1.
insanlığın, bilimin ve teknolojinin son 100 yılda kazandığı ivmeyi düşünün. şuan geldiğimiz noktada insanlık artık farklı bir gezegeni kolonileştirmek için hazırlık yapıyor. fakat halen evrenimize, hatta evreni bırakın kendimize dair bilmediğimiz birçok sır var. başta belirttiğim gibi insanlık çok hızlı bir şekilde gelişiyor. geçmişte 1000 senede kat ettiğimiz gelişimi artık 10 senede aşabiliyoruz. fakat bu halen çok genç ve ilkel yaşam formları olduğumuz gerçeğini değiştirmiyor. işte bu bilinmezlik bizim teknolojimizin, algımızın yetmediğinden kaynaklı olabilir. ya da hiçbir zaman bilemeyecek de olabiliriz. çünkü belki de gerçek sandığımız şeyler aslında sadece bir yanılgıdan ibarettir.
mesela kuantum mekaniğini ele alalım. atom altı parçacıkların yapısı ve davranışları bildiğimiz fizik kuramlarına, örneğin genel görelilik teorisine ters düşüyor. fakat biliyoruz ki basit bir tabir ile ne kozmik ölçekteki cisimler ne de atom altı parçacıklar birbirinden bağımsız değil. peki kuantum ölçekte işler neden farklı işliyor? nedensellik, lokalite gibi kavramlar nasıl geçerliliğini yitiriyor? ya da yaptığımız ufak bir gözlem nasıl oluyor da bu parçacıkların davranışını değiştiriyor? (bkz: çift yarık deneyinde gözlemci etkisi)
işte kuantum ölçekteki bu anomaliler belki de bizim ilkel oluşumuz veya algımızın yetmediği ile alakalı değildir. belki de her şey sadece biz deneyimlediğimiz ve gözlemlediğimiz zaman bizim için var oluyordur. belki de evrende halen bizden başka bir yaşam formu bulamamamızın sebebi kozmik ölçeğin büyüklüğü değil, sadece bizim olduğumuz bir simülasyonun içinde olmamızdan kaynaklıdır.
aslında dinler (özellikle semavi dinler) de bu simülasyon teorisi üzerine kurulu. bu evren, bu dünya, bu hayat geçici ve asli değil. biz sadece burada bir "imtihan" için bulunmaktayız. biri veya bir şey tarafından buraya koyulduk.
bu simülasyon konusunda üstüne konuşulabilecek çok husus var. fakat şunu unutmayın ki, evrenimizin bir simülasyon olma olasılığı, "gerçek" olma olasılığından daha yüksek.
devamını gör...
2.
tamamıyla yanlış ve hurafe teoridir.
kutsal kuran bize evrenlerin gerçek olduğunu söyler:
emre1974tr.blogspot.com/201...
kutsal kuran bize evrenlerin gerçek olduğunu söyler:
emre1974tr.blogspot.com/201...
devamını gör...
3.
ilk olarak harvardlı bir felsefe profesörü atmıştı ortaya şu an adını hatırlayamıyorum gözlüklü yakışıklı bir arkadaştı buradaki temel nüans ne doğrulayabilirsin ne yanlışlayabilirsin ama iş biraz etraflıca düşündüğünde pek çok teoloji de aslında simülasyonda olduğumuzu söylüyor ki şu an bunu okuyan kişinin beyninin bir fanusta olmadığını ve aslında tek insanın kendisinin olmadığı yönünde de bir kanıt yok klasik filozlar gerçekliğin algıyla ilgili olduğunu sıkça işlemiştir ama işin en keyifli noktası 20. ve 21. yy daki bazı deneylerde bu durumu destekler sonuçlar üretiyor şu meşhur bardak aldırılan ama bardağı kendi alan deneğin olduğu deney gibi
devamını gör...
4.
evrenin; simülasyon evren olma olasılığı
gerçek olma olasılığından
her zaman daha yüksektir
bir yazılım gibi anakronik sistem alt yapısı olduğuna ikna oldum. kaza kader ilişkisinin tamamen ileri yönlü ve öngörülemez olduğuna emin gibiyim. seçimlerin her ne kadar tamamı ile özgürce yapılmasa bile anlık kararlarla ve kişisel sorumluluk yüklenerek yapıldığı kesin. sonuçlarının ne olacağına da similasyonda hemen o anda karar verilmiş oluyor. işte akışın tıkandığı yer burada...
benim geri dönen 'karar bedelim' nasıl gelip akışta hiç bir kasma, bozma oluşturmadan beni bulabiliyor? ve bu aynı evreni paylaştığım milyarlarca ben gibi için milyar kere milyar işlemde, birbiri ile örtüşük bir sarmalda, hiç bir bozunmaya yol açmadan bir akarsu yumuşaklığında nasıl oluşabiliyor?
yaşadığımız similasyonun algoritmaları 'karar-seçim' temelli çalışıyor. bu da kader sandığımız hayat akışlarımızın, ani kararlarımızla yön değiştirebildiği, akışın ön hazırlığı olmadığını, sonradan şekillendiğini gösteriyor. yani 'post-production fate' 'ardıl-yapımlı kader' tasarımı söz konusu
sistemin anlayabildiğim sonu da zaten buna uyumlu: hesap günü, pişmanlık talep eden, aff dilettiren, ceza-ödül algoritması.
daha fazla derinleşmem gereken başlıkta bu: sonrası. henüz bilmiyorum. başka raporlar ancak o zaman verebilirim. takipçilerime selamlar olsun. ben sizler için de düşünüyorum. siz yolunuza devam edin.
burdan: #3302999
gerçek olma olasılığından
her zaman daha yüksektir
bir yazılım gibi anakronik sistem alt yapısı olduğuna ikna oldum. kaza kader ilişkisinin tamamen ileri yönlü ve öngörülemez olduğuna emin gibiyim. seçimlerin her ne kadar tamamı ile özgürce yapılmasa bile anlık kararlarla ve kişisel sorumluluk yüklenerek yapıldığı kesin. sonuçlarının ne olacağına da similasyonda hemen o anda karar verilmiş oluyor. işte akışın tıkandığı yer burada...
benim geri dönen 'karar bedelim' nasıl gelip akışta hiç bir kasma, bozma oluşturmadan beni bulabiliyor? ve bu aynı evreni paylaştığım milyarlarca ben gibi için milyar kere milyar işlemde, birbiri ile örtüşük bir sarmalda, hiç bir bozunmaya yol açmadan bir akarsu yumuşaklığında nasıl oluşabiliyor?
yaşadığımız similasyonun algoritmaları 'karar-seçim' temelli çalışıyor. bu da kader sandığımız hayat akışlarımızın, ani kararlarımızla yön değiştirebildiği, akışın ön hazırlığı olmadığını, sonradan şekillendiğini gösteriyor. yani 'post-production fate' 'ardıl-yapımlı kader' tasarımı söz konusu
sistemin anlayabildiğim sonu da zaten buna uyumlu: hesap günü, pişmanlık talep eden, aff dilettiren, ceza-ödül algoritması.
daha fazla derinleşmem gereken başlıkta bu: sonrası. henüz bilmiyorum. başka raporlar ancak o zaman verebilirim. takipçilerime selamlar olsun. ben sizler için de düşünüyorum. siz yolunuza devam edin.
devamını gör...
5.
benim simülasyonu kim oynuyor usta bu kadar yanlış karar verilmez ki
devamını gör...
6.
beni oynayan kişi 6 yaşında velet kesin.
devamını gör...
7.
hızla yaklaşan tırın altına atlamıyorsunuz ama... yirminci kat balkonundan aşağıya eğlenceli bir simülatif uçuş.. aklınızın ucundan geçmiyor.. niye peki.. madde yok ki hani.. her şey bir simülasyon ya hani...!
ama yapmaz/yapamazsınız değil mi..
kuantum fiziğine gelince; bilim dünyasında yeni çalışılan bir alan, maddenin incelenmesinde, atomlara hatta atom altı parçacıklara: kuarklara gluonlara, belki karanlık maddeye değin bir mikrokozmosa kadar bizi taşıyan da, bu güne kadar yolumuzu aydınlatan bilim zaten..
sürdürülen bilimsel çalışmaları beklemelisiniz; mikrokozmos yasalarını da yazacak bilim. neden sabırsızlıkla metafiziğin fiziğe kaybettiği maçın rövanşı alınmış algısı yaşıyorsunuz ki..
bilim, başka kaçacak bir bahane kalmadığında mecburiyetten isteksizce sığınılacak bir liman değil ki.. bilim gerçekliğe bilgiye ulaşmak için tek aracımız..
ya bilimden yanasınızdır ya da değil..
bilim aydınlığının henüz aydınlatmadığı karanlıklar üzerine masallar yazmak metafiziğin işidir. o da maçı kaybedeli binlerce yıl oldu malum..
ama yapmaz/yapamazsınız değil mi..
kuantum fiziğine gelince; bilim dünyasında yeni çalışılan bir alan, maddenin incelenmesinde, atomlara hatta atom altı parçacıklara: kuarklara gluonlara, belki karanlık maddeye değin bir mikrokozmosa kadar bizi taşıyan da, bu güne kadar yolumuzu aydınlatan bilim zaten..
sürdürülen bilimsel çalışmaları beklemelisiniz; mikrokozmos yasalarını da yazacak bilim. neden sabırsızlıkla metafiziğin fiziğe kaybettiği maçın rövanşı alınmış algısı yaşıyorsunuz ki..
bilim, başka kaçacak bir bahane kalmadığında mecburiyetten isteksizce sığınılacak bir liman değil ki.. bilim gerçekliğe bilgiye ulaşmak için tek aracımız..
ya bilimden yanasınızdır ya da değil..
bilim aydınlığının henüz aydınlatmadığı karanlıklar üzerine masallar yazmak metafiziğin işidir. o da maçı kaybedeli binlerce yıl oldu malum..
devamını gör...
8.
bilim camiasinda ciddiye alinmayan, komplo teorisyenlerinin goz bebegi olan, dunya duz minvalinden 1 hipotez, deli sacmasi.
devamını gör...
9.
yer çekiminin anlaşılamayan doğasını irdeleyen bir fizikçinin iddiası meraklısına sunulur:#3544364
atomaltı parçacıklar ve bilgi ilişkisi öteden beri fizik magazininin konusu olmuştur
evrende kütle çekimi var dır da bilgi taşınımı var mıdır?
bu bilgi fiziğini optimize edilmesi için kütle çekimi simüle edilmiş olmasın sakın? haberleşmiş halini buradan okuyoz
atomaltı parçacıklar ve bilgi ilişkisi öteden beri fizik magazininin konusu olmuştur
evrende kütle çekimi var dır da bilgi taşınımı var mıdır?
bu bilgi fiziğini optimize edilmesi için kütle çekimi simüle edilmiş olmasın sakın? haberleşmiş halini buradan okuyoz
devamını gör...
10.
'sistem' dediğimiz işleyişin anakronik özelliklerinden bir de ''onarım'' dır.
sistem; enerjisinin %5'ini ilerlemeye atfederken, %95'i ile geriye dönük onarım faaliyetlerine yönelik iş görür.
örneğin akıllı telefonların ilk on yılını düşünün. nesıl bir ''şarj'' problemi içinde yürüdüğünü hatırlayın. hatırlarken zor landınız değil mi?
bir kaç saatte tükenen bataryalar, sokakta çoklu şarj soketleri sallanan kablolar, hemen her büfeden dışarı sarkan ''şarj .. lira'' yazan tabelalar...
hanimiş şimdi? ikinci on yılında anısı bile eser düzeyde kaldı.
tüm şarj soketlerinin aynı olmasına 'similarity' dendiğini biliyor muyuz?
gerçekliğin ne kadarı uyanık bilincimizle ilişkide? hıı?
sistem; enerjisinin %5'ini ilerlemeye atfederken, %95'i ile geriye dönük onarım faaliyetlerine yönelik iş görür.
örneğin akıllı telefonların ilk on yılını düşünün. nesıl bir ''şarj'' problemi içinde yürüdüğünü hatırlayın. hatırlarken zor landınız değil mi?
bir kaç saatte tükenen bataryalar, sokakta çoklu şarj soketleri sallanan kablolar, hemen her büfeden dışarı sarkan ''şarj .. lira'' yazan tabelalar...
hanimiş şimdi? ikinci on yılında anısı bile eser düzeyde kaldı.
tüm şarj soketlerinin aynı olmasına 'similarity' dendiğini biliyor muyuz?
gerçekliğin ne kadarı uyanık bilincimizle ilişkide? hıı?
devamını gör...
11.
homo sapiens denen model 150 bin yıldır ne beynin işleyişini çözebilmiş ne de düşünce denen şeyin gerçekliğini anlayabilmiş.
bugün hala daha insanoğlu bir ağaçtan bağımsız olduğunu bile ispatlayamıyor. "benim ağaçla ne alakam var lan" dediğin anda küüt diye ağaca toslayınca ağaçla alakan var mıymış yok muymuş anlıyorsun.
varlık sorunu binlerce yıldır felsefe ve bilimin asla çözemediği bir soru. yani hala insanoğlu" ben varım" ve ya " ağaç var" sözünün hakikatini çözememiş. descartes dede bunu " düşünüyorum öyleyse varım" diyerek geçici bir bypass ile çözdüğünü sanmış ama o'nun sadece o sözü üzerine bile milyonlarca sayfa yorum yapıldığı halde sorun kabak gibi hala felsefe ve bilimin kucağında nur topu gibi duruyor.
fenomenoloji devreye girdi yine bir nane olmadı, son yüzyılın popüler bilimi neuroscience 50- 60 yıldır kafa patlatıyor gram ilerleme yok.
velhasıl antikçağ filozoflarının dediği gibi her şey zihnimizde bir ide mi yoksa tüm bu olan bitenler beynimizin bir oyunu mu asla çözülmüş değil. tüm bu gerçeklikler de bizim bir simülasyon içinde yaşadığımız sonucundan başka bir yere götürmüyor.
bugün hala daha insanoğlu bir ağaçtan bağımsız olduğunu bile ispatlayamıyor. "benim ağaçla ne alakam var lan" dediğin anda küüt diye ağaca toslayınca ağaçla alakan var mıymış yok muymuş anlıyorsun.
varlık sorunu binlerce yıldır felsefe ve bilimin asla çözemediği bir soru. yani hala insanoğlu" ben varım" ve ya " ağaç var" sözünün hakikatini çözememiş. descartes dede bunu " düşünüyorum öyleyse varım" diyerek geçici bir bypass ile çözdüğünü sanmış ama o'nun sadece o sözü üzerine bile milyonlarca sayfa yorum yapıldığı halde sorun kabak gibi hala felsefe ve bilimin kucağında nur topu gibi duruyor.
fenomenoloji devreye girdi yine bir nane olmadı, son yüzyılın popüler bilimi neuroscience 50- 60 yıldır kafa patlatıyor gram ilerleme yok.
velhasıl antikçağ filozoflarının dediği gibi her şey zihnimizde bir ide mi yoksa tüm bu olan bitenler beynimizin bir oyunu mu asla çözülmüş değil. tüm bu gerçeklikler de bizim bir simülasyon içinde yaşadığımız sonucundan başka bir yere götürmüyor.
devamını gör...
12.
(bkz: the thirteenth floor)
devamını gör...
13.
bazen düşünüyorum . sürekli ölüp, dirilip geliyoruz. bazen bir zengin olarak, bazen fakir. bazen engelli olarak.
zalim olarak mazlum olarak. ama hep etrafımızdaki insanlarla yolumuz kesişerek oluyor bu .
imrendiğimiz hayatları yaşıyoruz . yaptığımız kötülüklere maruz kalıyoruz.
keşke dediklerimiz oluyor eğer dediklerimiz oluyor .
hani şanslar veriliyor ve yine aynı şeyleri yapıyoruz.
işçiysek patron oluyoruz, patronumuz işçi oluyor.
bu sefer biz ona iyi ya da kötü davranıyoruz . böyle böyle bir simülasyonda.
ev iş okul aile vs hatta ırklar dinler arası gidip geliyoruz.
zalim olarak mazlum olarak. ama hep etrafımızdaki insanlarla yolumuz kesişerek oluyor bu .
imrendiğimiz hayatları yaşıyoruz . yaptığımız kötülüklere maruz kalıyoruz.
keşke dediklerimiz oluyor eğer dediklerimiz oluyor .
hani şanslar veriliyor ve yine aynı şeyleri yapıyoruz.
işçiysek patron oluyoruz, patronumuz işçi oluyor.
bu sefer biz ona iyi ya da kötü davranıyoruz . böyle böyle bir simülasyonda.
ev iş okul aile vs hatta ırklar dinler arası gidip geliyoruz.
devamını gör...