1.
1936 doğumlu türk şair ve yazar özdemir ince imzalı eser; kitabımız 1983 yılında yayınlanmıştır.
özdemir ince'yi ismen tanıyor olsam da yazdıklarını henüz okumamıştım, geç olsun güç olmasın diyerek kitap hakkında duygu ve düşüncelerime geçmek istiyorum.
şiirleri son derece farklıydı, elbette her metin kopya edilmediği sürece birbirinden farklıdır ama kast ettiğim şey o değil, sanki daha önce yazılmamış ve bundan sonra yazılamayacak türden şiirlerdi.
şiirlerde pastoral bir tat da söz konusu gibi, ağırlıklı olarak doğayla ilgili olmadığı halde doğayı hissettiren bir yanı da vardı bana kalırsa, ölüme dair dizeleri etkileyiciydi ama benim en çok dikkatimi çeken dize zamanla ilgili olan bir dize oldu;
birden yaşamaya başladı,
iki zamanı aynı anda dizesiydi.
kişinin aynı anda hem geçmişte yaşamaya devam ettiğini, hem de şu anı yaşamakta olduğunu gösteren, sarsıcı sayılabilecek bir dizeydi.
anıları her hatırlayışta yeniden o zamana ve mekâna ışınlanmak, her anımsayışta o ânâ gitmek, hatırlamanın anılar üzerindeki etkisi, düşündürdüğü şeylerdendi.
ölümü, yoksulluğu, umutsuzluğu, hatırlamayı, acı çekmeyi, her şeyin zihinden bir bir siliniyor olmasının yaşattığı üzüntüyü hissettiren şiirlerdi.
şairin o dönemki duygularına fener tutan bir şiir dünyasının hüküm sürdüğünü kendi adıma söylemem mümkün olacaktır.
seçtiğim bazı dizeleri bırakarak burada bitiriyorum, yedi deryalar geçsem...

karanlığı bölsen
yıkılacak ölümün saltanatı
gölgeni bırakmışsın geldiğin yerde
resmin duruyor kitaplar arasında
biraz mola ver iki acı arasında
sulara gömülüyor gençliğin deltası
binlerce rastlantıya bağlı bir geleceğin
ölüm umutsuzluktan yaman değil
diyor
tanıdım sayılır artık tanımam gerekeni.
ölümü öğreteceklerdi sana
sen yaşamaya öğrendin
bakışlarını
bir kalem açacağında parlatmış.
güvendiği bir şey vardı
belki de bir yaraydı
sessizliğin de duvarı vardır
söylemediler mi sana?
dişlerin sağlam mı
sıkacak kadar?
her şey birer birer siliniyor aklımdan.
özdemir ince'yi ismen tanıyor olsam da yazdıklarını henüz okumamıştım, geç olsun güç olmasın diyerek kitap hakkında duygu ve düşüncelerime geçmek istiyorum.
şiirleri son derece farklıydı, elbette her metin kopya edilmediği sürece birbirinden farklıdır ama kast ettiğim şey o değil, sanki daha önce yazılmamış ve bundan sonra yazılamayacak türden şiirlerdi.
şiirlerde pastoral bir tat da söz konusu gibi, ağırlıklı olarak doğayla ilgili olmadığı halde doğayı hissettiren bir yanı da vardı bana kalırsa, ölüme dair dizeleri etkileyiciydi ama benim en çok dikkatimi çeken dize zamanla ilgili olan bir dize oldu;
birden yaşamaya başladı,
iki zamanı aynı anda dizesiydi.
kişinin aynı anda hem geçmişte yaşamaya devam ettiğini, hem de şu anı yaşamakta olduğunu gösteren, sarsıcı sayılabilecek bir dizeydi.
anıları her hatırlayışta yeniden o zamana ve mekâna ışınlanmak, her anımsayışta o ânâ gitmek, hatırlamanın anılar üzerindeki etkisi, düşündürdüğü şeylerdendi.
ölümü, yoksulluğu, umutsuzluğu, hatırlamayı, acı çekmeyi, her şeyin zihinden bir bir siliniyor olmasının yaşattığı üzüntüyü hissettiren şiirlerdi.
şairin o dönemki duygularına fener tutan bir şiir dünyasının hüküm sürdüğünü kendi adıma söylemem mümkün olacaktır.
seçtiğim bazı dizeleri bırakarak burada bitiriyorum, yedi deryalar geçsem...

karanlığı bölsen
yıkılacak ölümün saltanatı
gölgeni bırakmışsın geldiğin yerde
resmin duruyor kitaplar arasında
biraz mola ver iki acı arasında
sulara gömülüyor gençliğin deltası
binlerce rastlantıya bağlı bir geleceğin
ölüm umutsuzluktan yaman değil
diyor
tanıdım sayılır artık tanımam gerekeni.
ölümü öğreteceklerdi sana
sen yaşamaya öğrendin
bakışlarını
bir kalem açacağında parlatmış.
güvendiği bir şey vardı
belki de bir yaraydı
sessizliğin de duvarı vardır
söylemediler mi sana?
dişlerin sağlam mı
sıkacak kadar?
her şey birer birer siliniyor aklımdan.
devamını gör...