denge
hayatımızda var olan şeylerin birbirine uygun bir biçimde tamamlanmıdır.
insanların; düşüncelerinin,aşklarının paralarının ve yaşama tarzlarının birbirine uymasıdır. gerçek hayatta duygularının dengeli olabilmesi için sevdiğin kişinin sana uymasıdır. sende olmayan gerçeklerin onda var olmasıdır.sen de biraz olanın fazlasıyla olup senin açık yanını kapatmasıdır. senin görmediklerini görmesi, yapmadıklarını yapmasıdır. iki kişinin karşılığını beklemeden yoğunluğuna yaşamasıdır. hayatı yaşam tarzlarının uymasıdır. ikisi de sevmelidir gezmeyi, ikisi de sevmelidir balığı, biri balığı izlerken diğeri ekmek parçasıyla doyurmasıdır balığın karnını. bir seyahate çıktıklarında gezilecek yerleri aynı anda düşünmektir. karşı taraftakiyle senin kültür seviyenin aynı hızda olmasıdır.
sen konuşurken onun gurur duyması o düşünürken senin sevinmendir. toplumdayken kalabalığa kol kola, dimdik adım atabilmektir. gözlerine baktığında aynı şeyi düşünmenin adıdır. doğruyu da yanlışı da bilmemektir.düşüncelerinle farklı olanı aygıt edebilmektir. bu ayrımda
iki tarafında aynı şeyi düşüne bilmesidir. sevmektir. doyasıya sarılmaktır. yanın da olmasa bile özlemeyi bilmektir. özlemenin adıdır. denge insanın var eden duygularının bir arada olmasıdır. nefret etmesini de bilmektir. yoksa nasıl tamamlanır kafamızdaki düşünceler bakmayı bazen de göz önünde bulundurmamaktır. izlemeyi,bazen de kafa çevirmeyi bilmektir. insanlara sevgiyle yaklaşırken,kendini savunacağın zaman kavga etmesini de bilmektir. yoğunluğuna yaşarken bazen de bir orada sessizce düşünebilmektir.
insanların; düşüncelerinin,aşklarının paralarının ve yaşama tarzlarının birbirine uymasıdır. gerçek hayatta duygularının dengeli olabilmesi için sevdiğin kişinin sana uymasıdır. sende olmayan gerçeklerin onda var olmasıdır.sen de biraz olanın fazlasıyla olup senin açık yanını kapatmasıdır. senin görmediklerini görmesi, yapmadıklarını yapmasıdır. iki kişinin karşılığını beklemeden yoğunluğuna yaşamasıdır. hayatı yaşam tarzlarının uymasıdır. ikisi de sevmelidir gezmeyi, ikisi de sevmelidir balığı, biri balığı izlerken diğeri ekmek parçasıyla doyurmasıdır balığın karnını. bir seyahate çıktıklarında gezilecek yerleri aynı anda düşünmektir. karşı taraftakiyle senin kültür seviyenin aynı hızda olmasıdır.
sen konuşurken onun gurur duyması o düşünürken senin sevinmendir. toplumdayken kalabalığa kol kola, dimdik adım atabilmektir. gözlerine baktığında aynı şeyi düşünmenin adıdır. doğruyu da yanlışı da bilmemektir.düşüncelerinle farklı olanı aygıt edebilmektir. bu ayrımda
iki tarafında aynı şeyi düşüne bilmesidir. sevmektir. doyasıya sarılmaktır. yanın da olmasa bile özlemeyi bilmektir. özlemenin adıdır. denge insanın var eden duygularının bir arada olmasıdır. nefret etmesini de bilmektir. yoksa nasıl tamamlanır kafamızdaki düşünceler bakmayı bazen de göz önünde bulundurmamaktır. izlemeyi,bazen de kafa çevirmeyi bilmektir. insanlara sevgiyle yaklaşırken,kendini savunacağın zaman kavga etmesini de bilmektir. yoğunluğuna yaşarken bazen de bir orada sessizce düşünebilmektir.
devamını gör...
yaşlı insanlar
farkettin mi bilmiyorum ama yaşlı insanlar giyimine dikkat ediyor bakıyorum da ceket alltan kumaş pantolonları içine süveterleri. *karşı tarafla siz diye hitap ederler, sakin ve düşünerek konuşurlar. böyle yaşlılarla oturup gerçekten uzun zun sohbet edebilirim. naif insanlar, insanlar. çocukla çocuk olur böyleleri, gazatesini okur. yaşlanınca mı böyle olur insan merak ederim. şiir yazar bu yaştakiler dedemden bilirim kültürlü adamdır arapça ile osmanlıca bilir. böyle insanlar içinde yaşayabilirim * genç ruhuma hitap eden yaşlılardır böyleleri
devamını gör...
doğum haritası
şunu yorumlayan varsa benim doğum haritasına da bir el atabilir
devamını gör...
bir erkeğin en tatlı olduğu an
samimi gülen gözlerle seninle bakışarak anlaştığı andır.
devamını gör...
pilava ketçap sıkan mahluk
bomboş başlıktır.
bütün pilava ketçap sıkanlardan özür dile çabuk.
kendinize gelin. pilava ketçap sıktık diye bu yakıştırmalar hiç hoş değil.
pilavı ketçapla severler derneği evini basarsa görürsün.
bütün pilava ketçap sıkanlardan özür dile çabuk.
kendinize gelin. pilava ketçap sıktık diye bu yakıştırmalar hiç hoş değil.
pilavı ketçapla severler derneği evini basarsa görürsün.
devamını gör...
dört temel element
dört yönün üzerine beton gibi semboloji dökülmüş vaziyetidir.
kuzey toprağı temsil eder, esaslı feminen elementtir. bereketlidir yani. rengi yeşil ve/veya kahverengidir.
doğu havayı temsil eder, ruha ve yaşam nefesine bağlantılı görülür. sarı ve beyaz renklerine karşılık gelir.
güney ateşi temsil eder, güçlü iradeyle bağlantılıdır. turuncu ve kırmızı renklerine karşılık gelir.
batı suyu temsil eder, arınma ve iyileşmeyle bağlantılıdır. rengi mavidir.
bir de beşinci element vardı, o da geleneğe bağlı olaraktan insan ruhunu veya zihnini temsil eder. (bkz: pentacle)
bunları nereden biliyorsun diye sormayın, bir kere öğrendin mi insanın aklına yapışıp kalıyor bu tür şeyler...
kuzey toprağı temsil eder, esaslı feminen elementtir. bereketlidir yani. rengi yeşil ve/veya kahverengidir.
doğu havayı temsil eder, ruha ve yaşam nefesine bağlantılı görülür. sarı ve beyaz renklerine karşılık gelir.
güney ateşi temsil eder, güçlü iradeyle bağlantılıdır. turuncu ve kırmızı renklerine karşılık gelir.
batı suyu temsil eder, arınma ve iyileşmeyle bağlantılıdır. rengi mavidir.
bir de beşinci element vardı, o da geleneğe bağlı olaraktan insan ruhunu veya zihnini temsil eder. (bkz: pentacle)
bunları nereden biliyorsun diye sormayın, bir kere öğrendin mi insanın aklına yapışıp kalıyor bu tür şeyler...
devamını gör...
son 20 yılın en gıcık lafı
bizim zamanımızda böyle miydi?
devamını gör...
anksiyete
aranızda psikologculuk oynamayı seven var mı? çünkü bana birileri akıl vermezse bu sıkıntı yüzünden içeceğim evdeki bütün ilaçları
devamını gör...
normal sözlük'te tüm yazarların evli olması
evli olduğumu öğrendim. eşim bana ulaşırsa sevinirim.*
devamını gör...
normal sözlük - yedikule hayvan barınağı yardımlarının ulaşması
ne güzel bir haber.afiyet olsun hepsine.
devamını gör...
başlık açıp kaçmak
az önce şahsımın yapmış olduğu garip durumdur. gece gece gelen düşüncelerin saçmalığının artmasıyla, açtıktan sonra saçma geldiğinden ötürü sildiğim fakat daha önceden yapmışlığım olmadığı için başlığı silemediğimi yeni fark ettiğim durum neticesinde başka bir yazarın üstüne kalmıştır maalesef.
alttaki yazarımızın başına gelmesine sebep olduğum durumdur ayrıca kendileri. kusura kalmayınız efendim.
alttaki yazarımızın başına gelmesine sebep olduğum durumdur ayrıca kendileri. kusura kalmayınız efendim.
devamını gör...
yazarların itiraf köşesi
hemen ortalığı ateşe verecek bir itiraf bırakayım. geçen gün yumurta kırarken çöpün içine yumurtayı kırdım. kabukları kırdığım diğer yumurtaların içine atacakken farkettim yaptığımı. bir baktım çöpte yumurta sarı sarı bana bakıyor. helalleştik. üzgünüm yumurta, beni affet.
devamını gör...
tyt birincisi genç kıza gelen yorumlar
bu sene çobanın biri birinci olamadı diye kuduruyorlar.
devamını gör...
pandemi bitince yapılacaklar
önüme gelene sarılıp öpeceğim..
devamını gör...
yüz yüze eğitimin 6 eylül 2021’de başlaması
son 3 dönemdir kayıp yaşıyor öğrenciler. zaten kör topal giden yüzyüze eğitim bir de pandemi şartları nedeniyle uzaktan eğitime evrilince bir çok öğrenci büyük eksiklikler yaşadı. özellikle ülkede internete ulaşımı bulunmayan onbinlerce öğrenci var. defter kalem bile alamayacak ekonomik gücü bulunmayan aileden tablet ve internet sağlaması beklenemez. dolayısıyla okulların uygun takvimde ve şartlarda kesinlikle açılması gerekiyor.
lakin güzide devletimizin milli eğitimden sorumlu bakanlığı okulları pandemi sürecine uygun duruma getirmiş midir? bir çok insanda bu büyük soru işaret olarak yerinde duruyor. milli eğitim bakanı çıkıp konuşsa da anlatsa hangi önlemleri aldıklarını, nasıl uygulanabileceğini, bu işler için ne kadar bütçe ayırdıklarını.
şahsen herhangi bir bütçe ayırdıklarını düşünmüyorum, yine her zaman olduğu gibi sine-i millete dönüp velilerden gönüllü haraç toplayacaklardır.
sınıf mevcutları seyreltildi mi? sınıfların, tuvaletlerin, kantinin hijyeni nasıl yapılacak? maske dağıtımı ve kullanımı nasıl kontrol edilecek? 40-50 kişilik sınıflara zar zor sığan çocuklar nasıl mesafelendirilecek? aşı olmayan öğretmenlerin haftada 2 kez pcr testi zorunluğu getirdiniz de bunun kontrolünü nasıl yapmayı planlıyorsunuz? daha doğrusu kontrolünün yapılacağına milli eğitim bakanı gerçekten inanıyor mu? bunlarla ilgili boş laflara karnımız tok.
okulların mevcut haliyle açılmamasını isteyenlere öfkemizi yöneltmenin de anlamı yok, hesap sorulması gereken taraf bakanlıktır. 1,5 yıl oldu bu süreç başlayalı ve halen elle tutulur planları yok. sürekli savrularak günü kurtarıyorlar. dertleri kayıt olup bir başlasınlar da sonrasına bakarız gibi görünüyor.
sözün özü; mevcut şartlarda açılmasına ben de karşıyım. şartların kesinlikle daha iyi hale getirilmesi gerekiyor, bunlar sağlanmadan açılmamalı.
(aynı şey düğün salonu, lokanta, pub, kahve, sinema,spor salonu vs vs her yer için geçerli.)
lakin güzide devletimizin milli eğitimden sorumlu bakanlığı okulları pandemi sürecine uygun duruma getirmiş midir? bir çok insanda bu büyük soru işaret olarak yerinde duruyor. milli eğitim bakanı çıkıp konuşsa da anlatsa hangi önlemleri aldıklarını, nasıl uygulanabileceğini, bu işler için ne kadar bütçe ayırdıklarını.
şahsen herhangi bir bütçe ayırdıklarını düşünmüyorum, yine her zaman olduğu gibi sine-i millete dönüp velilerden gönüllü haraç toplayacaklardır.
sınıf mevcutları seyreltildi mi? sınıfların, tuvaletlerin, kantinin hijyeni nasıl yapılacak? maske dağıtımı ve kullanımı nasıl kontrol edilecek? 40-50 kişilik sınıflara zar zor sığan çocuklar nasıl mesafelendirilecek? aşı olmayan öğretmenlerin haftada 2 kez pcr testi zorunluğu getirdiniz de bunun kontrolünü nasıl yapmayı planlıyorsunuz? daha doğrusu kontrolünün yapılacağına milli eğitim bakanı gerçekten inanıyor mu? bunlarla ilgili boş laflara karnımız tok.
okulların mevcut haliyle açılmamasını isteyenlere öfkemizi yöneltmenin de anlamı yok, hesap sorulması gereken taraf bakanlıktır. 1,5 yıl oldu bu süreç başlayalı ve halen elle tutulur planları yok. sürekli savrularak günü kurtarıyorlar. dertleri kayıt olup bir başlasınlar da sonrasına bakarız gibi görünüyor.
sözün özü; mevcut şartlarda açılmasına ben de karşıyım. şartların kesinlikle daha iyi hale getirilmesi gerekiyor, bunlar sağlanmadan açılmamalı.
(aynı şey düğün salonu, lokanta, pub, kahve, sinema,spor salonu vs vs her yer için geçerli.)
devamını gör...
vişneizm
mahlası çok hoşuma giden, vişnenin ekşi tadının aksine sözlüğe şeker gibi tat katan ve sıcakkanlı bulduğum yazarımız. yazdıklarını okumak çok keyifli. gözüm üzerinde.**
devamını gör...
huzursuzluğun kitabı
fernando pessoa kitabıdır.
her insan evladı bu dünyaya bir şeyleri aramak ve bulamamak üzere gelir. dünya üzerinde yaşadığı tüm süre boyunca da bilerek ya da bilmeyerek tüm meşgalesi bu olur. aşkı arayanlar, şefkat peşinde olanlar, şehvetle yanıp tutuşanlar ve tabii ki tüm hayatı boyunca bir damla huzur için yanıp tutuşanlar.
belki de en çok ihtiyacımız olan şey huzur. arayıp bulamadığımız şey huzur. başka hiçbir şeye ihtiyacımız yok şu hayatta, sadece huzur. aşktan da sevgiden de kuvvetli bir his huzur. yokluğu perişanlıkların en büyüğü bence. uyku düşmanı bir şey huzursuzluk.
anlık ya da uzun süreli bir duygu huzur be kaybetmek bulmaktan kat kat daha kolay. koltuğunuzda huzur içinde oturup bir filmin tadını çıkarırken birden canınız çay istediği için kalkıp çayınızı alıp geri döndüğünüzde aynı huzuru bulamayabilirsiniz. ya da yıllarca yaşadığınız huzurlu kent bir senelik ayrılıktan sonra size o eski huzuru vermeyebilir. huzursuzluk daimdir, ezelidir, ebedidir. ve fernando pessoa yazıyorsa edebidir.
pessoa çok sayıda kişiden oluşan muhteşem bir yazar ve bize bu muhteşem duygunun yokluğunu anlatmış kendi mükemmel zihninin ışığında.
huzur içinde okuyun...
her insan evladı bu dünyaya bir şeyleri aramak ve bulamamak üzere gelir. dünya üzerinde yaşadığı tüm süre boyunca da bilerek ya da bilmeyerek tüm meşgalesi bu olur. aşkı arayanlar, şefkat peşinde olanlar, şehvetle yanıp tutuşanlar ve tabii ki tüm hayatı boyunca bir damla huzur için yanıp tutuşanlar.
belki de en çok ihtiyacımız olan şey huzur. arayıp bulamadığımız şey huzur. başka hiçbir şeye ihtiyacımız yok şu hayatta, sadece huzur. aşktan da sevgiden de kuvvetli bir his huzur. yokluğu perişanlıkların en büyüğü bence. uyku düşmanı bir şey huzursuzluk.
anlık ya da uzun süreli bir duygu huzur be kaybetmek bulmaktan kat kat daha kolay. koltuğunuzda huzur içinde oturup bir filmin tadını çıkarırken birden canınız çay istediği için kalkıp çayınızı alıp geri döndüğünüzde aynı huzuru bulamayabilirsiniz. ya da yıllarca yaşadığınız huzurlu kent bir senelik ayrılıktan sonra size o eski huzuru vermeyebilir. huzursuzluk daimdir, ezelidir, ebedidir. ve fernando pessoa yazıyorsa edebidir.
pessoa çok sayıda kişiden oluşan muhteşem bir yazar ve bize bu muhteşem duygunun yokluğunu anlatmış kendi mükemmel zihninin ışığında.
huzur içinde okuyun...
devamını gör...
gündüz sefası
ingilizce adı morning glory olan güzeller güzeli çiçek. şu aralar coşma vaktidir.
en asil ve en doğal rengi lacivert/mor arası olandır.
en asil ve en doğal rengi lacivert/mor arası olandır.
devamını gör...
nesne kalıcığı
nesne kalıcılığı, bir nesnenin görülmediği, duyulmadığı veya kısaca 5 duyu organıyla algılanmadığı durumlarda da var olduğunu bilme farkındalığımızdır. jean piaget tarafından ortaya atılmıştır. bilişsel gelişim açısından önemli bir teoridir.
elbette belli bir yaşa gelmiş ve engeli bulunmayan bireylerin, bir nesneyi görmedikleri anda da o nesnenin varlığını sürdürdüğünü bilmeleri doğaldır. işte bu nesne farkındalığıdır.
belli bir yaşa kadar bebekler, görmedikleri şeyin var olmadığını/varlığının sona erdiğini sanır. ''ce-ee'' oyununda elle kapatılan yüz açıldığında fazlasıyla keyif almaları da bunun bir göstergesi olabilir. ya da herhangi bir nesneyi arkamıza sakladığımızda belli bir yaşın altındaki çocukların ''x nerede?'' sorusunu cevaplayamamaları da bundandır.
jean piaget, nesne kalıcılığını ölçmek için önce bebeklere bir oyuncak gösterir ve sonrasında o oyuncağı bir battaniyeyle örtüp bebeğin oyuncağı arayıp aramadığını gözlemler. belli bir yaşa gelmeyen bebeklerin oyuncağı aramadığı görülür. teorisini bu deneyle desteklese de bu anlayışı eleştirenler de mevcut. onlara göre bebek, nesnenin devamlılığını algılıyor fakat nesneyi aramak için gerekli olan fiziksel koordinasyona sahip olmadığı için nesneyi aramıyor, daha doğrusu, arayamıyor.
elbette belli bir yaşa gelmiş ve engeli bulunmayan bireylerin, bir nesneyi görmedikleri anda da o nesnenin varlığını sürdürdüğünü bilmeleri doğaldır. işte bu nesne farkındalığıdır.
belli bir yaşa kadar bebekler, görmedikleri şeyin var olmadığını/varlığının sona erdiğini sanır. ''ce-ee'' oyununda elle kapatılan yüz açıldığında fazlasıyla keyif almaları da bunun bir göstergesi olabilir. ya da herhangi bir nesneyi arkamıza sakladığımızda belli bir yaşın altındaki çocukların ''x nerede?'' sorusunu cevaplayamamaları da bundandır.
jean piaget, nesne kalıcılığını ölçmek için önce bebeklere bir oyuncak gösterir ve sonrasında o oyuncağı bir battaniyeyle örtüp bebeğin oyuncağı arayıp aramadığını gözlemler. belli bir yaşa gelmeyen bebeklerin oyuncağı aramadığı görülür. teorisini bu deneyle desteklese de bu anlayışı eleştirenler de mevcut. onlara göre bebek, nesnenin devamlılığını algılıyor fakat nesneyi aramak için gerekli olan fiziksel koordinasyona sahip olmadığı için nesneyi aramıyor, daha doğrusu, arayamıyor.
devamını gör...
