21.
rusya'da ortaya çıkan ve miskinlik, uyuşukluk, umursamazlık gibi kavramların bileşeni olup şahsımın da karakter yansımasını oluşturan tabirdir.
devamını gör...
22.
rus edebiyatının hiçbir kahramanı, ne raskolnikov, ne mişkin, ne de prens andrey, eski rus insanını, hatta bütün doğuluları oblomov kadar açıklıkla, en özlü yanıyla temsil etmez.
devamını gör...
23.
ilya ilyiç oblomov sendromudur.
planlarını sadece hayal etmekle kalır, uygulamaya gecirmekten adeta korkarsın.
günün sonunda faydalı veya faydasız hiçbir şey yapmadığını fark edince bütün gün düşünerek kafa patlattığını one sürüp kendi egonu rahatlatırsın.
oblomovluk budur işte.
planlarını sadece hayal etmekle kalır, uygulamaya gecirmekten adeta korkarsın.
günün sonunda faydalı veya faydasız hiçbir şey yapmadığını fark edince bütün gün düşünerek kafa patlattığını one sürüp kendi egonu rahatlatırsın.
oblomovluk budur işte.
devamını gör...
24.
acaba hangi yayınevinden tercih edilmelidir ki?
devamını gör...
25.
benim ilk mahlasım olan ama geç kaldığım için kime gittiğini bilmediğim başlık. onun yerine türk edebiyatında bana göre kendince bir oblomovluk yaşayan hikmet benolu almış bulunuyorum. benim şuurlu tembellik yaşayan tarafımdir.
devamını gör...
26.
önemli olan oblomov değil oblomovluktur tribini her seferinde içinde barındıran ve bunu bilenlerin illaki söyledikleri afilli kezzap uvv yeah cümlenin baş kahraman terimidir.
devamını gör...
27.
oblomovluk; oblomov'u "oblomov"yapan şeylerdir, oblomov'un özü değildir. oblomov'u okumadan önce oblomovluk kavramının tembellikten hoşlanan ve özellikle bir şey yapmayan ,dünyaya geldiğine pişman bağlamında olduğunu zannederdim. bu biraz da böyle anlatılmasından kaynaklanıyor. oysa oblomov'u okuduğumda gördüğüm; hassas,derin,entelektüel,ince ruhlu bir insanın kendine alan açamamasından kaynaklı bir kısır döngüye girdiği,aile ve toplumun aşırı korumacı ve vurdumduymaz yapısından dolayı onun potansiyelinin hiç olmasına sebebiyet verdiğidir.
devamını gör...
28.
29.
yıllardır kurtulmak için bir çıkış kapısı aradığım, insanın bir kere başına geldi mi gitmek bilmeyen korkunç sendrom.
devamını gör...
30.
yapmamayı tercih ederek sistemi felç eden insan modelidir. gelen fırsatları değerlendirme isteği yoktur. misal ben zaman zaman epey oblomovum. daha fazla paraya dötümü dönüp patlamış mısırla sıcak çikolatamı içmek, soğukta şantiye şantiye gezmeye yeğdir anlayışıyla kanape eskitiyorum.
devamını gör...
31.
bu kişiler bir arada olurlarsa hayatlarını cehenneme çevirirler. çünkü kişilerden biri bir işin ucundan tutmak zorundadır.
devamını gör...
32.
görür görmez etkisine girip okumadığım kitap
devamını gör...
33.
çok tehlikeli bir fikir. bu topraklardan bukowski çıkmaz arkadaşlar.
devamını gör...
34.
kitapla aynı ismi taşıyan karakter oblomov’un en karakterize özelliği tembellik olarak tanımlanır fakat oblomov’u salt tembellik üzerine değerlendirmek ve bu şekliyle yorumlamak eksik ve yanıltıcı olabilir. ivan gonçorov’un bu nadide eserini sadece tembellik temelinde incelemek esere haksızlık etmemize sebebiyet verecektir. çünkü gonçorov; oblomov karakteriyle okuyucuya dönemin rusyasının kokuşmuş feodal yapısını da resmeder. romanda yeni rusya’yı temsilen de bir karakter vardır ki bu karakter oblomov’un en yakın dostu ştolts üzerinden okuyucuya sunulur. ştolts; yenilikçi, eğitimli, zengin, fikir bulma ustası ve gelişime açık özellikli bir karakterdir. barındırdığı özellikler itibariyle ve oblomov’u kurtarmak istediği sıkıntılar nedeniyle herkesin sahip olmak isteyeceği bir arkadaştır.
arkadaşının aksine oblomov ise kendi iç dünyasına kapanmış, vurdumduymaz, kendini tanıyan ve buna uygun hareket eden bir karakterdir. oblomov ; kişiliğinin gelişmemişliğine, ruhsal güçlerinin güdük kalışına, her şeye engel olan hantallığına üzülür. varoluşunun patikasının, yerden kaldırılamayacak kadar ağır bir kaya parçasıyla kapalı olduğunu düşündüğü için, başkalarının öylesine dolu dolu, hareketli yaşamlarını kıskanır. oblomov yaşadığı tembelliğin farkındalığına sahip olmakla beraber bu tembellikten çıkmak adına zihninde gerekli planları da yapmaktadır. yani bir nevi bilinçli bir tembellik yaşamaktadır. fakat iş eyleme dökülme aşamasına geldiğinde bu eylemleri gerçekleştiremeyen bir karakterdir. ayrıca oblomov’u kendini hapsettiği odasından çıkaracak, ona aşık olup bu üşüngeçliğine bir başkaldırıda bulunmasına sebebiyet verecek bir karakter de girer hayatına. büyük aşkı olga…
oblomov, olga’nın hayatına girmesiyle birlikte kısa süreli bir uyanışa girer. olga da onu değiştirmek adına elinden geleni yapar. onu disipline etmeye, onu sorumluluk sahibi yapmaya, evliliğin getirdiği sorumluluk ve uğraşlar ile donatmaya çalışsa da oblomov bunu başaramaz ve bir mektup ile olga’dan ayrılır ve tekrar o eski dünyasına geri döner. oblomov ile karakter özellikleri tamamen zıt olan ştolts; olga ile birlikte olmaya başlar ve yaşanan bu kısa süreli uyanış oblomov için sonu gelmez bir tembellik hali le son bulur. dönemin rusya’sında bu karakter öyle bir ses getirir ki ; zekası parlak, duyarlılığı ince fakat karamsar ve üşengeç yapıdaki insanları ifade etmek için kullanılan ‘’ oblomovluk’’ tanımını sokar literatürlere. bu tanımdan hareketle oblomov’un bu uyuşuk ve vurdumduymaz yapısı romanda tarif edildiği gibi "uzanmak, oblomov için uykusu gelmiş insanlarda olduğu gibi bir zaruret, yorgun bir kimsedeki gibi geçici bir ihtiyaç, ne de uyuşuk bir insandaki gibi bir zevktir; bu onun tabii halidir. ‘’ şeklinde özetlenebilir.
kitapta hayatın her köşesinde oblomov var, güneşin batışıyla hafif serinlemiş çayırlarda, akıntısız durgun göllerde, bazen petersburg’un tam ortasında…oblomov, bu dağılmış parçaların bir araya geldiği, tamamlandığı kusursuz bir temsil, her an dönüp duran, yıkılıp kurulan dünyanın içince hareketsiz kalmış bir varlığın hikayesi. hareket etmenin, bir işle meşgul olmanın, taşınmanın, farklı şehirlere gitmenin anlamsız, boş dertler olduğuna inanıyor. bambaşka bir hareketsizlik sebebi var aslında onun. tembellikten farklı, olduğu durumdan acı çeken, yapmak istediği işlerle ilgili binlerce plan kurup o işe bir türlü başlamayan, yılgın, toplumun içindeki tüm sıkıntılardan korkan bir hali var. aslında değişime karşı korkusu hareketsiz kılıyor onu, işsizlikten mutlu olan bir tembellik değil yaşadığı.
bu yönleriyle rus edebiyatına yeni bir soluk getiren ve şahsım için de başucu kitabı niteliği barındıran bu kitabı okumanızı şiddetle tavsiye ediyorum. çünkü zaman zaman hayatın koşturmacası içinde, yuvarlak olan dünyada köşelerimize çekilebilmek her ne kadar çok zor olsa da, oblomov gibi tabii hale getirmemek gerekliliğinin de farkında olarak hepimizin ‘’ oblomovluk’’ yapmaya ihtiyaç duyduğu zamanlar oluyor.
arkadaşının aksine oblomov ise kendi iç dünyasına kapanmış, vurdumduymaz, kendini tanıyan ve buna uygun hareket eden bir karakterdir. oblomov ; kişiliğinin gelişmemişliğine, ruhsal güçlerinin güdük kalışına, her şeye engel olan hantallığına üzülür. varoluşunun patikasının, yerden kaldırılamayacak kadar ağır bir kaya parçasıyla kapalı olduğunu düşündüğü için, başkalarının öylesine dolu dolu, hareketli yaşamlarını kıskanır. oblomov yaşadığı tembelliğin farkındalığına sahip olmakla beraber bu tembellikten çıkmak adına zihninde gerekli planları da yapmaktadır. yani bir nevi bilinçli bir tembellik yaşamaktadır. fakat iş eyleme dökülme aşamasına geldiğinde bu eylemleri gerçekleştiremeyen bir karakterdir. ayrıca oblomov’u kendini hapsettiği odasından çıkaracak, ona aşık olup bu üşüngeçliğine bir başkaldırıda bulunmasına sebebiyet verecek bir karakter de girer hayatına. büyük aşkı olga…
oblomov, olga’nın hayatına girmesiyle birlikte kısa süreli bir uyanışa girer. olga da onu değiştirmek adına elinden geleni yapar. onu disipline etmeye, onu sorumluluk sahibi yapmaya, evliliğin getirdiği sorumluluk ve uğraşlar ile donatmaya çalışsa da oblomov bunu başaramaz ve bir mektup ile olga’dan ayrılır ve tekrar o eski dünyasına geri döner. oblomov ile karakter özellikleri tamamen zıt olan ştolts; olga ile birlikte olmaya başlar ve yaşanan bu kısa süreli uyanış oblomov için sonu gelmez bir tembellik hali le son bulur. dönemin rusya’sında bu karakter öyle bir ses getirir ki ; zekası parlak, duyarlılığı ince fakat karamsar ve üşengeç yapıdaki insanları ifade etmek için kullanılan ‘’ oblomovluk’’ tanımını sokar literatürlere. bu tanımdan hareketle oblomov’un bu uyuşuk ve vurdumduymaz yapısı romanda tarif edildiği gibi "uzanmak, oblomov için uykusu gelmiş insanlarda olduğu gibi bir zaruret, yorgun bir kimsedeki gibi geçici bir ihtiyaç, ne de uyuşuk bir insandaki gibi bir zevktir; bu onun tabii halidir. ‘’ şeklinde özetlenebilir.
kitapta hayatın her köşesinde oblomov var, güneşin batışıyla hafif serinlemiş çayırlarda, akıntısız durgun göllerde, bazen petersburg’un tam ortasında…oblomov, bu dağılmış parçaların bir araya geldiği, tamamlandığı kusursuz bir temsil, her an dönüp duran, yıkılıp kurulan dünyanın içince hareketsiz kalmış bir varlığın hikayesi. hareket etmenin, bir işle meşgul olmanın, taşınmanın, farklı şehirlere gitmenin anlamsız, boş dertler olduğuna inanıyor. bambaşka bir hareketsizlik sebebi var aslında onun. tembellikten farklı, olduğu durumdan acı çeken, yapmak istediği işlerle ilgili binlerce plan kurup o işe bir türlü başlamayan, yılgın, toplumun içindeki tüm sıkıntılardan korkan bir hali var. aslında değişime karşı korkusu hareketsiz kılıyor onu, işsizlikten mutlu olan bir tembellik değil yaşadığı.
bu yönleriyle rus edebiyatına yeni bir soluk getiren ve şahsım için de başucu kitabı niteliği barındıran bu kitabı okumanızı şiddetle tavsiye ediyorum. çünkü zaman zaman hayatın koşturmacası içinde, yuvarlak olan dünyada köşelerimize çekilebilmek her ne kadar çok zor olsa da, oblomov gibi tabii hale getirmemek gerekliliğinin de farkında olarak hepimizin ‘’ oblomovluk’’ yapmaya ihtiyaç duyduğu zamanlar oluyor.
devamını gör...
35.
neden eski sevgililerimde bu mevcut diye düşünüyorum bazen. benden sonra geçiyor ben oblomovluğun temsili miyim lan bre zevenkler diyesim geliyor. neyse ki kafalarına fırlatmak için güzel kitaplar biriktiriyorum. hehe. oblomov reis..
devamını gör...
36.
inanılmaz şekilde sahip olduğum kişilik.
çok işim var off vay ben bunları nasıl yapıcam diye kararıp canımı sıkıyorum. karalar bağlıyorum. yüzüm asık. muhabbetim yok. sonra o isleri yapmaya karar verip başlıyorum 1 saat sürmüyor.
demek ki bu kaygı evrensel. 100 sene önce de aynı durumda olan insanlar varmış. çok acayip.
çok işim var off vay ben bunları nasıl yapıcam diye kararıp canımı sıkıyorum. karalar bağlıyorum. yüzüm asık. muhabbetim yok. sonra o isleri yapmaya karar verip başlıyorum 1 saat sürmüyor.
demek ki bu kaygı evrensel. 100 sene önce de aynı durumda olan insanlar varmış. çok acayip.
devamını gör...
37.
38.
kaybedenler kulübüne üye olmayı geçmiş, direkt kendi kulübünü kurmuş insan profilidir. üşenir, ama her şeye üşenir. eğer doğmadan öncesine bir kere daha gidebilseydi varolmaya bile üşenirdi, hem nereden bilecekti ki böyle olacağını...
devamını gör...
39.
oblomovluk belli şartlar karşılanmadan yaşanacak bir durum değil. oblomov olmak için belli bir sermaye lazım. sermayesiz oblomovluk sefalettir. oblomov'un asaleti birikmiş paradan gelir.
devamını gör...
40.
tembellik sanatı.
devamını gör...