behçet necatigil hocanın derlediği bir masal kitabıdır.

tutiname, bir masal kitabıdır ki daha evvelki zamalarda binbir gece masalları diye bilinen kitabın bir farklı halidir. ünlü şairimiz behçet necatigil’in kaleminden bize aktarılan bu masal kitabının doğu kökenli olduğu malum olsa da türkçeye kim tarafından çevrildiği kati olarak bilinmemektedir.

tacir said güzellikte eşi benzeri bulunmaz ay yüzle karısı mah-ı şeker bırakıp tüccarlık yapmak için şehri terk etmek zorunda kalır. ancak korkusu odur ki karısı mah-ı şeker bir beyzadeye gönlünü kaptıra ve tacir said’e ihanet ede. bunun içindir ki bir tuti edinir ve karısına der ki “eğer bir şey yapacaksan önce bilge tuti’ye danış.”

tüccar gider ve mah-ı şeker, ay gibi parlak bir beyzadeye gönlünü kaptırır. gider tuti’ye danışır. tuti can derdine düşer ama sahibine de vefasızlık etmek istemez. başlar anlatmaya.

mah-ı şeker her gece sorar “nasıldır o hikaye?” ve tuti anlatırda anlatır, ta ki gün ışıyıncaya ve mah-ı şeker’in beyzadeye gitme ihtimali kalmayana dek. tam otuz gün anlatır tuti, tacirleri, çakalları, sultanları, aslanları, kedileri, tutileri…

her gecenin sonunda “savulun biçareler öteye/ çün kaldı divan erteye” denir. zira tuti mah-ı şeker’i bir gece daha ihantten kurtarmıştır.

tuti’nin manası papağandır. bir bilge papağan dile gelir de anlatır mah-ı şeker’i. evvel olanları nakleden bilgeler der ki “papağanları konuşturmak için şeker vermek gerekir” ama mah-ı şeker’in buna ihtiyacı yoktur. adında ve sıfatında saklı şeker papağanı konuşturmaya yeter.
devamını gör...


sevgi, eşitlik ve özgürlük temeline dayanır. eğer taraflardan birinin boyun eğmesi ve bütünselliğini yitirmesi temeline dayanıyorsa, ilişki nasıl ussallaştırılırsa ussallaştırılsın, hangi kılıf altında gösterilirse göste­rilsin , mazoşist bir bağımlılıktır.


özgürlükten kaçış-eric fromm
devamını gör...

geldim gördüm ve yaşamadan gidiyorum.
devamını gör...

gerçekten böyle bir şey olabilir mi ya? sorusunu sordurmuştur.
edit: başlık sazan avıdır. (bkz: grup psikolojisinin sözlükteki önemi)
devamını gör...

son zamanlarda sözlükte fazlaca bulunan ve linç kültürüyle kolaylıkla paralellik gösterebilen kültür.

bir kişi fitili ateşleyince hemen arkası geliyor. olumlu veya olumsuz, hiç fark etmiyor. aslında iki farklı düşünceyi savunan kişiler* aynı şeyi eleştiriyor ve eleştirdikleri şeyin tam zıttını yapıyor fakat mantık olarak aynı hareket ve ben buna anlam veremiyorum.

bir taraf cicili bicili yorumlardan ve kankacılıktan şikayetçi. anlayabiliyorum, fakat bunu belki de amaçları o olmasa da linç kültürü'nden destek alarak belirtiyorlar.

bir diğer taraf bu eleştirilerden rahatsız, bunu da anlayabiliyorum. fakat eleştiri olabilir, elbette ben özel mesaj yolu ile bunun belirtilmesi ve ulu orta paylaşılmaması taraftarıyım. paylaşılıyorsa da üslup çok önemli. ama yapacak bir şey yok, küfür falan varsa zaten tanım kaldırılır, eğer üslupta sıkıntı yoksa da eleştiri sadece olumlu değil olumsuz da yapılır. tabii şunu da ekleyeyim; aşağılayıcı, seviyesizce yorumlar da yapılabiliyor biliyorum. öyle kişiler bunu kendilerini sevmedikleri için yapıyorlar. görmeyin gitsin.

son olarak, üstteki olaydan bağımsız* yine anlam veremediğim, sadece karşısındakini yermek ve açığını sözlüğe dökmek olarak programlanmış yazarları görüyorum. arkadaşlar tartışma böyle mi yapılır? sağlıklı iletişim gerçekten önemli, bir kez daha anladım. bir taraf eleştirmeye ya da açığını sözlüğe aktarmaya başlayınca (çok gereksiz) hemen eleştirilen kişi de karşı atağa aynı üslupla gidiyor (yine çok gereksiz).
birbirinizden ne farkınız var*.
bir de dipnot geçmek istiyorum, sözlükte hep z kuşağı eleştiriliyor lakin bu saçma tartışmamsı olaylar hep daha eski kuşakların başının altından çıkıyor. bu da böyle alenen görülebilen basit bir tespit olsun.

edit: karşı tarafı eleştiren (ciciler ve linççiler) kişilerin hiçbirine katılmıyorum aslında. birine 'sen bunu yapma' demeye haddimiz yok çünkü. karşı düşünceler birbirlerine bunu söylüyor. linç kültürünü sevmiyorum ama kankacılığı da sevmiyorum. benim sevmemem bunu yapın ya da yapmayın demem için yeterli değil. neyse, şu sıralar fazlasıyla hasta olan ama yine de sözlüğe ara ara bakmaya çalışan armysuzy'nin düşüncelerine eşlik ettiniz. keyifli sözlükler.
devamını gör...

dışarıda - sosyal hayatta- şaşkın davranışları olan, ö-nü-me ge-le-ne bir tek-me modunda garip bir insan olan beni bile içine çekmiş mevcut olan ciddiyettir. o okuldan içeri girdiğim an bir garip tutankamon oluveriyorum. düşman başına.
(bkz: akademinin laneti)
devamını gör...

çok mutluyum şu an. az önce hafif üşüyerek uyandım yataktan. odanın penceresi açıktı ve rüzgar çok güzel esiyordu. yemin ediyorum harika bir his. özlemişim bugünleri.
devamını gör...

affetmek. ama üzülmeyin en sonunda( burada en son dediğimiz zaman herkes için farklı olabiliyor kimi ilk hatada silip atıyor kimi binincide) zaten affedecek son parçanız da elinizden uçup gittiğinde istesenizde artık yapamayacağınız eylem. sonuçta kendimi kaybettiğimden aslında çok bir şey kaybetmemiş gibi hissettim daha doğrusu hissiz kaldım ama kaybeden birileri oldu.
devamını gör...

mezun oldun hala iş yok mu ? yaşın geçiyo ne zaman evleniceksin ?
devamını gör...


bir toplantıda, bir genç mehmet akif’i küçük düşürmek ister ve; “affedersiniz, siz veteriner misiniz?’”diye bir soru yöneltir. mehmet akif hiç istifini bozmadan “evet, bir yeriniz mi ağrıyordu?” şeklinde gence cevap verir.

.
devamını gör...

christopher nolan'ın ne kadar efsanevi bir yönetmen olduğunu gözler önüne seren bir baş yapıt.

kurgu, hikaye akışı, oyuncular vs. her şey o kadar mükemmel ki. en güzel uyum müzikle hans zimmer - ınterstellar



baba-kız ilişkisini dramatize edenleri görüyorum ve şaşırıyorum. filmin içerisinde bilim kurgu/macera yanı sıra belki başka kategorizeler yapılabilir ama kesinlikle bu dram değil!
çünkü ortada bir baba-kız ilişkisi yok. cooper karakteri babalık hissiyatını veremeyecek kadar içindeki o büyük ben duygusundan ayrışamamış bir adam. her koşulda kibiri ve bencilliği baskın geliyor. o görevi kabul edip uzay ayak basması da zaten dünyayı ve insanlığı kurtarma bilincinden değil, içindeki o ilkel dürtüyü kontrol edemediğinden.
misal (bkz: inception) leonardo'nun canlandırdığı cobb karakteri tam bir baba simgesiydi, kurgunun temeli dahil her şeyi evlatlarına kavuşabilmek adına yapıyordu ve bu hissiyatı yansıtıyordu izleyiciye.
ama cooper maalesef adamım sen bu hikayenin cefakar babası değilsin.*

oğluna üvey evlat muamelesi yapan sensin, kızının sözünün hiç bir ehemniyeti yok gözünde, vurdumduymaz, memnuniyetsiz, kendi bildiğini okumaktan, kafanın dikine gitmekten başka birşey bilmeyen adamın tekisin.
"beni değil onu seçmisler" derken bile içten içe kızını kıskanıyorsun. neden ben değil o
bir anlığına da olsa bunu düşündüğüne eminim.
boyutun icinde yer alan kitaplığın arkasından kızının odasına bakarken, geçmişi tekrar yaşaman lanse ettiğin gibi bir pişmanlık yaratmadı. kızına gitmeme izin verme diyerek ağlarken bile zaaflarına yenik düşüyorsun.
ulen son sahnede kızın yaşlanmış, yoğun bakımda kablolara bağlı senden beter halde, etrafta yüzlerini bile görmediğin isimlerini bilmediğin torunların var. adam hala maval okuyor.
yuhh be duygusuz ...
hiç mi vicdan yok be sende bari son zamanlarında kızının yanında olsaydın.
murphy sen çok akıllı bir kızsın canım benim ama babanın kızı degilsin, iyi ki .


devamını gör...

hiç bir böceğin hak etmediği bir duygu
gayet sempatik bulurum kendilerini.
oturduğum bir evde geceleri (bkz: gümüş böceği) çıkardı. çocuklar korkmasın diye isim vermiştim ona. onun adı mustafa, o da bizim evimizde yaşıyor demiştim.
öyle ki çocuklar eve gelen misafirlere mustafa'yı kırk yıllık dostları gibi tanıtırdı.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

bence psikolojik çözümlemeleri çok iyi olan film.

film 3 aileyi konu alıyor; zengin aile, ailenin kızına ders veren oğlumuzun familyası ve evde çalışan hizmetçi ablamızın ailesi.

film ağır ilerlese de tahmin edilemezlik barındırdığı için izleyiciyi kopmadan içinde tutmayı başarıyor.

film garibanın her yerde gariban olduğunu gösteriyor. para her şeydir romalılar!
devamını gör...

herkesin en doğal hakkıdır.

buna bütün kendi inançlarım ve değerlerim ile alay edilmesi de dahildir.

sizin küçük inançcıklarınız insanların ifade özgürlüğünden değerli değil yani.*
devamını gör...

bir maddenin vücuda alındığında karsinojenik potansiyeli olup olmadığını göstermeye yarayan testtir.
bu test mutasyona uğrayan bir hücreye diğer bir mutasyon ya da geri mutasyon uygulaması yapılarak hücrenin orijinal haline benzer bir duruma getirilmesi temeline dayanır.
testte kullanılan mikroorganizmalardan en yaygın olanı salmonella typhimurium'dur.
devamını gör...

trabzonsporun genç ve başarılı file bekçisi.kova falan diyenler olmuş şaka gibi gerçekten,önünde öyle bi tandem öyle bir orta saha varken uğurcan ne yapsın kardeşim?öyle bi eleşirmişlerki sanırsın önünde ramos pique ikilisi falan oynuyor da uğurcan geleni gideni içeri alıyormuş gibi.son derece geleceği parlak olan bir kardeşimizdir,yaşı genç yan toplarda da cepheden gelen toplarda da gayet başarılı ki son transfer döneminde çok fazla transfer teklifi almasıda iyi bir kaleci olduğunun göstergesi. not;galatasaraylıyım
devamını gör...

nickaltım çıktı sandım.
devamını gör...

eypio dışında ele alınır bir jürisi olmadığını düşündüğüm yarışma.

popülere bağlılığınız göz kamaştırıcı ancak biraz ciddiye alsaydınız keşke. eminim yine de popülerler arasından daha iyilerini de bulabilirdiniz.
devamını gör...

vura vura dip oldum

ona buna dert oldum

yana yana söndüm

çelindi gönlüm

yaşamadan öldüm
devamını gör...

çok usta bir yalancı ve usta bir propagandacıdır. hitler döneminde propaganda bakanlığı görevini üstlenmiştir.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim