1.
temelleri 18. yüzyılda atılan, sınırları belli bir toprak parçası üzerinde yaşayan insanları "vatandaşlık" temelinde muhatap alan ve bu sınırlar dahilindeki kaynakları bir avuç azınlığın refahı için kullanan, sermaye sahibi olmayan çoğunluğun rızasını medya, ibadethane, okul gibi kurumlarla üreten ve rıza üretemediği kesimlere de şiddet uygulama tekeline sahip kurumlar bütünü. ultra zenginlerin makinesi.
devamını gör...
2.
türkiye değildir.
devamını gör...
3.
modem devlet, reformcuların insanlara sorunların üstesinden gelmelerinde yardım edebilmelerinin baş aracıydı. ancak devletin tek işlevi bu değildi; hatta belki birincil işlevi bile değildi. devlet-yönelimli faaliyet de, sorunların üstesinden gelmenin tek mekanizması değildi. ancak gerçek şu ki, devlet faaliyeti, sorunların üstesinden gelme sürecinin vazgeçilmez bir unsuruydu; ayrıca sıradan insanların sorunların üstesinden gelme girişimleri, haklı olarak ve sağduyulu bir biçimde, devletleri belli biçimlerde faaliyette bulunmaya sevk etmeye yönelikti. düzensizlik, karışıklık ve süregiden parçalanmaya rağmen, bu olgu hâlâ geçerli.
devletler, kaynakları dağıtmaları, hakları çeşitli derecelerde korumaları ve farklı gruplar arasındaki toplumsal ilişkilere müdahaleleri aracılığıyla çekilen sıkıntıları arttırabilir ya da azaltabilir. herhangi bir kimsenin bundan böyle devletinin ne yaptığı hakkında endişe duymaması gerektiğini ima etmek çılgınlıktır; birçok insanın devletlerinin faaliyetlerine yönelik canlı bir ilgiyi tamamen bir kenara bırakmaya razı olacağına da
inanmıyorum.
devletler işleri herkes için bir parça daha iyi (ya da bir parça daha kötü) kılabilirler. sıradan insanların sorunlarla daha iyi başa çıkabilmelerine yardım etmek ile yukarı katmanların daha da serpilmesine olanak tanımak arasında bir tercih yapabilirler. ancak devletlerin yapabileceği bundan ibarettir. kuşkusuz bu işler kısa vadede çok şey fark ettirebilir, ancak daha uzun vadede hiç de önemli değildirler. bütün dünya sisteminin yaşamakta olduğumuz büyük dönüşümünü, yönünü değiştirecek düzeyde etkilemek istiyorsak, devlet temel bir faaliyet aracı değildir. bir araç olmaktan ziyade önemli bir engeldir.
immanuel wallerstein - liberalizmden sonra
devamını gör...
4.
ilk modern devletin tohumu magna carta ile atılmıştır , 1215 ,bu bir ülkede ilk defa vatandaş kavramının tanınmasıdır ama yine fedolizm ve aristokratlar iktidarı sürmekte idi.
ingiltere krallığı bu konuda ilerleme kaydetmiş 1653'de kabul edilen ingiliz anayasası ile ( john lambert ) ingiltere aristokratlar tarafından yönetilen ilk modern devlet olmuştur ..,ilk modern burjuva devleti ise , 1792-1804 yılları arasında fransa'da uygulanan 1.cumhuriyet yönetimidir. kral artık yetkilerini halka ,vatandaşa devretmiştir.
1700'lerin sonuna gelirken vatandaşlık haklarının tanınmasında başta avt-rupe ve sonrası abd'de en önemli kişilerden biri vatandaşlık hakları savunucusu tom paine'dir .
abd 'de 1775'de amerikan özgürlük bildirgesinin ardından modern devletler kervanına katılmıştır .
artık monarşi yıkılmış yara almış burjuvalar iktidarları ele geçirmiştir.
modern devlette aslı olan vatandaşlık hakları ve hukukun egemenliğidir tabi iktidarda olan burjuva sınıfıdır.
1917'de çarlık rusyası marksist-leninist devrimle son bul, işçi sınıfının yönettiği sosyalist devlet kurulmuştur.
sosyalist devlet modern içerikler taşır fakat sınıf diktatörlüğüdür ,tam sosyalizme geçilmesi ile artık tüm üretim araçları işçi sınıfına geçmiştir köylülüğün ve burjuvazinin tasfiyesi tamamlanmış işçi sınıfı vatandaşlık haklarını kazanıp modern devletler katarına katılmıştır ..
fakat şu var ,burjuva sınıfının da zaman içinde monarşiden farkı kalmamış üretim araçlarını ele geçiren burjuvazi emekçi ve köylülerin haklarını gasp etmiştir.
aslında modern devletinde köleci ve feodal devletlerden farkı yoktur .
iktidarı ele geçiren diğer sınıfları baskı altında tutar.
tam sosyalizmde bu yoktur çünkü üreten işçi sınıfının üretim için başka sınıflara ihtiyacı yoktur ..
burjuva modern devletlerinin devamını genelde sosyalist demokrasi ve liberalizm sağlamıştır ,sosyalist devletler ise burjuvazinin ve köylülüğün tasfiyesini tamamlamadıkları hallerde veya oligarşik bir parti yapısına dönüştüklerin de yıkılmışlardır. sscb örnektir.
bana göre gerçek modernizm insan haklarının en yüksek olduğu devlet komünizmdir hala böyle bir yönetim yok .
ingiltere krallığı bu konuda ilerleme kaydetmiş 1653'de kabul edilen ingiliz anayasası ile ( john lambert ) ingiltere aristokratlar tarafından yönetilen ilk modern devlet olmuştur ..,ilk modern burjuva devleti ise , 1792-1804 yılları arasında fransa'da uygulanan 1.cumhuriyet yönetimidir. kral artık yetkilerini halka ,vatandaşa devretmiştir.
1700'lerin sonuna gelirken vatandaşlık haklarının tanınmasında başta avt-rupe ve sonrası abd'de en önemli kişilerden biri vatandaşlık hakları savunucusu tom paine'dir .
abd 'de 1775'de amerikan özgürlük bildirgesinin ardından modern devletler kervanına katılmıştır .
artık monarşi yıkılmış yara almış burjuvalar iktidarları ele geçirmiştir.
modern devlette aslı olan vatandaşlık hakları ve hukukun egemenliğidir tabi iktidarda olan burjuva sınıfıdır.
1917'de çarlık rusyası marksist-leninist devrimle son bul, işçi sınıfının yönettiği sosyalist devlet kurulmuştur.
sosyalist devlet modern içerikler taşır fakat sınıf diktatörlüğüdür ,tam sosyalizme geçilmesi ile artık tüm üretim araçları işçi sınıfına geçmiştir köylülüğün ve burjuvazinin tasfiyesi tamamlanmış işçi sınıfı vatandaşlık haklarını kazanıp modern devletler katarına katılmıştır ..
fakat şu var ,burjuva sınıfının da zaman içinde monarşiden farkı kalmamış üretim araçlarını ele geçiren burjuvazi emekçi ve köylülerin haklarını gasp etmiştir.
aslında modern devletinde köleci ve feodal devletlerden farkı yoktur .
iktidarı ele geçiren diğer sınıfları baskı altında tutar.
tam sosyalizmde bu yoktur çünkü üreten işçi sınıfının üretim için başka sınıflara ihtiyacı yoktur ..
burjuva modern devletlerinin devamını genelde sosyalist demokrasi ve liberalizm sağlamıştır ,sosyalist devletler ise burjuvazinin ve köylülüğün tasfiyesini tamamlamadıkları hallerde veya oligarşik bir parti yapısına dönüştüklerin de yıkılmışlardır. sscb örnektir.
bana göre gerçek modernizm insan haklarının en yüksek olduğu devlet komünizmdir hala böyle bir yönetim yok .
devamını gör...
5.
modern devlet düşüncesi, günümüzdeki devlet anlayışı olup temeli 15. ve 16. yüzyıllarda atılmıştır. modern devleti geleneksel devletten ayıran özellik; sahip olduğu egemenlik ve meşrutiyet anlayışıdır. modern devlet; geleneksel devletten ekonomik, sosyal, kültürel, toplumsal gelişmeler olarak oldukça farklıdır. yakın dönem dünya tarihinde modern devleti vurgulayan ilk kişi, fransız düşünür jean bodin'dir.
devamını gör...
6.