up
devamını gör...

tolere et bakalım, hadi, pandemi veya daha öncesi. zaman farketmez!
ceren özdemir pırıl pırıl , gözünden ışık ve umut fışkıran bir öğrenciydi. şimdi bir mezarlıkta yatıyor. çü- rü- yor....
hadi tolere et bakalım. sen ki, 23 nisan ' da küçücük çocuĝa ikramda bulunmamış bir insansın. neden?
çok dindarsın ya sen?
çok hassssssssaaaasss.
şiddetin, öldürmenin, acının telafisi yoktur derya hanım.
bakan olabilirsin. ama gören değilsin.
devamını gör...

angaralı yemini.
devamını gör...

vazgeçilmezdir özellikle filtre kahve
devamını gör...

atıfta bulunulan tanımda hepsini birebir üstüne basa basa söylediğim başlık.
ben farklı bir şey demedim ki,
sadece biraz dikkat dedim, haa uymazsa da kendimize göre yer buluruz dedim.

birilerinin neden bu kadar zoruna gitti, anlamadığım durum .

bakın atıfta bulunduğunuz tanımda neler demişim.

edit 1 : 'çünkü farklı yaş, farklı eğitim, farklı kültürlerden insanlarız hepimiz .

benim söylemim diğer bir yazara ters gelebildi , başka bir yazarın söylemi isteği de bana ki bundan doğal birşey olamaz.'

edit 2 : ' bu kesinlikle birilerini yargılama sorgulama meselesi değil, lütfen yanlış anlamayın,
bu, kendimize, yaşımıza, düşüncelerimize daha fazla uyan bir yer arayışı meselesi .
yoksa, gençlerin çoğunlukta olduğu bir yerde, gelin sabah akşam ekonomi , siyaset vs konuşalım deme gibi bir lüksümüz zaten olamaz.'

edit 3 : 'bunu bir tercih, kültür, kuşak çatışması biçimine dönüştürmeden,
biraz daha dişe dokunur başlıklar açacak, tanımlar yapacak yazar kapasitesi var burada, bundan eminim ben,'

edit 4 : ' benim bu eleştirilerim yıkıcı değil, yapıcı eleştiriler, bu şekilde devam edemez, ederse de belli bir seviyenin üstüne çıkamaz diyorum bütün iyi niyetimle .'

evet, söylediklerimin özü bu, gerisi teferruat.
şimdi soruyorum size , bu söylediklerim yanlış mı,
ve neresi kötü, yıkıcı eleştiri ?

yapmayın lütfen, ben 3 aydır burada gördüklerimi paylaştım ama birileri bundan çok rahatsız oldu nedense .

haksızlık etmeyin, yazdıklarım herkesin gözü önünde, bu karalamalara gerek yok .
devamını gör...

tarihçi, profesör. cumhuriyet tarihinin ilk kadın tarihçilerindendir. erken dönem cumhuriyet toplumunun oluşmasında ve toplumda kadının rolü üzerine büyük rol oynamıştır. türk tarih tezi'nin yaratıcılarındandır. türk tarih kurumu'nun da kurucuları arasındadır.
devamını gör...

ana maddesi ve olmazsa olmazı havuç, fındık ya da antep fıstığı, karanfil, tarçın, zerdeçal, zencefil gibi baharatlarla hazırlanan siyah lokum görünümünde olan bir tatlı.
devamını gör...

eczanede çalıştığım yıllar; meşhur 2000 yazı herşey çok güzelken.

gece nöbetteyiz, yazlık yer olduğu için yaz geceleri nöbetlerde oldukça yoğun geçmekte. yine o yoğunlukta artık gecenin ilerleyen saatlerinde eczanenin bir köşesinde toplandık dinlenip muhabbet ediyoruz. o sırada bir müşteri geldi. arkadaş hemen atıldı ben bakarım diye. buyrun dedi. adam "okey" istedi. ama bizim arkadaş gecenin yorgunluğundan olacak orkidlerin olduğu tarafa yöneldi. ben bir bombanın geldiğini hissettim. orkidlere elini uzatttı tam dönüp adama verecekken bir anda durdu ve bizi yere seren o soruyu sordu. abi kanatlı mı? kanatsız mı? adamın şaşkınlığına mı gülersin, arkadaşın şapşallığına mı. adam cevap veremedi. arkadaş olayı çözmeye çalışıyor. ben yerde gülüyorum.
devamını gör...

bir diğer ismi hipertrikoz olan bu hastalığa sahip kişilerin vücudundaki tüm tüyler anormal miktarda uzar. bu kişide tabiri caizse kurt adam görünümü oluşturur.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

nadir görülen bir hastalıktır ve dünyada 50 civarında kişinin bu hastalığı taşıdığı biliniyor. jeneralize* ve lokalize* olmak üzere iki türü vardır. doğuştan olabileceği gibi sonradan da kazanılabilir.

19. ve 20. yüzyılın başlarında julia pastrana gibi birçok sirk sanatçısında hipertrikoz rahatsızlığı bulunmaktaydı. bunların birçoğu hilkat garibesi gibi çeşitli yaratık gösterilerinde hem insan hem de hayvan özelliklerine sahip kişiler şeklinde lanse edilerek kullanılmıştı.


kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
filim severler için önereceğim bir film de var bu hastalığı konu alan: the lion women
devamını gör...

daha az acıtandan daha çok acıtana göre bir sıralamayla acılarımdan koleksiyonlar yapıp hepsini içimde biriktiriyorum.
devamını gör...

ben bunların hepsini letgo da paylaştım.
devamını gör...

girişiyle, gelişmesiyle sonuna kadar katıldığım bir kesit olmuş. emeğinize sağlık sayın yazar.

çürük limonların azaldığı, sağlamların meydana çıkıp "weee areee the champiiiion" diye nara attığı eski sözlük olmamız dileğiyle.
devamını gör...

alp dağları'nın yüksek mi yüksek kesimlerinde nazlı nazlı yetişen ve kokusunun şeker ile balın karışımına benzetildiği çiçek.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

hayli nadir görülen bir çiçektir. bulana şans, mutluluk getireceğine inanılır. çiçeğin ismini kelime kelime ayırırsak; edel soylu, weiss ise beyaz anlamına gelir ve türkçe anlamı "değerli, kıymetli beyaz'dır. taç yapraklarının boyutu yaklaşık üç-beş santimetredir ve sekiz tane kadar küçük beyaz yapraktan oluşur. latince ismi leontopodium alpinum olan çiçeğin bilinen otuza yakın çeşidi var. nadir bir bitki türü olduğunda artık koruma altına alınmış.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

efsanelerden birine göre;
"alp dağları'nın görkemle parladığı bir gece, dağ tanrısı, öfkesinden yeri göğü inletmiş. öyle çok sinirlenmiş, öyle çok bağırmış ki; gökyüzündeki yıldızlardan, dağlara kadar birçok canlı korkuyla titremeye başlamış. en sonunda alp dağları çatlamış ve gökyüzünden korkuyla kopup düşen yıldızlar bu çatlakların içerisine düşüvermiş. dağ tanrısı'nın karısı bu duruma çok üzülmüş, ağlamış. o ağladıkça gözyaşları yıldızların üzerine düşmüş. düştüğü yerde de hepsi göz alıcı ihtişamdaki birer çiçeğe dönüşmüş."
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

ayrıca 1907 yılından beri avusturya imparatorluğu'na bağlı birliklerin sembolü haline gelmiştir.
devamını gör...

aerodinamik harikası bıyıklı varlık.

dünyanın sekizinci falan değil birinci harikası olabilir aslında direkt.
devamını gör...

kafka'nın vasiyetidir dönüşüm'ün kapağında herhangi bir böcek tasvirinin olmaması. neden birçok yayınevi böcek tasvirini kullanmış bilinmez fakat eğer kitabı almayı düşünüyorsanız buna dikkat etmenizi ya da çevrenizle bu bilgiyi paylaşmanızı rica ederim.

dünya edebiyatının en ünlü giriş cümlelerinden birine sahip bu kitap, "gregor samsa bir sabah huzursuz uykusundan uyandığında kendini yatağında devasa bir böceğe dönüşmüş buldu." dönüşmek, üstelik bir böceğe dönüşmek o kadar ürkütücü geliyor ki. insan ruhuyla, insan duyguları ve düşünceleriyle bezenmiş bir böcek... ne kadar yalnız ve anlaşılmaz hisseder kim bilir, sesini ne güçlüklerle duyurmaya çalışır.. peki etrafı duyabilir mi onu? belki anlamaya bile çalışmaz. o zahmete girmezler.

kafka öyle bir yazar ki, bir böcekle empati kurmamıza olanak sağlarken aynı zamanda bir böceğe dönüşen insanla empati kurmamıza imkan sağlıyor. bir ailenin bile hareketlerinin menfaatle şekillenebileceğini gösteriyor.
zaten bu kadar başarılı aktarımının nedeninin kendi ailevi meseleleri olduğunu düşünüyorum. franz kafka'nın babaya mektup eserini okuyanlar bilir, kafka'nın, babasıyla arasındaki anlaşmazlık ve çatışmaları aktardığı mektubudur bu eser. bu yüzden bence mektubu okuduktan sonra dönüşüm'ü okumak daha anlamlı gelebilir.
devamını gör...

çoğu zaman kendi istekdiklerini çocuklara yaptırabilmeleri için söyledikleri yalanlardır.

"eğer bunu yaparsan istediğin bisikleti alırım."
"eğer benim sözümden çıkmazsan sana en pahalı ayakkabıyı alırım."
devamını gör...

(bkz: kanzuk kim a**)
devamını gör...

yüksek miktarda yetenek ve mizah içeren bir çalışma. tebrik ederim değerli kardeşim, epey bir gergin olan bünyemin seratonin ve dopamine gark olmasına neden olduğun için.*
devamını gör...

vay arkadas, yillar sonra canim kumpir cekti. fani hayatiz sonucta hadi dedik eski gunleri analim, adam 40 lira yazmis. malzemeler de zeytin sosis vs kalabalik gozuksun diye ketcap mayonez yazmis. lan patitis lan patitis.
devamını gör...

manipülasyona açık olmak... evet maalesef bazı davranışlarımızla manipülatörlerin ağına düşüyoruz, sonra da bizimle kedinin fareyle oynadığı gibi oynuyorlar. mesela, kendimizi anlatma ve onaylanma isteğimiz. kendinizi her anlattığınızda sizi anlamıyormuş gibi yaparlar. muhtemelen siz iyi niyetli, saf birisiniz ve bir gün gelecek, ona kendimi anlatabileceğim ve bir gün gelecek bana hak verecek umuduyla kendinizi anlatır durursunuz ama o sizi anlamıyormuş gibi yaparak manipüle eder, ayarlarınızı bozar, dengenizi altüst eder. şimdi her seferinde aynı tongaya düşmenin anlamı ne? bu kısırdöngüden ancak kendimizi anlatmaktan vazgeçerek kurtulabiliriz. kısa cümlelerle geçiştirerek, onay beklemeden kendi arkamızda durarak manipüle edilmekten kurtuluruz. o sizin içinizdeki çocuğun onaylanma isteğinin farkında ve bunu esirgeyerek kontrolü elinde tutuyor. başkasından onay beklemeden kendi kendimizi onaylamayı öğrenirsek, o da ayarlarımızı bozamaz. manipülatörün oyununu bozmak, bizim elimizde. kendimizle* yüzleşecek kadar cesur olursak, hiç kimse bizi üzemez, yoramaz, incitemez ve manipüle edemez.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim