(bkz: engelle)
(bkz: başlıklarını engelle)
devamını gör...

son derece doğal bir şey. hatta hatırlayıp hatırlayıp gülerim.
devamını gör...

devlet destekli olması gerektiğini düşündüğüm servis. memlekette en gerekli alan.
devamını gör...

kişisel tercihten öte bir durum değildir. madalya bekleyen hayatın gerçeğiyle karşı karşıya kalacaktır. *
devamını gör...

seni zamanında neden işe aldılarsa beni de o yüzden al kardeşim .
devamını gör...

birçok şey zor bu hayatta. gülerken birden bir film misali akla gelen insanların, acı çekmis insanların, düşünceler kutusunda yer edinmesi. dünyada bir yerlerde zorlanan hayatlarin oldugunu bilmek zor. alışmak duygusunu yaşattıran insanı hayatınızdan çıkarmak zor mesela. beklenti oluşturmamak, hayal kırıklıliğina uğramamak en zoru hayatı çırkinleştiren insanların karşısında.
devamını gör...

sertab erener'in 1999 yılında columbia şirketinden çıkan sertab erener isimli albümündeki parçalardan bir tanesi.

sözler aysel gürel imzası taşırken müzik ise sanırsam fuat güner'e aittir.

şarkı biten bir aşk macerasının ardından "acımadı ki, acımadı ki," diye çirkinleşen bir kadının, aslında erkeğin arkasında aslında ağıt yakıyor olmasını anlatıyor. (cinsiyet yüklemelerim söz yazarı ve icracının kadın olmasından kaynaklanmaktadır.)

sözleri yorumlayalım;

önce resimleri duvardan kaldırdım.

somut nesnelerin yer değiştirtilmesi gibi türkçe şarkılarda az rastlanan bir olayla başlıyor şarkı.

kadının yaşadığı evde erkekle birlikteliklerine ait olduğunu düşündüğüm fotoğraflar var.

çay içtiğin bardağı, rafa sakladım.

demek ki adam evde bir bardağını bırakmış ya da mevcut olan bir bardağı kullanmaya alışacak kadar bu eve gelmiş ve çay içmiş. şarkının adını tam bu noktada bir daha okuyun.

giydiğin ne varsa, bir bir katladım.

demek adam kıyafetlerini kadının evinde bırakabiliyor.

bir damla yaş düştü, (ı ıh) çok ağlamadım.

parantez içindeki nidayı ben ekledim ama tam o duyguyu veriyor. yani kadınımız ingiltere milli futbol takımı karşısında türkiye ayaklarına yatmış. yenildik ama ezilmedik edebiyatı.

kokun uçtu gitti, açık camlardan

adamın yoğun bir koku problemi olduğunu düşünmek istiyorum. baksanıza eve sinmiş koku, günlerce havalandırınca falan çıkıp gidiyor. ayrılık nedeni bu olabilir mi acaba?

sevdiğin şarkıyı hiç söylemedim.

demek ki daha önce adamın sevdiği şarkıyı romantik anlarda adama söyledin.

şarkı buraya kadar oldukça somut. bardak, kıyafet, duvarda asılı fotoğraf, buzdolabında birlikte gidilmiş şehre ait magnet falan... seviyorum gerçek nesnelerin şarkıda şiirde yer almasını. olay gözümde canlanıyor.

şimdi soyutlaşıyoruz.

korkmuyorum sensin akşamlardan

yanında erkeği olmayan gecelerden korkacak kadar alışılmış bir ilişki bu. yoksa kadın "koruma" (bkz: bodyguard) filmini izlemiş, erkeği koruması falan sanıyor olacak değil. doksanların sonunda yazıldığı için şarkı oldukça muhtemel de aslında haaa!

sevdiğimi unut

özleyemedim

daha yeni ayrılmışlar, özleyememiş bile. koku ancak çıkmış evden ama özleyecek zaman olmamış. aksi halde, yani özleyecek kadar bir süre geçtiyse adamın koku problemi sandığımdan daha büyük olabilir.

seeeeeen, haylaz rüzgarlar önünde şimdiiii

sen'e büyük vurgu yapıyor. adama yakarış başladı. haylaz rüzgar nedir hiç anlamadım. tarkan'ın şeytan azapta şarkısındaki rüzgarla aynı rüzgarsa o baya sapık bir rüzgardı.

sevdanın yükünü, attım omuzumdan

baya baya dert olmuş büyük bir aşk bu. ilişki kolayca çözülebilecek sorunlara çare bulunmamasından, boş vermişlik ya da ego savaşından işkenceye dönmüş. ancak adı hala sevda. kara sevda diye övmeyin, bildiğin zehirli bir ilişki olmuş artık bunlarınki. adamın koku da zehirli olabilir. oraya gönderme var gibi. ayaklarının koktuğuna bahse girebilirim.

seeeeeeen, sandığım şey belki benim yüreğimdi.

ah aşık veysel ah... senin suçun değil tabii bu "güzelliğin on par etmez bu bendeki aşk olmasa" kafasının her ortamda kullanılması. kadın yana yakına "seeeeen" diyor ama aslında seni değil, "gönlümdeki seni sevdim"e getirmeye çalışıyor. tamam adam kokuyor olabilir ama hiç mi yok bir iyi yanı, zamanında sevdiğin falan? neden şimdi adamı hiç sayıyorsun da her şeyi o kendi güzel gönlüne, tıkalı burnuna şey ediyorsun?

iyi ki dönmüşüm, yolun başından??????

kokulu, çaylı, şarkılı sözlü belli ki biraz da seksli falan bir olay yaşanmış, sevda demişsin. bitti ya, yolun başı. la bu yolun sonu baya nereden başı? kendi kuyruğunu yiyen bir yılan mı sizin ilişki? bir de yani ayrılan benim vurgusu neden? nasıl bir kuyruk acısı bu? belli ki aklın kamış elemanda ama yiğitliğe bok sürdürmemek için iyi ki dönmüşüm falan diyorsun. geç ablacım bunları, ilişkinizi adamın kokusu zehirlemediyse senin bu kuyruğu dik tutma çabaların zehirledi. sanmıyorum ama hayatta başarılar...

şarkının devamında bu sözler tekrar ediliyor. müzik falan biraz daha hareketlendi, sonuna doğru güzel bir elektro gitar solo var.

bu aynı sözleri tekrar etmeyi de hiç anlamıyorum. aynı şeyleri dinlemeyi çok seviyorsak, şarkıyı iki kere dinleriz. ha daha hareketli kısmı da olsun istediysen farklı düzenleme falan, ayrı şarkı yap. ben mesela ilk kısmı seviyorum ama ikinci kısım elektro gitar solosuna kadar çekilmiyor.

bir de şarkının son sorunu, bitmiyor. sertab sürekli "seeeeeen" diye bağırıyor. ooooffffff yolun başında diyor. yol mu kaldı ablacım? yoldan da bıhtık senden de. sal bizi.

gittim.
devamını gör...

kelebekler vadisi'ne üç yelkenlimi de demirlediğim, aşırı gelişigüzel çekilmiş fotoğraftır. '18
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

turgenyev tarafından yazılmış, 1862 yılında yayımlanan ve nihilizmin simgesi haline gelen bazarov karakterine hayat veren kitaptır. okumaktan çok keyif aldığım ölümsüz bir eserdir ayrıca.

kitaptan çok sevdiğim bir alıntıyı yazacağım son kisimda olduğu için -son kısımlar ayrıca hoştu zaten- spoiler olabilir dikkat ediniz.

--! spoiler !--

sevgi,kutsal ve sadık sevgi her şeye kadir değil midir? ah, evet! bu mezarda ne denli tutkulu,günahkar,isyankar bir yürek yatıyor olursa olsun,üzerinde yetişen çiçekler gene de masum gözleriyle uysal, sakin bakar bize: yalnızca ebedi huzurdan, doğanın "kayıtsız", büyük huzurundan değil,ölümsüz barıştan, sonsuz yaşamdan da söz ederler...

babalar ve oğullar ağustos 1862

--! spoiler !--
devamını gör...

matilde'ye sone- pablo neruda

seni sevdiğimi göreceksin sevmediğim zaman,
çünkü iki yüzüyle çıkar karşına hayat.
bir sözcük sessizliğin kanadı olur bakarsın,
ateş de pay alır kendine soğuktan.

seni sevmeye başlamak için seviyorum seni,
sana olan sevgimi sonsuzlaştıracak.
bir yolculuğa yeniden başlamak için,
bu yüzden şimdilik sevmiyorum seni.

sanki ellerimdeymiş gibi mutluluğun
ve hüzün dolu belirsiz bir yarının anahtarları,
hem seviyorum hem de sevmiyorum seni.

sevgimin iki canı var seni sevmeye.
bu yüzden sevmezken seviyorum seni
ve bu yüzden severken seviyorum seni.
devamını gör...

arkadaşlarımın sevgililerine hediye, sürpriz hazırlarken onlara fikir verdiğim, yardım ettiğim andır. hep o gruplarda yalnız oturuyorum ve bu çok koyuyor bana. çünkü bu zamana kadar başkalarını düşündüğüm gibi kimse düşünmedi beni. kimse sürpriz yapmadı onlara hazırladığım gibi..

bihter ziyagil'in : "gözlerimin önünde birbirlerini seviyorlar" repliği canlanıyor zihnimde..
devamını gör...

vücuduna saygısı olan insandır.
ben öyle bir insan mıyım? hayır.
devamını gör...

yaş büyüdükçe artan histir.
yanına geç kalmışlık hissi de eklenirse büyük ihtimalle depresyona girersiniz.
yattı balık yan gider mantığıyla iyice tepe taklak olursunuz.
güzeldir herkesin deneyimlemesi gereken bir histir.
devamını gör...

emine erdoğan'dan, tıptan ve hatta tıbbın alternatifinden çok daha dikkat çekici olan bir gerçek görüyoruz. euro'nun, 7 liranın altında olduğu daha refah günler....
devamını gör...

eğer birilerinin bol harcama yapması herkesin iyi durumda olduğunu gösterebiliyorsa, açlık ve hastalıktan ölümlerin çok olduğu uganda'ya gidip, sadece başkentin belli yerlerinde, alem yapan kaymak tabakayı görsek, uganda, dünyanın en zengin ülkesi diyebiliriz.
devamını gör...

ilişkilerin gittikçe saçma sapan bir hale geldiğinin göstrgesi olan durum. bu arada lucifer aramıza hızlı bir dönüş yapmış gibi hadi hayırlısı.
devamını gör...

misafirim var.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

ilişki içerisinde olan kişiler için bir sorun teşkil etmediği müddetçe kimsenin yorumda bulunmasına gerek olmayan durumdur.
devamını gör...

kuruluş anayasası, aya gidiyoruz, kanal istanbul, yerli uçak, yerli uçak gemisi, yerli otomobil. hepsinin bir ortak yönü var. gerçekleşme olasılığı çeşitli nedenlerle yok ya da çok çok az.
ama kendi tabanında yarattığı coşku çok yüksek.
goebbels'in iletişim stratejisilerinden biridir. ne demiş goebbels bakalım: " söylediğin yalan ne kadar büyük olursa, inanacak kişi sayısı da o kadar çok olur".

tanım: iktidarın uçurduğu son balon
devamını gör...

bebeklere özgü olmayan harekettir efendim.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim