinde doğan bilim insanıdır.
devamını gör...
17.
kemerlerinizi sıkıca bağlayın çünkü hızlı ve bilgilendirici bir yolculuğa çıkacağız, tavsiyem tek solukta okuyup tadına varmanızdır; fakat kısım kısım okumanız da ufkunuzu açacak ve size ilham verecektir. bu kararı damak tadınıza bırakıyor ve keyifli okumalar diliyorum…
marie salomea skolodowska , çoğumuzun fransız bilim kadını marie curie olarak bildiğimiz marie aslında 7 kasım 1867'de rusya'nın varşova şehrinde doğmuştur, aslen polonya'lıdır fakat o zamanlarda varşova rusya imparatorluğu toprakları içerisindeydi. üç kız kardeşi ve bir erkek kardeşi vardı. 1875 yılında ablaları zofia ve bronislawa dluska tifüse yakalanmıştır; fakat 1876 yılının ocak ayında zofia hayatını kaybetmiş, bronislawa ise iyileşmiştir.

marie'nin ailesi ve çocukluk yılları:
babası fizik ve matematik öğretmeni idi ve okuduğum kaynaklara göre çok yetenekli, bilgili, onurlu ve yurtsever bir birey idi. lakin ülkenin rus işgali altında olması bay wladyslaw skolodowski'nin sıradan ve fakir bir öğretmen olarak yaşamını sürdürmesine neden oldu. annesi bayan bronislawa skalodowska bir yatılı kız öğrenci okulunun yönetimini yapmaktaydı; fakat marie doğduktan sonra işini bırakmak zorunda kalmıştır ve kısa süre sonra da verem hastalığından dolayı (kızı zofia’dan iki yıl sonra) vefat etmiştir.
babasının çocuklarına öğrettikleri ve yönlendirmeleriyle marie bilime büyük ilgi duymaya başlamıştır; lakin o dönem avrupa'nın pek çok ülkesinde de olduğu gibi rusya'nın işgali altındaki polonya'da da kızların bilimsel alanlarda (fizik, kimya, biyoloji, tıp, vb.) eğitim almaları pek olası değildi. kadınların üniversiteye gitmesi yada teknik bir eğitim görmeleri için yurt dışına çıkmaları gerekiyordu. yani bundan tam 130 yıl öncesi, ne acı ve saçma!
erkek kardeşi joseph skolodowski varşova'da tıp fakültesine başladığı yıllarda marie'de ablası bronislawa (bronya) ile bir anlaşma yapmıştır ve önce marie çalışıp ablasını okutacaktı ardından ablası marie’yi okutacaktı (bağzı kaynaklara göre abla kardeş beraber çalışmaya başlar). 1885 yılında bronya paris’e gidip sarbonne üniversitesinde tıp okuyacaktı ve okulu bitince de bir iş bulacak ve marie’nin pariste okumasını sağlayacaktı. marie hemen iş bulup çocuk bakıcılığı yapmaya başlamıştır. bakıcılıktan kazandığı paranın bir kısmını ablasına gönderiyor, kalan kısmını ise paris’te gerçekleştirmek istediği eğitim hayali için biriktiriyordu. bronya mezun olana dek varşova’da endüstri ve tarım müzesi adı altında gizlice eğitim veren polonya okulunda eğitim almıştır. geçine bileceğini düşündüğü kadar para biriktirince paris’e gitti. ve nihayetinde 1891 yılında tam 24 yaşındayken ablasının yanında (babasının izinden giderek) fizik ve matematik eğitimi almak üzere sarbonne üniversitesi’nde eğitimine başlamıştır. marie paris’e gidince önce ablasının yanında kalarak sonralarda ise küçük bir tavan arasında yaşayarak eğitim hayatını gerçekleştirmiştir (130 yıl önceki paris vs şimdiki türkiye)* :,(. kastım sırf cinsiyete yönelik değil öğrencilerin eğitim hayatında çektikleri zorluklar bakımındandır…)
marie’nin paris serüveni pek de kolay olmamıştır. savaşlar ve iç kargaşalar nedeniyle sıradan yaşam sıtandartlarına sahip olan insanlar için yoksulluk ve açlık hakimdi. sonunda soğuktan donmadan veya açlıktan ölmeden evvel marie 3 kasım 1891 yılında başladığı eğitimini bir buçuk yıl sonunda kendi sınıfının birincisi olarak tamamlayarak fizik diploması almayı başarmıştır, 1984 yılında ise ikinci diplomasını matematik alanında almıştır. marie’nin bir sonraki hedefi ise öğretmenlik diploması alıp varşova’ya dönmektir.

1894 yılında polonya’lı bir bilim insanı aracılığıyla, kardeşi jacques curie ile beraber piezoelektiği keşfeden pierre curie ile tanışmıştır. 35 yaşındaki pierre curie, endüstriyel fizik ve kimya okulu laboratuvarının başkanıydı. marie ve pierre, ortak bilimsel ilgilerinin yanı sıra bay curie’nin mükemmel fiziği ve tutan kimyaları sebebiyle birbirlerine bağlanıp, temmuz 1895 yılında dünya evine girmişlerdir. işte bu tarihten itibaren sevgili marie’ciğimiz artık marie skolodowska değil fransız vatandaşı olan marie curie olmuştur.(nikahları pek de şatafatlı olmamıştır. zaten çok da varlıklı değillerdir ve gelinlik, takı, süs eşyaları vb. fuzuli harcamalar yapmaktansa devlet dairesinde (gbkz: minimalist), sade bir nikah kıymışlardır. balayı için ispanya’nın o zamanlar çok gözde, ünlü olan bir tatil beldesinde geçirmişlerdir. şaka yaptım balayı için para harcayacak olsalardı düğün için de harcarlardı. bunun yerine fakülteye kolay ulaşım için kendilerine bisikler almışlardır.
1896 yılında öğretmenlik diplomasını aldıktan sonra 1897 yılında, daha önce henry becquerel’in duyurduğu, uranyum tuzlarının yaydığı,sonraları marie tarafında radyoaktivite olarak isimlendirelecek olan ışın üzerine detaylı araştırmalar yapmaya başlar. wilhelm conard röntgen’in x ışınları keşfinden sonra becquerel’in de bazı maddelerin sürekli ışıma yaptığını bulması ilgisini çekmiş, öğrenmez arzusunu körüklemiş ve merakını uyandırmıştı). fakata eylül 1897’de ilk kızı irene curie’nin dünyaya gelmesi, marie’nin işlerinden uzaklaşıp ufak bir mola vermesine sebep olmuştur. 1898 yılının başlarında çalışmalarına hızlı bir şekilde ilerleten marie toryumunda bu ışığı yaydığını fark etmiştir. bu keşif eşi pierre’in de dikkatini çekmiş ve kendi çalışmalarını bırakarak marie’ye yardım etmeye başlamasına vesile olmuştur. ve basınç elektriği yöntemini ışıma miktarını ölçmek için kullanmaya başlamışlardır.
büyük bir an daha marie’nin kendi ülkesinin adını verdiği poloyum elementini buldular ve ardından radyum elementini buldular. sayesinde geliştirilen radyoterapi kanser hastalarını iyileştirmek için günümüzde halen kullanılmaktadır.
ışıma havayı iyonlaştırıyor, artı ve eksi yüklü parçacıklar oluşturduğu için elektrik akımını geçiriyordu. ışıma ne kadar yoğun ise, elektrik akımı da o kadar artıyor idi. bu akım galvanometre ile ölçülebiliyordu. ışımalar içlerindeki uranyum ile orantılı olarak gerçekleşiyordu. böylece ışımaların kaynağı olan elementin atomlarına kadar ayırım yapabiliyordu. ama elle tutulur, gözle görülür saf radyum elde etmek haliyle çok zor bir vukudur. nasıl ki bir canlı yavrusuna dokunmak, gözleri,ne bakmak isterdi marie’de bulduğu radyoaktif elementi görmek arzusuyla kavrulmaktaydı.
radyumun özelliklerini inceleyerek ve yeni bir element oluşu ile ilgili tartışmaları noktalayarak artık bir son vermeleri gerekiyordu. tabi haliyle büyük miktarda maden filizi bulmaları gerekiyordu. yüzyıllardan beri gümüş elde etmek için işletilen bohemya’daki maden yataklarında işe yaramaz atık kabul edilen uranyum yüklü toprak yığınları olduğunu öğrendiler. madenciler, eğer taşıma giderlerini karşılarsalar bu ‘’pislik yığınlarını’’ onlara ücretsiz vermeyi kabul ettiler. hatta bu deli bilginlerin, işletmeyi temizlik giderlerinden kurtarmalarından dolayı epey seviniyorlardı. sevgili curie ailesi varlarını yoklarını, bu çöp-atık dolu toprak yığınını alarak fizik okulunda onlara verilen tabanı döşemesiz, ısıtılması olanaksız ve tavanı akan eski, tahta bir kulübeye taşımak için harcamışlardır.
tonlarca atık yığını içinden kilo kilo alarak arıtma yapmaya uğraşıyorlardı ve ışıması çok yüksek olan radyum ancak miligram miligram birikebiliyordu. bu süre zarfında zavallı marie 10 kilo kaybetmişti. radyoaktivite diyeti o zamanlar ve günümüzde de pek popüler olmasa da evet onu da marie buldu*. evde, okulda, laboratuvarda ya da maden ocaklarında denemeniz şiddetle tavsiye edilmemekte!
bıkmadan usanmadan birkaç kez tekrar ettikleri kristalleştirme işleminden sonra, sadece 100 miligram radyum biriktirebildiler. inanılması zor ve güç olsa da bu 8 ton atıktan 1 gram radyuma ulaşmak anlamına gelmekteydi. başarı kesinlikle tesadüf değildir, ilahi bir kaç dokunuş ve emekten ibarettir. 100 miligramlık radyumun niton adını verdikleri bir gaz yaydığını ve bunun içinde helyum gazı bulunduğunu keşfetmişlerdir. helyum zaten bilinen bir elementti. bu da demek oluyordu ki yüzyıllardır kimyacıların düşündükleri ‘’bir madenin diğerine dönüştürülmesi’’ hayal değildi. fakat bunu yapan büyücülerin ‘’iksiri’’ değil, atom çekirdeğindeki enerjiydi.
1903 yılında bir bilim insanının alabileceği en değerli ödüle layık görüldüler, pierre curie. marie curie ve henri beqquerel. tabiki de buna karşı çıkanlar oldu ilk başta yalnız henri ve pierre’ye nobel verilecekti; lakin pierre reddetti bu durumu ve nihayetinde herkes hakkı olanı aldı. fakat ödül töreni için yolculuk yapamayacak kadar hastaydılar ve yol parası için harcayacak tek kuruşları bile yoktu. haliyle radyoaktif elementlerin zararlarından ve insan bedeninde yaratacağı etkilerin henüz farkında değillerdi, bu farkedilmemiş ölümcül olay pek çok kişinin canını almış ve marie’nin de kaçınılmaz sonu olacaktı.
sevgili marie nobel ödülü ile beraber ‘’dünyanın ilk nobel alan kadını’’ ünvanını da almıştır.
1904 yılında eşi pierre sorbonne üniversitesinde öğretmenliğe başladı. marie’de sevr’deki bir kızlar okulunda fizik öğretmenliği yapmaya başlamıştır. aynı yılın sonlarına doğru marie’nin kızı eva doğmuştur, artık curie ailesinin masasında 4 sandalye vardı. haliyle 2 çocukla beraber yaşamak ve bir yandan da ticari kaygı gütmeden bilimsel araştırmalar yapmak curie ebeveynlerini ekonomik olarak epey yıpratıyordu. radyasyondan kaynaklanan rahatsızlıklar geçiriyorlardı. radyumun dokuya verdiği zarar araştırmacılar tarafından kabul edilmeye başlamıştı. amerikalı mucit (gbkz:alexander graham bell), kanserin tedavisi için tümöre radyum verilmesini önermişti.
marie ve pierre keşfettikleri elementlerin kendilerine ait olmadığını ve tüm insanlığın yararına kullanılması gerektiğini düşündükleri için patent almamışlardır. çoğu zaman gerekli olan çalışma malzemelerini kendi ceplerinden karşılıyorlardı ama bu durum onların çalışma arzusunu ve azmini kıramıyordu.

marie okumak için ülkesini terketti, ailesinden ayrılmak zorunda kaldı, parasızlık ve zor çalışma koşullarına maruz kaldı, iki çocuk ile bir yandan da bilim yapmaya uğraşmak ya da bir kadın olarak erkeklerin egemen olduğu bir dünyada kendi ayakları üzerinde durmaya çalışmak… bunlar yetmezmiş gibi bir de bilim arkadaşı olan çok sevdiği eşinin 19 nisan 1906 perşembe günü bir at arabasının altında kalarak can verdiği haberini aldı… marie artık 2 çocuklu dul ve yoksul bir bilim kadını idi o dönem için çok fazla dedikodu malzemesi veriyordu bu durum…
pierre’nin profesörlük ünvanını marie’ye verdiler. ancak buna itiraz eden gelenekçi, tutucu, geri kafalı bilim çevreleri, ki tümü erkek, ağız birliği ile itiraz ettiler. tabii ki marie azimli bir kadın idi anlayacağınız üzere haliyle mücadelesinden bir adım bile geri atmadı ve tam 2 yıllık bir çabadan sonra ister istemez kabul etmek zorunda kaldılar. böylelikle marie 1908’de sarbonne’daki ilk kadın profesör olmuştur. fakat bilimsel çalışmaları ve bilgisiyle dibine kadar hak etmesine rağmen elbette ki kadın olduğu için akademi üyeliği seçimini kaybetmiştir.

fakat başarılarını gölgelemeye yetecek komik safsatalar, hakkında çıkarılan; gerici, cinsiyetçi ve acımasız kötü söylentiler kaçınılmazdı. (bu durumu açıklamak gerekirse) marie’nin evli ve pierre curie’nin yakın dostu paul langevin arasında bir aşk yaşandığı dedikoduları yayılmaya başlamıştı ve dönemin gazetelerine de langevin skandalı olarak yansımıştır. langevin gazetenin baş editörünü halkın önünde yapılacak düelloya davet etti. editörün silahını çekmemesi ile o zamanın anlayışıyla gülünçleşen olay, konunun kapanmasını sağladı. ikinci nobel ödülü her ne kadar arka plana atılmış olsa da bu söylentilere en güzel yanıtı nobel akademisi vermiştir. iki yeni element bulduğu için insanlığa ve dünyayı anlama çabasına katkılarından dolayı 1911 yılında ‘’nobel kimya ödülü’’ ile onurlandırılmıştır. böylelikle iki nobel ödülü alan ilk kişi olmuştur. ve hala iki nobel ödülüne sahip olan tek kadındır.
marie curie, aralık 1911'de nobel ödülünü almak için stokholm'e gitti. buradaki konuşmasında, pierre curie'nin yardımlarını küçümsemediğini de belirterek, radyoaktivitenin atomun bir özelliği olduğu hipotezinin kendi çalışması olduğunu duyurdu. fransa 'ya geri dönen marie curie, çalkantılı geçen yılın etkisi ile depresyona girdi.
1914 yılında paris üniversitesi'nde radyum enstitüsü kuruldu ve marie curie ilk müdür olarak atandı. hayatı boyunca radyumun tıptaki önemine dikkat çekti. ı. dünya savaşı sırasında taşınabilir röntgen cihazları yaparak, kızı ırene ile birlikte, genç kadınlara x ışını teknolojisini öğretti. ayrıca fizik tedavi uzmanlarına savaş ortamında radyoloji ekipmanını nasıl kullanacaklarını gösterdiler. bu esnada yüksek dozda radyoaktif ışına maruz kaldılar.
1920'li yıllarda bilime katkısını sürdürdü. varşova 'daki radyum enstitüsü'nün kurulmasında önemli rol oynadı. başkan herber hoover 'ın kendisine verdiği 50.000 dolar ödülle varşova'da yeni kurulan laboratuvara radyum aldı.
ölümü;
1934 yılında fransa'nın savoy kentinde kan kanserinden öldü. hastalığı, aşırı dozda radyasyona maruz kalmasına bağlandı. bu yüzden ona "bilim için ölen kadın." denildi. radyokaktivite çalışmalarından dolayı, radyoaktivite birimine "curie" denilmektedir. ölümünün ardından sceaux'taki aile mezarlığına gömülmüş ancak, 20 nisan 1995'te marie curie'nin ve kocasının mezarları fransa' nın ulusal anıt mezarı olan panthéon'a taşınmıştır. marie curie başarılarından dolayı bu şerefe layık görülen ilk kadındır. curie'nin not defterleri o kadar çok radyasyona maruz kalmıştır ki, ancak kurşun kaplı bölmelerde muhafaza edilip sadece radyoaktif koruma altında incelenebilmektedir.
merak edip, sorgulayarak ve tüm olumsuzluklara rağmen yılmadan mücadele ederek sürdürdüğü hayatında o çok sevdiği ve keşfetmek uğruna iç içe yaşadığı radyoaktif elementlerin marie’nin bedeninde yarattığı etkiler yüzünden yavaş yavaş esir olarak hasta olması sonucunda bir senatoryumda hayata gözlerini yummuştur. o an insanlık büyük bir cevheri daha geri gelmeyek bir şekilde kaybetmiştir.

hayatta korkulacak hiçbir şey yoktur. sadece anlaşılacak şeyler vardır. şimdi, anlamak zamanıdır. böylelikle daha az sayıda şeyden korkabiliriz. / marie curie
there is nothing to fear in life. there are just things to understand. now, it is time to understand. so we can fear fewer things. / marie curie
bazı kaynaklara göre curie ailesi dünyanın en çok nobel ödülü alan ailesidir, fakat kaynaklarda bilhassa bahsedildiğini görmedim.
ödülleri;
1903- nobel fizik ödülü
1903- ingiliz kraliyet birliği’nden davy madalyası
1904- matteuci madalyası
1909- elliot cresson madalyası
1911- nobel kimya ödülü
1921- jhon scoot madalyası
1921-bilime katkılarından ötürü, amerika’nın kadınları adına, başkan (gbkz:warren harding)’ten 1 gram radyum (insan bir çeyrek takardı be)
1921-willard gibbs madalyası
1921-(gbkz:benjamin franklin) madalyası
kaynakçalar:
buradan
buradan
buradan
devamını gör...
18.
7 kasım 1867’de maria skolodowska adıyla polonya’da doğdu. babası fizik ve matematik öğretmeni olduğundan bilime ilgisi çok küçük yaşta başladı, ancak ne yazık ki dönemin polonyasında kız çocuklarının bilimsel alanlarda etkin olması ve eğitim alması olası bir durum değildi. yurtdışında okuma fikrine yöneldiğinde maddi durumları buna imkan sağlamadı ama o ne yapıp etti, 24 yaşına geldiğinde paris sorbonne üniversitesine gitmeyi başardı.

eğitim yıllarında maddi açıdan çok zorluk çekse de pes etmedi ve kendini bilime adayarak 1893’te fizik, 1894’te de matematik bölümlerinden mezun oldu.
1895 yılında endüstriyel fizik ve kimya okulu laboratuvarının başkanı pierre curie ile evlendi.
evliliğinin ardından ara vermeden çalışmalarına devam eden curie, toryum elementinin uranyum ile aynı ışınları saldığını saptadı ve bu ışınıma radyoaktiflik adını verdi. çok geçmeden keşfettiği benzer özelliklere sahip yeni bir radyoaktife ise polonya'dan esinlenerek polonyum demişti.
ancak az evvel de bahsettiğim gibi, dönemin polonyası kadınların bilimde aktif rol oynaması uygun görülmediğinden fransız bilimler akademisi'ne yalnızca kendi imzası bulunan bir notla buluşlarını bildirdiğinde kocasının imzası olmadığı için bu durum normal karşılanmadı.
seneler sonra, 1903 yılına gelindiğinde radyumu keşfeden curie çifti büyük bir ün kazanmış ve nobel fizik ödülünün henry becquerel ve pierre curie'ye verilmesine karar verildi, ancak pierre bundan hoşnut olmadı ve kararı protesto ederek marie'nin de ödül alması gerektiğini söyledi. bu protesto nobel komitesi tarafından kabul edilince de üçlü bu ödülü birlikte almış oldu.
ne yazık ki ödül almalarından üç yıl sonra, 1906'da kaza geçiren pierre'in hayatını kaybetmesinin ardından sorbonne üniversitesindeki görevini marie devraldı. fransa'nın ilk kadın profesörü olan marie 1911'de yeni buluşu arı metal halindeki radyum sayesinde de nobel kimya ödülünü kazandı ve böylelikle nobel tarihinde iki kez ödül alan ilk bilim insanı oldu.
bunca başarı ve emeğe rağmen ataerlik yapıda varolmaya çalışmak marie için hiç kolay olmadı. bilim akademisi üyeliği reddedildi, eşinin arkadaşı olan paul langevin ile ilişkisi olduğu iddia edilerek karalanmaya çalıştı. pek tabii bunların hiçbiri onu yıldırmadı.
hayatının geri kalan kısmında taşınabilir röntgen cihazını üreterek birinci dünya savaşı sırasında bir kez daha adını duyurmuş oldu.
1934 yılına gelene ve 66 yaşına ulaşana kadar bütün zorluklara ve engellere rağmen bir an olsun çalışmaktan vazgeçmedi ve tam anlamıyla hayatını bilime adadı. öyle ki, kan kanserinden ölmesinin ardından hastalığına çalışmaları sırasında maruz kaldığı radyasyonun yol açtığı konuşuldu ve kendisi bilim için ölen kadın olarak anılmaya başlandı.

eğitim yıllarında maddi açıdan çok zorluk çekse de pes etmedi ve kendini bilime adayarak 1893’te fizik, 1894’te de matematik bölümlerinden mezun oldu.
1895 yılında endüstriyel fizik ve kimya okulu laboratuvarının başkanı pierre curie ile evlendi.
evliliğinin ardından ara vermeden çalışmalarına devam eden curie, toryum elementinin uranyum ile aynı ışınları saldığını saptadı ve bu ışınıma radyoaktiflik adını verdi. çok geçmeden keşfettiği benzer özelliklere sahip yeni bir radyoaktife ise polonya'dan esinlenerek polonyum demişti.
ancak az evvel de bahsettiğim gibi, dönemin polonyası kadınların bilimde aktif rol oynaması uygun görülmediğinden fransız bilimler akademisi'ne yalnızca kendi imzası bulunan bir notla buluşlarını bildirdiğinde kocasının imzası olmadığı için bu durum normal karşılanmadı.
seneler sonra, 1903 yılına gelindiğinde radyumu keşfeden curie çifti büyük bir ün kazanmış ve nobel fizik ödülünün henry becquerel ve pierre curie'ye verilmesine karar verildi, ancak pierre bundan hoşnut olmadı ve kararı protesto ederek marie'nin de ödül alması gerektiğini söyledi. bu protesto nobel komitesi tarafından kabul edilince de üçlü bu ödülü birlikte almış oldu.
ne yazık ki ödül almalarından üç yıl sonra, 1906'da kaza geçiren pierre'in hayatını kaybetmesinin ardından sorbonne üniversitesindeki görevini marie devraldı. fransa'nın ilk kadın profesörü olan marie 1911'de yeni buluşu arı metal halindeki radyum sayesinde de nobel kimya ödülünü kazandı ve böylelikle nobel tarihinde iki kez ödül alan ilk bilim insanı oldu.
bunca başarı ve emeğe rağmen ataerlik yapıda varolmaya çalışmak marie için hiç kolay olmadı. bilim akademisi üyeliği reddedildi, eşinin arkadaşı olan paul langevin ile ilişkisi olduğu iddia edilerek karalanmaya çalıştı. pek tabii bunların hiçbiri onu yıldırmadı.
hayatının geri kalan kısmında taşınabilir röntgen cihazını üreterek birinci dünya savaşı sırasında bir kez daha adını duyurmuş oldu.
1934 yılına gelene ve 66 yaşına ulaşana kadar bütün zorluklara ve engellere rağmen bir an olsun çalışmaktan vazgeçmedi ve tam anlamıyla hayatını bilime adadı. öyle ki, kan kanserinden ölmesinin ardından hastalığına çalışmaları sırasında maruz kaldığı radyasyonun yol açtığı konuşuldu ve kendisi bilim için ölen kadın olarak anılmaya başlandı.
devamını gör...
19.
uranyumla yaptığı çalışmalar sonucunda radyoaktiviteyi keşfeden, ayrıca radyum elementini ayrıştırma gibi çok sayıda büyük başarıya imza atarak 1903 nobel fizik ve 1911 nobel kimya ödüllerini alan bilim insanı. bununla birlikte radyolojinin kurucusu olarak da bilinir.
araştırmalarında radyasyonla çok fazla haşır neşir olmasından dolayı 1934 yılında fransa'da kan kanserinden dolayı hayatını kaybetmiştir.
araştırmalarında radyasyonla çok fazla haşır neşir olmasından dolayı 1934 yılında fransa'da kan kanserinden dolayı hayatını kaybetmiştir.
devamını gör...
20.
