demet akalın sözlüğe üye olsa kullanacağı nick
dmet aklaın. evet sanırım böyle bir şey olurdu.
devamını gör...
sapıklarla baş etme yöntemleri
sapık. eski sevgililerinin fotoğrafını atıyorum yazmış utanmadan. sapık.
devamını gör...
geceye bir söz bırak
oysa canımın içi diye sevmiştim seni, sen hep içimi acıttın...
devamını gör...
kutuplaştıran değil kucaklaştıran olduk
paralel evrende yaşayan erdoğan'ın açıklamalarıdır.
devamını gör...
köpeksiz sokaklar istiyoruz
köpekleri çok minnoş bir hayvan gibi görüyoruz ama emin olun yanılıyoruz.
köpek dediğimiz hayvan bir kurt'u boğabilen, çenesi hemen hemen bir kurt kadar güçlü ve iri bir hayvan. bir ısırıkta bir insanı rahatça sakat bırakabilir.
asıl sorun sokakta köpek olması da değil aslında, köpeklerin çeteleşmesi, gruplaşması.
gruplaşınca çok tehlikeli bir hale geliyorlar ve inanılmaz saldırganlaşıyorlar.
ayrıca köpekten korkan insanlar da bir hayli fazla, köpekten değil insandan korkun gibi içi boş cümleleri söylemenin hiçbir anlamı yok. korku denen şey öyle bir iki lafla geçecek bir şey değil. kimse köpekler öldürülsün demiyor sadece sokaklardan daha iyi koşullarda yaşayabilecekleri bir yere toplanmaları hem onlar için hem insanlar için daha iyi olurdu.
köpek dediğimiz hayvan bir kurt'u boğabilen, çenesi hemen hemen bir kurt kadar güçlü ve iri bir hayvan. bir ısırıkta bir insanı rahatça sakat bırakabilir.
asıl sorun sokakta köpek olması da değil aslında, köpeklerin çeteleşmesi, gruplaşması.
gruplaşınca çok tehlikeli bir hale geliyorlar ve inanılmaz saldırganlaşıyorlar.
ayrıca köpekten korkan insanlar da bir hayli fazla, köpekten değil insandan korkun gibi içi boş cümleleri söylemenin hiçbir anlamı yok. korku denen şey öyle bir iki lafla geçecek bir şey değil. kimse köpekler öldürülsün demiyor sadece sokaklardan daha iyi koşullarda yaşayabilecekleri bir yere toplanmaları hem onlar için hem insanlar için daha iyi olurdu.
devamını gör...
günün sözü
dost edinmeye bak.
düşmanını annen bile doğurur.
mehmet akif ersoy
düşmanını annen bile doğurur.
mehmet akif ersoy
devamını gör...
kusma hissi uyandıran insan davranışları
her şeyi karşı taraftan beklemek.
sen muhteşem değilsin,çevrendeki insanlar da senin kölen değil. hayatın her anında hep senin istediklerin de olamaz.
benden uzak olsun böyle tipler.
sen muhteşem değilsin,çevrendeki insanlar da senin kölen değil. hayatın her anında hep senin istediklerin de olamaz.
benden uzak olsun böyle tipler.
devamını gör...
geceye bir şiir bırak
münacaat
bu yaşa erdirdin beni,gençtim almadın canımı
ölmedim genç olarak ,ölmedim beni leylak
büklümlerinin içten ve dışardan
sarmaladığı günlerde
bir zamandı
heves ettim gölgemi enginde yatan
o berrak sayfada gezindirsem diye
ölmedim, bir gençlik ölümü saklı kaldı bende.
vakti vardıysa aşkın,onu beklemeliydi
genç olmak yetmiyordu fayrap sevişmek için
halbuki aşk,başka ne olsundu hayatın mazereti
demedim dilimin ucuna gelen her ne ise
vay ki gençtim
ölümle paslanmış buldum sesimi.
hata yapmak
fırsatını ademe veren sendin
bilmedim onun talihinden ne kadar düştü bana
gençtim ve ben neden hata payı yok diyordum hayatımda
gergin bedenim toprağa binlerce fışkını saplar idi
haykırınca çeviklik katardım gökyüzüne
bir düşü düşlere dalmaksızın kavrayarak
bulutu kapsayarak açmadan buluta içtekini
tanıdım ademoğlu kimin nesiymiş
ter döküp soru sormak nereye sürüklermiş kişiyi.
çeşme var,kurnası murdar
yazgım
kendi avcumda seyretmek kırgın aksimi.
gençtim ya,ne farkeder deyip geçerdim
nehrin uğultusu da olur,dalların hışırtısı da
gözyaşı,çiğ tanesi,gizli dert veya verem
ne fark eder demişim
bilmeden farkı istemişim.
vay beni leylak kokusundan çoban çevgenine
arastadan ırmaklara çarkettiren dargınlık!
yola madem
çöllerdeki satrabı yalvartmak için çıkmıştım
hava bozar,yüzüm eğik giderdim yine
yaza doğru en kuduzuyla sürüngenlerin sabahlar
yola devam ederdim.
gençtim işte şehrin o yatık raksından incinen yine bendim
gelip bana çatardı o ruh tutuşturucu yalgın
onunla ben
hep sevişecek gibi baktık birbirimize.
bir kez öpüşebilseydik dünyayı solduracaktık.
oysa bu sürgün yeri,bu pıtraklı diyar
ne kadar korkulu yankı bulagelmiş gizlerimizde
hani yok burda yanlışı yoklayacak hiç aralık
bütün vadilere indik bir kez öpüşmek için
kalmadı hiç bir tepe çıkılmadık
eriyeydik nesteren köklerine sindiğimizce
alıcı kuş pençesiyle uçarak arınaydık
ah,bir olaydı diyorduk vakar da yoksanaydı
doğruydu böyle kan telef olmasın diye çabalamamız
ama kendi çeperlerimizi böyle kana buladık
gönendi dünya bundan istifade
dünya bayındırladı:
bir yakış,bir yanış tasarımı beride
öte yakada bir benî adem
her gün küsülü kaldık.
bunca yıl bu gücenik macera beni tutuklu kılan
artık bu yaşa erdirdin beni,anladım
gençken almadın canımı,bilmedim
demek gökten ağsa bile tohum yürekten düşecekmiş
çünkü hataya bağışık büyük hatadan beri nezaret yer
çiğ tanesi sanmak ne cüret,gözyaşıymış
insanın insana raptolduğu cevher.
şimdi tekrar ne yapsam dedirtme bana yarabbi
taşınacak suyu göster,kırılacak odunu
kaldı bu silinmez yaşamak suçu üzerimde
bileyim hangi suyun sakasıyım ya rabbelalemin
tütmesi gereken ocak nerde?
ismet özel
bu yaşa erdirdin beni,gençtim almadın canımı
ölmedim genç olarak ,ölmedim beni leylak
büklümlerinin içten ve dışardan
sarmaladığı günlerde
bir zamandı
heves ettim gölgemi enginde yatan
o berrak sayfada gezindirsem diye
ölmedim, bir gençlik ölümü saklı kaldı bende.
vakti vardıysa aşkın,onu beklemeliydi
genç olmak yetmiyordu fayrap sevişmek için
halbuki aşk,başka ne olsundu hayatın mazereti
demedim dilimin ucuna gelen her ne ise
vay ki gençtim
ölümle paslanmış buldum sesimi.
hata yapmak
fırsatını ademe veren sendin
bilmedim onun talihinden ne kadar düştü bana
gençtim ve ben neden hata payı yok diyordum hayatımda
gergin bedenim toprağa binlerce fışkını saplar idi
haykırınca çeviklik katardım gökyüzüne
bir düşü düşlere dalmaksızın kavrayarak
bulutu kapsayarak açmadan buluta içtekini
tanıdım ademoğlu kimin nesiymiş
ter döküp soru sormak nereye sürüklermiş kişiyi.
çeşme var,kurnası murdar
yazgım
kendi avcumda seyretmek kırgın aksimi.
gençtim ya,ne farkeder deyip geçerdim
nehrin uğultusu da olur,dalların hışırtısı da
gözyaşı,çiğ tanesi,gizli dert veya verem
ne fark eder demişim
bilmeden farkı istemişim.
vay beni leylak kokusundan çoban çevgenine
arastadan ırmaklara çarkettiren dargınlık!
yola madem
çöllerdeki satrabı yalvartmak için çıkmıştım
hava bozar,yüzüm eğik giderdim yine
yaza doğru en kuduzuyla sürüngenlerin sabahlar
yola devam ederdim.
gençtim işte şehrin o yatık raksından incinen yine bendim
gelip bana çatardı o ruh tutuşturucu yalgın
onunla ben
hep sevişecek gibi baktık birbirimize.
bir kez öpüşebilseydik dünyayı solduracaktık.
oysa bu sürgün yeri,bu pıtraklı diyar
ne kadar korkulu yankı bulagelmiş gizlerimizde
hani yok burda yanlışı yoklayacak hiç aralık
bütün vadilere indik bir kez öpüşmek için
kalmadı hiç bir tepe çıkılmadık
eriyeydik nesteren köklerine sindiğimizce
alıcı kuş pençesiyle uçarak arınaydık
ah,bir olaydı diyorduk vakar da yoksanaydı
doğruydu böyle kan telef olmasın diye çabalamamız
ama kendi çeperlerimizi böyle kana buladık
gönendi dünya bundan istifade
dünya bayındırladı:
bir yakış,bir yanış tasarımı beride
öte yakada bir benî adem
her gün küsülü kaldık.
bunca yıl bu gücenik macera beni tutuklu kılan
artık bu yaşa erdirdin beni,anladım
gençken almadın canımı,bilmedim
demek gökten ağsa bile tohum yürekten düşecekmiş
çünkü hataya bağışık büyük hatadan beri nezaret yer
çiğ tanesi sanmak ne cüret,gözyaşıymış
insanın insana raptolduğu cevher.
şimdi tekrar ne yapsam dedirtme bana yarabbi
taşınacak suyu göster,kırılacak odunu
kaldı bu silinmez yaşamak suçu üzerimde
bileyim hangi suyun sakasıyım ya rabbelalemin
tütmesi gereken ocak nerde?
ismet özel
devamını gör...
askeri ücret
bir kelimeyi kullandığı için insanları cahil ilan eden yazarımızın açtığı başlıktır. cahillik bilmemek değildir, öğrenmeyi reddetmektir.
devamını gör...
her yerde olan suriyeliler neden sözlükte yoklar sorunsalı
(bkz: eserinle gurur duy yoldaş)
devamını gör...
konstantinopolis
konstantinos’un seçtiği bu şehir o zamanlarda 20.000 kişinin yaşayacağı büyüklükte bir yerleşim yeri olarak geçmekteydi. şehrin inşasına muhtemelen 324 yılında başlanıldı. konstantinos, şehri düşmanlara karşı korumak için kara tarafını marmara’dan haliç’e kadar uzanan bir surla çevirtmiştir.
yeni başkente saray, senato binası, hipodrom ve forum yapılmıştır. sanat eseriyle süslenen şehir 11 mayıs 330’da kırk gün süren eğlenceler sonunda resmen açılmıştır. başkent, yeni roma (nea roma), ikinci roma (secunda roma) veya kurucusunun adını alarak konstantinopolis geçmektedir.
yeni başkente saray, senato binası, hipodrom ve forum yapılmıştır. sanat eseriyle süslenen şehir 11 mayıs 330’da kırk gün süren eğlenceler sonunda resmen açılmıştır. başkent, yeni roma (nea roma), ikinci roma (secunda roma) veya kurucusunun adını alarak konstantinopolis geçmektedir.
devamını gör...
ne mutlu türk'üm diyene
mustafa kemal atatürk'ün, onuncu yıl nutku'nda cumhuriyet bayramı için söylediği en güzel sözdür.
her zaman izindeyiz.
her zaman izindeyiz.
devamını gör...
size laf sokulan entryi beğenen yazar
beyin otomatik şekilde düşman olarak algılıyor. hatta laf sokmaya çalışandan bile daha sevimsiz görünüyor gözüme.
devamını gör...
petition of rights
ingiliz tarihinde magna carta’dan sonra gelen önemli bir belgedir. magna carta’dan sonra parlamento kralın mutlak gücünü artırmaya yönelik her girişiminde bir belge yayımlamış ve bu gücün sınırları olduğunu ona hatırlatmak istemiştir. işte bu süreçteki ilk belge petition of rights’tır.
1625 yılında tahta geçen ı. charles ‘ın mutlak iktidarın kralın hakkı ve ödevi olduğunu öne sürmesi parlamentoyu rahatsız etmiştir. üstüne bir de parlamentoya danışmadan ispanya ve fransa’ya savaş ilan edip savaşın doğurduğu maddi külfetin karşılanmasını ağır vergiler ile taçlandırmıştır. parlamento bu ağır vergileri reddedince charles birkaç kez parlamentoyu feshetmiş fakat her yeni gelen parlamento kararında direnmiş ve neticede charles’ı uzlaşmaya mecbur bırakmıştır. charles’ı sıkıştıran parlamento savaşın devamında gerekli maddi kaynakların temini karşılığında 17 haziran 1628 yılında petition of rights’i imzalamayı kabul etmesini sağlamıştır.
belgenin girişinde geçmişe yönelik bazı hatırlatmalar yapılmış ve kralın yetkilerinin sınırlı oluşu bir kez daha vurgulanmıştır. belgede yer alan düzenlemelere göre: “insanlar hakim kararı olmadan ya da savunması alınmadan tutuklanamayacak, hapsedilemeyecek, canından ve bir uzvundan mahrum edilemeyecek, kötü muameleye maruz bırakılmayacaktır. ayrıca parlamento tarafından kabul edilmedikçe kimse vergi vermeye zorlanamayacaktır”.

belgenin önemli özelliklerinden biri de magna carta’da olduğu gibi tanınan hakların yalnızca soylu sınıfı ile sınırlı kalmadan bütün ingiliz halkını kapsamasıdır.
ancak gelip görelim ki charles belgeyi imzalasa da parlamentonun işleyişine engel olmaya devam etmiş, parlamentoyu bir kez daha feshetmiş ve 11 yıl boyunca toplantıya çağırmamıştır. ardından bazı parlamento üyelerinin hapise atılması üzerine kral ve parlamento yanlıları arasında bir iç savaş çıkmıştır. 1648’de biten savaşta ı. charles yenilmiş ve parlamento önünde kurulan mahkemede yargılanarak idam cezası verilmiş, 1649 yılında da idam edilmiştir.
1625 yılında tahta geçen ı. charles ‘ın mutlak iktidarın kralın hakkı ve ödevi olduğunu öne sürmesi parlamentoyu rahatsız etmiştir. üstüne bir de parlamentoya danışmadan ispanya ve fransa’ya savaş ilan edip savaşın doğurduğu maddi külfetin karşılanmasını ağır vergiler ile taçlandırmıştır. parlamento bu ağır vergileri reddedince charles birkaç kez parlamentoyu feshetmiş fakat her yeni gelen parlamento kararında direnmiş ve neticede charles’ı uzlaşmaya mecbur bırakmıştır. charles’ı sıkıştıran parlamento savaşın devamında gerekli maddi kaynakların temini karşılığında 17 haziran 1628 yılında petition of rights’i imzalamayı kabul etmesini sağlamıştır.
belgenin girişinde geçmişe yönelik bazı hatırlatmalar yapılmış ve kralın yetkilerinin sınırlı oluşu bir kez daha vurgulanmıştır. belgede yer alan düzenlemelere göre: “insanlar hakim kararı olmadan ya da savunması alınmadan tutuklanamayacak, hapsedilemeyecek, canından ve bir uzvundan mahrum edilemeyecek, kötü muameleye maruz bırakılmayacaktır. ayrıca parlamento tarafından kabul edilmedikçe kimse vergi vermeye zorlanamayacaktır”.

belgenin önemli özelliklerinden biri de magna carta’da olduğu gibi tanınan hakların yalnızca soylu sınıfı ile sınırlı kalmadan bütün ingiliz halkını kapsamasıdır.
ancak gelip görelim ki charles belgeyi imzalasa da parlamentonun işleyişine engel olmaya devam etmiş, parlamentoyu bir kez daha feshetmiş ve 11 yıl boyunca toplantıya çağırmamıştır. ardından bazı parlamento üyelerinin hapise atılması üzerine kral ve parlamento yanlıları arasında bir iç savaş çıkmıştır. 1648’de biten savaşta ı. charles yenilmiş ve parlamento önünde kurulan mahkemede yargılanarak idam cezası verilmiş, 1649 yılında da idam edilmiştir.
devamını gör...
hayat mı yorar insanlar mı sorunsalı
insanlar zorlaştırır hayatı diye cevap verebileceğim başlıktır. insanlar değersizleştirir ve insanlar daima hep daha iyisini ister. elde edemedikleri zaman ise hüzüne boğulurlar. başka insanları suçlayarak kendini tatmin etmeye çalışırlar. isteklerimiz ve emellerimiz doğrultusunda biraz daha acı biraz daha hüzün duymaktayız. hayatın suçu olmadığını savunabilirim, tüm suç bizlerde.
devamını gör...
havadis
bir umut_yazar ukdesidir.
olaylar, haberler anlamına gelir. arapça kökenli bir kelimedir. hadis ve hadise kelimelerinin çoğul şeklini ifade eder fakat dilimizde tekil anlamında kullanılır.
olaylar, haberler anlamına gelir. arapça kökenli bir kelimedir. hadis ve hadise kelimelerinin çoğul şeklini ifade eder fakat dilimizde tekil anlamında kullanılır.
devamını gör...
rüyada görülen kişiye aşık olmak
yaşadığım durumdur. kendisini tanımıyorum, üst üste birkaç ay arayla görmüştüm onu. konuşunca sohbet hiç bitmiyordu. çok zeki ve bilgiliydi. rüyanın etkisinden birkaç gün çıkamamıştım. ama her şeyin bir sonu vardır, o da gitti.
devamını gör...
24 ocak 2021 istanbul'da barajların doluluk oranı
iski verilerine göre, istanbul'da barajların doluluk oranı yüzde 32,38'e yükseldi.
9 ocak 2021 tarihinde istanbul'da barajların doluluk oranı %20'nin altına düşmüş durumdaydı. son zamanlarda yaşanan yağışların gelmesiyle 15 gün içerisinde bu oran %32 seviyesini geçmiş durumda.
meteoroloji verilerine göre bugünden itibaran 4 gün yağış beklenirken daha sonrasında karla karışık yağmur döneceği tahmini yapılıyor.
kaynak
9 ocak 2021 tarihinde istanbul'da barajların doluluk oranı %20'nin altına düşmüş durumdaydı. son zamanlarda yaşanan yağışların gelmesiyle 15 gün içerisinde bu oran %32 seviyesini geçmiş durumda.
meteoroloji verilerine göre bugünden itibaran 4 gün yağış beklenirken daha sonrasında karla karışık yağmur döneceği tahmini yapılıyor.
kaynak
devamını gör...

