roman / türk klasikleri / edebiyat
puan ver

öne çıkanlar | diğer yorumlar

taaşşuk-ı talat ve fitnat talat bey ile fitnat hanım'ın sonu hüsranla biten aşklarının acıklı hikâyesidir. aşkı için kadın kılığına giren koca yürekli talatbey aşk ne olduğunu bilmeyen senden öğrenir.
devamını gör...
başlıkta görüldüğünden ayrı olarak dönemindeki (تعشق طلعت و فتنت) yazımıyla okurlarla buluşmuş olan kitap. şemsettin sami tarafından kaleme alınmıştır. osmanlı alfabesiyle basılmış ilk türkçe romandır, batılı tarza yazılan ilk türkçe romanlar arasında yer alır. o dönem, takribî padişah abdülmecid'den beri süregelen; kadının toplum içindeki yeri, karı-kocaya mahsus hususlar gibi tatrışma konularını ele almıştır. kitabın adının günümüze uyarlanmış hâli "talât ve fitnat'ın aşkı"dır. konusu da isminden anlaşılacağı üzere iki gencin birbirine olan aşkıdır. aralarındaki aşk türlü türlü müdahalelere uğrar ve kitapta anlatısını bu müdahaleler üzerine kurar.

kitabın orijinal metninden ilk paragrafı aşağıya transkript edilmiş hâliyle aktarıyorum.


--! spoiler !--

ا. فتح كلام
آق سرايده اوفاجق بر اوده. طنطنـهلى دكل لكن پك تميز دوشنمش بر اوطـهده، يوزنده بر حسن و آنك خرابـهلرى نمايان، اللى اللى بش ياشنده بر قادين مندر اوستنه اوتوروب بر شى ديكيور ايدى. كوزى ديكشده الى اكنـهده لكن ذهنى بشقه يرده اولوب بر شى دوشونور و دوشدوندكچه محزون و مكدر اولور كبى كورينور ايدى. بيچاره اختيارلر كچمش شيلرى خاطرلرينه كتوردكچه محزون اولورلر. چونكه عمرلرنده كچورمش اولدوقلرى مسرت كونلرينى آكدقلرى وقتده او كونلرك بر دها عودت ايتميـهجكنه تأسف ايدرلر. و چكمش اولدقلرى كدرلرى ياد ايدكلرنده كوكللرينك ياره لرى تازه لنور.

1. feth-i kelâm
aksaray’da, ufacık bir oda tantanalı değil lakin pek temiz döşenmiş bir odada, yüzünde bir hüsn ü ânın harabeleri nümayan, elli, elli beş ya şında bir kadın minder üstüne oturup bir şey dikiyor idi. gözü dikişte, eli iğnede lakin zihni başka yerde olup bir şey düşünür ve düşündükçe mahzun ve mükedder olur gibi görünüyor idi. bi-çare ihtiyarlar geçmiş şeyleri hatırlarına getirdikçe mahzun olurlar. çünkü ömürlerinde geçirmiş oldukları meserret günlerini andıkları vakitte o günlerin bir daha avdet etmeyeceğine teessüf ederler ve çekmiş oldukları kederleri yad ettiklerinde gönüllerinin yaraları tazelenir.

--! spoiler !--
devamını gör...

ah! ben bundan sonra bir karı sevmek! başkasını sevmek...


ah muhsin ünlü'nün gidiyorum bu isimli şiir kitabında "burçak'a, evet!" adanmış bir şiirin adıdır. kitabın adını tam hatırlayamamış olacak ki dipnotta "şemsettin sami'nin ... fitnat'ından" diyerek şiire ismi verenin kendisi olmadığını belirtmiştir.
dipnottan taaşşuk-u talat ve fitnat'ı hatırlamıştım ben ama okumamıştım. eğitim sistemimize bir kez daha sinirlenmiştim. yıllarca zorunlu gösterilen edebiyat derslerinde bize zorla bu isimleri ezberlettiler ama içeriğimizi boş bıraktılar. ben bu isimleri ezbere bilsem, hatta birisi yazarı ve eserin adının bir kısmını verdiğinde tamamlayacak olsam ne olur ki, alıntıyı görünce tanıyamıyorum, eser ne anlatıyor hiçbir fikrim yok. o sinirle kitabı alıp okumuştum; incecikti. bu biraz şaşırttı ve tekrar sinirlendirdi beni. yazarı işlediğimiz derste okutsalar biter, öyle ince ama inatla okutmamışlar. çok çok basit bir kitap üstelik. o kadar basit ki bize bunun adını mı ezberletmişler diye bir kez daha sinirlendirdi. eski batakçıların bildiği gibi; ilk elin günahı olmaz, "amaan canım verilen ilk edebi eserler bunlar, adam yazmış ona da şükür" diyerek siniri kendi kendime yumuşatmıştım. eserle ilgi hiçbir fikriniz, bilginiz olmasa da baştan sona vıcık vıcık romantizm akımını hissedebiliyorsunuz, başka akıma istese bile dahil olmaz diyorsunuz. zamanında okutsalar akımlarla daha da haşır neşir olacakmışız. al işte yine sinirlendim. kitaptan aklımda kalan detay; alt katın dükkan üst katın ev olmasıydı. dönemin mimarisine kaynak olarak görmüştüm. (mesleki deformasyon bende erken başlamış)

uzun zaman geçti, yanlış hatırlamıyorsam;


talat, fitnat'ı bir şekilde görüp aşık oluyor. fitnat'ın babası manyak. kızın burnunu dışarı çıkarmasına izin vermediği gibi eve misafir dahi kabul etmiyor. talat kadın kılığına girip fitnatlara gidiyor, fitnat da aşık oluyor. hikayenin sonunda kavuşamayan aşıklar ve bilinmeden yapılan ensest var ama çok da sürpriz olmuyor. herkes ölüyor.
devamını gör...
edebiyatımızın ilk romanı olmasının hakkını öyle verir ki... teknik kusurları, tesadüflerin yoğunluğu...
yok artık diyerek okursunuz. ana konu da başlıkta zikredildiği kadardır. ancak dönemin şartlarını da yansıtır bize.
romantizm tüm satırlarda izini bırakmıştır. o iyilerin müthiş, kötülerin ise hakkını vere vere kötü olduğu romanlardan. sadece iyilerin kazanamaması konusunda küçük bir sürprizi var sami'nin.
ama yine de takdir etmeyi de bırakmayız yazarı, ne de olsa başlamış, ilk adımı atmıştır yerli roman hususunda.
devamını gör...
şemsettin sami'nin ilk ve tek eseridir ve ilk yerli romandır. taaşşuk-ı talat ve fitnat'ın konusu;
talat bey ile fitnat hanım'ın sonu hüsranla biten aşklarının acıklı hikâyesidir.
devamını gör...
tanzimat dönemi yazarları arasında çok önemli bir yere sahip olan şemsettin sami'nin eserlerinden bir tanesi.
bu roman osmanlıca harflerle basılması ve batılı tarzda yazılması yönünden edebiyatımızda bir ilk olmuştur.
o dönem kadın erkek ilişkisini ve görücü usulü evlilikler sonucu yaşanan dramları gözler önüne sermesinden mütevellit okunmaya değer bir roman olduğunu düşünmekteyim.

kitapta romantizm fazlasıyla işlenmekte ve diyaloglar sıkça geçmekte olduğundan akıcı olduğunu söyleyebiliriz. tarihi yönü ve insan ilişkilerini ele almasıyla takdiri hak ediyor bence.
devamını gör...
açıkçası son kısmında beni hayal kırıklığına uğratmadı değil. talat ve fitnat'ın ölüp ali bey'in aklını kaybetmesindense bu iki gencin evlenip ali bey'in yanında güzel bir yaşam sürmesini isterdim şahsen. ancak onun dışında epey beğendim diyebilirim. hele o muska olayı ile gerçekler ortaya çıktığı anda içimin yağları eridi âdeta. orijinal halini okumak zor olabilir ama sadeleştirilmiş hali akıp gidiyor.
devamını gör...
şemseddin sâmi 1850 yılında doğmuş arnavut asıllı bir osmanlı yazarıdır. ali sami yen'in babasıdır.

taaşsuk-ı talat ve fitnat batı edebiyatı tarzında yazılmış ilk türkçe romandır ve 1875 yılında kitap haline getirilmiştir.

talat, yirmi yaşlarında genç bir adamdır; her gün devlet dairesinde kaleme giderek evine ekmek getirir. babasını küçük yaşta kaybettiğinden annesiyle ve dadısıyla birlikte yaşar.


talat bey, rifat bey ile saliha hanım'ın arasındaki aşk-u muhabbetin meyvesi olup, gayet güzel akıllı bir çocuktu. saliha hanım'ın kayınpederi ile kayınvalidesi vefat ettiğinde, anası ve babası da bu ölümlü dünyayı terk etmiş ve sevgili kocası kalımlı olan öbür dünyayı seçmiş olduğundan, zavallının talat bey'den başka kimsesi yoktu. bu sebepten, talat bey'i öyle çok severdi ki, talat bey akşam biraz geç kalsa: "aman oğluma ne oldu? daha gelmedi!" diye deli olurdu. her ana oğlunu sever, lâkin saliha hanım birçok sebepten ötürü, oğlunu diğer analardan daha çok severdi. bununla beraber, saliha hanım aklı ve bilgisi sebebiyle gönlündeki sevgisini oğluna bildirmez, onu nazlı alıştırmazdı. çünkü malum ya, öyle nazlı alışan bazı çocuklar... gençler...


talat, nazik ve kibar bir gençtir; kötülüklerden ve şımarıklıklardan uzaktır. daima güler yüzlü olan talat arkadaşları tarafından da çok sevilir.

talat bey bir gün tütün almak için hacı mustafa'nın dükkânına gider ve cumbada kafes içinde olan fitnat'ı görür. fitnat, on beş yaşlarındadır ve annesini çok küçükken kaybetmiştir. fitnat'ı, annesi hacı mustafa'ya emanet etmiş, ona iyi bakmasını istemiştir. üvey babası bu sebepten dolayı fitnat'ı korumak amacıyla yedi seneden beri onu dışarıya çıkarmaz. fitnat'ın okul hayatı bittikten sonra onu eve kapatır. hatta görücü için sorana da kızarak "evlendirecek kızım yok!" der.

talat, fitnat'a ilk görüşte aşık olmuştur, ondan başka hiçbir şey düşünemiyor ve zihnini daima onunla meşgul ediyordur. fırsat buldukça hacı mustafa'nın dükkanına gidip fitnat'ı beş saniye de olsa görmeye gidiyordur ama hacı mustafa'nın fitnat'ı evden çıkarmıyor oluşu ve görücü kabul etmemesi talat'ın bütün umutlarını yok etmiştir...

fitnat, cumbadan dışarıya bakarken talat'ı çok beğenir, sokaktan geçtiği saatleri aklında tutarak günde iki defa onu görmeye başlar. fitnat gün içinde dikişle uğraşan bir kızdır ama talat'ı gördükten sonra dikişten de soğur artık içinden hiçbir şey yapmak gelmez.

hacı mustafa'nın analığı olan emine hanım durumu fark eder; fitnat'a dikiş öğreten şerife hanım'a bundan bahseder, durumu değiştirmek için hacı mustafa'nın yanına giderek, fitnat'ın artık dışarı çıkması gerektiğini, sıkıntıdan verem olacağını söyler. hacı mustafa fazlasıyla huysuz bir adam olduğu için verilen hiçbir teklifi kabul etmez. namus konuşması yaparak fitnat'ın evde oturması gerektiğinden bahseder...

talat, bir gün bir kadını takip eder. takip ettiği kadın fitnat'ın nakış ustası şerife hanım'dır. şerife hanım'ın evini öğrenen talat'ın aklına bir fikir gelir;

ah... sahi! kadın kıyafetine gireyim, nakış öğrenmek vesilesiyle bu nakış ustasına gideyim. evini öğrendim ya, ötesi kolay... oh, ne güzel hatırıma geldi! ne kolay şey... oh oh! bıyığım sakalım yok... boyum kısaca... aaa... saçım yok! fakat bir perukacıdan satın alırım. o da oldu. güzel bir ferace, bir yaşmak... lâkin yaşmağı takamam doğrusu... haa, yüzüme bir siyah yazma yemeni... arkamda bir çarşaf... haa işte bu kolay. sokakta da kimse tanımaz. nasıl daha önce böyle bir şey hatrıma gelmedi? diyerek mutsuzluktan umuda döndü.


talat planını uygular ve kadın kılığına girip şerife hanım'ın kapısını çalar; isminin râgıbe olduğunu, nakışa ve dikişe hevesinin çok olduğunu ama babasının onu bırakmadığından yine de halasıyla birlikte babasını güç bela kandırdığından bahseder.

yolda yürürken kadın kılığına girmiş talat'a birçok kez laf atıp omuz atanlar olmuştur. talat bundan rahatsız olup kendi kendine;

ah zavallı kadınlar neler çekerlermiş! biz erkekler onları kukla gibi kullanıyoruz. yolda serbest ve rahat yürümelerine mâni oluyoruz. bu ne rezalet! ne küstahlık! bir erkek, tanımadığı bir başka erkeğe rast gelse yüzüne bakmaz, söz söylemez, lâkin tanımadığı ve hiç görmediği kadına rast gelince, gülerek yüzüne bakmaya ve söz söylemeye başlar, kovsalar bile yanından ayrılmaz. demek oluyor ki biz, kadınları insan yerine koymuyoruz. kendimizi eğlendirmek için onların ruhunu sıkıyoruz. serbest gezip dolaşmalarına ve eğlenmelerine mâni oluyoruz. bir taraftan da kendimizi onlara güldürüyoruz. çünkü bazı kurnaz kadınlar: bu ne budalaymış; dur bununla biraz eğleneyim! diyerek, bizi maymun gibi oynatıyorlar. gezintilerinde bizi evlerinin kapısına dek, arabanın arkasından toz duman içinde götürürler. ahlâk ve âdetlerimizi bilmeyen bir adam, bir kimseyi bu hâlde görse, elbette "deliymiş!" der.


talat, dört beş gün boyunca kadın kılığına girmiş bir şekilde şerife hanım'ın evine gitmeye devam eder. bir gün şerife hanım fitnat'a râgıbe hanım'dan bahsederek, onun dikişi hiç bilmediğini ama okumasının çok güzel olduğunu söyler. râgıbe dikiş bilmez, fitnat'ta okumada iyi değildir. birbirlerini bu şekilde tamamlayacağını düşünen şerife hanım, hacı mustafa'ya durumdan söz eder ve hacı mustafa bunu kabul eder.

talat ve fitnat en sonunda karşı karşıya gelirler. fitnat, talat'ı tanıyacak gibi olur ama râgıbe hanım kardeşi olduğunu söyleyince fitnat, talat'ın onun kardeşi olduğunu düşünür. bu görüşme tam on gün sürer ve hacı mustafa, fitnat'ı ondan yaşça büyük ali bey ile evlendirme kararını alır. bunu öğrenen fitnat, hasta olur ve gittikçe zayıflar.

istemem... valideceğim! istemem... kibarlık istemem, büyüklük istemem, mal istemem, mevki istemem... gönlümün istediğini isterim, gönlüm şen olsun da, yiyecek ekmeğim olmasın, giyecek elbisem olmasın. istemem! istemem!


fitnat'ın ağlamaları dinmese de, başkasını sevdiğini söylese de ne yazık ki hacı mustafa'nın dediği olur ve ali bey ile çoktan nikah kıyılmıştır. talat bu durumu öğrenir ve kendisinin râgıbe olmadığını söyler. talat ve fitnat mektuplaşmaya başlamıştır.

hacı mustafa, fitnat'ın perişan halini fark ederek bir oyun oynamak ister; ali bey'e vermeyeceğini söyleyerek onu kandırır, evleneceği gün onu üsküdar'da ev tuttum yalanını söyleyip ali bey'in konağına götürecektir ve her şekilde ikisini evlendirecektir. bu planın amacı fitnat'ın hasta olmaması içindir ama fitnat daha da kötü olacaktır.

fitnat, üsküdar'a gittiğinde evin kapısına geldiği gün evleneceğini anlar ve artık geri dönüş yoktur. fitnat, ali bey ile konuşurken boynundaki muska kopar ve koşarak odadan çıkar, bütün bunlara dayanamayan fitnat intihar etmeye karar verir. ali bey, fitnat'ın muskasını açıp okuyunca annesi tarafından yazılmış olduğunu görür ve fitnat'ın aslında onun kızı olduğunu fark eder. odadan koşarak çıkar ve kızının yanına gider, ona sürekli sayıkladığı talat ile evlendireceğini söyler ama iş işten çoktan geçmiştir. fitnat, bıçağı kendine saplamış, kanlar içinde yatıyordur. talat mektubu almak için geldiğinde fitnat'ı o hâlde görür ve o da üzüntüden ölür. ali bey ise kendi kızıyla nikah kıydığını anlayınca ve kızının ölümüne sebep olunca bir süre sonra o da ölür....

hacı mustafa, fitnat'ı koruma bahanesiyle üç tane insanı canından ediyor. o dönemin zihniyeti gerçekten çok iğrençmiş. ilk görüşte aşk olaylarına ne kadar uzak da olsam kitabı dönemi anlattığı için seviyorum. kitapta konuşma dili de yer alıyor, o yüzden sade bir anlatımı da mevcut. yıllar önceki zihniyetin şu an hâlâ değişmemiş olması insanı gerçekten üzüyor...

hacı mustafa, fitnat'ı korumak için evden çıkarmıyor ama kendisinden yaşça büyük bir adamla parası için evlenmesini kabul ediyor. hiç araştırmadan, sorup soruşturmadan yıllardır evde sakladığı kızını direkt birine vermek istemesi ne kadar garip. kızını satmak için saklıyormuş başka bir açıklaması olamaz. güya görücü gelmesini istemiyordu...
devamını gör...
ali bey ve hacı mustafa'nın tüm dünyadaki erkekleri, özellikle de islam-türk aile hayatındaki genç kızlarla yapılan evlilikleri, kadının cariye ve köle gibi algılandığını sembollerle anlatan, kör gözleri açan dramatik bir romandır.
devamını gör...
uyarı: spoiler içeren tanım, okumamanı temenni ederim.
kitap güzel lakin intihar bu kadar kolay bir şey değil ki. aa ne güzel bir aşk hikayesi derken akıl almaz bir sonla perişan etti beni.
sanırsın hatunun elinde hattari hanzo kılıcı var da bu kadar kolay diğer dünyaya göçüyor.
bir daha okuyacağım olmadı seçimlerden sonra denerim.
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

"taaşşuk-ı talat ve fitnat" ile benzer başlıklar

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim