mart 1919 fenerbahçe franchet d’esperey rövanş maçı
başlık "emre_1974tr" tarafından 18.05.2025 20:08 tarihinde açılmıştır.
1.
16 mart 1919 tarihinde fenerbahçe'nin 5 - 1 kazandığı maçın hemen ardından oynanan rövanş mücadelesidir.
fransızlar, ilk maçta kötü hazırlık yaptıklarını öne sürerek rövanş istemiş; bu rövanşta ise fenerbahçe, rakibini 7–0 gibi ezici bir skorla yenmeyi başarmıştır.
"1. tarihsel ve siyasi bağlam
16 mart 1919’da, fransız general franchet d’esperey’e ait zırhlının takımıyla sahaya çıkan fenerbahçe, bu ilk karşılaşmayı 5–1 kazanmıştı. fransızlar, “iyi hazırlanamadıklarını” öne sürerek rövanş talep ettiler ve bu isteği ısrarla savundular.
. o dönemde istanbul, 13 kasım 1918’den beri itilaf devletleri tarafından işgal altında bulunuyordu. futbol, işgal altındaki halk için bir umut ve moral kaynağı hâline gelmiş; fenerbahçe de “türk halkının sahalardaki temsilcisi” olarak görülmeye başlanmıştı.
fenerbahçe bu bağlamda, fransızlara karşı alınacak bir galibiyetin anlamı sadece sportifiyle sınırlı kalmıyor; ulusal onur ve direniş sembolizmi de taşıyordu.
2. rövanş maçına hazırlık ve motivasyon
fransız takımının rövanşı talep etmesi, fenerbahçe içinde ek bir motivasyon oluşturdu. ilk maçtaki skorun ardından halkın takıma ilgisi ve desteği daha da artmış, maç öncesi antrenmanlar coşku ve kararlılıkla yapılmıştı.
fenerbahçe o dönemde yayınlanan yerel gazeteler, maçın özellikle “türklerin moral kazanması” açısından önemine vurgu yaptı; seyirciler, stadyumda “vatan, millet” tezahüratlarıyla destek verirken, oyuncular sahaya büyük bir özgüvenle çıkmıştı.
ayrıca, fransız takımının “ilk maçta gösterdikleri başarısız hazırlığa” atıfta bulunması, fenerbahçe’nin saha dizilişini ve antrenman temposunu daha stratejik hale getirmesine yol açtı.
3. taktiksel yaklaşım ve formasyon
o yıllarda türkiye’deki futbol anlayışı, ingiltere’den gelen “2–3–5” (piramid) dizilişi temel alıyordu. fenerbahçe de bu dizilişi kullanmakla birlikte, rakibin zayıf savunma hattını keskin kanat bindirmeleri ve hızlı pas trafiğiyle aşmayı hedefledi. ilk maçta fransız savunması, orta sahada basit pas hataları yaparak oyundan düştüğü için, rövanşta fenerbahçe’nin orta saha oyuncuları sahaya “daha yüksek tempolu pres” ve “sürekli kanat değişimleri” uygulamayı planladı. bu plan, dönemin basınında “hücumcu ruh” olarak adlandırıldı.
formasyonun merkezinde genellikle o yılların en yetenekli orta saha oyuncularından biri kabul edilen necip bey (tam adı dönemin arşivlerinde sınırlı bilgiyle yer alır) yer alıyor; kanatlarda ise sabri ve ibrahim beyler rakip savunmayı yıpratmak için koşu yollarını sık sık değiştiriyordu. forvet hattında, henüz amatör yapıda olsa da genç yaşta dikkat çeken zeki rıza sporel’in—ilk maçtaki gol performansının ardından—bu karşılaşmada da sahada olması muhtemeldi. ancak dönemin resmi kadro kayıtları tam olarak günümüze ulaşmamıştır; yine de saha içi yatırımı en net ortaya koyan unsurlar, “sürekli pas trafiği” ve “alan savunmasına dayalı baskı” stratejileriydi. bu yaklaşım, fransız savunmasını çok hızlı bir şekilde yıpratarak kalede sürekli tehlikeler yaratmayı amaçladı.
4. maçın akışı ve gol dağılımı
maç, 1919’un mart ayının ilerleyen günlerinde, benzer saha ve hava koşullarında oynandı. dönemin sağanak ve hafif rüzgârı, top kontrolünü zorlaştırsa da fenerbahçe’nin yerel zemine olan hakimiyeti, ilk dakikalardan itibaren üstünlüğü ele geçirmesine olanak sağladı.
ilk dakikalar (0–15 arası): fenerbahçe, kanatlardan hızlı hücumlar organize ederek rakibi dengesiz bırakmayı başardı. bu dönemde kayıtlara geçenlere göre, henüz teslim olmayan fransız savunması üzerinden yapılan pres, 7. dakikada sabri bey’in attığı kafa golüyle sonuçlandı.
ilk yarı ortası (15–30 arası): maçın başındaki erken gol, fransız cephesindeki moral çöküşünü hızlandırdı. orta sahada necip bey ve ibrahim bey, sürekli pas değişimleriyle rakip savunmayı eksiltirken, 23. dakikada zeki rıza sporel özgür kalıp düzgün bir vuruşla farkı ikiye çıkardı. bu gol, “fransızların direncini tamamen kıran bir hamle” olarak tarihsel anlatılarda geçer.
ikinci yarı başlangıcı (45+3–60 arası): soyunma odasından dönen fransızlar, moral bulmak amacıyla sahada daha kompakt dizilmeye çalıştıysa da, fenerbahçe hâlâ “bir adım önde pres” uyguluyordu. orta saha ve kanat ilişkilerindeki uyum, 52. dakikada ibrahim bey’in sert şutuyla üçüncü gole vesile oldu.
maçın son bölümü (60–90 arası): 66. dakikada sabri bey’den bir kez daha hareketli bir kanat atağı geldiğinde, savunma oyuncuları arasındaki uyumsuzluk fazlasıyla açığa çıkmıştı; gelen şutta top filelerle buluşunca skor 4–0 oldu. 75. dakikada zeki rıza sporel, baskı halinde kazanılan topta soğukkanlı bir vuruş çıkardı ve farkı beşe çıkardı. sahanın genel temposunu koruyan fenerbahçe, 82. dakikada necip bey’in ara pasında sabri bey bir asist daha yaparak altıncı golü getirdi. maçın son anlarında, 89. dakikada kaleciye yüklenen fransız oyuncuların dengesiz karşılama çabasıyla oluşan top kaybını değerlendiren fenerbahçe, son golü atarak skoru 7–0’a getirdi.
bu gol dağılımı, sahada fenerbahçe’nin maç boyunca tempoyu hiç düşürmediğini ve rakip savunmayı sistematik olarak çökerttiğini gösterir. fransız ekibi hiçbir an “oyuna ortak olamadı”; hem fiziksel hem de psikolojik olarak çöktü ve sezonun en ağır yenilgilerinden birini tattı.
5. oyuncu performansları ve takım dinamikleri
rövanş maçında öne çıkan isimlerin başında, dönemin en etkili kanat oyuncularından sabri bey gelir. sabri bey, attığı üç gol ve yaptığı iki asiste ek olarak defans hattına yönelik pres yaparak, savunma ile orta saha arasında sürekli koordinasyon sağladı.
. zeki rıza sporel, sadece gol atmakla kalmayıp, rakip savunmayı sürekli geride tuttu; yan toplarda aktif rol oynayarak defansın organizasyonunu bozdu. orta sahada necip bey ve ibrahim bey’in sıkı pas trafiği, hem oyunun temposunu yüksek tuttu hem de savunmanın arka bölgelerine yerleşmeyi engelledi. kalede ise o dönemin başarılı eldivenlerinden biri olarak anılan ahmet molla’nın (tam adı dönemin gazetelerinde “ahmet molla” olarak geçer) büyük kurtarışları, fransızların bazı organize ataklarını bozdu. dönem kaynakları, ahmet molla’nın özellikle 23. dakikada yapılan şut denemesini çıkararak moral verdiğini yazar.
.
takımın genel uyumu ve saha içinde birbirini tanıma seviyesi, bu skoru mümkün kılan en önemli etkenlerden biriydi. antrenör olarak dönemin teknik direktörü değil, “spor seviyesi yüksek” kulüp yöneticilerinden oluşan bir komitenin talimatıyla antrenmanlar yapılırdı. bu komite, saha içi dizilişi yükseltip kanat varyasyonlarını çoğaltarak, fransız savunmanın daha önceki maçta tespit edilen zaaflarını rövanşta da istismar etmeyi üstlendi. bu durum, “oyuncuların kendi inisiyatifleriyle” elektrikli bir akışkanlık gösterdiğini kanıtladı.
6. seyirci ve kamuoyu tepkisi
maç boyunca stadyum, tamamen dolu sayılacak seyirci profiliyle “neredeyse bir milli cephe atmosferi” yarattı. tribünlerde yer alan halk, her gol sonrası “mustafa kemal paşa” ve “vatan sağ olsun” sloganları atarak savaşın gidişatına dair umutlarını yeşertti.
. yerel gazetelerde, maçın “türk halkına moral kaynağı” olduğu ve “direniş azmini simgelediği” ifadelerine sıkça rastlanır. ayrıca, 7–0’lık skorun şoke edici boyutu, bir yayılma etkisi yaparak kulübün ve futbolun, işgal yıllarındaki direniş sembollerinden biri haline gelmesini sağladı.
7. stratejik ve semboliktir
bu ağır skor, yalnızca sportif bir başarı değil; aynı zamanda ulusal kimliğin bir göstergesiydi. fenerbahçe’nin “işgalci bir güç karşısında ezici bir galibiyet alması”, istanbul’da yaşayan türkler için o dönemde moral üstünlüğün simgesi oldu. dönemin basınında ve halk arasında, “saha dışında yenilmeyen türk milleti, sahada da yenilmez” naraları dolaştı.
. bu zafer, ilerleyen süredeki halk hareketlerini ve kurtuluş savaşı’ndaki dayanışmayı besleyen envanterlerden biri hâline geldi.
8. sonuç ve kalıcı etki
16 mart’ta elde edilen ilk galibiyetin ardından, 7–0’lık rövanş zaferi fenerbahçe’yi sadece futbol sahasında değil, politik ve toplumsal alanda da “direnişin temsilcisi” konumuna yükseltti. bu maç, “millî mücadele ruhunu sahaya taşıyan” en somut örneklerden biridir. ilerleyen yıllarda, kulüp’ün tarihinde sıkça hatırlanan bu skor, hem kulübe hem de türkiye futbol tarihine “kurtuluş mücadelesi içinde elde edilen sportif simge başarı” olarak kazındı.
özetle, fransız takımıyla 16 mart 1919’daki ilk maç sonrası oynanan rövanşta 7–0’lık farkla gelen galibiyet; saha içi strateji, oyuncu performansları, halkın desteği ve dönemin siyasi atmosferi gibi dinamiklerin birleşimiyle mümkün oldu. bu maç, fenerbahçe’yi “işgal yıllarında milli bir simge” hâline getirirken, kurtuluş savaşı’nın manevî cephesine de güç verdi."
chatgpt
fransızlar, ilk maçta kötü hazırlık yaptıklarını öne sürerek rövanş istemiş; bu rövanşta ise fenerbahçe, rakibini 7–0 gibi ezici bir skorla yenmeyi başarmıştır.
"1. tarihsel ve siyasi bağlam
16 mart 1919’da, fransız general franchet d’esperey’e ait zırhlının takımıyla sahaya çıkan fenerbahçe, bu ilk karşılaşmayı 5–1 kazanmıştı. fransızlar, “iyi hazırlanamadıklarını” öne sürerek rövanş talep ettiler ve bu isteği ısrarla savundular.
. o dönemde istanbul, 13 kasım 1918’den beri itilaf devletleri tarafından işgal altında bulunuyordu. futbol, işgal altındaki halk için bir umut ve moral kaynağı hâline gelmiş; fenerbahçe de “türk halkının sahalardaki temsilcisi” olarak görülmeye başlanmıştı.
fenerbahçe bu bağlamda, fransızlara karşı alınacak bir galibiyetin anlamı sadece sportifiyle sınırlı kalmıyor; ulusal onur ve direniş sembolizmi de taşıyordu.
2. rövanş maçına hazırlık ve motivasyon
fransız takımının rövanşı talep etmesi, fenerbahçe içinde ek bir motivasyon oluşturdu. ilk maçtaki skorun ardından halkın takıma ilgisi ve desteği daha da artmış, maç öncesi antrenmanlar coşku ve kararlılıkla yapılmıştı.
fenerbahçe o dönemde yayınlanan yerel gazeteler, maçın özellikle “türklerin moral kazanması” açısından önemine vurgu yaptı; seyirciler, stadyumda “vatan, millet” tezahüratlarıyla destek verirken, oyuncular sahaya büyük bir özgüvenle çıkmıştı.
ayrıca, fransız takımının “ilk maçta gösterdikleri başarısız hazırlığa” atıfta bulunması, fenerbahçe’nin saha dizilişini ve antrenman temposunu daha stratejik hale getirmesine yol açtı.
3. taktiksel yaklaşım ve formasyon
o yıllarda türkiye’deki futbol anlayışı, ingiltere’den gelen “2–3–5” (piramid) dizilişi temel alıyordu. fenerbahçe de bu dizilişi kullanmakla birlikte, rakibin zayıf savunma hattını keskin kanat bindirmeleri ve hızlı pas trafiğiyle aşmayı hedefledi. ilk maçta fransız savunması, orta sahada basit pas hataları yaparak oyundan düştüğü için, rövanşta fenerbahçe’nin orta saha oyuncuları sahaya “daha yüksek tempolu pres” ve “sürekli kanat değişimleri” uygulamayı planladı. bu plan, dönemin basınında “hücumcu ruh” olarak adlandırıldı.
formasyonun merkezinde genellikle o yılların en yetenekli orta saha oyuncularından biri kabul edilen necip bey (tam adı dönemin arşivlerinde sınırlı bilgiyle yer alır) yer alıyor; kanatlarda ise sabri ve ibrahim beyler rakip savunmayı yıpratmak için koşu yollarını sık sık değiştiriyordu. forvet hattında, henüz amatör yapıda olsa da genç yaşta dikkat çeken zeki rıza sporel’in—ilk maçtaki gol performansının ardından—bu karşılaşmada da sahada olması muhtemeldi. ancak dönemin resmi kadro kayıtları tam olarak günümüze ulaşmamıştır; yine de saha içi yatırımı en net ortaya koyan unsurlar, “sürekli pas trafiği” ve “alan savunmasına dayalı baskı” stratejileriydi. bu yaklaşım, fransız savunmasını çok hızlı bir şekilde yıpratarak kalede sürekli tehlikeler yaratmayı amaçladı.
4. maçın akışı ve gol dağılımı
maç, 1919’un mart ayının ilerleyen günlerinde, benzer saha ve hava koşullarında oynandı. dönemin sağanak ve hafif rüzgârı, top kontrolünü zorlaştırsa da fenerbahçe’nin yerel zemine olan hakimiyeti, ilk dakikalardan itibaren üstünlüğü ele geçirmesine olanak sağladı.
ilk dakikalar (0–15 arası): fenerbahçe, kanatlardan hızlı hücumlar organize ederek rakibi dengesiz bırakmayı başardı. bu dönemde kayıtlara geçenlere göre, henüz teslim olmayan fransız savunması üzerinden yapılan pres, 7. dakikada sabri bey’in attığı kafa golüyle sonuçlandı.
ilk yarı ortası (15–30 arası): maçın başındaki erken gol, fransız cephesindeki moral çöküşünü hızlandırdı. orta sahada necip bey ve ibrahim bey, sürekli pas değişimleriyle rakip savunmayı eksiltirken, 23. dakikada zeki rıza sporel özgür kalıp düzgün bir vuruşla farkı ikiye çıkardı. bu gol, “fransızların direncini tamamen kıran bir hamle” olarak tarihsel anlatılarda geçer.
ikinci yarı başlangıcı (45+3–60 arası): soyunma odasından dönen fransızlar, moral bulmak amacıyla sahada daha kompakt dizilmeye çalıştıysa da, fenerbahçe hâlâ “bir adım önde pres” uyguluyordu. orta saha ve kanat ilişkilerindeki uyum, 52. dakikada ibrahim bey’in sert şutuyla üçüncü gole vesile oldu.
maçın son bölümü (60–90 arası): 66. dakikada sabri bey’den bir kez daha hareketli bir kanat atağı geldiğinde, savunma oyuncuları arasındaki uyumsuzluk fazlasıyla açığa çıkmıştı; gelen şutta top filelerle buluşunca skor 4–0 oldu. 75. dakikada zeki rıza sporel, baskı halinde kazanılan topta soğukkanlı bir vuruş çıkardı ve farkı beşe çıkardı. sahanın genel temposunu koruyan fenerbahçe, 82. dakikada necip bey’in ara pasında sabri bey bir asist daha yaparak altıncı golü getirdi. maçın son anlarında, 89. dakikada kaleciye yüklenen fransız oyuncuların dengesiz karşılama çabasıyla oluşan top kaybını değerlendiren fenerbahçe, son golü atarak skoru 7–0’a getirdi.
bu gol dağılımı, sahada fenerbahçe’nin maç boyunca tempoyu hiç düşürmediğini ve rakip savunmayı sistematik olarak çökerttiğini gösterir. fransız ekibi hiçbir an “oyuna ortak olamadı”; hem fiziksel hem de psikolojik olarak çöktü ve sezonun en ağır yenilgilerinden birini tattı.
5. oyuncu performansları ve takım dinamikleri
rövanş maçında öne çıkan isimlerin başında, dönemin en etkili kanat oyuncularından sabri bey gelir. sabri bey, attığı üç gol ve yaptığı iki asiste ek olarak defans hattına yönelik pres yaparak, savunma ile orta saha arasında sürekli koordinasyon sağladı.
. zeki rıza sporel, sadece gol atmakla kalmayıp, rakip savunmayı sürekli geride tuttu; yan toplarda aktif rol oynayarak defansın organizasyonunu bozdu. orta sahada necip bey ve ibrahim bey’in sıkı pas trafiği, hem oyunun temposunu yüksek tuttu hem de savunmanın arka bölgelerine yerleşmeyi engelledi. kalede ise o dönemin başarılı eldivenlerinden biri olarak anılan ahmet molla’nın (tam adı dönemin gazetelerinde “ahmet molla” olarak geçer) büyük kurtarışları, fransızların bazı organize ataklarını bozdu. dönem kaynakları, ahmet molla’nın özellikle 23. dakikada yapılan şut denemesini çıkararak moral verdiğini yazar.
.
takımın genel uyumu ve saha içinde birbirini tanıma seviyesi, bu skoru mümkün kılan en önemli etkenlerden biriydi. antrenör olarak dönemin teknik direktörü değil, “spor seviyesi yüksek” kulüp yöneticilerinden oluşan bir komitenin talimatıyla antrenmanlar yapılırdı. bu komite, saha içi dizilişi yükseltip kanat varyasyonlarını çoğaltarak, fransız savunmanın daha önceki maçta tespit edilen zaaflarını rövanşta da istismar etmeyi üstlendi. bu durum, “oyuncuların kendi inisiyatifleriyle” elektrikli bir akışkanlık gösterdiğini kanıtladı.
6. seyirci ve kamuoyu tepkisi
maç boyunca stadyum, tamamen dolu sayılacak seyirci profiliyle “neredeyse bir milli cephe atmosferi” yarattı. tribünlerde yer alan halk, her gol sonrası “mustafa kemal paşa” ve “vatan sağ olsun” sloganları atarak savaşın gidişatına dair umutlarını yeşertti.
. yerel gazetelerde, maçın “türk halkına moral kaynağı” olduğu ve “direniş azmini simgelediği” ifadelerine sıkça rastlanır. ayrıca, 7–0’lık skorun şoke edici boyutu, bir yayılma etkisi yaparak kulübün ve futbolun, işgal yıllarındaki direniş sembollerinden biri haline gelmesini sağladı.
7. stratejik ve semboliktir
bu ağır skor, yalnızca sportif bir başarı değil; aynı zamanda ulusal kimliğin bir göstergesiydi. fenerbahçe’nin “işgalci bir güç karşısında ezici bir galibiyet alması”, istanbul’da yaşayan türkler için o dönemde moral üstünlüğün simgesi oldu. dönemin basınında ve halk arasında, “saha dışında yenilmeyen türk milleti, sahada da yenilmez” naraları dolaştı.
. bu zafer, ilerleyen süredeki halk hareketlerini ve kurtuluş savaşı’ndaki dayanışmayı besleyen envanterlerden biri hâline geldi.
8. sonuç ve kalıcı etki
16 mart’ta elde edilen ilk galibiyetin ardından, 7–0’lık rövanş zaferi fenerbahçe’yi sadece futbol sahasında değil, politik ve toplumsal alanda da “direnişin temsilcisi” konumuna yükseltti. bu maç, “millî mücadele ruhunu sahaya taşıyan” en somut örneklerden biridir. ilerleyen yıllarda, kulüp’ün tarihinde sıkça hatırlanan bu skor, hem kulübe hem de türkiye futbol tarihine “kurtuluş mücadelesi içinde elde edilen sportif simge başarı” olarak kazındı.
özetle, fransız takımıyla 16 mart 1919’daki ilk maç sonrası oynanan rövanşta 7–0’lık farkla gelen galibiyet; saha içi strateji, oyuncu performansları, halkın desteği ve dönemin siyasi atmosferi gibi dinamiklerin birleşimiyle mümkün oldu. bu maç, fenerbahçe’yi “işgal yıllarında milli bir simge” hâline getirirken, kurtuluş savaşı’nın manevî cephesine de güç verdi."
chatgpt
devamını gör...