101.
minimalizm demek dieter rams demektir. dieter rams demek ise, o soğuk ama bir o kadar da kusursuz alman estetiğinin; bayağılıktan ve şaşaadan arındırılmış, salt fonksiyona adanmış manifestosudur.

ah, aziz kârilerim... yıllar boyu muhtelif coğrafyalarda damıttığım bu rafine estetik algımı, adeta bir amme hizmeti misali, siz kitlelerin görsel vizyonunu terbiye etmek için sunuyorum. lakin gün geçmiyor ki, önüme 'minimalizm' maskesi ardına saklanmış grotesk bir garabet düşmesin. insanın aklı şaşıyor; bu estetik fukarası tasarımları yapanlar, o form karmaşasına nasıl 'minimalist' diyebilme cüretini gösteriyor, inanın o cehaletin özgüvenini istemsizce sorgularken buluyorum kendimi.

şunu aklınıza kazıyın: iyi bir minimalist eserin kalbinde, kullanıcının bilişsel yükünü sıfıra indiren o 'sezgisel' zarafet yatar. o objeye baktığınızda, form ve işlev arasındaki o sessiz ve kusursuz diyaloğu duyarsınız. obje size ne yapmanız gerektiğini fısıldar; dikkatinizi dağıtmaz, sizi oyalayan ucuz süslemelerle vaktinizi çalmaz. lakin günümüzün bu yeni yetme illüzyonistleri... öyle şekilsiz, öyle işlevden yoksun ve göz yoran tasarımlara imza atıyorlar ki, insanın bauhaus ekolünün mezarı başında ağıt yakası geliyor.

tüm bu yazdıklarımdan, o daraltılmış algı filtrelerinizle benim salt bir 'minimalizm fanatiği' olduğum gibi sığ ve talihsiz bir çıkarsamaya varabilirsiniz. hayır, efendim. benim yegâne itikadım, fonksiyonun formu takip etmesi gerektiği o sarsılmaz ontolojik gerçektir. zira benim estetik lügatimde, minimalizmin o steril dinginliği kadar, art deco ekolünün o cüretkâr, simetrik ve aristokratik şatafatı da baş köşede oturur. benim tahammül edemediğim yegâne şey, 'kavramsal sahtekârlıktır'.

bir vizyon vaat edip ortaya ucube bir form çıkarmak... inanın bu, ruhunuzu insan zekâsıyla özenle kürate edilmiş, çok sesli bir j.s. bach konçertosunun o matematiksel asaletine hazırlamışken; sahneye aniden fırlayan, enstrümanlara adeta birer vandal gibi eziyet eden ve 'rock' adı verilen o gürültü kirliliğini icra eden paçavralar içindeki bir 'grubun' çıkması gibidir. ortada müziğe dair bir iz yoktur, sadece zevklerimize yapılmış organize bir suikast vardır.
devamını gör...
102.
minimalizm, hoşuma giden bir sanat akımı değil. doğal olarak sadelik başka bir şey. minimalizm ise genellikle normalde minimalistik olmayan bir yapıyı sadeleştirmek şeklinde vuku buluyor. bu da yapmacık ve eğreti görünüyor. özellikle de logoların revize edilmesi son derece absürt bir görüntüye meydan veriyor. örneğin intel logosunu düşünelim. eski haliyle zaten yeterince akılda kalıcı olan ve son derece estetik duran logoya uygulanan gereksiz minimalizm akımı, koskoca intel'i mahallemizdeki telefoncuya dönüştürmüş. peugeot...eski logo, inanılmaz estetik duruyordu ve kesinlikle aşırı karmaşık değildi. şimdikini ise ciddiye almakta zorlanıyorum. hala peugeot araba gördüğüm zaman o logonun oraya sanayici arkadaşlar tarafından yapıştırıldığını zannederim. pringles... samimi ve stil sahibi bir tasarımdan, mahalle pilavcısına hızlı geçiş. örnekler çoğaltılabilir. bir markanın logosu, onun mirası ve kimliğidir. sık değiştirilen logolara tüketici alışamaz ve duygusal olarak bağ kuramaz. bu da büyük hatadır. zira ticarette yapılan aslında ürün satmak değil, duygu satmaktır.
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

"minimalizm" ile benzer başlıklar

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim