6201.
ınsanları olduğu gibi kabul etmekle beraber elestirmekten, yorum yapmaktan uzak duramıyorum.
bugüne kadar kınadığım yargıladığım ne varsa daha kötü bicimde başıma geldi. bana olmaz dediğim ne varsa çaresizlik içinde seyretmekten başka bir şey yapamadım.

şimdi kimseyi kınamıyorum yargılamiyorum. en azından bunun için çaba sarfediyorum.
devamını gör...
6202.
insanları yargılamak ve hor görmekten keyif alıyorum. nadiren içimi huzursuz eden oluyor ondan da uzak dururum zaten. hatta ciddi ciddi sırf bu iş için iki kölem olmasını istiyorum. durduk yere memnuniyetsizliğimi yansıtıp kırbaçlama hobisini edinme düşüncesi içimi bir hoş yapıyor. ayrıca kocamı ara sıra ezikleyememek zoruma gidiyor ve soğukluğa sebep oluyor benim için. sub seviyorum. "hayır" diyen birini değil.
devamını gör...
6203.
arkadaşlar ben ilim irfan ve bilim için bu sitedeyim.
devamını gör...
6204.
ibret alma kotamı sözlükte okuduğum bazı tanımlarla dolduruyorum.
devamını gör...
6205.
keske kis gelse de soguktan donsak.
devamını gör...
6206.
hem iyiyiz hem çok kötü, hem sakiniz hem saldırgan, hem seven hem de aldatan hepsi biziz.
biz artı ile eksinin nötr hali, biz yalan ve doğrunun bencil sentezi, biz biriz. çoğunluğa itham ettiğimiz bireysel özelliklerimizle sadece aynılığın tekdüze renkleriyiz.
aynı göğün altında hem fırtına hem sütlimanız,
eriyen kar kadar temiz, kirleten çamur kadar biziz.
sevmeyi de biliriz, göğsümüzde açan gülleri solarken izlemeyi de,
bir yemine can verir, aynı nefeste o yeminle aldatırız.
herkes benzersiz sanır kendini, oysa hepimiz aynıyız bu kavgada, çoğunluğa fırlattığımız taşlar kendi penceremize düşer, başkasına kızdığımız ne varsa, içimizde sessizce büyür.
biz biriz;
hem şifayız
hem de öldüren zehir.
bırakın bu sahte erdem masallarını! herkes sütten çıkmış ak kaşık gibi davranıyor, oysa parmakla gösterdiğiniz her günahın altında kendi imzanız var. topluma fırlattığınız o ahlak taşları dönüp dolaşıp kendi pencerelerinizi indiriyor aşağıya. hem katilsiniz hem kurban; hem şikayetçisiniz bu düzenden hem de onu besleyen asıl damarsınız. bu iki yüzlü oyunun içinde hepimiz aynı çamura batmış durumdayız.
devamını gör...
6207.
alakasız bir eski bağyan tanıdık seni özledim yazdı. bulunduğum şehre gelecekmiş. cima ihtimaline karşın evi temizlemem gerekiyor. ( kör olası orta sınıf ahlakı )
devamını gör...
6208.
üste vazife değil ama, size önemli bir hayat dersi vereceğim.

çocukluğumu tacize uğradığıma inanarak geçirdim. çocukluktan ergenliğe kadar bunun utancı, duygusal yükü ve kaygısı altında büyüdüm. kendime bunu yakıştıramıyor, bu olayın hiç yaşanmamış olmasını diliyordum. durup dururken bu konu aklıma geliyor, beni sıkboğaz ediyor, ben de duruma bir kılıf uydurup zihnimde geçiştirmeye çalışıyordum. ama kaygı çok ağırdı. bu da çok normal, çünkü ben zaten doğuştan okb hastasıyım, yani böyle duygularla başa çıkmak daha zor.

peki olay ne miydi ?

ben 6 yaşındayken, 8 yaşındaki teyzemin kızıyla evimizin balkonunda oyun oynuyorduk. şu tipik evcilik oyunlarını bilirsiniz. ben güya örümcek adamdım, o da denizde boğulan bir kadındı. oyun icabı ben onu boğulmaktan kurtardım. bana dedi ki, örümcek adam kurtardığı kızlarla öpüşür, sen de beni öp. evet şu meşhur toby maguire'nın spider man filminin ilk çıktığı zamanlar. ben tabii o yaştaki bir çocuk olarak bunu ayıp ve utanç verici bir şey olarak görüyor, bunu yaparken bizi biri görürse çok kızacaklarından korkuyordum. ayak diredim, bizi görebilirler dedim, bu ayıp dedim. ama bir şekilde kuzenim beni ikna etti, ve "oyun senaryosu icabı" olanlar oldu.

dediğim gibi, yaklaşık 12 yaşına kadar bu bende bir travma olmaya devam etti. ama ergenliğimle birlikte her şey değişmeye başladı. birden unutuverdim bu olayı. peki ne değişti ?

ben değiştim. evet, artık ergenlikteki bir erkek çocuğu olarak bazı şeylerin farkındaydım ve bunlardan en önemlisi de teyzemin kızı da dahil olmak üzere herhangi bir kızın benim üzerinde bir gücü olmadığı gerçeğiydi. bir kızın, kendi yaşıtı bir erkeği taciz etmesi neredeyse imkansızdı. ben bu olayın içinde kurban değildim. hatta olayı uzaktan birisi görse, kızı kandırıp öpüşmeye ikna edenin ben olduğumu düşünürlerdi.

peki bunun hayat dersiyle falan ne mi alakası var. arkadaşlar konu şu aslında. kafaya taktığımız şeylerin bize kaygı vermesinin sebebi, "onların bizim üzerimizde bir gücü veya etkisi olduğu" inancıdır.

kaygı sadece kafamızın içinde gerçektir. çoğunlukla hayatımızda uzun vadede hiçbir etkisi olmayacak şeyleri çok büyütür, çok endişeleniriz. oysa birkaç sene içinde onu unutacağızdır.

vesselam.
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

"yazarların itiraf köşesi" ile benzer başlıklar

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim